25 Nisan 2023 Salı

HAMNET

 


HAMNET

Margie O’Farrell

2020

Çeviri: Kıvanç Güney

Domingo Yayınları

2.Baskı - Ağustos 2022

293 sayfa


“1580’lerde, Stratford’daki Henley Caddesi’nde yaşayan bir çiftin üç çocuğu oldu: Önce Susanna, ardından ikiz olan Hamnet ve Judith doğdu. Hamnet adındaki oğlan 1596’da, on bir yaşında öldü. Dört yıl kadar sonra, babası Hamlet adında bir oyun yazdı.”

bilgisiyle başlıyor kitap.

Evet Shakespeare ve Hamlet.

"Hamnet ve Hamlet aslında, on altıncı yüzyıl sonlarıyla on yedinci yüzyıl başlarında Stratford'da tutulan kayıtlarda birbirinin yerine geçebilen, aynı isimlerdir." bilgisi de yer alıyor kitapta. 

Ancak kitapta Shakespeare'in adı hiç geçmiyor. O yalnızca birinin kocası, babası, oğlu olarak anılıyor. Biz esasen onun karısı Agnes'i okuyoruz. Onun doğayla iç içe bir yaşam sürmeye çalışan özgür ruhunu ve bu ruhun nasıl tutsaklaştırılmaya çalışıldığını...

*

Hamnet ve Judith ikiz çocuklar. Judith bir gün çok hastalanıyor. Tüm aile Judith'in başına toplanıyor ve elinden geleni yapıyor. Herkesin dikkati Judith'de iken kimse Hamnet'in hastalığını fark edemiyor. 

Hamnet, ikizinin hastalığına ve ölecek durumda olmasına çok üzülüyor ve ölümü kandırmaya karar veriyor. Zaten hep herkes ikisini birbirine benzetir. Birbirlerinin kıyafetlerini giyip başkalarını kandırırlar bazen. Şimdi neden olmasın, diye düşünüyor. Bir akşam Judith'in kılığına giriyor ve evet, ölümü kandırıyor. Hamnet ölüyor. Vebadan. 

Aile ve özellikle Agnes yıkılıyor. Zaten çok da bildiğimiz anlamda aklı başında biri değildi. Toplum normlarına pek uymayan bir zihni ve ruhu vardı. Şimdi iyice kopuyor insanlardan. 

Bu arada kocası nerede? Uzak diyarlarda. Londra'da tiyatro işi ile uğraşıyor. Karısı ve çocuklarına zaman zaman mektup gönderiyor. Ancak ilerleyen zamanlarda mektupların sıklığı da azalıyor, içinde yazılanlar da. 

Bir gün Agnes bir haber alıyor. Kocası, oğlu Hamnet'in ismini taşıyan bir oyun yazmış. Agnes'in hoşuna gitmiyor bu durum. Kocasına haber vermeden oyunu izlemek için Londra'ya gidiyor. Başta rahatsız oluyor oyundan, anlam veremiyor oğluyla ilgisine. İzledikçe anlıyor ki kocası, ölen oğullarının yasını bu şekilde tutmuş, onu bu şekilde yaşatmaya çalışmış. 

Bkz: Hamlet 

*

Ana hikaye böyle olmakla birlikte sık sık da geçmişe atıf var.

Agnes ve kocasının tanışma hikayesi örneğin. 

Agnes'in yaşadığı eve bir Latince öğretmeni geliyor. Babasının bazı çıkarları için çocuklara Latince eğitimi veren bu öğretmen, evdeki kızlardan biri olan Agnes'ten etkileniyor. Öğreniyor ki Agnes, eğitim verdiği çocukların üvey ablasıymış. Herkes onun büyücü, cadı, deli vb olduğunu düşünüyor. Üvey annesi Joan, Agnes'e hayatı zindan etmeye çalışıyor ama Agnes, kardeşi Bartholomew'un da desteğiyle ayakta. 

Agnes ile Latince öğretmeni sevişiyor, Agnes hamile kalıyor. Öğretmen, babası ile çatışma yaşıyor ama babası bu durumu kendi lehine çeviriyor. Evleniyorlar.

Üç çocukları oluyor: Susanna, ardından ikizler Hamnet ve Judith.

Agnes, ilk doğumunu ormanda kendi başına yapıyor. Kocası ile uyurlarken rüyasında annesi onu ormana davet ediyor. Orada doğuruyor.

Zamanla kocası sinirli, üzgün birine dönüşüyor. Zorba babasından ötürü. Agnes buna bir çare bulmak için kardeşi Barthemelow ile görüşüyor. Bart onun erkek gibi bir işe ihtiyacı olduğunu düşünüyor, düşünüp durarak bir yerlere varamıyor, keçileri kaçırır, hele bir de öyle bir baba varken diye. Baba John’un Londra’da da işleri var. Oraya birini göndermesi lazım. Oğlunu gönderse belki iyi gelir. Agnes bunu düşünüyor. Kocası Londra’ya gider, sonra da Agnes ve Susanna gider. O sırada Agnes yine hamile ama henüz söylemiyor.

Agnes ikinci kez hamile olduğunda kocası Londra’ya gidiyor iş için. Orada işleri yoluna koyunca karısı ve çocuklarını yanına alacak. Ama bu hiçbir zaman olmuyor. 

Kocası, çok az geliyor karısı ve çocuklarının yanına. Agnes, evlat acısını kendi başına yaşıyor. Aslında diğerleri de kendilerince yaşıyor bu acıyı. Judith yavrum, ikizini kaybetmenin anlamını kavrayamıyor. Hamnet'in nereye gittiğini, neden gittiğini... vb 

Susanna ise evin büyük kızı olarak çok büyük sorumluluklar üstleniyor. Annesinin doğayla olan yakınlığı zaten öteden beri huzursuz ediyor Susanna'yı, utanıyor hatta annesinin bu durumundan. Hamnet'in ölümünün ardından evin tek aklı başındası olarak kendisini görüyor.

