Hıfzı Topuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hıfzı Topuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2024 Salı

ÇILGIN VE ÖZGÜR

 

ÇILGIN VE ÖZGÜR

Neyzen Tevfik’in Romanı

Hıfzı Topuz

2014

Remzi Kitabevi

14.Basım - Haziran 2024

246 sayfa


Neyzen Tevfik gerçekten çok çılgın bir kişilik. Neyzenliği tartışmasız. Ünlü ünsüz pek çok insan onun neyini dinlemek için can atıyor. Hatta bir sürü insan ona evinin kapısını açıyor, gel burada kal diyorlar, gez dolaş, akşam yatmaya gel. Yok! Neyzen Tevfik duramıyor, barınamıyor. Sokakları, meyhaneleri kendisine ev belliyor. Son zamanlarında da Bakırköy Akıl Hastanesini. 

*


Gazi Mustafa Kemal Paşa ile oaln bir anısıyla başlıyor kitap. O sırada Balıkesir'de bulunan Atatürk, Neyzen Tevfik’in ününü duyuyor ve onu onu yanına çağırıyor. Dinliyor ve çok beğeniyor. Ne istersin diye soruyor Neyzen'e. Neyzen kimlik istiyor:
-Senin nüfus tezkeren yok mu?
-Yok paşam, bundan önce hükümet mi vardı ki nüfus tezkerem olsun?..

*

1879 Bodrum doğumlu Tevfik. Babası Hafız Hasan Fehmi Efendi, Bafralı, Bodrum Rüştiyesinde başöğretmen.

Dokuz yaşındayken babası kahvehaneye götürüyor Tevfik'i. Oraya neyzenler geliyor. Tevfik dinliyor ve çok etkileniyor. Kendisi kamışlardan ney yapıp çalıyor. Babası ondaki bu yeteneği görüp destekliyor.

Bir gün eşkıyaların kesik başlarının sopalarla sokaklarda dolaştırıldığını görüyor. Ve bu durum onun psikolojik dengesini bir parça sarsıyor.

Babasının Urla’ya tayini çıkıyor. Urla’ya gidiyorlar. Kaval çalıyor hep Tevfik. Bir berberde ney çalan birini görüyor. Ondan öğreniyor. Bu sırada sara nöbetleri tutuyor. İstanbul’a gönderiyorlar. Doktor, çocuğu sıkmayın, ne istiyorsa yapsın diyor. En çok ney sevdiği için neye başlıyor. Urla’ya dönüyor. Avcılık tutkusu başlıyor Tevfik'in. Kuş öldürüp duruyor. Babası bu durumdan korkunca İzmir’e taşınıyorlar. Orada Mevlevihane’ye giriyor. Babası oradan İstanbul’a gönderiyor Tevfik'i. Galata Mevlevihane’sine giren Tevfik, bir gün şair Akif ile tanışıyor bir kahvehanede. (Mehmet Akif Ersoy) Mevlevihane’de pek barınamıyor. Namazı, abdesti yok diye. Dost meclislerinde dolaşıyor. İçkiye alışıyor.

Plakları oluyor ama bundan para kazanamıyor. “Para için neyi dudaklarıma götürmeyi hakaret sayarım.” diyor. Sf.39

Padişah aleyhine sözler ettiği için tutuklanıyor. Hayırlı dostlar sayesinde çıkıyor ama artık hep polis takibinde. Bir gün yine sarhoş oluyor, ben sadrazamım diyor. Nezarete alınıyor. Sadrazamlık beş para etmiyormuş, ben istifa ettim diyor, salınıyor. Bu zapturapta dayanamıyor, Kahire’ye gidiyor. Orada kahvehanelerde çalıyor, geçimini sağlıyor. Yine iktidar aleyhine bu sefer kral hakkında yazı yazıyor ve İskenderiye’ye kaçıyor. Meşrûtiyet ilan edilince İstanbul’a dönüyor. Eski dostlarıyla bir araya geliyor. Akif de onlardan biri. Ama Akif artık içki içmiyor, sakal bırakmış, dindar olmuş. Neyzen’e yemin ettiriyor içkiyi bırakması için. Ama Neyzen tabii bu sözü tutamıyor. Fakir doyurmak anlamında köpeklere ekmek vererek kefareti budur diye yeminini bozuyor.

Bir gün ney çaldığı bir evde bir kıza aşık oluyor. Cemile. Kız da ona. Kızın babası da bu evliliğe razı. Ama kızın dindar babası Tevfik’i de öyle zannediyor. Evleniyorlar. Öyle olmadığını görünce kızını ondan almaya çalışıyor. Bu sırada bir kızları oluyor, Leman. Neyzen karısını boşamak istemiyor ama Cemile’nin babası bir şekilde onların boşanmasını sağlıyor.

Savaş çıkıyor. Neyzen’i Askeri Müzede mehteran takımında görevlendiriyorlar. Enver Paşa ve Sultan Reşat onu dinliyor, beğeniyor.

1920’de alkol komasından Haydarpaşa Tıp Fakültesi Hastanesine yatırılıyor. Orada çok üretken oluyor, 28 şiir yazıyor.

Mustafa Kemal’in mücadelesine destek oluyor. Ankara’ya daha yakın olmak için Bolu’ya gidiyor. Annesi de Bolulu. Oradan Ankara’ya geçiyor. Kurtuluş Savaşı kazanılmış, bunun coşkusuyla şiirler yazıyor. 1924’te İstanbul’a dönüyor.

Yine bunalımlar geçiriyor. Zeynep Kamil’de yatıyor. Oradan Toptaşı Bimarhanesi yani akıl hastanesine. Yıllar sonra Mina Urgan’ın demesine göre Neyzen aslında alkolik değil, dipsomaniak. Yani delice içme. Bazen haftalarca içmeyip sonra durup dururken içki nöbeti gelmesi ve ara vermeden çılgınca içmek.

