Haruki Murakami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haruki Murakami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2024 Pazartesi

SAHİLDE KAFKA

 

SAHİLDE KAFKA

Haruki Murakami

2002

Japonca aslından çeviren: Hüseyin Can Erkin

Doğan Kitap

611 sayfa


Yine manyak munyak bir Haruki Murakami kitabı. Ne anlatıyor, ne anlatmak istiyor, neyi nereye bağlıyor, ben var hiç anlamamak.

*

İki ana karakter var.

Biri on beşinci yaş gününde evden kaçan Kafka Tamura.

Diğeri kedilerle konuşan, aklı az, yaşlı adam Nakata.

Birbirleriyle ilgisi olmayan iki yabancı, sonra bir ortak noktaları oluşuyor ama çok da anlam veremedim bu ortak noktaya.

*

Kafka Tamura.

On beşinci yaş gününde evinden ayrılarak uzak bir şehre kaçan, orada küçük bir kütüphanede yaşamaya başlayan çocuk.

Bindiği otobüste bir kız Tamura’ya yanaşıyor. Kızın adı Sakura. Tek başına yolculuk eden kız, yanına garip bir tip oturur diye endişe ediyormuş, Tamura garip birine benzemiyor diye onun yanına oturuyor. Kız, senin yaşında kardeşim var ama görüşmüyoruz diyor. Tamura’nın da bir ablası varmış görmediği. Ablam bu kız olabilir mi diye geçiyor aklından.

Tamura kütüphanede biraz vakit geçirip sonra oteline gidiyor.

Bir gün kendini bir ağaç altında buluyor. Ne olduğunu hatırlamıyor, üç-dört saat bilinci gitmiş. Bir şeyi çalınmamış ama üstünde kan lekeleri var ve bu kan kendisine ait değil. Sakura’yı arayıp ondan yardım istiyor. Sakura’nın evine gidiyor.


Sakura, Tamura rahat etsin diye kendi yatağına alıyor onu. Abla kardeş gibi yatacaklardı sözde ama Tamura sertleşiyor. Sakura, ona iyilik olsun diye Tamura’nın sertleşen organını indiriyor, masaj gibi, rahatlasın diye.


Kafka Tamura anlatıyor, annesi ve ablası o dört yaşındayken Tamura’yı terk etmiş. Tamura babasıyla yaşamaya başlamış. Ablası evlatlıkmış.


Sonraki gün Sakura’ya teşekkür mektubu yazıp oradan çıkıyor Tamura.
Kütüphaneye gidiyor. Kütüphaneci Oşima onun kütüphanede kalmasına izin veriyor. Bu izin için önce kütüphane müdürü Saeki Hanımla görüşüyor.

Saeki Hanım esrarengiz bir kişilik. Küçüklüğünden beri bir sevgilisi varmış, kütüphanenin de sahibi olan ailenin oğluymuş sevgilisi, birbirlerini çok severlermiş. Oğlanın adı da Kafka Tamura imiş. Evet bizim oğlanın ismi. Oğlan, üniversite için Tokyo’ya gitmiş, kız kendi şehrinde üniversite okumuş. Hasretinden bir beste yapmış kız, bestenin adı “Sahilde Kafka” Çok tutmuş bu beste. Sene 1970’ler. Bir de resmini yapmış yine aynı adla. Oğlan öğrenci olaylarında ölmüş. Kız çok üzülüp ortadan kaybolmuş. Yıllar sonra geri dönmüş, eskiden çocuğun evi olan kütüphanede çalışmaya başlamış.


Tamura da kütüphanede çalışmaya başlıyor. Oşima ile muhabbetleri sıklaşıyor. Öğreniyor ki erkek sandığı Oşima aslında kadınmış. Kadınmış ama erkek psikolojisindeymiş. Gay değilmiş, erkeklerden hoşlanıyormuş, vajinasını kullanmıyormuş cinsel ilişkide, anüsten ilişki yaşıyormuş, memesi yok denecek kadar küçükmüş.


Tamura bir gün gazetede bir haber görüyor. Ünlü heykeltıraş evinde ölü bulundu, diye. Bahsi geçen kişi Tamura’nın babasıymış.

Tamura bilincini kaybedip uyandığında tişörtünü kanlı bulduğu gün bunu yapmış olabileceğini düşünüyor, fiziksel olarak değil ama rüyasında bir şekilde belki. Üzülmüyor babasının öldüğüne.