*

Kitabın sonunda Agnes, tiyatrodaki oyunu izleyip kocasına sıcaklık duymaya başlamıştı. Orada bitti. Devamında bence Londra'ya taşınsınlar ve ailecek birlikte yaşasınlar. Öyle umuyorum. 


24 Nisan 2023 Pazartesi

SS

 

SS

Barış Pehlivan

Barış Terkoğlu

2023

Kırmızı Kedi Yayınevi

1.Basım - Nisan 2023

256 sayfa

Leş.

Ülkenin nasıl bir leş ağ tarafından sarıldığını anlatıyor kitap.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya da yer veriliyor her olayda.

*

Emniyet Müdürünün Sarallar Raporu

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın eşini ve çocuklarını müteahhit E.U koruyormuş.

Bu müteahhit E.U, alacak verecek meselesi ile ilgili olarak ortağıyla ters düşmüş. Ortağı da Sarallar olarak bilinen suç örgütünü devreye sokmuş. Hayatî tehlikesi olduğunu düşünüp korkan müteahhit E.U, Bakırköy Emniyet müdürü Murat Çetiner’den yardım istemiş. Sonra şikayetinden vazgeçmiş. Çünkü kendisini emniyetin koruyamayacağını düşünmüş. Bakırköy Sonra Bakırköy Emniyet Müdürü, İstanbul Emniyet Müdürünü aramış ve demiş ki  çekil, bakan olaya dahil oldu.

Bakan dediği Süleyman Soylu

Konuyla ilgili rapor düzenliyor Bakırköy Emniyet Müdürü. Ama bir gün emekli bir emniyet müdürü gelip raporu geri çekmesini istiyor, çünkü Sarallar bu eski emniyet müdürünün akrabasıymış, yeğenleriymiş. Süleyman’ın da haberi var, diyor.

Kabul etmiyor Bakırköy Emniyet Müdürü

Bunun üzerine;

Meclis başkanvekili HDP milletvekili Pervin Buldan, bir gün suçu ve suçluyu övme ve terör örgütü propagandası suçundan Iğdır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Bakırköy 6.Ağır Ceza Mahkemesince talimatla ifadesinin alınması istemiyor. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, Bakırköy emniyetine yazı yazıp zorla getirilmesini istiyor. Ancak Pervin Buldan milletvekili ve dokunulmazlığı var. Soylu, nasıl olur da Meclis başkanvekilini gözaltına alır diyerek Bakırköy Emniyet Müdürünün açığa alınmasını istiyor.

Soylu, Pervin Buldan’ı niye korusun?

*

Soylu'nun pek çok şüpheli kişi ile fotoğrafı mevcut. Yazarlar bunu şöyle açıklıyor:

“Devlette gücü olan biriyle fotoğrafı olmak, AKP döneminde birçok kapıyı açan ya da imtiyazlı hale getiren anahtar rolünü üstlendi. Özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu konuda çok büyük bir fotoğraf albümüne sahip. Suça bulaşmış birçok şüphelinin suçla mücadele etme görevi olan Bakan Soylu ile fotoğrafı çıktı.” Sf.19

*

Tecavüzcü İş İnsanı

İş insanı Sadullah Alagöz. Yabancı uyruklu bir anne ve kızıyla bir kafede ortak oluyor. Ortak kız 17 yaşında ve bir gün kafenin cirosunu kontrol edip sıkıntı olduğunu görüyor. Sadullah Alagöz bu durumdan rahatsız olup kızı yanına çağırıyor, tecavüz ediyor.

Kız ve annesi önce susuyor. "Babamız ve amcalarımız bu durumu öğrenirse namus için kızı öldürme ihtimalini düşündük, ayrıca şahsın devlet büyükleri ile olan fotoğraflarını göstermesi üzerine tehditlerden korktuk ve yabancı olduğumuz için sınır dışı eder diye sustuk." diyorlar. Ama sonra bir aile dostlarının da desteğiyle şikayetçi oluyorlar.

18 yaşından küçük olduğu için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da olaydan haberdar ediliyor.

Gelgelelim Sadullah Alagöz, aile bakanı Derya Yanık’ı ziyaret edip onunla da fotoğraf çektirip paylaşıyor. Misafirperverliği ve hoş sohbeti için bakana teşekkür ediyor. Yani tecavüz mağduru bir çocuğu korumakla görevli bakanlık, tecavüz şüphelisi ile hoş sohbet ediyor.

Ayrıca Sadullah Alagöz, Ankara il emniyet müdürü ile de fotoğraf çekilip onun da misafirperverliğini överek fotoğraf paylaşıyor.

Bu arada kızın pantolonunda iş insanının sperm örneği bulunuyor. Delil de var yani.

Ama buna rağmen hâlâ hakkında işlemler yapılmıyor. Savcılarımız bir tivit atan gençleri anında evlerinden aldırıp haklarında işlem yaparken tecavüz şüphelisi bir kişiye karşı böyle bekliyorlar. 

* 

İmamoğlu-Soylu

2019’da pandemide İBB’nin topladığı bağışlara İçişleri bakanlığı tarafından el konduğu bilgisini aktarıyor kitap. Paralar İstanbul Defterdarlığına aktarılmış.

*

Saray’a Gizli Çekim

Süleyman Soylu, cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ı takip ettiriyormuş.

