Mihail Bulgakov etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mihail Bulgakov etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2018 Çarşamba

KÖPEK KALBİ


KÖPEK KALBİ

(Sobachye Serdtse)

Mihail Afanasyeviç Bulgakov

Yazıldığı tarih: 1925

İlk yayınlanma tarihi: 1968

Türkçesi: Meltem Suzanne Berton

Dedalus Kitap – Haziran 2012

112 sayfa


Öncelikle kişisel tarihime not düşmek istiyorum: E-Kitap okuyucusunda okuduğum ilk kitap oldu Köpek Kalbi.

Kobo e-kitap okuyucum var, doğum günü hediyem. Artık e-kitap okuma alışkanlığı edinmek istiyorum.

*

Kitabın özeti kabaca şöyle:

Ünlü cerrah Filip Filippoviç, zavallı bir sokak köpeğini deneyinde kobay olarak kullanır.

Tombik ismindeki bu köpeğe, ölmüş bir insanın beyninden bir parça (hipoviz) ve testislerini nakleder.

Tombik’te daha sonra birtakım değişiklikler olur. Önce iki ayağı üzerine dikilir, bu şekilde yürür ve sonra konuşmaya başlar.

Değişik bir yaratık çıkmıştır ortaya.

Yalnız bu yaratık cerrahın epey başını ağrıtır, çünkü çok sorun çıkarmaktadır. Çünkü nasıl çıkarmasın, zavallı ne olduğunu bilmeyen bir yaratık haline gelmiş. Üstelik cerrah sık sık onu azarlıyor, aşağılıyor. Köpek de “Böyle olmayı ben istemedim, beni sen yaptın.” diyerek affını istiyor. Haklı.

Tombik, kimlik bunalımı yaşıyor. Kendisine bir insan ismi buluyor, nüfus kağıdı ediniyor ve hatta belediyede iş buluyor. (Kedi yakalama işi.)

Cerrah, yarattığı bu yaratıktan sıkılıp ondan kurtulmak için yeniden onu ameliyat ediyor. Eskisine döndürüyor.

Bu arada cerraha cinayet suçlaması yapılıyor, insan (olduğu sanılan köpeği) öldürdüğü gerekçesiyle. 

Fakat cerrah kimseyi öldürmediğini söylüyor. İnsan köpek gibi bir şeyin de olmadığını. (Çünkü o sırada Tombik eski haline döndü, köpek oldu yine.)


17 Aralık 2015 Perşembe

USTA İLE MARGARİTA



USTA İLE MARGARİTA

(MASTER I MARGARITA)

Mihail A. Bulgakov

1929-1940

Can Sanat Yayınları

9. Basım Ağustos 2015

573 sayfa


Ekşisözlük'te tanıştığım bir yazar var. Kitaplar üzerinde yaptığımız muhabbetler neticesinde eş zamanlı olarak bir kitap okumaya karar verdik. Alternatifleri sunup seçme hakkını bana verdi sağolsun. Ben de bunu seçtim.

"Sıcak bir ilkbahar günü biterken, Patriarşiye Göleti gezisinde iki yurttaş göründü."
cümlesiyle başlıyor kitap.

Bu iki yurttaş Berlioz ile Biezdomni.

Berlioz, Moskova'nın en büyük edebiyat kuruluşlarından Massolit'in başkanı.

Biezdomni de genç bir şair.

Berlioz, Biezdomni'den İsa'nın varlığını yok sayan bir şiir yazmasını istemiş. Biezdomni şiiri yazmış, ancak Berlioz bu şiirin yetersiz olduğunu düşünmüş. 

Onlar böyle şiir, İsa, Tanrı üzerine konuşurlarken bir adam yaklaşıyor yanlarına. 

Bu adamın bir takım enteresan düşünceleri var ve geleceğe dair de kehanetleri.

Mesela Berlioz'un nasıl ve ne zaman öleceğini söylüyor. Ve Berlioz gerçekten de tam olarak o şekilde ölüyor.

Buna tanık olan ve bu ölümden o esrarengiz adamı sorumlu tutan Biezdomni'ye ise kimse inanmıyor. Sonunda da aklını kaçırdığını düşünüp akıl hastanesine götürüyorlar.

Söz konusu bu esrarengiz adam şeytanın ta kendisi. 

Yaptığı oyunlarla insanları kandırıyor. Ona inanan insanlar, yaşadıkları olayların sonra yaşanmamış gibi olması, o olayların yaşandığına dair bütün izlerin ortadan kalkması nedeniyle çıldırıyorlar.

Şeytan bu işte,  kaostan besleniyor.

Çıldırttığı insanlar Rusya'nın ileri gelenleri.

Arka kapaktaki şu ifadeyi alayım buraya:

"Romanın başkişisi, Prof. Woland kılığına girmiş olan Şeytan'dır. Moskova'ya inen Şeytan, seçkin aydın çevrelerinin ikiyüzlülüğünü ve yozluğunu gözler önüne seren çılgınca oyunlara başvurur. Onun karşısındaysa akıl hastanesine kapatılan, baskı altındaki bir romancı, yani Usta vardır.."

Usta'nın yazdığı ama basılamayan romanı, İsa'nın çarmıha gerilmesine karar veren Roma valisi Pontius Pilatus hakkındadır.

Şeytan, Usta ve sevgilisi Margarita'ya da oyun oynar. 

*

Başlangıçta iyi giden kitap, beni ilerleyen sayfalarda sarmadı. Sıkılarak okudum. Sonlara doğru da bitse de gitsek diye. O yüzden de çok anlamadım. Birkaç yıl sonra belki tekrar okurum, o zaman anlarım.