Babası ona küçükken demiş ki bir gün babanı kendi ellerinle öldürecek, anne ve ablanla çiftleşeceksin.


Tamura, kütüphane müdürü Saeki Hanım’ın kendi annesi olabileceğini hissediyor. Saeki’nin on beş yaşındaki genç kız halinin hayaleti gözüküyor Tamura’ya ve ona aşık oluyor. Saeki Hanım uyurgezer halde gelip Tamura’yla sevişiyor. Bir varsayım olarak Siz benim annemsiniz, babamla tanışıp evlendiniz, ben doğdum, gittiniz, babam sizi geri döndürmeye çalıştı, dönmediniz, benimle sevişir misiniz, diyor ve sevişiyorlar.

Tamura sonra ablası olarak gördüğü Sakura ile rüyasında sevişiyor.

Yani babasını öldürdü, annesiyle yattı, ablasına tecavüz etti. Bunları yaparak babasının lanetini üzerinden atabileceğini düşündü herhalde.

Nakata bir gün Oşima’nın ormandaki kulübesindeyken iki asker gelip onu alıyor. Bir köye götürüyorlar. Köyde on beş yaşındaki Saeki karşısında. Sonra güncel yaşında çıkıyor karşısına ve ben senin annenim diye itiraf ediyor. Terk ettim, kaybedersem, elimden alınırsa korkusuyla ben terk ettim, affet, git, Sahilde Kafka resmini de al, diyor ve ortadan kayboluyor.

Tamura ormandan ayrılıyor. Kütüphaneye gidiyor. Oşima, Saeki Hanım’ın öldüğünü söylüyor. Resmi alıyor Tamura. Polise her şeyi anlatacak ve okuluna devam edecekmiş.

Tamura’nın iç sesi olduğunu düşündüğüm Karga adlı karakter, doğru yaptın diyor Tamura’ya.  “Uyu, gözlerini açtığında yeni bir dünyanın parçası olacaksın”

“Gözlerini açtığında yeni bir dünyanın parçası oluyorsun.” diye bitiyor kitap.

Rüya değildi inşallah tüm olanlar.

*

Şimdi gelelim Nakata’nın bölümüne.

Kitapta bir parça Tamura, bir parça Nakata anlatılıyor.

*

Nakata


1944 yılında bir sınıf çocuk dışarıda uygulamalı açık hava dersine çıkmış. Savaş dönemi, kıtlık var, çocuklar dağda mantar, sebze vb arıyor.

Bu sırada bir uçak geçmiş çok yüksekten. Sonra da çocuklar birer birer bayılmış. Çocuklar sonra kendilerine gelmiş ama bir şey hatırlamıyorlar. Doktor bakmış anormal bir durum yokmuş çocuklarda. Sadece bir tanesi ayılmamış, hastaneye götürülmüş, sonra askeri hastaneye, bir daha dönmemiş çocuk okula, kimsenin bir daha haberi olmamış o çocuktan.

Bu olaydan yıllar sonra öğretmen, konuyla ilgili profesöre mektup yazıyor. O zaman söylemediği bir eksiği anlatıyor. Öğretmen çocukları Tastepe’ye götürmeden önceki gece rüyasında askerdeki kocasıyla sevişmiş. Çocuklarla dağdayken de bu rüyanın etkisindeymiş. Sonra regl olmuş. Yanındaki mendillerle idare etmeye çalışmış. Öğrencilerden Nakata öğretmenin kanlı mendilini bulup sopanın ucunda getirmiş. Öğretmen sinirlenmiş ve onu dövmüş. Diğer çocuklar da bunu görmüş. Öğretmen sonra pişman olup Nakata’dan özür dilemiş. Ardından tüm çocukların bayılması olayı yaşanmış. Hiçbir çocuk bunu hatırlamıyormuş. Öğretmen o dönem bunu anlatamamış askerlere, utanmış.

O çocuk Nakata altmış yaşında karşımıza çıkıyor bir kedi ile konuşurken.

Nakata kendisini aptal sanıyor. Yıllar önce bayılmış, ayıldığında artık aptal olmuş, öyle demişler. Hiçbir şey hatırlamamış. Anne babası ölmüş.

Nakata kayıp kedileri bularak geçimini sağlıyormuş. Kedilerle konuşabildiği için bu işi iyi yapıyormuş.

Nakata, kayıp bir kedinin izini sürerken kedinin  en son boş bir arazide görüldüğünü, bir adamın o arazide kedi yakaladığını öğreniyor. Adama ulaşıyor Nakata. Adam kendisini Johnie Walker olarak tanıtıyor. Evet viski markası olan. Johnie Walker.

Adam, Nakata’ya içi kedi kafalarıyla dolu buzdolabını gösteriyor. Bu adam kedi kafalarından koleksiyon yapıyormuş. Amacı kedi ruhlarını toplamakmış. Topladığı kedi ruhlarıyla özel bir kaval yapıyor, bu kavalı çalarak daha büyük ruhları topluyor ve daha büyük kaval yapıyormuş. En sonunda evreni kaplayacak bir kaval yapmayı istiyormuş.

Adam, Nakata’dan kendisini öldürmesini istiyor. Bu hayattan bıkmış, bunları yapmak zorunda olmaktan. Nakata kabul etmiyor. Adam onu öfkelendirmek için onun gözü önünde önceden yakaladığı kedileri öldürüp yüreklerini yiyor, kafalarını kesiyor. Nakata dayanamıyor ve adamı öldürüyor. Öldürdüğü bu adam Tamura’nın babasıymış.

Bayılan Nakata, gözünü açtığında boş bir arsada buluyor kendisini ve artık kedilerin ne dediğini anlamıyor.

Karakola gidip adam öldürdüğünü itiraf ediyor. Her şeyi olduğu gibi anlatıyor ama polis onun deli olduğunu düşünüp inanmıyor, inanmış gibi yapıp onu gönderiyor. Nakata polise yarın gökten balık yağacak, diyor. Polis yine inanmıyor. Ama hakikaten ertesi gün gökten balık yağıyor. Sonra gerçekten evde öldürülen bir adamın cesedi bulunuyor. Polis pişman oluyor onu ciddiye almadığına ama kimseye de bir şey söylemiyor.

Nakata şehirden ayrılıyor. Onu alan kamyonculardan biri olan Hoşino da ona eşlik ediyor. Merak ediyor ihtiyarın nereye gideceğini. Nakata “giriş taşı”nı bulmalıymış, öyle his geliyor ona.

Hoşino’nun karşısına bir gün Albay Sanders kılıklı bir adam (KFC maskotu) çıkıyor, Hoşino’ya bir kadın öneriyor, sonra da onu bir tapınağa götürüp giriş taşını gösteriyor.

Taşı alan Hoşino, otelde uyuyan Nakata’nın başucuna koyuyor taşı. Taşı kaldırınca bir giriş açılıyor. Ama bir değişiklik olmuyor hayatlarında.

Nakata, içinden geldiği gibi etrafta dolaşıyor, gördüğü zaman orası olduğunu anlayacağı bir yeri arıyor. Ve Komura Kütüphanesinin önünde durunca aradığı yerin burası olduğunu anlıyor. Saeki Hanımı görünce onunla konuşmak istiyor. Saeki Hanım onu beklermiş gibi anılarını yazdığı kağıtları Nakata’ya verip onları yakmasını istiyor. Sonra da ölüyor Saeki.

Kağıtları yaktıktan sonra da Nakata ölüyor.

Hoşino giriş taşıyla ne yapacağını bilemediğinden bir süre Nakata’nın ölü bedeninin yanında kalıyor. O sırada cama gelen bir kedinin kendine merhaba dediğini anlıyor. Kedi, Hoşino’dan bir şeyi öldürmesini istiyor. O şeyi görünce anlarmış, giriş kapanmadan öldürmeliymiş. Sonra Nakata’nın ağzından bir yaratık çıkıyor. Giriş taşını kaldırınca yaratık ölüyor. Hoşino, Nakata’nın ölü bedeni ile vedalaşıp gidiyor.

*

Tamura ve Nakata’nın ortak noktası Tamura’nın babası (niyeyse Johnie Walker  kılıklı, kedi kesen) ve annesi Saeki Hanım.

Hikaye olarak ilginç, delice ama konuların arasında bağlantı kurmak ve mantıklı bir zemine oturtmak mümkün olmadı bende. Tüm bunların sebebi ne, ne anlatılıyor, ne mesaj veriliyor… Anlayamadım. Birtakım deli saçmaları okumuşum gibi hissediyorum.

16 Ocak 2024 Salı

1Q84

 

1Q84

Haruki Murakami

2009

Japonca aslından çeviren: Hüseyin Can Erkin

Doğan Kitap

1352 Sayfa

 

Dev bir eser.

Hem mecazen hem gerçek anlamda.

Bin sayfadan uzun. E-kitap olarak okudum ben, yanımda ancak öyle taşıyabilirdim çünkü.

Konusuna da hiç bakmadım, bodoslama daldım okumaya.

*

Aomame ve Tengo. Bu iki karakterden bahsediyor önce. Birbirinden ayrı bu iki insanın birbirinden ayrı hayatlarını okuyoruz önce. Ama gidişattan belli ki bu ikisinin ortak bir noktası olacak bir yerde. Ve nihayetinde de bir araya gelecekler. O belli. Çünkü öbür türlü çok anlamsız kalır. İşte bu ikisinin ortak noktası ve ikisini bir araya getiren süreç o kadar acayip ki. İşin içinde mistik bir tarikat var. Adnan Oktar ve Epstein adası örgütünü andıran bir yapısı da var bu tarikatın. Evet kadına ve çocuğa tecavüz. Bunun yanı sıra bir de doğa üstü güçler var.

*

Aomame

Aomame genç, güzel bir kadın, spor antrenörü, masöz. Bir akşam bir randevusuna gitmek üzere taksiye biniyor. Trafik çok sıkışık. Böyle giderse randevusuna geç kalacak. Şoförün tavsiyesiyle taksiden inip acil çıkış merdivenlerine gidiyor. Ve böylece başka bir boyuta geçmiş oluyor. Başta bunu anlamıyor. Etrafında anlam veremediği birkaç olay görüyor ki en barizi gökyüzünde iki ay görmesi.

Aomame randevusuna yetişiyor. Bir otele gidiyor. Otel çalışanı kılığında petrol baronu bir adamın odasına gidip onu öldürüyor. Bum! Bunu beklemiyordum. Aomame meğer kiralık katilmiş.  

Aomame adamı öldürdükten sonra bir bara gidiyor. Orada bir adamı beğenip onu yatağa atıyor. Zaman zaman yaptığı bir şeymiş. Daimi duygusal bir ilişkisi yok.

Aomame bir gün kütüphanede eski gazetelere bakıyor. Bir gazetede bir NHK tahsildarının ödeme yapmak istemeyen bir üniversite öğrencisini bıçakladığı haberini görüyor. Bir de polislerle radikal gruplar arasındaki silahlı çatışma. Bu iki haberi hiç hatırlamıyor oluşuna şaşırıyor. Polislerin üniforma ve silahlarının yenilenmiş olduğunu fark ediyor ve bunun da ne zaman olduğunu hatırlamıyor. Bir çeşit paralel evrene atladığını düşünmeye başlıyor. Atladığı yeni dünyaya 1Q84 adını veriyor. Q, question mark’ın (soru işareti) Q’su. “Benim bildiğim 1984 artık yok. Şimdi 1Q84 yılındayız.” diyor kendi kendine. Sf.159

Aomame bardayken bir kadın geliyor yanına. Adı Ayumi. Polismiş. Yalnızmış. Bazen canı erkek istermiş. Aomame ile barda birlikte erkek bakmaya başlıyorlar. İki erkek bulup sevişiyorlar. Aomame pek hatırlamıyor olanları. Geçmişini hatırlıyor ama. Çocukluk arkadaşı Tamaki. Kocasının şiddeti sonucu intihar ediyor. Aomame arkadaşının intikamını alıyor, o adamı öldürüyor. Ve Aomame için başka bir hayat böylece başlamış oluyor.

Ayumi, Aomame ile tekrar görüşüyor. Bir yemek yiyorlar. Sonra Ayumu, Aomame ile kalmak istiyor. Birlikte uyuyorlar. Aomame o gece gökyüzünde iki ay görüyor, biri büyük biri küçük.

Aomame, bir gün gazetede bir haber görüyor. Polis Ayumi, bir odada ölü bulunmuş. Kelepçeyle yatağa bağlı olarak. Bir adamın sabah odadan çıktığı görülmüş.

 

Tengo.

Tengo matematik öğretmeni, hoş bir delikanlı, dersanede çalışıyor. Kalan zamanında yazarlık yapıyor.

Tengo zaman zaman çocukluğuna dalıyor. En eski hatırası bir buçuk yaşındayken annesinin babası olmayan bir adama memelerini emdirmesi. Arada bu görüntü aklına geliyor ve bir çeşit krize giriyor. Sonra annesi ölmüş.

Babası NHK tahsildarı imiş. Radyo-televizyon için ödenen bir ücreti tahsil eden kişi olarak anladım. Her pazar, küçük Tengo’yu da alıp tahsilat için evlere gidermiş. Onu yanında çocukla görünce insanlar borçlarını ödüyorlarmış. Ancak Tengo bu durumdan bütün çocukluğu boyunca nefret etmiş.

Tengo gerçek babasının bu adam olmayabileceğinden kuşkulanıyor. Çünkü baba diye bildiği adam ile Tengo’nun hiçbir ortak yanı yok. Bir gün Tengo, pazar günleri daha fazla babası ile tahsildarlık işine gütmek istemediğini söylüyor ve evden kovuluyor. Öğretmeni, babasını ikna ediyor. Tengo büyüdüğünde ise evi terk ediyor, judo ve müzik ile ilgileniyor.

Fukaeri

Bir gün editörü Komatsu, Tengo’ya  bir taslak öykü getiriyor ve onu düzenlemesini istiyor. Öyküyü yazan Fukaeri adlı genç bir kız. Pupa Hava adlı bir öykü yazmış. Bu öykünün Tengo tarafından düzenlenmesi ile büyük ödül kazanacaklarını ve kitabın çok satacağını düşünüyorlar.  

Komatsu’nun talimatıyla Tengo, Fukaeri ile görüşüyor. Kız az ve öz konuşan, ağırbaşlı, sakin biri.

Kitabın değiştirilmesine izin veriyor kız ama Tengo’nun biriyle daha konuşmasını istiyor. Tengo, Fukaeri’nin istediği kişi ile görüşmeye gidiyor. O kişi Fukaeri’nin öğretmeni. Fukaeri disleksi imiş, kendisi okuma yazmada iyi değilmiş, başkası onun için okur yazarmış. Kitabı da bu şekilde öğretmeninin çocuğuna yazdırmış.

Tengo, Fukaeri’nin öğretmeninin evine gidiyor Fukaeri ile birlikte. Öğretmen, Fukaeri’nin babasıyla eski dostmuş. Anlatıyor. İki meslektaş bilim adamı olarak arkadaşlarmış. Sonra Fukaeri’nin babası Fukado, bir komün kurmuş. Burada işler başta yolunda gidiyorken sonra içlerinden silahlı bir örgüt çıkmış, polislerle çatışmış.

Tengo’nun düzenlediği ve değiştirdiği eser ile Fukaeri, genç yazarlar ödülünü alıyor. Komatsu bir şirket kurup Fukaeri ile ilgili işleri oradan takip etmek istiyor. Tengo bunun dolandırıcılık olduğunu düşünüp sıcak bakmıyor ama yapılıyor. Fukaeri ve kitabı oldukça popüler oluyor, tabii kitabı Tengo’nun değiştirdiğini söylemek yasak.

Kitapta Little People adlı varlıklardan bahsediliyor. Bu varlıkların sesini duyurmak için bir insan seçtikleri ve benzeri fantastik bir öykü anlatılıyor. Ama Fukaeri’nin demesine göre Little People ve öyküde anlattığı şeyler gerçek. 

Fukaeri daha güvenli diye Tengo’da kalıyor bir süre. Burada bir sevişiyorlar. Ama garip bir sevişme oluyor bu. Tengo kontrolü dışında erekte oluyor ve Fukaeri onunla sevişiyor. Fakat ikisinde de herhangi bir cinsel haz olmuyor. Tengo anlam veremiyor. Fukaeri zaten garip bir kız, onu anlamak çok zor.

Tengo’nun babası ölüp de Tengo cenaze için babasının kaldığı huzurevinin olduğu şehre gidiyor. Döndüğünde Fukaeri gitmiş.

 

Madam

Aomame’nin o adamı öldürmesini Madam istemiş. Madam güçlü, zengin, dul bir kadın. Aomame ona masaj yapmaya gider gelirmiş, tanışıklıkları oradan.

Aomame'nin öldürdüğü dam, karısına feci şiddet uyguluyormuş. Madam da ölüm emrini vermiş. Madam, kendi kızı da kocasından şiddet görerek ölen bir anne olduğu için şiddet mağduru kadınlara bir hassasiyeti var. Onlara bunu yaşatan erkekleri ortadan kaldırmayı görev addetmiş. Gücünü ve zenginliğini bunun için kullanıyor.

Madam’ın kızı kocasından şiddet görmüş ve intihar etmiş. Kocasının bu şiddeti, kızın isteği ile yapılan cinsel ilişki olarak görünmüş ve adam ceza almamış. Ama Madam o adamın itibarını yerle bir ederek ölmekten beter hale getirmiş. Daha sonra da bir sığınma evi açmış ve bu gibi durumda kalan kadınlara yardım etmiş.

Sığınma evine gelenlerden biri de on yaşında bir kız. Rahmi mahvolmuş, ameliyatla dahi düzeltilemez duruma gelmiş. Kızın adı Tsubasa. Sana bunu kim yaptı dediklerinde Little People diyor. (Little People, aynı zamanda Fukaeri’nin kitabında da geçen varlıkların adı.) Tsubasa’ya tecavüz eden Öncüler tarikatının lideriymiş. Öncüler tarım ve din odaklı bir tarikat imiş. İçlerinden Şafakçılar denilen silahlı örgüt çıkmış. Kızın anne babası da bu tarikata bağlıymış ve kızlarına tecavüz edilmesini desteklemişler. Lider, on yaşındaki kızlara tecavüz eden ve bunu öğreti adı altında yapıp cemaat oluşturan bir adammış.

Madam Lider’i bulup öldürtmek istiyor. Aomame ile bu konuda anlaşıyorlar. Aomame de Lider hakkında araştırma yapıyor, bulup öldürmek için.


Lider

Lider önce kendi öz kızına tecavüz etmiş. Yedi yıl önce, kız on yaşındayken.

Madam’ın Lider’i öldürme planı şöyle: Lider’in bir rahatsızlığı var. Bedenen acı çekiyor. Aomame masaj için gidecek ve adamın işini bitirecek.

Aomame, işler ters giderse diye kendisine bir silah alıyor. Zor durumda kalırsa kendisini öldürmek için.

Aomame, Lider’e masaj yapmaya gidiyor. Lider karanlıkta duruyor, vücudu çökmüş. Anlatıyor, bazen kasları kaskatı kesiliyor, hareket edemiyormuş, ama erekte oluyormuş, kontrol edemiyormuş, o halde iken onlu yaşlarda kızlar gelip onunla birlikte oluyorlarmış, veliaht doğurmak için.

Aomame yüz üstü yatan adamın boynuna buz kıracağı saplayacakken sebepsiz duruyor. Adam anlıyor öldürüleceğini ve aslında istediği de buymuş. Acılarına son versin diye Aomame’yi seçmiş.

Aomame, Lider denilen bu adamı öldürmenin onu çektiği acılardan kurtaracağını, bu yüzden öldürmenin iyilik olacağını düşünüp öldürmekten vazgeçiyor. Ama Lider, öldürülmek istiyor. Ayumi’nin öldürüldüğünü bildiğini, isterse Tengo’yu da öldüreceğini söyleyerek Aomame'yi kışkırtmaya çalışıyor.

Tüm bunları Little People yaptırıyormuş Lider’e. Onların sesini duyuyormuş. Ama artık çok acı çekiyor ve ölmek istiyormuş. Little People ise onun ölmesini istemiyormuş. Çünkü Lider sayesinde seslerini dünyaya duyuruyorlarmış. Ölürse boşluk olur ve o boşluğu doldurmak için zaman gerekirmiş. Bu varlıklara Little People ismini Lider'in kızı vermiş. Lider'in kızı kim? Fukaeri.

Aomame Tengo’yu bu adamın nasıl bildiğini anlamıyor. Adam Aomame’nin 1Q84 yılı dediğini de biliyor.

Artık 1984 yılı yokmuş. Bir geçiş olmuş. Artık 1Q84 yılındalarmış.

Little People var olan bir güçmüş. Ama onlar gücünü kullandıkça anti Little People denilen bir güç de kendiliğinden ortaya çıkıyormuş. Böylece dünya dengede kalıyormuş. Antilerin direnme gücü yıl hatlarını değiştirmiş.

Little People’ın temsilcisi Lider olmuş, kızı da Anti Little People hareketinin.