*

Süleyman Soylu’nun Trolleri 

Soylu'nun Twitter’da istediği kişiyi hedef gösteren trolleri olduğu iddiası var. Vergilerimizden onlar için maaş veriliyor.

* 

Soylu-Menderes

Soylu DP’de başlıyor siyasete. Genel başkanlık için Hüsamettin Cindoruk ile karşı karşıya kalıyor ve yeniliyor.

Sonra 2010 referandumunda partisi hayır derken evet için propaganda yapıyor. Bunun için gerekli parayı nasıl temin ettiği bilinmiyor. Fetö iddiası var. Parti kasasından yaptığı harcamalar da rahatsızlık uyandırıyor. Partiden atılıyor. Sonra da Erdoğan’ın yanında yer alıyor.

*

Soylu-Erdoğan

Soylu, 2008-2009’da Erdoğan aleyhine konuşurken sonra Erdoğan tarafında yer alıyor. Tipiktir, “Dönenler, döndükleri fikrin en radikali olurlar.” Yalçın Küçük Sf.63

Yine eskiden Fetullah Gülen’e övgüler düzen ve onun ateşli bir taraftarı iken sonra o fikirlerini de terk ediyor. 

*

Soylu-İntihara Sürüklenen Emniyet Müdürü

Hakkında adlî bir olaydan ötürü yakalama kararı olan bir genç, rutin bir kontrol sırasında yakalanıp gözaltına alınıyor. O genç, arkadaşını arıyor. Arkadaşı, Engin Levent Soylu. Süleyman Soylu’nun oğlu. Böylece şahıs, usulsüz biçimde serbest bırakılıyor. Ama kişinin yakalandığı ve gözaltına alındığı bölge olan Silivri’nin emniyet müdürü Hakan Çalışkan, bir yandan Soylu bir yandan onun aleyhtarları arasında kalıp bunalıyor ve intihar ediyor.

Dosyası kapatılmış.

*

Soylu - Sigorta Şirketi

Soylu, sigorta şirketi sahibiymiş. İçişleri bakanı olduktan sonra şirketi muazzam büyümüş. Bakanlık makamını bu iş için mi kullandı, diye soruyor kitap.

* 

Soylu-Şarkıcı

İçişleri Bakanı Soylu’nun ablasının oğlu Hasan Berk Işık şarkıcı olmak istiyormuş. Soylu’dan yardım istemişler. Şarkıcı olmak için de içişleri bakanından ricada bulunmazsın artık be amaaan!

* 

Soylu -  Müge Anlı

3 Haziran 2020’de Aleyna Çakır tavana asılı olarak bulunuyor. Erkek arkadaşı Ümitcan Uygun’un bu ölümden sorumlu olduğuna dair deliller var. Daha sonra 17 Eylül 2020’de Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun boş bir arazide ölü olarak bulunuyor. Müge Anlı da bu cinayeti programına konu ediniyor. Sonra baba Durak Uygun ve oğul Ümitcan Uygun’un Soylu ile fotoğrafları sosyal medyaya düşüyor. Bir çeşit uyarı gibi kullanılıyor Soylu ile olan fotoğraflar.

*

Soylu - Adnan Oktar 

Adnan Oktar Grubuna 11 Temmuz 2018’de operasyon düzenlendi. Grup, İlk olarak Soylu’yu arayıp yardım istemiş. Neden? 

Soylu, bu operasyonun haberini İstanbul Emniyetinden değil Oktarcılardan öğrenmiş. “Çünkü, Soylu’nun haberi olursa, operasyonun sızacağı düşünülüyordu.” Sf.193

Sanıklar da verdikleri ifadelerde Soylu ile yakın ilişkide olduklarını, onun ricasıyla çeşitli ziyaretler ve işler yaptıklarını anlatıyorlar. 

*

Soylu-Hukuk

Soylu'nun hukukla arası iyi değil.

3 Ocak 2018 Genel Güvenlik ve Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı-MEB Şura Salonunda Soylu diyor ki: “Uyuşturucu satıcısının ayağını kırmaya polis görevlidir.” Sf.219

26 Ekim 2021 Kadın Muhtarlar Derneğinde diyor ki: "Metruk binayı sen gece yık, mahkeme kararı bizim arkamızdan gelsin." Sf.219

Dönemin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de cevaben şunu diyor: "Bizim rehberimiz hukuktur, biz yapalım hukuk arkadan gelsin değil, hukuk önden yürüdün, biz ona göre kendimizi ayarlayalım anlayışıdır hukuk devleti.”

Bu sözün kendisine olduğunu anlayan Soylu, 11 Ocak 2022 A Haber’de: "Fırsat bulursan hukuk fakültesine gireceğim ve hukuk okuyacağım.” diyor.

Abdulhamit Gül de 13 Ocak 2022 Hukuk Eğitimi Sempozyumunda "Hukuk fakültelerine ihtiyaca göre öğrenci alınmalı, aksi halde gençlerin hayalleri yıkılır. Nitelikli hukuk, nitelikli hukukçuyla ancak mümkün olur.” Sf.220 diyor.

Ay yiyin birbirinizi.  

*

Yazarların Soylu hakkındaki tabirleri:

“Kameraların önüne çıkıp ‘ben dünyanın en kötü adamıyım’ diyecek kadar asabı bozuk bir insan portresi çizen Soylu…” Sf.180

“Evlat olsa sevilir mi bilinmez, ancak Soylu’yu kendi evladı gibi görmeyen AKP…” Sf.182

Evlerden ırak bir insan diye düşünüyorum ben de.

Kitabın sonunda Soylu'nun pek çok kriminal kişilikle fotoğraflarının olduğu bir albüm mevcut.

Üzücü, sinirlendirici ama haklı ve değerli bir kitap. 