Kendisini dinlemeyi seven Hidiv Abbas Hilmi Paşa’nın annesinin davetiyle yeniden Kahire’ye gidiyor. Burada eski dostu Mehmet Akif’le karşılaşıyor. Akif ile din konusunda tartışmalara düşüyorlar. Akif, Tevfik’e karşı yazdığı şiirleri Safahat adlı kitabına almıyor, ona saygı duyuyor. Mehmet Akif, Mustafa Kemal’in yanında yer alıyor ama Şapka Devriminde ona ters düşüyor. Prens Abbas Hilmi Paşa’nın davetiyle Mısır’da Hilvan’a yerleşiyor. Mısır Üniversitesinde Edebiyat bölümünde görev alıyor, Türk Edebiyatı dersi veriyor. Akif, Neyzen'i buradaki evinde konuk ediyor. 

Sonra yine İstanbul'a geliyor Neyzen. Atatürk için yazdığı bir şiir üzerine Atatürk onu yanına çağırıyor. Rakı konusu oluyor. Atatürk soruyor ne kadar içersin diye. Neyzen de geceden içmiş, böyle çok içtiğim zamanlar içmeye devam etmek için şöyle yaparım diyor. Tencereye rakı dolduruyor. İçine ekmek doğruyor. Kaşık kaşık yiyor. Atatürk bu görüntüden hoşlanmıyor. İğrenç buluyor. Bir daha da görüşmüyorlar. 1938’de Atatürk’ün ölümüne Neyzen çok üzülüp ağlıyor.

Zaman zaman Bakırköy Hastanesine gidiyor. Orada kendisine ayrılmış bir oda var. Bir gün kendisini Hitler sanan bir adan gelip beni öldürdüklerini sandılar ama ben kaçıp buraya geldim diyor. Neyzen de ben de Mussolini’yim, beni de öldürdüklerini sandılar, ama kaçtım buraya geldim diyor. Eğlenceli biri. Ressam Fikret Mualla da bir dönem burada kalıyor ve onunla da dostluk ediyor.

Bir gün Bakırköy Hastanesinin meşhur doktoru Mazhar Osman’la karşılaşıyorlar yolda. Neyzen’in elinde bir şişe rakı. Mazhar Osman, hani bırakmıştın diyor. Arkadaşımla içeceğiz, yarısı onun, diyor Neyzen. Dök, diyor doktor, senin payına düşen yarısını. Dökemem, benim payım altta kaldı diyor Neyzen.

Belediye konservatuarında iş veriyorlar Neyzen'e. Geçimi kolaylaşıyor bu sayede. Ancak Atatürk sonrası değişen yönetimle görevi elinden alınıyor.

Son yıllarında Beşiktaş’ta Nuri Demirağ ona bir ev tahsis ediyor ve aylık bağlıyor.

Meşhur “Behey Dürzü” şiiri ona ait mi değil mi bilinmiyor. Çünkü şiirlerini bir kenara yazıp dost meclislerinde okuduktan sonra atıyor. Biriktirme, tutma, kitapta toplama yok. Bazen kitapta topladıklarını söylüyorlar ama onun eline bir şey geçmiyor.

Bir kaç kere filmde oynuyor. 

Neyzen, Adnan Menderes’e sempati besliyor. Yazar Hıfzı Topuz, Menderes'in sonraki yıllarını göre yine de sever miydi acaba diye soruyor kitapta.

1953’te 74 yaşında ölüyor Neyzen Tevfik Kolaylı. Vasiyetine uyularak Kartal Mezarlığına gömülüyor.

*

Benim bu hikayede en merak ettiğim Neyzen'in kızı: Leman Kolaylı. 

Kitapta Neyzen'in evlendiği ve kızı olduğu bilgisi verildikten sonra bir daha hiç bahsi geçmiyor kızının Tahminimce Neyzen'in aklına bile gelmemiş olabilir. Çünkü onda koca ve baba materyali göremedim hiç. 

1 Ağustos 2023 Salı

ŞANLI KANLI YILLAR

 


ŞANLI KANLI YILLAR

Osmanlı’da III.Murat ve III.Mehmet Dönemi

Hıfzı Topuz

2017

Remzi Kitabevi

Birinci Basım - Mart 2017

203 sayfa

Hıfzı Topuz, bu tarz kitaplarını roman olarak mı yoksa tarihi inceleme olarak mı düşünerek yazıyor anlamıyorum. Çünkü ikisinden de parçalar var ama ikisi de değil.

Roman gibi başlıyor ki severim tarihi olay ve kişileri roman kurgusunda okumayı. Ama yazar sık sık da araya girip ders veriyor, kendi fikrini söylüyor ki fikri de çok matah bir fikir değil. Örneğin kardeşlerini öldürten padişah için

“Oysa onlardan padişaha ne zarar gelebilirdi? Bir yerlere vali ya da beylerbeyi olarak gönderilseler oralarda huzur içinde yaşayıp giderler; devlete büyük hizmetlerde bulunurlardı. Ama nerde o tahta çıkan yeni padişahta o hoşgörü, o insanlık?" Sf.61

diyor. Tarihçi gibi bir yorum da değil. Böyle safiyane yorumları gülümsetiyor sadece. Yani tarihi olay ve kişileri anlatırken bir yandan da kendi, olması gereken diye düşündüğü yorumuyla ders vermeye çalışıyor.

Bu nedenle nitelikli bulmadım kitabı ama eğlenceli.

Benzer şekilde bir diğer kitabı için

Bkz: Abdülmecit

*

Şanlı Kanlı Yıllar’da III.Murat ve III.Mehmet dönemi anlatılıyor.

Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra II.Selim,

II.Selim’den sonra III.Murat,

III.Murat’tan sonra III.Mehmet

tahta geçti.

II.Selim’in eşi Nurbanu Sultan. Çocukları III.Murat.

III.Murat’ın eşi Safiye Sultan. Çocukları III.Mehmet

*

Korfu valisi Bafo, görev yerine giderken ailesini Venedik’te bırakmış. Kızı Safo, Korfu’ya gitmek istemiş ve gemiye binmiş. Türk korsanları onu kaçırmış. Manisa’da Ferhat Paşa’nın sarayına gönderilmiş. Oradan da Şehzade Murat’ın annesi Nurbanu Sultan’a verilmiş. Nurbanu Sultan da Venedikli, ikisi güzel anlaşmış. Hatta Safo, Nurbanu’ya “Mamma” dermiş. Ama sonra araları kötüleşiyor, iktidar kavgası.

Safo’nun adı Safiye olmuş. Eğitimini aldıktan sonra 13 yaşındayken şehzade Murat’a sunulmuş.

15 Mayıs 1566’da ilk çocukları olmuş. Murat, çocuğunun ismi için dedesi Kanuni’ye danışmış. Kanuni’nin “Ceddimizde Muratların oğlu Mehmet adını almıştır.” demesiyle şehzadenin adını Mehmet koymuşlar.

*

II.Selim 1574’de 50 yaşındayken hamamda ayağı kayıp düşmüş ve ölmüş. Süleyman, Mustafa, Osman, Abdullah, Cihangir… ve daha yüzden fazla çocuğu varmış.

Şehzade Murat, o sırada Manisa’da.

Nurbanu, Selim’in ölümünü Murat İstanbul’a gelene kadar gizliyor.

III.Murat tahta 1574'te çıkıyor.

*

Sokollu Mehmet Paşa önemli bir isim. Kanuni ve II.Selim zamanında da önemli görevlerde bulunan Sokollu, III.Murat zamanında da görevlerine devam ediyor.

Sokollu Mehmet Paşa, Bosna’nın Vişegrad ilçesine bağlı Sokoloviçi (Şahin Yuvası) kasabasında 1512’de doğmuş. 8-10 yaşlarında saraya alınmış. Sokollu 49 yaşındayken, derviş kılığında bir adam Sokollu’yu öldürmüş.

*

III. Murat, oğlu Mehmet için 1582’de çok büyük bir sünnet düğünü yaptırıyor. 

https://eksiseyler.com/ucuncu-mehmetin-57-gun-suren-deli-paranin-harcandigi-efsane-sunnet-dugunu

*

III.Murad için en çok rüşvet alan padişah diyenler var. Safiye Sultan’ın da rüşvetlerinden bahsediliyor. 

Bu dönemde bir Kira Kadın olayı oluyor.

Dona Eşref Kira, Kanuni döneminde saraya girmiş, sonraları Safiye Sultan’ın baş danışmanı olmuş. Piyasada değeri düşük, kırık altınları topluyor, gümrük vergisini bu paralarla ödüyor. Sipahilere bozuk akçelerle maaş ödeniyor. Bu akçeleri esnaf kabul etmiyor. Sipahiler, bunun sorumlusu olarak gördükleri Kira Kadın’ı öldürüyor. Cesedini parçalayıp parçaları Kira’ya rüşvet verenlerin kapısına bırakıyorlar.

*

 III.Murat'tan kadınlara düşkün, cücelerle maskaralarla eğlenceyi seven biri olarak bahsediliyor.

 İlk zamanlar Sokollu devleti idare ediyor, ama Sokollu ölünce işler bozuluyor.

*

III. Murat zamanının ilginç olaylarından biri maymunların idamı. Korsan gemilerinde maymunlar bulunduruluyormuş, çünkü ileride tekne görünce haber veriyorlarmış. Bu yüzden de çarşılarda maymun satılıyormuş. Erkek maymunlar cinsel organlarını tutarak, göstererek dolaştıklarından aileler rahatsız olmuş ve maymunlar asılarak öldürülmüş.

*

Nurbanu, 1583’de 53 yaşında, eşi II.Selim öldükten dokuz yıl sonra ölüyor.

III.Murat 1595’te 49 yaşında ölüyor..

III.Murat’ın ölümünden sonra III.Mehmet tahta geçiyor.

III.Murat’ın 104 çocuğu olmuş. Öldüğünde hayatta 44 tane varmış. Yani III.Mehmet tahta geçtiğinde 44 kardeşi var. 19 erkek, 26 kız. Hiçbirini tanımıyor. Kardeşlerini ve hatta babasından hamile olan cariyeleri de öldürtüyor.

*

III.Mehmet tahta çıktığında 19 erkek kardeşini öldürtmesinin yanı sıra, oğlu 21 yaşındaki Mahmut’u da öldürtüyor. Mahmut, babasına serdar olmak ve Celali isyanlarını sona erdirmek istediğine dair bir mektup gönderiyor. Askerler de seviyor Mahmut’u. O sırada 38 yaşında olan III.Mehmet, bu durumdan rahatsız oluyor ve oğlu Mahmut’u boğdurtuyor.

*

III.Mehmet 38 yaşında Edirne’de gezerken bir derviş “Kendine dikkat et, 56 gün sonra başına felaket gelebilir” diyor.

22 Aralık 1603’de yatağa düşüp ölüveriyor.

Geride oğulları Ahmet, Mustafa, Selim, Cihangir var.

Handan Haseki’nin oğlu Ahmet tahta geçiyor. 13 yaşında. Kardeşlerini öldürmüyor I.Ahmet.

*

Safiye Sultan, eşi III.Murat ve oğlu III.Mehmet’in ölümünden sonra 54 yaşında, eski şaşasından uzakta, eski sarayda 10 Kasım 1604’te ölüyor.

5 padişah dönemi görmüş oluyor hayatında:
Kanuni - II.Selim – III.Murat - III.Mehmet – I.Ahmet.

*

Kitapta bu bilgilerin yanı sıra III.Murat’ın lalası Muzaffer Emre ve saray cariyesi Meleknaz’ın aşkı da anlatılıyor. İkisi de Macar. Çocukken saraya alınmışlar. Yıllar sonra birbirlerini bulmuşlar.

*

Tarihte genel olarak ilgimi çeken bir husus, o dönemdeki yerlerin bugün bambaşka yerlere dönüşmüş olması.

Örneğin Eflak seferine çıkılıyor. Güzergah Edirnekapı-Haramidere. Karargahı da Davutpaşa’da kuruyorlar. Bugün oralarda bunların yaşandığını düşünmek bana çok tuhaf geliyor.


7 Haziran 2023 Çarşamba

ABDÜLMECİT


ABDÜLMECİT

İmparatorluk Çökerken Sarayda 22 Yıl

Hıfzı Topuz

2009

Remzi Kitabevi

23.Basım - Şubat 2023

208 sayfa

Kitap yer yer roman tarzında yer yer de ansiklopedik bilgi tarzında ilerliyor. Bazı bazı yazar kendi yorumuna da yer veriyor. Kafası karışık ama eğlenceli bir kitap. Özellikle cariyelerin anlatıldığı kısımları bir çırpıda okudum. Zorlu hayatlar yaşamışlar ve isimleri yok olup gitmiş. İşte burada onları okumak beni sevindirdi. Bu arada çok da fazlalar. Sultan Abdülmecit maşallah her gördüğüne abayı yakan biriymiş kitaba göre.

Tanıyalım bakalım.

*

Sultan Abdülmecit. Doğum: 25 Nisan 1823 Ölüm: Haziran 1861

Babası: 2.Mahmut (2.Mahmut’un annesi Nakşidil)

Annesi Bezmialem Sultan. (Bezmialem Sultan 1809’da doğdu. 14 yaşında Abdülmecit’i doğurdu. Oğlu tahta çıktığında Bezmialem Sultan 30 yaşındaydı. 1853 yılında 44 yaşında öldü. 2. Mahmut’un yanına gömüldü. Bezmialem Valide Mektebini açtırmıştı 1850’de. Sonra adı Mektebi Maarif oldu. Abdülmecit, çocukları Fatma ile Murat’ı da bu okula yazdırıp müdürün elini öptürdü, ötekilerden farklı davranılmasın dedi.)

Halası: Esma Sultan. (Esma Sultan’ın babası 1.Abdülhamit, annesi Sineperver Kadınefendi. Doğum:1778. Kocası Çuhadar Hüseyin Ağa. Evlendikten on bir yıl sonra kocası vefat ediyor. Esma Sultan 25 yaşında dul kalıyor ve bir daha evlenmiyor. Padişah 3.Selim, Kabakçı Mustafa isyanı ile tahttan indirildiğinde yerine Esma Sultan’ın ana baba bir kardeşi 4.Mustafa geçiriliyor. Alemdar Mustafa Paşa müdahale ediyor ve 2.Mahmut tahta geçiriliyor. 2.Mahmut, 4.Mustafa’yı öldürtüyor. Esma Sultan ile araları açılıyor bunun üzerine ama sonra barışıyorlar. Esma Sultan’a pek çok hediye veriyor 2.Mahmut ve Esma Sultan İstanbul’un en zengin kadını oluyor.)

Kardeşi: Abdülaziz. (Abdülaziz’in annesi Pertevniyal)

Kardeşi: Adile Sultan. 1826’da Abdülmecit’ten üç yıl sonra doğdu. Abdülhamit’in başka anneden kardeşi. Annesi ölünce Nevfidan Kadın’a teslim edildi. Babası 2.Mahmut öldüğünde on üç yaşındaydı. Abdülmecit, Adile Sultan’ın eğitimi ile ilgilendi Tophane müşiri Mehmet Ali paşayla evlendirdi. Bugünkü Mimar Sinan Üniversitesinin bulunduğu yerdeki Neşetabad Sarayını verdi. Kocasını kaptanı deryalığa atadı.

*

2.Mahmut, otuz bir yıllık saltanatın ardından 1839’da 54 yaşında veremden öldü. Annesi Fransız kökenli Nakşidil Sultan. Şehzadeliğinde hapis hayatı yaşayan 2.Mahmut, babasından sonra tahta çıkan 3.Selim’in Kabakçı isyanı ile tahttan indirilmesine uzaktan tanık oldu. Ondan sonra tahta çıkacakken gericiler, kardeşi 4.Mustafa’yı tahta çıkardı. 1808 yılında tahta çıkan 2.Mahmut, 3.Selim’i öldürenleri ve ağabeyi 4.Mustafa’yı idam ettirdi. 

2.Mahmut dönemi yenilikleri: Kadınların saraydan çıkmasına izin verdi. Geleneksel giysilerden vazgeçip mor pelerin, siyah çizme ve kırmızı fes giydi, devlet dairelerine kendi resimlerini astırdı.

Müzikle ilgili, Muzikayı Hümayun’u kurdu, Adli takma adıyla şiir yazdı.

Birçok oğlu ve kızı oldu. İki oğlu daha sonra tahta çıktı: Abdülmecit (doğum tarihi:1823) ve Abdülaziz (Doğum:1830)

*

Abdülmecit 16 yaşında tahta geçti.

Babasının düzenini koruyacağını söylüyor ama Meclisi Vala reisi Koca Hüsrev Paşa, sadrazam Rauf Paşa’dan Sadaret mührünü istiyor. Rauf Paşa da teslim ediveriyor.

O sırada devletin içinde bulunduğu durum:
Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa Anadolu’da isyanlar çıkardı, Osmanlı ordusu bastıramadı. Kaptanı Derya Ahmet Fevzi Paşa, 2.Mahmut’un ölümünü ve sevmediği Hüsrev Paşa’nın sadrazam olduğunu öğrenince Osmanlı donanmasını Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya teslim etti.

Abdülmecit, Londra’da sefir olarak bulunan Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa’nın methini duyuyor ve onun bilgisine danışmak istiyor.

Mustafa Reşit Paşa Tanzimat fermanını hazırlayıp padişaha sunuyor. Buna göre:
-Müslüman ve Hıristiyan bütün insanların can ve mal güvenliği sağlanacak.
-Vergiler belirli usullere göre alınacak.
-Askerlik vazifesi düzenli biçimde yapılacak.
Ferman 3 Kasım 1839 Pazar Gülhane’de okunuyor.
Karşı çıkanlar da destekleyenler de oluyor.

Meclisi Valayı Ahkamı Adliye adı verilen Adalet Yüksek Kurulu kuruluyor. Tanzimat Meclisi deniyor. Yeni kanunlar çıkartılıyor. Ceza Kanunu, Ticaret Kanunu. Şeriat ve cemaat mahkemelerinin yanında ticaret ve asliye karma mahkemeleri kuruluyor.

2.Mahmut Harbiye ve Tıbbiye okulları açmıştı. Abdülmecit de darülfünun (üniversite) kuruyor.

Padişahın yakınları ona Hüsrev Paşa’dan kurtulmasını söylüyor. 8 Haziran 1840’ta Hüsrev Paşa’yı görevden alarak babasının son sadrazamı Mehmet Emin Rauf Paşa’yı getiriyor. Sonra da Mustafa Reşit Paşa’yı sadrazam yapıyor.

1840’ta bir İngiliz Ceride-i Havadis gazetesini çıkarıyor.
İlk Türkçe resmî gazete 1831’de 2.Mahmut döneminde Takvim-i Vekayi.

Verdi’nin Otello’su ilk kez Milano’da Scala’da sahneye konuyor, bir yıl sonra da İstanbul’da oynanıyor.

1858’de İngiltere ve Fransa İstanbul’da Hazine Yüksek Kurulu’nu oluşturuyor. Maliyenin denetimini ele alıyor ve mali bağımsızlık yok oluyor.

Yurt gezisine çıkıyor gemiyle. İzmit, Bursa, Çanakkale, Edirne, Rusçuk. Ardından Girit’e gidiyor oğlu Murat ve kardeşi Abdülaziz ile. Sakız Adası gezisine oğulları Murat, Abdülhamit, Reşat ile gidiyor.

Süveyş Kanalı sorunu yaşanıyor. Fransızlar yapmak istiyor, İngilizler karşı çıkıyor Hindistan yolu değişmesin diye.

Ruslar Abdülmecit’e Saint Andria nişanı veriyor. Rusların en değerli nişanı.

27 Ocak 1857 İngiltere’nin baskısıyla kölelik yasaklandı. Abdülmecit önce sarayındaki cariyelere, hadımağalara, esircilere kölelik hakkındaki fikirlerini soruyor. Hepsi buradaki kölelik ile Avrupadakinin farklı olduğunu ve yerlerinden memnun olduklarını söylüyor. Azad edilseler bile saraydan gitmeyeceklerini çünkü gidecek bir yerleri olmadığını anlatıyor. Daha sonradan yıktırılan Esir Han’ın esircisi de burada kölelerin sağlık, barınma, beslenme gibi ihtiyaçlarının karşılandığını, eğer yasak gelirse bu işin bu defa gizli gizli ve sağlıksız koşullarda yapılmaya devam edeceğini söylüyor. Sadece çocukların ailelerinden alınması fikrine karşılar. Bizim başımıza geldi, bundan sonraki çocukların başına gelmesin isteğindeler.


Kırım Savaşı: 1855-1856. Ruslar, Osmanlı üzerinde egemenlik kurmak, Ortodoksları himaye altına almak istiyor. Eflak ve Boğdan’a giriyor. Abdülmecit savaş kararı alıyor. Türk donanması Sinop’ta Ruslar tarafından yok ediliyor. Rusların Osmanlı toprakları ve Boğazları ele geçirme olasılığı nedeniyle Fransa ve İngiltere de Rusya’ya savaş ilan ediyor. Amaçları Kırım’a saldırarak Rusya’yı barışa zorlamak. Sivastopol’u müttefikler ele geçiriyor. Ama Ruslar Kars’ı alıyor. Çar Nikola öldükten sonra yerine 2.Aleksandr geçiyor ve barış yapmaya hazır olduğunu söylüyor. Paris’te barış konferansı yapılıyor.

Paris Konferansı’na hazırlık amacıyla ülkenin iç düzeninde hak, hukuk, eşitlik, özgürlük alanında devrimler yapılmak isteniyor ki Avrupalı devletler iç işlerimize karışmasın. Çünkü Avrupalı devletler Osmanlı’daki azınlıklarla ilgili olarak türlü baskılar yapıyorlar. Bu nedenle Islahat Fermanı çıkarılıyor. 28 Şubat 1856. Sadrazam Ali Paşa ve Hariciye nazırı Keçecizade Fuat Paşa tarafından hazırlanıyor.

Paris Antlaşması 30 Mart 1856’da imzalanıyor. Taraflar, Osmanlı’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi kabul ediyorlar.

Ama Osmanlı iç işlerine karışmaya devam ediyorlar.

İsyanlar çıkıyor. Bastırmak için İngiltere ve Fransa’dan borç alınıyor.

*


Abdülmecit içki ve kadınlara çok zaman ayırıyor. Çocuklarının sayısı kırka yakın.

Hünkarın ilk kızı Fatma Sultan. 1840’ta, Abdülmecit tahta çıktıktan bir yıl sonra doğdu. Mustafa Reşit Paşa’nın oğlu Ali Galip Bey ile evlendirildi. Damadı beğenmedi Fatma Sultan. Başkalarıyla mektuplaştı. Ali Galip Bey bir gün denizde kayığının bir gemiye çarpması sonucu boğulup öldü. Fatma Sultan’ı bu defa Mabeyinci Nuri Bey’le evlendirdi babası. 22 yıl evli kaldılar. İki çocukları oldu. Abdülhamit tahta çıktığında Abdülaziz’i öldürttüğü iddiasıyla yargılananlar arasında Nuri Paşa da vardı. Taif’e sürüldü. Bunu kendine yediremedi, bunalımlar içinde öldü. Fatma Sultan da 1884’te 44 yaşında öldü. Abdülhamit onun, babası Abdülmecit’in türbesine gömülmesine izin vermedi, Yeni Camide bir türbeye gömüldü.

Diğer çocukları: Refia, Cemile, Münire, Murat, Abdülhamit, Reşat, Kemalettin, Burhanettin, Nurettin, Behice, Seniha, Mediha, Naile...  ve daha bir sürü. Kitapta düzgün bir sıralama yok.


*

Cariyeler:

Kitabın en civcivli kısımları cariyelerin anlatıldığı bölümlerdi benim için. Ne hayatlar ne hayatlar.

Abdülmecit tahta çıkınca Esma Sultan, onun için hazırladığı iki cariyeyi sunuyor. Servetseza (Anlamı: Servet hak eden) Sessiz çekingen bir kız. Ve Şevkefza (Anlamı: Zevk veren, neşe artıran) Güzel, konuşkan bir kız. Abdülmecit ikisini de çok beğeniyor. Şevkefza 21 Eylül 1840’da Şehzade Murat Efendi’yi doğuruyor. (Murat, Abdülaziz’den sonra tahta çıktı ama akli dengesi bozuk olduğu için üç ay sonra tahttan indirildi. Şevkefza, o zaman ben tahta çıkayım, Kraliçe Victoria gibi deyip türlü çılgınlıklar yapıyor, hasta olup 1889’da 69 yaşında ölüyor.)

Başka bir gün Abdülmecit, haremdeki bir cariyeyi görüp beğeniyor. Tirimüjgan (Anlamı: Kirpikleri ok gibi) Tirimüjgan’ın bir kızı ve bir oğlu oluyor. Kızı Naime. 11 Eylül 1840’da doğuyor. Oğlu Abdülhamit 21 Eylül 1842’de doğuyor. Tirimüjgan 1852’de 28-29 yaşlarında veremden ölüyor.

Eski bir sadrazam, cariye hediye ediyor padişaha. Gülcemal. Padişah ona da aşık oluyor. Gülcemal de doğuruyor. Fatma. 1 Kasım 1840, oğlu Reşat Efendi (Sultan Reşat) ve Refia

Servetseza’nın çocuğu olmuyor. Abdülaziz’in en sevdiği eşi Gülcemal Kadınefendi veremden öldükten sonra ondan olan çocukları Fatma, Refia ve Reşat Efendi’yi Servetseza’ya evlatlık veriyor. O da Murat’ın tahta geçmesini istiyordu. Abdülhamit’e tahtı kardeşine bırak diyor. Abdülhamit tamam diyor. Sonra kendisine sunulan şerbetten zehirlenip ölüyor. 54 yaşında.

Abdülmecit, Esma Sultan’ın kızı gibi büyüttüğü Perestu’yu görüyor ve ona da aşık oluyor. Esma Sultan, Perestu’nun haremde yazık olmasını istemiyor. Bunun üzerine padişah nikah kıyıyor. Perestu’nun çocuğu olmuyor. Tirimüjgan ölünce 10 yaşındaki Abdülhamit’i Perestu’ya evlatlık veriyor Abdülmecit.

Nesrin adlı cariyeden oğlu Ziyaettin doğuyor.

Duzidil Kadın’dan kızı Cemile dünyaya geliyor.

Verdicanan Kadın’dan kızı Münire dünyaya geliyor.

Cemile 15, Münire 14 yaşındayken 1858’de bir hafta arayla büyük bir törenle evlendiriliyorlar.

Aşık olduğu kadınlardan biri de Bezmara Hanım. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Habeşistan Savaşında ölen oğlu İsmail Paşa’nın eşi Zehra Hanımın (Mısırlı Hanım derlermiş) evlatlığı. Zehra Hanımın hiç çocuğu yok. Eşinin ölümünden sonra bu kızı evlat edinip büyütüyor. Abdülmecit, selamlık töreninde kendisini izleyenlerden Zehra Hanımın yanında bu kızı görüp aşık oluyor. Zehra Hanımdan istiyor, Zehra Hanım, ben kızımın düğününü görmek isterim diyor. Abdülhamit düğün yapıyor. O esnada oğulları Murat ve Hamit’in de sünnet düğününü yapıyor. Gelin 16, Abdülmecit 32-33 yaşlarında. Kıskançlık yaşayan Bezmara Hanım’ın kıskançlığı ve Abdülhamit’i dövmesi üzerine Abdülmecit ondan boşanıyor. Bezmara Hanım daha sonra Ressam Tevfik Paşa ile evleniyor. Tevfik Paşa önce korkuyor evlenmeye ama sonra padişah, ben karışmam, ne isterse yapsın deyince evleniyorlar. Bezmara Abdülmecit’e beddualar ediyor hep. Sonra tahta geçen Abdülaziz bu durumu yakışıksız buluyor, Tevfik Paşa’yı Bursa’ya sürgün ediyor. Bezmara Hanım, Tevfik Paşa’dan da boşanıyor. Sonra evkaf müdürü Uzun Ahmet Bey ile evleniyor. Varlıklı bir adam değil. Bezmara’nın eşyalarını, mücevherlerini satıp yaşıyorlar. Paralar bitince Uzun Ahmet Bey çekilmez biri oluyor, Bezmara onu evden kovuyor. Ama artık parası da yok. Ahmet Bey’den olan kızını Mısır Hanedanından prenses Zeynep’e satıyor. Kendisi de sefalet içinde ölüyor.

Abdülmecit’in aşık olduğu kızlardan biri de Serfiraz. Rus. Annesi ölüyor, babası Serfiraz ve iki kız kardeşine bakamıyor, esir pazarında kızlarını satıyor. Kızlar 8-6-4 yaşında. Bir Çerkez beyi kızları satın alıyor, eğitiyor, büyütüyor, sonra da Trabzon’da Vali Damat Halil Paşa’ya satıyor. Kızların adı Mümtaz-Rana-Serfiraz. Vali İstanbul’a çağrılıyor, kızları Bezmialem Sultana hediye ediyor. Hünkar, Serfiraz’ı görüp beğeniyor. O sırada Serfiraz 14 yaşında, hünkar 28. Neşeli, maceracı bir kız Serfiraz. Padişah, Sefiraz’ı Yıldız Köşküne yerleştiriyor. Zaman zaman yanına gidiyor. Sefiraz, saray kuyumcusunun oğlundan hoşlanıyor, Küçük Fesli dediği delikanlıyı köşke alıyor. Olayı padişah hariç herkes öğreniyor. Delikanlı öldürülüyor. Sefiraz hamile kalıyor. Oğlu Osman Safiyettin doğuyor. Çocuğun padişahtan olmayabileceği şüphesi gündeme geliyor ama Serfiraz Küçük Fesli’yi tanıdığında zaten iki aylık hamileymiş. Çocuk üç yaşında ateşten ölüyor. Serfiraz bir daha hamile kalıyor. Kızı Bedia doğuyor ve 39 gün sonra ölüyor. Serfiraz, Yıldız Köşkünde yaşamaya devam ediyor. Hünkar zaman zaman onun yanına geliyor ama Serfiraz onu kovuyor. Serfiraz bu kez bir paşa oğlu olan Hasan’a göz koyuyor. Onu köşke alıyor. Hünkar öğreniyor. Serfiraz’ı affediyor, Hasan’ı Bursa’ya sürgün ediyor. Serfiraz ile Hünkar devam ediyorlar ilişkilerine. Serfiraz doğum yapıyor, oğlu Süleyman dünyaya geliyor Süleyman, 14-15 yaşına gelince annesinin davranışlarına dayanamayıp evi terk ediyor. Deli Latif Bey adlı bir adamın evine yerleşiyor. Adamın deliliği kanat takarak uçabileceğini sanmasından ileri geliyor. Serfiraz Abdülmecit’ten sonra Abdülaziz, 5.Murat ve Abdülhamit’in de saltanatını görüyor. 1900’lü yılların başında ölüyor. Abdülhamit, oh öldü de kurtulduk diyor arkasından. “Sarayın çılgın kadını” diye anılıyor.

*

Abdülmecit tahttaki ilk on altı yılında on eşini yitiriyor. Zeynimelek, haremden çıkan ilk cenaze. 1842’de 18 yaşında veremden öldü.
İkincisi Duzidil. 1845’te. 1843’te Cemile’yi doğurdu. Cemile iki yaşında öldü. Ondan birkaç ay sonra Duzidil öldü.
Haremden çıkan üçüncü cenaze Nergisev. Oğlan çocuk doğurdu, sonra çocuk öldü, Nergisev de 1848’de hasta olup öldü.
Haremden çıkan dördüncü cenaze Hoşyar Kadınefendi. 1849 yılında, 26 yaşında öldü.
Beşinci cenaze 1850. Nükhetseza. Verem. Oğlu Burhanettin.
Altıncı cenaze 1851 Gülcemal Kadınefendi.
1852 Tirimüjgan. 30 yaşında. Çocukları Naime (1840) Abdülhamit (1842) Abid (1848) Abdülhamit’e Perestu Kadınefendi baktı.
Nesrin. Üç çocuğu oldu, öldü. Kendisi de 1853’de veremden öldü.
Bir yıl sonra Navekmisal ve ondan bir yıl sonra Ceylanyar veremden öldüler.

*

Saray yapımları, hünkarın kızlarının düğünleri, cariyelerin çokluğu ve harcamaları… derken hazine suyunu çekiyor.

Abdülmecit yaşlandıkça kendisini içkiye vuruyor ve vesveselere kapılıyor.

38 yaşında veremden ölüyor.

Öldüğünde hayatta olan kadınları: Servetseza, Şevkefza, Mahitap, Verdicanan, Perestu. Nalandil, Serfiraz, Gülustu, Şayeste


21 oğlu ve 21 kızı oluyor. 25 tanesi babalarından önce ölüyor. Kızlarından dördü de evlenip saraydan ayrılıyor. Sarayda on üç çocuk kalıyor.



26 Şubat 2020 Çarşamba

GAZİ VE FİKRİYE




GAZİ VE FİKRİYE

Hıfzı Topuz

2001

Remzi Kitabevi

21. Basım – Ocak 2011

286 sayfa


Bu kitaptan bir aşk hikayesi ya da biyografi bekleyen yanılır. 

Mustafa Kemal Atatürk'ün genel olarak hayatı ve bu hayatta Fikriye Hanım'ın yeri anlatılıyor.

Anlatayım ben de:

*

Fikriye’nin amcası Ragıp Bey.

Ragıp Bey, eşi öldükten sonra yeniden evleniyor. Evlendiği kadın, Ali Rıza Bey'in ölümüyle dul kalan Zübeyde Hanım.

Yani Fikriye Hanım, Mustafa Kemal'in üvey babasının yeğeni. 

*

Ali Rıza Efendi rüyasında gördüğü kıza aşık olmuş, o kıza benzeyen bir kız görürse evlenecekmiş. Gördüğü kız da evet Zübeyde Hanım.

Rıza Efendi 32, Zübeyde 14 yaşında evlendiklerinde.

Üç çocukları oluyor: Fatma, Ahmet, Ömer.

Üçü de küçük yaşta ölüyor.

Sonra Mustafa doğuyor.

Ardından Makbule ve Naciye. Ama Naciye de çocuk yaşta ölüyor.

Rıza Efendi memur, maaşı az. Memurluğu bırakıp kereste işine giriyor.

Mustafa 7, Makbule 3 yaşındayken, Naciye 40 günlükken Rıza Efendi ölüyor.

Zübeyde Hanım 36 yaşında, Ragıp Bey ile evleniyor.  Ragıp Bey’in bir kızı var, Rukiye.

Zübeyde Hanım ile Ragıp Bey’in bir oğlu oluyor. Süreyya. O da ölüyor.

*

Ragıp Bey’in kardeşi Memduh Bey.

Memduh Bey’in eşi Vasfiye, oğlu Ali Enver, kızları Fikriye, Jülide, Emine Melahat 

(Emine Melahat, kocasıyla Mısır'da yaşıyor ve kolera salgınında ölüyor.)

*
Fikriye, Mustafa Kemal'in üvey amcasının kızı. Ve kendisinden on altı yaş büyük "Kemal Ağabey"ine aşık. 

Kitapta delicesine, saplantılı, gözü başka birini görmeyecek şekilde bir aşk yansıtılıyor. Mustafa Kemal'inki ise daha ziyade bir sevecenlik gibi. 

Fikriye ile yakınlaşıyorlar ama görevi icabı sık sık başka şehirlerde oluyor Mustafa Kemal.

*

Selanik, Yunan işgali altına girince Zübeyde Hanım çocukları alıp İstanbul’a geliyor. Ragıp Bey, Selanik'i bırakmak istemiyor. 

Zübeyde Hanım, Vasfiye Hanımın evine geliyor. (Fikriye'nin annesi) 

Fikriye’den pek hoşlanmıyor Zübeyde Hanım. Benim oğlum sultanlara layık diyor. Makbule de öyle düşünüyor, bu yüzden Fikriye ile anlaşamıyorlar. Fikriye ile Makbule'nin bitmez kavgaları oluyor.

Zübeyde Hanımlar ayrı eve çıkıyorlar. Akaretler’de.

Zübeyde Hanım’ın Selanik’teki komşusu Ali Efendi, karısı ölünce küçük oğlu Abdürrahim’i Zübeyde Hanım’a bırakıyor. Evlat ediniyorlar Abdürrahim'i.

*

Mustafa Kemal Çanakkale’de büyük başarılar kazanıyor.

35 yaşında paşa oluyor.  

Bu süreçte Enver Paşa'nın kendisini durdurmaya yönelik hamleleri oluyor.

*

Mustafa Kemal’i İstanbul’dan uzaklaştırmak için Samsun’a gönderiyorlar. Zaten Mustafa Kemal de Anadolu’ya geçmek ve halkı örgütlemek istiyordu. Ordu müfettişi olarak gidiyor. Orada örgütlenme başlattığı haberleri üzerine geri çağırılıyor. Gelmeyince müfettişlik görevi alınıyor. Mustafa Kemal de komple askerlikten istifa ediyor.

“Bu andan itibaren hiçbir resmi sıfatım ve memuriyetim yok. Milletin bir ferdi olarak ve gücümü milletten alarak görevimi sürdüreceğim.” Sf.137

Sonra;

Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)

Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)

Sivas Kongresi (4 Eylül - 11 Eylül 1919)

düzenleyip Ankara’ya geçiyor. Büyük Millet Meclisi toplanıyor. (23 Nisan 1920)

*
Bu arada Fikriye'nin kardeşi Jülide veremden ölüyor. Erkek kardeşi Enver asker. Annesi Vasfiye Hanım da ölüyor. Tek başına kalıyor.

Sultanahmet’teki 24 odalı Macit Bey'in konağında kalıyor. 

Ama Mustafa Kemal'in hasretine daha fazla dayanamayıp Ankara’ya gidiyor Mustafa Kemal’i görmeye. Mustafa Kemal de hem özlediği hem de kaldığı yerde (Direksiyon Binası) bir kadının evi çekip çevirmesinin iyi olacağını düşünerek çağırıyor Fikriye’yi.

Burada yazar, daha önce Sofya'da görev alan Mustafa Kemal'in oradaki kadınlı erkekli eğlenceleri özlemiş olabileceğini, Fikriye'yi görmenin iyi geleceğini anlatıyor.

Açıkçası yazarın, erkek olması nedeniyle olsa gerek, anlatımında yer yer eril bir hava sezdim.

Bir de gülünç yakınlaşma ifadeleri. Fikriye'nin göğsü Mustafa Kemal'e değdi, çok heyecanlandı, dizleri dokunuyordu, çok heyecanlandı Fikriye... Bu tabii yazarın anlatımına katması beklenebilecek tuz biber, ama azıcık komik geldi bana.

*

Fikriye ile Mustafa Kemal'in aynı evde yaşaması Fikriye'nin ağabeyinin canını sıkıyor. Fikriye'nin ona anlattığına göre Mustafa Kemal ve Fikriye gizlice evlenmişler. Mustafa Kemal gizli olmasını istemiş, çünkü annesinin rızasını almadan nikah kıymak saygısızlık olur ama annesinin rızasını alacak vakit yok, düğün de mümkün değil o şartlarda. Ortalık düzelince hallederiz demiş.

Kitaptan Mustafa Kemal'in Fikriye’ye aşık olmadığı çok açık. Seviyor ama Fikriye'nin kendisini sevdiği gibi değil.

*

İzmir’de düşman denize dökülüyor.

Uşakizadelerin köşkünde kalıyor Mustafa Kemal. Latife Hanım ile de burada tanışıyorlar.

Latife Hanım ile münasebeti, Fikriye'ye ihanet olur mu?

Bu konuda yazar şunu dile getirmiş:

“…Mustafa Kemal biraz bıkmıştı Fikriye’den. Yaklaşık iki yıllık ortak bir yaşam, bir tekdüzelik yaratmıştı. Gazi yeni ilişkilerin özlemini duymaya başlamıştı. Onun yaşamında hiçbir duygusal ilişkinin iki yıllık ömrü olmamıştı. Sırası geldiği zaman her türlü bağlarını kesip koparmayı bilecek bir yapıdaydı. Belki bu yüzden Latife’ye karşı duygusal bir eğilim göstermesinin sakıncalı olmayacağını düşündü.” Sf.224.

Demin bahsettiğim eril bakış akışı.

*

Fikriye verem oluyor. Almanya’da sanatoryuma gönderiliyor.

Mustafa Kemal de Latife Hanım ile evleniyor.

“Gazi bu evlilikten mutlu muydu? Orası hiç belli değil. Ama Mustafa Kemal çağdaş bir evliliğin örneğini vermek için elinden geldiği kadar zarif ve anlayışlı davranıyordu. Evlilik fırtınalarının kopmasına daha çok zaman vardı.” Sf.252

*

Fikriye bir gazeteden öğreniyor evlilik haberini.

Ankara’ya geliyor.

Latife Hanım ve Mustafa Kemal’in soğuk, kaba ve ilgisiz tavrıyla karşılaşıyor. Birkaç gün onların yanında kalıyor ama hiç odasından çıkmıyor. Kimse de onu görmeye gelmiyor. Bir otele gidiyor. Burada istenmediğini anladığı için İstanbul'a gitmeye karar veriyor. Vedalaşmak üzere Çankaya köşküne gidiyor. Ama kapıdan çevriliyor. Bir zamanlar "hanımı" olduğu köşkten ve gönül ilişkisi yaşadığı adamdan bu şekilde bir muamele görmeye dayanamayıp, İsmet Paşa'nın kendisini koruması için verdiği silahla intihar ediyor.

Ben hemen orada öldüğünü sanıyordum. Kitaba göre hastaneye kaldırılıyor, durumu iyileşmek üzereyken vereme bağlı rahatsızlığı nüksediyor ve ölüyor. 

Yine kitapta anlatılana göre Mustafa Kemal, Latife Hanım'dan çekindiği için Fikriye ile ilgilenmemiş. 

Bu ölüm ile kitap da bitiyor.

*

Fikriye ve Mustafa Kemal'in nikahı ile ilgili son sözde bunun ne kadar doğru olduğu bilinmiyor demiş yazar. Fikriye Hanım’ın yakınlarına göre geleneksel biçimde evlenmişler ama gizli tutulmuş. Ama Mustafa Kemal’in çevresinde olanların yakınları bu evlenme olayını hiç duymadıklarını söylemiş.

*

Okuduğumdan anladığım Fikriye Hanım, ne olursa olsun Mustafa Kemal ile birlikte olmak istemiş. Evlilik olsa iyi olurdu herhalde onun için ama bunun olmamasına da razı bir tutumu varmış. Mustafa Kemal onunla hiç ilgilenmese, onu yanına almasa, yine kahrından ölürmüş gibi bir izlenim veriliyor kitaplarda.  

*

Okuma önerisi olarak:

Büyük Kardeşim Atatürk - Makbule Atadan: http://birazkitap.blogspot.com/2017/08/buyuk-kardesim-ataturk.html