23 Ekim 2016 Pazar

MILENA'YA MEKTUPLAR

MILENA'YA MEKTUPLAR

(Briefe an Milena)

Franz Kafka

Almanca aslından çeviren: Esen Tezel

Can Yayınları

23. Basım - Mayıs 2016

395 sayfa


Milena (Jasenska) Pollak, Kafka'nın kitaplarının çevirmeni.

1920'de başlayan mektuplaşmaları 1923'e kadar sürmüş.

Mektuplarına önceleri "Sevgili Bayan Milena" diye başlayıp "En içten selamlarımla Kafka", "İçtenlikle Kafka" diye bitirirken sonra sonra sadece Milena ya da hitapsız direkt konuya giriş ve "Senin Kafkan", "Senin Franz" "Senin K" "Senin F" diye bitiriyor.

Kafka, kitaplarının çevirileri ve yeni öyküleri hakkında yazdığı gibi günbegün başından geçenleri, düşündüklerini, geçmişini, Milena'ya olan sevgisini yazıyor.

(Milena'nın mektupları ise yok.)

*

Milena 24 yaşında evli bir kadın.

Kafka 38 yaşında iki kez nişanlanmış, sonra evliliğin eşiğinden dönmüş.

Mektuplaşmaları ile düpedüz Milena'nın kocasını aldatıyorlar. Ama Kafka, Adem ile Havva'nın elma yeme hikayesinden yola çıkıp "Belirleyici olan, elmanın ısırılmasıdır; onunla oynamak belki serbest sayılmaz, ama yasak da değildir." diyor. sf.214

Hadi oradan.

Aldatmışsınız işte ama bence kötü olmamış.

Çünkü Milena'nın kocası da Milena'yı aldatıyormuş.

İnşallah Kafka ile Milena sevişmiştir de. Bir ara Viyana'da dört gün geçirmişler beraber. Belki o sırada bir şeyler olmuştur. "Viyana'da Dört Gün" Çok güzel film ismi olur bundan, yapsalar ya bunun filmini. 

( Gerçi Kafka'nın yazarken aldığı zevki sevişirken aldığını zannetmiyorum.) (Zaten de bundan bana ne.)

Biliyor hiçbir zaman birlikte olamayacaklarını. "Kesin olan az şey var, asla birlikte yaşayamayacak olmamız da bunlardan biri, aynı evde, beden bedene, aynı masada, asla, aynı şehirde bile olamayacağız." sf.269

Bazen mektuplaşmaya son verme kararı alıyorlar ama sonra yine mektuplaşmaya devam ediyorlar. 

Kafka bir yandan delicesine mektup istiyor:

"İnsan şöyle bir arkasına yaslanıp mektupları kana kana içmek istiyor ve içmeye devam etmekten başka bir şey düşünmüyor." sf.37

Bir yandan da daha fazla mektuplaşmamaları gerektiğini söylüyor:

"Hayatımın bütün mutsuzluğu -bunu söylerken niyetim yakınmak değil, genel bilgi mahiyetinde bir saptama yapmak-, mektuplardan ya da mektup yazma imkanından ileri gelmiştir diyebilirim." sf.293

Burada aslında bir çeşit "stalk"tan yakınıyor sanki. Ondan haber almak istemiyor, gelgelelim mektuplarını gözlemeye (mesaj gibi) Milena'nın gazete yazılarını (twitter gibi) okumaya devam ediyor.

"İkimiz de suçluyuz, ikimiz de suçsusuz." diyor. sf.254

Çok hassas, çok narin, çok kırılgan bir adam. Onunla mektuplaşmak çok yorucu olmalı bu yüzden. Yanlış anlayıp çok başka anlamlar çıkarabilir, kırılabilir, incinebilir.

"Dünyayı omuzlarımda taşıyamam, paltomu bile taşıyamıyorum." sf.286

*

Aşağıda Milena'nın yazdığı bir mektup var. Kafka'nın arkadaşı Max'e yazmış. 

Kafka'nın ne na kadar çekilmesi zor bir insan olduğunu gösteriyor:







"Nasıl oluyor da benden hâlâ korkmuyor, tiksinmiyor ya da buna benzer bir duyguya kapılmıyorsun Milena?" sf.274

Gerçekten Milena, nasıl?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder