Celal Şengör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Celal Şengör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2016 Pazar

BİR TOPLUM NASIL İNTİHAR EDER?


BİR TOPLUM NASIL İNTİHAR EDER?

A.M. Celal Şengör

Ka Kitap

2. Baskı - Temmuz 2016

181 sayfa


Celal Şengör'ün çeşitli yerlerde yayınlanmış yazılarından oluşuyor kitap.

Önsözde eğitimin önemi ve Tayyip Erdoğan ile AKP'nin bunu nasıl beceremediğini anlatıyor:

"Sayın Tayyip Erdoğan Bey yıllardır her aileye en az üç çocuk tavsiye ediyor. Bu bence son derece bilgisiz ve sorumsuzca yapılmış, ülkeyi felakete götüren rayları yağlayacak bir çağrıdır. Hele kendisinin çağdışı bilgiler verdikleri kesin olan İmam-Hatip mekteplerinin çoğalması için gösterdiği çabalar bence Türkiye'nin istikbaline giden yola döşenmiş mayınlardır. Kontrolsüz nüfus patlaması ve bu artan nüfusun bilimsel olarak eğitilmemesi bir toplumun intiharı demektir." 

Eğitime vurulan en önemli darbelerin din eksenli olduğunu söylüyor. 

"Tartışmaya açık değilse her şey dindir." diyerek kapsamı oldukça geniş tutuyor. 

TSK hayranlığı var Şengör'ün.

Türkiye'de eğitim iyi değil, ordudaki hariç. Türkiye'de elitlik yok, ordu hariç. Böyle söylüyor. Yere göğe sıdğıramıyor Türk Silahlı Kuvvetlerini. 

Kendisine bu konuda eleştiriler yöneltilmiş, "Komutanım!" diye hitap etmesi tepki görmüş, ona cevaben de ordu en iyisini bilir, beni göreve çağırırlarsa giderim, komutanım demekten erinmem... gibi bir cevap vermiş. 

Açıkçası bana itici gelen asker seviciliği dışında bilim, eğitim, üniversite eğitimi ve yönetimi, AKP iktidarının yanlışları konusunda yazdıklarına katılıyorum. Ve bundan üzüntü duyuyorum. O da üzülüyor, bu açık.



NEWTON NEDEN TÜRK DEĞİLDİ?


NEWTON NEDEN TÜRK DEĞİLDİ?

A.M.Celal Şengör

2016

Ka Kitap

3. Baskı - Eylül 2016

194 sayfa


Çinli bir profesörün "Newton neden Çinli değildi?" sorusundan esinlenmiş Celal Şengör. Aynı şekilde düşünüp neden Türk değildi'yi sorgulamış.

Nedeni basit.

Eğitim problemimiz.

Ve bu problemi daha da büyüten AKP.

Kitabın önsözünde Şengör, 

"Ben de ülkemdeki pek çok aklı başında, görgülü ve bilgili insan gibi, Tayyip Bey ve partisinin Türkiye'yi artık geri dönülmesi bence pek mümkün olmayan feci bir akıbete mahkum etmiş oldukları kanaatindeyim.(...) 

Tayyip Bey de, AKP de Türkiye'nin yakasına bin yıldan fazladır yapışmış bir illetin günümüzdeki ürünlerinden, yani Türkiye sınırları içinde yaşayan insanların çok eski bir hastalığının arazından başka bir şey değillerdir. Bu hastalık en basit ifadesiyle cehalettir."

diyor.

Çin kültüründeki sadakat, istikrar, minnettarlık nedeniyle sorgulama ve yaratıcılık gelişmemiş.

Celal Şengör, Türk toplumu için de benzer şeylerin geçerli olduğunu söylüyor. 

*

Tanrı inancıyla bilimin bağdaşmadığını söylüyor. Ona göre dinin ortaya çıkışı şöyle olmuş:

"Eğer insan henüz kendisini koruyacak hiçbir şeyi olmadığı çağlarda içinde yaşadığı doğada yalnız olduğunun bilincine varsaydı, sanırım korkudan yaşamını sürdüremezdi. 

Örneğin yıldırım doğa içinde tesadüfen meydana gelen bir doğa olayıdır. İlkel insan bunu kendi kafasından yarattığı alternatif dünyadaki bir gücün(tanrının) öfkesine bağlar. O zaman tanrının kızgınlığını gidermek lazımdır. (...) Bu çerçevede anne ve babasından istekte bulunan çocuk gibi, büyümüş bir olgun insan da bu sefer tanrıdan istekte bulunur." sf. 125

Bilimin ortaya çıkışı da şöyle olmuş:

Anaksimandros -ki onun için gelmiş geçmiş en önemli insanoğlu diyor Şengör- "Dünya boşlukta duruyor." demiş.  Tales niçin böyle düşündüğünü sorunca "çünkü dünyanın oraya veya buraya gitmesi için bir neden yok." demiş.

Anaksimandros'un verdiği bu cevabı insan aklının tarihte atabildiği en büyük adım olarak görüyor Şengör.


Ağırlıklı olarak bilim, eğitim, bunların gelişmemesinin zararları, gelişmesinin önünü tıkayanları ele aldığı kitapta ayrıca Jules Verne, Charles Darwin, Albert Einstein'dan da bahsediyor.

11 Ekim 2016 Salı

APTALI TANIMAK




APTALI TANIMAK

A.M. Celal Şengör

2015

Ka Kitap

8. Baskı – Ağustos 2015

213 sayfa


Celal Şengör, dünyaca tanınmış bir jeolog.

Eğitimi, görgüsü ve deneyimleri neticesinde artık bir insan sarrafı olduğunu düşünüyor.

*

Kitabına aptalın sözlüklerdeki karşılığını yazarak başlamış. Aptal derken hakaret olarak kullanmadığını özellikle vurguluyor.

“Bana tabii şu soru yöneltilebilir: Sen aptallığı ve cehaleti tayin yetkisini kendinde nereden buluyorsun? Buna verebileceğim tek cevap, soruyu sorana mesleğimi hatırlatmaktır: Ben üniversite öğretmeniyim. Hem de uluslararası şöhrete sahip bir bilim insanı olarak üniversite öğretmenliği yapmaktayım. Benim işim bilgiyi tartarak not vermektir." sf.12

“Ben iyi bir aptal tanıyıcısıyımdır. Oldukça sür’atli bir şekilde hakkında aptal olduğu yargısına vardığım bir kişinin daha sonra öyle olmadığının görüldüğü herhangi bir vak’ayı hatırlamıyorum.” sf.18

 *

Kitapta, daha önce çeşitli yerlerde yayınlanmış yazılarını bir araya getirmiş.

Kitabın amacını da şöyle açıklamış:

“Bu kitapta toplanan yazılarımın tek maksadı vatandaşlarıma aptalı tanıma konusunda yardımcı olmaktır. Aptalı tanıyıp onu sorumlu mevkilerden uzaklaştırmak için kimsenin dahi olmasına gerek yoktur.” Sf.15

Bu kapsamda Recep Tayyip Erdoğan ve ekibine ateş püskürüyor.

“Şu anda Türkiye’ye egemen olan cehalet yönetimi, toplum olma bilincimizde büyük yaralar açmıştır ve açmaya da devam etmektedir.” Sf.21

“Cehalet en büyük düşmandır. Ama bu düşman dışarıdan gelmez. Bunu biz kendimiz büyütür, bizi daha çok cahil edecekleri başımıza getirmek için sandıklara koşarız.” Sf.25

Onlara kızmasının en büyük sebebi, kendi eğitimsizliklerini tüm ülkeye yayma çabaları.

Özellikle AKP iktidarının her ile bir üniversite uygulamasının üniversite eğitmini ne kadar pespaye hale getirdiğinden yakınıyor. Hatta Türkiye’de doğru düzgün bir üniversite bile olmadığını söylüyor.

“Bugün artık Türkiye’de üniversiteye gitmek tamamen bir vakit kaybı haline gelmiş, hele AKP yönetimiyle beraber, Türk üniversiteleri Osmanlı medreselerinin acıklı durumuna düşmüşlerdir.” Sf.43

“Bilimin ülkemizdeki çöküşünün en önemli sebebi tamamen bilgisiz politikacılardır ki, bunun en güzel örneği Tayyip Bey’dir. Bilimden en küçük bir haber olmayan bu zat…” sf.43


AKP ekibine duyduğu antipati ne kadar fazlaysa orduya sempatisi de bir o kadar fazla.

“Ordu dışında her toplum sektörü sözümona demokrasi adına kalitesizlere teslim edilmiştir.” Sf.22

“Türkiye’de körüklenmeye çalışılan ordu düşmanlığını büyük bir kaygıyla izliyorum: Türkiye’ye fenalık etmek isteyenlerin ilk yapmaları gereken nedir? Bu ülkenin tek sağlam kurumunu ortadan kaldırarak ülkenin dağıtılmaya hazır bir yığın haline gelmesini sağlamaktır. O zaman hedef bellidir: Türk Silahlı Kuvvetleri.” Sf.28



*


Eskiden Osmanlı aşığıymış Celal Şengör. Hamaset içerikliymiş Osmanlı’ya dair bildikleri. Sonra araştırmış, okumuş ve Osmanlı’nın yanlışlarını fark etmiş. Özellikle bilim alanında Osmanlı’nın hiçbir katkısı olmadığını anlayınca;

“Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm izleri tarihten tamamen silinse, bilim dünyasının en ufak bir kaybı olmaz.” Sf.35

*

Toplum olarak ahlaklı olmadığımızı söylüyor.


“Ahlak seviyesi Türkiye’deki kadar düşük bir toplum görmedim. Ahlaksızlık AKP döneminde adeta dikine yükselişe geşmiştir.” Sf.65

“Türkiye halkı tamamen keçileri kaçırdı mı, yoksa bu ahlaksızlıklar zümresi onun gerçek değerlerini mi yansıtıyor?” sf.66

*


Allah inancı yok Şengör’ün. Bu inanca sahip olanlara da pek saygı duymuyor anladığım kadarıyla. İnanmaya programlı bir toplum olduğumuzu düşündüğünden “anneye, babaya,öğretmene, devlete, dine inanırız. (…) İnanmak rahatlık verir. (…) Gelgelelim araştımacılar da rahatsız insanlar arasından çıkar.” diyor. Sf.36

“Bir lokma ekmek ve bir hırka ile kanaat eden insan yaratıcı olamaz.” Sf.37

Dinin kendi yalanına inanmak olduğunu söylüyor.

Türban konusunda da;

“Bir yandan dünyanın yedi günde yaratıldığına inanıp jeoloji öğrenmek nasıl mümkün değilse, diğer yandan Adem ile Havva efsanesine inanıp biyoloji yapmak öylece mümkün değildir. (…) Bu nedenle, değişmez önyargılara sahip olduğunu giydiği sembollerle üstelik reklam etmek niyetinde olan birinin üniversitede işi yoktur.” Sf.98

 
*

Genel olarak AKP'nin zararları, ahlaksızlığımız, eğitime ve bilime gerekli önemi vermeyişimiz, tartışmayı beceremeyişimiz, icat çıkarma gibi bir deyimi üretecek kadar “salaklaşmış bir toplum” oluşumuz, demokrasi, ordu... gibi konuları ele almış.

 Bunlar dışında Sibel Kekilli ve porno da var kitapta. 

“Pornonun mesajı barışçıldır ve nihayet sevişmeyi ve çiftleşmeyi, yani ekseri insanın er veya geç yaptığı ve mutlu sonuçları olan bir hareketi resmeder.” Sf.79


*
 Celal Şengör, İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı ile yakın arkadaşmış. Güzel ekip.