TAŞRA ÜNİVERSİTELERİ


 

TAŞRA ÜNİVERSİTELERİ

Ak Parti’nin Arka Kampüsü

Tuğba Tekerek

2023

İletişim Yayınları

2.Baskı - 2023

400 sayfa


“Her ile bir üniversite” politikası zamanla “Her ilçeye de bir üniversite”ye dönüştü ve kuş uçmaz kervan geçmez yerlere de üniversite açılır oldu. Ama bu üniversiteler öğrenci, öğretmen, kaynak vb eksikliği ile zamanla yok oluyor ya da güç bela varlığını sürdürüyor. Yazar, bu üniversitelerin izini sürmüş ve çok güzel bir kitap yazmış. Her sayfası gençlik ve gelecek adına üzüyor. 

*

Yazar beş üniversite seçerek kitabını yazmış. Bunlar:

-Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi

-Bingöl Üniversitesi

-Giresun Üniversitesi

-Kilis 7 Aralık Üniversitesi

-Yalova Üniversitesi

*

“Muhalefetteyken YÖK’ü eleştiren Ak Parti, iktidara gelince onu sahiplendi ve kendi hedefleri için kullandı.” Sf.18

“Taşra üniversiteleri ise Ak Parti’nin gözlerden ırak bir şekilde, istediği gibi düzenlediği bir arka bahçe adeta.” Sf.18

*

Hatırlayan vardır, 2005 yılında Bolu İzzet Baysal Üniversitesinde mimarlık ve mühendislik fakülteleri temel atma törenine dönemin başbakanı Erdoğan katılacaktı. Rektörlük, bu durumu üniversitelerin siyasallaştırılması çabası olarak değerlendirip kabul edilemez bulduğunu açıkladı ve protesto etti. Bugün kulağa inanılmaz geliyor.

*

Şu sayıları veriyor yazar:

2002’de 40 ilde 53 üniversite, diğer şehirlerde de yüksekokullar varken daha sonra her ile üniversite hatta birden fazla üniversite ile 2015’de 109 üniversite oldu.

15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra 6.081 akademisyen üniversiteden uzaklaştırıldı. 

Bazı üniversiteler bölündü. İstanbul, Gazi, Karadeniz Teknik gibi. Boğaziçi Üniversitesi hâlâ direniyor.

Ağustos 2022 itibariyle YÖK’e bağlı üniversite sayısı 208.

“Taşra üniversiteleri çekirdekten Ak Parti mahsulü oldu.” Sf.24 diyor yazar ve ekliyor: “Ak Parti bu üniversitelerde “know-how’ı yani neyin nasıl yapılacağı bilgisini buralarda geliştirdi.” Sf.25

Sonra onu büyük şehirlerdeki üniversitelere yaydı. O yüzden yazar 2006-2008 döneminde açılan taşra üniversitelerini incelemenin, Ak Parti’nin üniversite politikasını anlamak için önemli olduğunu düşünüyor.

“2020-2021 MEB verilerine göre 18-22 yaş grubundaki gençlerin %44’ü bir yükseköğretim programına kayıtlı, yani ülkede neredeyse her iki gençten biri üniversiteli.” Sf.29

Ama bu sayı biraz balonmuş. Anadolu Üniversitesinde 2,4 milyon pasif öğrenci varmış, kayıt yenilemeyen, sınavlara girmeyen. “Öğrencilikle tek ilişkileri, ceplerindeki öğrenci kartından ibaret.” Sf.31 Toplam açık öğretim öğrenci sayısı 4,4 milyon.

Gerçekten üniversiteye gidenlerin sayısı ise 3,8 milyon.

Dört yıllık örgün lisans eğitimine ulaşabilen öğrenci sayısı yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle birlikte 2,8 milyon.

*

“Doğru dürüst lise eğitimi almamış gençler, sırf kontenjan dolsun, üniversiteli sayısı artsın diye yükseköğretime taşınıyor.” Sf.33 diyor yazar. Üniversite sınavlarında baraj kaldırıldı ki daha çok üniversiteli olsun. Ama hal böyle olunca da dört işlem bile bilmeyenlerin mühendislik programlarına girebildiği bir sistem oluştu.

2021 yılında Bartın Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümüne girmiş bir öğrencinin YKS’de biyoloji, kimya, fizik net sayısı sıfır.

2021 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi kimya bölümüne giren bir öğrencinin kimya ve biyoloji neti sıfırın altında.

2021 Munzur Üniversitesi Psikoloji bölümünde, psikoloji alanında eğitim almış bir öğretim üyesi yok. Felsefeci ve veteriner veriyormuş dersleri.

Yetersiz akademik kadro yanında mevcut akademisyenlerin de anlatımlarındaki sorunlara yer veriliyor kitapta. Örneğin Yalova Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümünde her konu dini bağlamda açıklanıyor, hocalar hep dersle ilgili ilgisiz din anlatıyor, öğrenciler de bunu fark edip sınavlarda ayet yazıp sınavlardan geçiyormuş.

Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu, Giresun merkezden aniden Bulancak ilçesine taşınmış. Amaç ilçeyi kalkındırmak. Üniversitesi binasının yapımında emeği geçen dolmuş durağı kooperatifine dönemin maliye bakanı Mehmet Şimşek bizzat teşekkür etmiş. Dolmuşçular öğrencileri merkezden ilçeye taşıyarak gelir elde etmiş. Öğrencinin ilçeyi kalkındırması bu anlama geliyor onlar için. Bu sorunu dile getiren bir öğrencinin şu lafı beni güldürdü ne yalan söyleyeyim:

“Nitelikli, bilimsel bir eğitim görmek amacıyla geldiğimiz Giresun’da…” Sf.76

Nitelikli bilimsel eğitim ve Giresun Üniversitesi mi? 

Giresun Üniversitesi bir öğrenci Şebinkarahisar’da moda tasarımı okuyormuş. Şebinkarahisar ve moda tasarımı mı? Öğrenci burada tabii ki kumaş bulamıyor. Kitap, giysi, cilt bakım malzemesi gibi şeylere de ulaşamıyorlar. İnternetten kargoyla dört gün sonra geliyormuş. Yerel esnaftan almaya kalksalar elli liralık ürünü yüz liraya satıyormuş.

Giresun Üniversitesi Şebinkarahisar Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisi kalp masajını teorik olarak öğrendiğini, maket olmadığını, ambülans, sedye, atel vb hiçbir malzeme olmadığını anlatıyor. 

Sayıştay’ın Eylül 2019 raporuna göre Giresun Üniversitesinin 171 ön lisans, 99 lisans programı varmış ve 122’si atıl durumdaymış. Ya öğrenci yok, ya öğretim görevlisi yok, ya bina yok. Kamu kaynakları böyle çarçur ediliyor yani.

*

Ordu’nun Mesudiye ilçesine bağlı Yeşilce beldesinde ilkokul bile yokken 2004’te Ordu Üniversitesine bağlı turizm otelcilik önlisans programı açılmış. 2012’de Mesudiye ilçe merkezine taşınmış okul.

“Türkiye’nin dört bir yanında, yüzlerce ilçede onlarca absürt MYO hikayesi var.” Sf.99 diyor yazar ve bunların örneklerini veriyor bol bol.

YÖK 10.000 nüfusun altında yerlere yüksekokul açılmasına izin vermiyor. Buna çare de ek bina açmakla bulmuşlar.

*

İşin akademisyen tarafıyla da konuşuyor yazar. Nasıl torpiller olduğunu, nasıl vasıfsızların dekan/rektör yapıldığını… vb

*

Bu üniversitelerin işe yaramazlığı ile ilgili birkaç olaydan biri Bingöl’deki Sarıçiçek köyüne düşen meteor. Köylü bunun önemli bir şey olabileceğini düşünüp şehrindeki Bingöl Üniversitesine danışıyor ama orada kimse ilgilenmiyor. Sosyal medyada olayı anlatan köylüyü İstanbul ve yurt dışındaki üniversitelerden uzmanlar duyup ilgileniyor. 

*

Öğrencilerin kütüphane ihtiyacı varken devasa camiler yapılıyor kampüslere. Öğrencilerin bundan rahatsızlığı anlatılıyor.

*

Her yurtta manevi rehber adı altında bir çeşit psikolog istihdam ediliyor. Psikolog değil, çünkü eğitimleri psikoloji değil, ilahiyat üzerine. Zaten de ilahiyat bölümü mezunları için pek çok yeni alan açıldığını ortaya koyuyor kitap. 

*

ÜniAK diye AKP’nin üniversitelerde uzantısı varmış. Duymamıştım. Zaten duyulacak kadar ehemmiyeti yokmuş. Sözde öğrenci topluluğu ama tepeden inme olduğu için gençlerde bir karşılık bulamıyormuş.

*

Çok değerli bir çalışma bu kitap. Çok üzücü, çok sarsıcı bir yandan da.

İNSANLAR


 

İNSANLAR 

(The Humans) 

Matt Haig 

2013 

Çeviri: Elif Ersavcı 

Domingo Yayınları 

6.Baskı - Ocak 2023

283 sayfa

Konusu ilginç. Bir uzaylının gözünden dünya, dünyalılar yani insanlar anlatılıyor. Dışarıdan bakılınca biraz acayip gözüküyormuşuz.

*

Profesör Andrew Martin kırk üç yaşında, evli, bir oğlu var. Çok zor bir matematik problemini çözmüş. Bunu öğrenen uzaylılar onu yok ediyor, çünkü uzaylılar insan gelişimini engellemek istiyorlar. Riemann hipotezi denilen bu problemi ispatlamak sayesinde uzaylıların hayatı değişmiş, evrende yolculuk etmek, başka gezegenlere yerleşmek, başka bedenlere dönüşmek, istedikleri kadar uzun yaşamak, birbirlerinin zihinlerini okumak… vb İnsanların da bunları yapabilecek hale gelmesini istemiyorlar. Bunun için bu problemi ispat eden Andrew’u ve ispatını yok ediyorlar. Ve bir kişiyi bu ispatı bilen hatta ispatlanabilirliğini dahi bileni yok etmekle görevlendirerek Dünya’ya gönderiyorlar.

Dünya’ya gönderilen uzaylı, Profesör Andrew Martin’in kılığına giriyor.

Buradaki gözlemleri şunlar oluyor:

Binalar statik ve yere yapışık.

Arabalar kendi kendilerine dolmuyor ve beyinleri yok.

İnsanlar bir şey satın alıyor, sonra kendilerini kötü hissedip başka şeyler satın alıyor.

Dergilerden anlaşılan o ki en önemli şey orgazm.

*

Dünya’ya çıplak olarak geliyor. Tabii bu hali dikkat çekiyor ve akıl hastanesine götürülüyor.

Akıl hastanesinde Zoe diye bir kızla tanışıyor.

Ortama biraz alıştıktan sonra artık düzeldiğini, geçici biz kriz yaşadığını söylüyor. Salıyorlar.

Evine gidiyor.

Karısı İsobel ve oğlu Gulliver ile tanışıyor. Araları pek iyi değil ama. 

*

Andrew, arkadaşı Daniel’a ve oğluna söylemiş çözdüğü büyük matematik problemini. Oğlu ilgilenmiyor bu olayla. O yüzden ona dokunmuyor uzaylı. Ama Daniel’ı, evine gidip mailleri silip kendisinin aslında Andrew olmadığını anlatarak öldürüyor.

Durumdan başka kimlerin haberdar olduğunu öğrenmesi ve gerekirse yok etmesi gerekiyor.  Ama zamanla kendisini insanlara yakın hissedir hale geliyor ve insan olmak istiyor. Görevinden azlini istiyor. Tüm yeteneklerinin elinden alınmasına, yaşlanmaya, hastalanmaya razı. Zaten de yerini doldururuz deyip görevle ilişiğini kesiyorlar.

Yakın arkadaşı Ari’ye söylüyor gerçeği. Ama Ari inanmıyor tabii. İlaçlarını ihmal etme diyor.

Gerçekten biri başka bir gezegenden geldiğini söylese inanır mısınız? 

* 

Andrew bir öğrencisiyle ilişki içindeymiş. Uzaylı Andrew da kızla bir kez yatıyor ama bunun yanlış olduğunu hissediyor sonra. Karısına da açıkça anlatıyor. Karısının neden kızıp boşanmak istediğini anlamıyor.

Üzgün üzgün dışarıda içerken Ari’nin öldüğü haberini alıyor.

Sonra da karşısına Andrew formunda uzaylı hemşerisi çıkıyor. Görev tamamlansın diye yedeğini göndermişler.

Yeni Andrew, Gulliver’i öldürmeye çalışırken Gulliver onu öldürüyor. İlk Andrew ve Gulliver, yeni Andrew’u gömüyorlar. O sırada Andrew her şeyi anlatıyor Gulliver’e. Onları anne Isobel görüyor, mecburen ona da anlatıyor.

Kafalar karışıyor. İsobel, Andrew’u görmek istemiyor.

Andrew, başka bir şehirde yaşamaya ve üniversitede ders vermeye başlıyor. Bir süre yalnız kalıyor.

Sonra bir gün Gulliver ve köpeği Newton’u görüyor. Oğlundan annesinin onu çok özlediğini öğreniyor. Andrew da özledi. Evine karısına ve çocuğuna dönmeye karar veriyor.

*

Edebi anlamda bir özelliği yok, dümdüz bir anlatım. Sadece konu ilginç.

3 Nisan 2023 Pazartesi

ROBINSON'UN MAVİ EVİ


 ROBINSON’UN MAVİ EVİ

(Robinsons Blaues Haus)

Ernst Augustin

2012

Çeviren: Regaip Minareci

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

1.Basım - Ocak 2023

218 sayfa

 

Robinson rumuzlu bir internet kullanıcısı, Cuma rumuzlu bir internet kullanıcısına hayatını anlatıyor. Kitabın bu şekildeki konusunu okuyunca ilgimi çekti ama okudukça ilgim azaldı. Sarmadı beni. 

*

Kitabın başında en maceralı hayatı Robinson Crusoe’nun yazarı Daniel Defoe’nun ve kendisinin yaşadığını söylüyor yazar.

*

İnternet kafeye gidip kendisine bir rumuz seçiyor. Robinson seçmek istiyor ama bir sürü Robinson var, ek eklemeli ki bu rumuzu kullanabilsin. O da “Robinsoncumayıarıyor” seçiyor. Bu rumuzu seçiyor ama aslında Cuma olmak istermiş, Cuma’nın daha yakışıklı olduğunu düşündüğü için.

Bir sohbet odasında Cuma’yı buluyor ve ona anlatıyor: Kendisini, düşüncelerini, anne babasını, hayallerini. Samimi buldum ben anlattıklarını.

Küçük bir kasabada yaşıyormuş.

Çocukken öğretmenin sorduğu soruları bilmesi nedeniyle sınıf arkadaşlarından tepki çeker, zorbalığa uğrarmış. Kendisine kötü davranan çocuklardan kaçarmış. Hayatı boyunca da birilerinden ya da bir şeylerden kaçmış.

Babası bankacıymış. Babasının isteğiyle kendisi de bankacı olmuş. Babası kara para aklama işine bulaşmış. Her an yakalanma korkusuyla portatif bir bavulu hazır tutarmış. Ölünce tüm mirası Robinson’a kalmış. Robinson bu paranın miktarını söylemiyor, babası da söylemezmiş, söylenebilecek gibi değilmiş. Tüm bu para bir şifrenin ucundaymış. Bu şifre için zamanında babasının evini ve eşyalarını didik didik aramış kötü adamlar ama bulamamışlar. Çünkü şifre bir yerde yazılı değil, adamın zihninde kayıtlıymış. Şimdi de Robinson’da. Robinson da hep kaçıyor kötü adamlara yakalanmamak için.

*

Robinson Cuma ile buluşma ayarlıyor. Cuma kadınmış bu arada. Kadınım sevgilim diye hitap ediyor zamanla ona. Ancak buluşma ayarladığı restorana bir adam geliyor ve Cuma gelmeyecek, çünkü hiç olmadı, Cuma benim, diyor. Robinson’u hep takip eden, Robinson’un da takip edildiğinden şüphelendiği bir adam bu.

*

Kitabın sonunda Robinson bu kaçma kovalamacadan yorulmuş olacak ki tüm malvarlığını barındıran “şişko” adını verdiği bilgisayar programında “delete” tuşuna basıyor ve tüm malvarlığını silmiş oluyor.


ÜÇ CİSİM PROBLEMİ

 

ÜÇ CİSİM PROBLEMİ

(The Three-Body Problem)

Cixin Liu

2008

Çince aslından çeviren: Zeynep Özmeral

İthaki Yayınları

6.Baskı - Haziran 2022

410 sayfa

İnsanların kötülüğünden bıkan birileri, Dünya dışı varlıkları çağırıyor, Dünya’yı işgal edin ve bu kötülük son bulsun, insanlık yok olursa olsun, diyor. Ancak bu çağrısı yanıt bulmuyor, çünkü söz konusu Dünya dışı medeniyetin de Dünya’dan çok farkı yok. Onlar da aynı lacivertin tonu.

*

Ülkede gericilikle mücadele politikası uygulanmaya başlıyor. Kitap bu açılışı yaparak konuya giriyor.

Ama bu gericilik bildiğimiz gericilik değil. Einstein’in Görelilik Kanununun bile gerici bulunduğu, bu ve benzeri bilimsel bilgileri aktaran öğretmenlerin cezalandırıldığı bir sistem var. İnsanlar bu sisteme kendilerini o kadar kaptırıyorlar ki birbirlerini ihbar etmeye de başlıyorlar. O kadar ki eşler birbirini, çocuklar anne babalarını, anne babalar çocuklarını… Okudukları kitaplardan, konuştukları konulardan, dile getirdikleri fikirlerden vb ötürü ihbar edip ceza almalarına ki bu ceza ölüm de olabilir sebep oluyorlar. Ye Wenjie’nin de üniversite hocası olan babası bu kapsamda öldürülüyor, annesi ihbar etti diye. Ye de bir gün bir tuzağa düşüyor. Bir tanıdığının sözlerini kağıda geçiriyor, sonra o kağıt yetkililer tarafından ele geçirilince tanıdık, ben yazmadım deyip Ye’ye suçu atıyor. Ye bunun üzerine Kızıl Sahil projesi adı verilen bir bölgeye götürülüyor.

*

38 yıl sonra

Bilimin Sınırları adlı bir cemiyetin üyesi olan pek çok fizikçi art arda intihar ediyor. İntihar notlarında genel olarak “Fizik yok, hiç olmadı” gibi şeyler yazıyor. Polisler ve askerler Profesör Wang’tan bu konuda yardım istiyor. Onun bu cemiyete girip köstebeklik yapmasını istiyorlar. Kabul ediyor.

Profesör Wang aynı zamanda fotoğrafçı. Çektiği fotoğraflarda bir gün esrarengiz bir şey oluyor. Fotoğraflarda geri sayımı gösteren saatler çıkıyor kendiliğinden. Hiçbir teknik açıklaması yok. Ve etrafta da görmeye başlıyor, gözünün önünde hep geri sayım. Bunu bilebileceğini düşündüğü aynı zamanda Bilimin Sınırları üyesi Shen’e gidiyor. Shen, Wang’ın üzerinde çalıştığı nanomateryal projesini durdurmasını istiyor. Wang sebebini ve konuyla ilgisini anlamıyor, Shen başka açıklama da yapmıyor. Proje, bir arıza nedeniyle kendiliğinden durmak zorunda kalıyor. Wang’ın gözünün önündeki rakamlar da yok oluyor. Wang, Shen’e bunun açıklamasını soruyor. Shen, bir internet sitesini gösteriyor.

Wang, Shen ile konuşmaya gittiğinde Shen bilgisayarda bir oyun oynuyordu. Wang da o oyunu açıyor. Oyunda havada devasa iki kelime görüyor: ÜÇ CİSİM

Oyundaki karakterlerin anlattığına göre kaos dönemi ve dengeli dönem varmış. Kaos döneminde insanlar kurur, dengeli dönemde sulanarak hayata dönerlermiş. Gökyüzünde üç yıldız görürlerse çok soğuk hava gelecek anlamına gelirmiş ve herkes kururmuş. Wang, oyundan çıkmadan önce üç yıldız görüyor.

*

Wang, intihar eden fizikçi arkadaşı Yang Dong’un annesi Ye Wenjie’yi görmeye gidiyor. Arkadaşının odasını inceliyor.

Sonra dışarıda evren yanıp sönüyor. Wang anlam veremiyor. Polis Shi Qiang, onu takip ediyor. Shi’ye göre bilim karşıtları bilim insanlarını yok etmek yerine onların düşüncelerini ve teorilerini yok etmeye çalışıyor, bilim insanlarının kafalarını karıştırıyor.

*

Wang, Ye’ye gidiyor. Ye ona geçmişi, geçmişte onu götürdükleri Kızıl Sahil projesini anlatıyor. Orada amaç düşman uzay gemilerinin Dünya’yla ve kendileri arasındaki iletişimi engellemek, uzay gemilerimin yörüngelerini tespit etmekmiş. Ayrıca Dümya dışı zeka arayışındaymışlar. Başarılı olamamışlar.

*

Wang, yeniden Üç Cisim oyununu oynuyor. Seçtiği kullanıcı adı Kopernik. Oyunda her oyuncuya kullanıcı adına göre ayrı bir dünya yaratılıyor. Bu oyunda şimdi Papa, Galileo vb var. Dünya’nın ve Güneş’in dönüşünü anlatıyor Wang. “Güneşin hareketlerinin düzensiz görünmesinin sebebi, dünyamızın üç güneşe sahip olmasıdır. Üçünün karşılıklı yerçekimi yüzünden hareketlerini tahmin edemiyoruz. Üç Cisim problemi… Gezegenimiz istikrarlı bir şekilde güneşlerden birinin etrafındaki yörüngede döndüğü zaman Dengeli Çağ olur. Güneşlerin bir veya birden fazlası belirli bir mesafe içinde hareket ettiği zaman, yerçekimi gücü dünyayı tek güneşin yörüngesinden çıkarıyor ve dünya üç güneşin yer çekimi alanında bir oraya kir buraya salınıyor. Bu da Kaos Çağı’na neden oluyor.” Sf.191

 Karşı çıkıyorlar hiç üç güneş gördün mü diye.

“Bizim farklı zamanlarda gördüğümüz aynı güneş olmayabilir. Sadece üç güneşten biridir. Diğer ikisi uzakta olduğundan onları uçan yıldızlar gibi görüyorsunuz.” Sf.192

Üç güneşi aynı anda görmek ölmek demekmiş. Kaçmak ya da hayatta kalmak için şans olmuyormuş, hemen ölünüyormuş. Çünkü her şey ve herkes erirmiş. Ona kimse inanmıyor. Ama sonra gerçekten üç güneş çıkıyor ve herkes ölüyor. Oyun ikinci seviyeye geçiyor. 

*

Polis Shi Qiang, Wang’i çağırıyor. Wei diye bir adamın anlattıklarının Wang’ın da dinlemesini istiyor.

Wei, huzur bulmak için keşişlerin arasına gitmiş, üç cisim problemi üzerine ciddi çalışmalar yapmış. Sonra dönmüş ve problem üzerine çalışmayı bırakmış. Bir gün karısı Shen, bir silah dayamış başına ve üç cisim problemi üzerine çalışmaya devam etmesini söylemiş: "Eğer üç cisim problemini çözmede başarılı olursan dünyanın kurtarıcısı olacaksın ama şimdi bırakırsan günahkar olacaksın. Eğer yaptığın şey dünyayı kurtaracak ya da yok edecekse, ona göre sevabın ya da günahın da iki kat artacaktır.” Sf.210 Sonra karısı öldürülmüş bulunuyor.

Karısı en son Pan Han adlı bir adamla tartışmış.

*

Üç Cisim oyununun sistem yöneticisi, Wang’ı arıyor. Oyuncular buluşması olacakmış. Sistem yöneticisi Pan Han. 

Pan Han daha sonra polislerle çıkan bir çatışmada ölüyor.

*

Oyuna devam ediyor Wang. Oyun “Üç Cisim probleminin hiçbir çözümü olmadığı kanıtlandı” denerek hedef değiştiriyor. Yeni hedef yıldızlara ulaşmak ve yeni bir ev bulmakmış.

Oyun sona eriyor. Oyunun sonunda “Dünya-Trisolaris Organizasyonu’nun buluşmasına lütfen katılın.” yazıyor.

*

Ye, Kızıl Sahil projesini anlatmaya devam ediyor. Orada başka bir gezegenden gelen mesajı görmüş. Mesajda “Cevap vermeyin, ben barış yanlısıyım. Mesajınızı ilk ben aldım, cevap vermeyin, yoksa yeriniz tespit edilir ve gezegeniniz işgal edilir.” yazıyor. O gezegen Alfa Yıldız Takımı imiş, yani Trisolaris Medeniyeti.

Ye buna cevap veriyor. “Gelin ve işgal edin, size yardım edeceğim, bizim medeniyetiniz artık kendi sorunlarını çözecek yetkinlikte değil. Müdahale için sizin gücünüz şart.” diye.

Ancak mesajı gören biri daha var. Üssün komiseri Lei.

Ye, Lei'yi öldürüyor. Ye'nin kocası da Lei'nin yanındaymış, kocasını da öldürüyor.

*

Olayların sebebi şuymuş:

Ye, babasının intikamını almak için daha üstün bir medeniyeti dünyaya getirmek istiyor.

Yolu Evans adlı bir adamla kesişiyor. Evans, aileden zengin. Petrol zengini babasının petrol doku tankeri denizde batınca deniz petrole bulanmış ve pek çok canlı ölmüş. Bunu gören Evans ömrünü bu canlılara adamış. Ağaçlar dikip nesli tükenmekte olan bir kırlangıç türünü hayata döndürmek için uğraşıyormuş. Ama köylüler Evans’ın diktiği ağaçları kesmişler.

İnsanlığın kötülüğünden yılanlar böylece Trisolaris Medeniyetini Dünya’ya getirmek için daha gayretle uğraşmaya başlamışlar.

Üç Cisim Oyununu da Trisolaris Medeniyetini tanıtmak için oluşturmuşlar.

Polisler Trisolaris medeniyeti mesajlarını ele geçiriyorlar. Evans ölüyor.

*

Meğer Trisolaris’de de işler yolunda değilmiş. Orada işe yaramayanları kurutup öldürüyorlarmış. Dünya'nın gönderdiği mesajı alan görevli yalnız ve yaşlıymış. Dünya’nın cennet olduğunu düşünüp Trisolarisliler orayı işgal etmesin diye uyarmak istemiş. Ama Trisolaris lideri onu cezalandırmış ve Dünya’ya gemi yollamış. Gemi ele geçirilince Dünya tarafından işgal edileceğini düşünen Trisolaris medeniyeti, Dünya’nın biliminin ilerlemesini önlemeye karar vermiş. Trisolaris’ten gelen son mesaj:”Sizler böceksiniz.” Sf.402 

*

Polis Shi bu mesaj üzerine çekirgelere bakıp “İnsanlar ile Trisolaris arasındaki teknolojik fark insanlar ile çekirgeler arasındakinden daha mı büyük?” Sf.406 diyor ve böceklerin şerefine içiyorlar.

*

Ye Wenjie, Trisolaris’in gerçek yüzünü görünce sessizliğe bürünüyor. Kızıl Sahil Üs Alanı’nın harabelerine gidip gün batımına bakıyor.

Dizisi de yapılacakmış kitabın. Yapılsın da izleyelim bakalım. Gerçi benim ilgimi çekmiyor bilim kurgu, kitap elime geçti diye okudum. Dizisini de belki izlerim.