Little People, Fukaeri on yaşında iken gelip Lider'i temsilci yapmışlar. Kızı, algılayan demek olan paşiva, adam da kabul eden demek olan reşiva olmuş. Sonra da çiftleşmişler. Evet, aslında tecavüz. Bütünleştik diyor adam. Tsubasa’ya da aynı şekilde yapmış.

Kızı, tesadüfen Tengo ile bir araya gelmiş ve güçlerini birleştirmişler.

Little People, Tengo’ya kızgın, çünkü yazdığı/düzenlediği kitap Little People’ı deşifre ediyor.

Aomame, Lider’i öldürüyor. Masaj yaptım, iki saat uyusun dinlensin, diyerek Lider’in adamlarını kandırıyor ve o arada Madam ve yardımcısı Tamaru’nun yardımıyla saklanıyor.

 

Aomame ve Tengo

Tengo ile Aomame sınıf arkadaşıymışlar küçükken. On yaşından beri görüşmemişler. Ama birbirlerini hiç unutmamışlar.

İkisi de huzur bulmadıkları bir aile içinde büyümüş. Aomame’nin ailesi dini bir örgüt üyesi, Aomame küçük yaşta onlardan ayrılmış. Tengo da küçük yaşta babasının yanından ayrılmıştı.

Uşikava

Bir gün Tengo’yu görmeye biri geliyor dersaneye. Adı Uşikava. Kendisini Yeni Japonya Bilim ve Sanatı Geliştirme Derneği’nden diye tanıtıyor. Tengo’nun gelecek vadeden bir yazar olduğunu, ona para yardımı yapmak istediklerini söylüyor. Halbuki Tengo’nun basılmış hiçbir kitabı yok. Tengo yardım teklifini reddediyor. Adam, Tengo’nun Fukaeri ile bağlantısını, kitabı onun yazdığını bildiğini ima edip gidiyor.

Lider ölünce onu öldürdüğü anlaşılan Aomame’yi bulmakla görevlendirilmiş biri Uşikava. Zehir gibi akıllı bir adam.

Önce Aomame ve Madam arasında bağlantı kuruyor. Madam’ın sığınma evinin etrafında iz sürerken fizik yapısı nedeniyle (kısa boylu ve koca kafalıymış) dikkat çekiyor. Araştırmaları sonucunda Aomame ve Tengo arasında bağlantı kuruyor. Tengo’nun yaşadığı yeri öğreniyor. Onun evini gözetleyip bir gün Aomame’nin oraya geleceğini umuyor. Fakat Madam’ın en az Uşikava kadar belki ondan da akıllı yardımcısı Tamaru, Uşikava’yı öldürüyor.

Tamaru, Lider’in adamlarını arayıp Uşikava’yı öldürdüğünü ve gelip almalarını söylüyor. Adamlar, Aomame’ye zarar vermeyeceklerini, Little People’ın sesini duyamadıklarını, Aomame’yi bulurlarsa Little People’ın sesini duyabileceklerini söylüyorlar.

Tamaru bu teklife temkinli yaklaşıyor.

 

Tengo ve Aomame

Tengo da gökyüzünde iki tane ay görüyor. Bazı akşamlar çocuk parkının kaydırağında gök yüzüne bakıyor. İşte Aomame de onu orada görüyor.

Ve ikisi, aralarında Tamaru’nun mesaj alıp götürmesiyle buluşuyorlar. Kavuşuyorlar.

Aomame, Lider’i öldürdüğü gün esrarengiz şekilde hamile kalmış. Cinsel birliktelik olmadan. Çocuğun bir şekilde Tengo’dan olduğuna inanıyor. Bunu Tengo’ya anlatıyor. Tengo da aynı gece Fukaeri ile bir cinsel birliktelik yaşamıştı. Bir şekilde bunun Aomame’yi hamile bırakmış olabileceğini düşünüp çocuğun kendisinden olduğuna inanıyor.

Her şeyi başlatan güzergaha, Aomame’nin taksiye binip yolun ortasında inerek kullandığı merdivenlere gidiyorlar. Buradan tekrar geçip tek aylı dünyaya, gerçek 1984’e ulaşıyorlar.

Bir otelde geceleyip umutla bakıyorlar yeni hayatlarına.

* 

Nasıl?

Dev eser derken ciddiydim.

Gerçi bende tam oturmamış kısımlar kaldı ama umurumda değil artık. Üzerine düşünecek mecalim kalmadı.