Herbert George Wells etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Herbert George Wells etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2023 Çarşamba

TANRILARIN TOHUMU

 

TANRILARIN TOHUMU

(The Food of the Gods and How It Came to Earth)

H.G.Wells

1904

Çeviren: Murat Karlıdağ

İthaki Yayınları

6.Baskı - Eylül 2022

270 sayfa



İlk GDO hikayesi diyebilir miyiz bu kitap için?

*

“Tanrıların Tohumu” iki bilim insanının bulduğu bir çeşit hızlıca büyütme ilacı. Bu ilaç, üzerinde kullanıldığı her şeyi -bitki, hayvan, insan- çok kısa zamanda olağanüstü ölçüde büyütüyor.

İlk olarak kümes hayvanlarında deniyorlar. Civcivler çok hızlı ve devasa şekilde büyüyor.

Eşekarıları da bu tohumdan mamul macunu alıp yuvalarına götürüyorlar ve onlar da devasa boyutlara ulaşıyorlar. O kadar ki bir eşekarısı bir güvercini kapıp yiyor, bir köpeği parçalıyor.

Sarmaşık bitkisi de tohumdan nasipleniyor. Canavarca büyüyor.

Sıçanlar da.

Yani iş kontrolden çıkıyor.

İnsanlar ve hayvanlar, dev eşekarıları ve sıçanlar tarafından öldürülüyor.

Göletteki larvalara da ulaşıyor tohum. Larvalar gölete yaklaşan insanları yiyor.

Bir bebeğe de deney amaçlı bu besinden veriyorlar. O da çok hızlı büyüyor.

İnsan üzerinde bunun uygulandığı duyuluyor ve bunu destekleyenler olduğu gibi karşı çıkanlar da oluyor.

Tohumu kullanan bebeklerin sayısı da artıyor ve hem fiziksel hem yaş olarak büyüyerek boyları on – on bir metreye kadar ulaşıyor.

Küçük bir köyde yaşayan ve kendisine büyüme tohumu verilen çocuk, giderek dev bir hal alırken galiba aklı da büyüyor olacak ki sorgulamaya başlıyor. Neden biz çalışıyoruz da soylular çalışmıyor, soylular bize iş veriyor, peki soylular olmasa biz de onlar gibi çalışmadan yaşamaz mıydık… gibi.

Bu insanı ve dahi her şeyi dev eden tohuma maruz kalmış bir prenses de var. Prenses, kendisi gibi olan insanların varlığından habersiz. Kendisi gibi dev başkaları olduğunu öğrenince de şok oluyor. Hatta birine de aşık oluyor. Ancak prensesin halktan biriyle birlikteliği tepki çekiyor. Halkın devlere karşı huzursuzluğu da eklenince çatışma çıkıyor devler ve diğerleri arasında. Çatışmada devler silah olarak dev tohumu kullanıyorlar. Halkın üzerine tanrıların tohumundan atıyorlar.

Tohumun çocukları adı verilen bu devlerle bir anlaşma yapılmak isteniyor. Devlerin isteği kendilerine bir yaşam alanı verilmesi.

Ama onlara dünyada bir yaşam alanı verilemeyeceği söyleniyor. Hem devlere hem cücelere yer yok dünyada diye. Devlere dünyayı terk etmelerini söylüyorlar.

Kitabın sonunda bir dev, büyümeyi ve büyütmeyi öven kahramanca bir nutuk atarken hikaye bitiyor.

*

Yazarın diğer kitaplarından da bildiğim hayal gücüne bir kez daha hayran oldum.

Diğer kitapları için

Bkz: Görünmez Adam

Bkz: Ay'da İlk İnsanlar


18 Mayıs 2023 Perşembe

AY'DA İLK İNSANLAR

 


AY’DA İLK İNSANLAR

(The First Men In The Moon)

H. G. Wells

1901

İngilizce aslından çeviren: Celal Üster

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

1.Basım - Kasım 2021

246 sayfa

 

 Ne güzel bir koşu Ay’a çıkıp geliyorlar.

 *

İş adamı Bedford, yeni bir para kazanma yöntemi olarak oyun yazmaya karar veriyor. Bunun için uygun bulduğu bir kasabaya gidiyor.

Orada adı Cavor olan bir mucitle tanışıyor. Cavor, Ay’a gitmek için Cavorite adını verdiği küre şeklinde bir araç yapmış. İş adamına da teklif ediyor beraber gitmeyi. İş adamı bu teklifi “Jules Verne’in Ay’a Yolculuk romanı gibi mi?” diyerek şaşkınlıkla karşılıyor.

Böylece iş adamı para kazanmak amacıyla, bilim adamı da bilimsel merakla Ay’a gidiyorlar.

Yer çekimsiz ortamda yavaş yavaş sıçraya sıçraya etrafı gözlemliyorlar. Hızlıca büyüyen bitkiler dikkatlerini çekiyor önce.

İlerlerken küreyi koydukları yeri bulamıyorlar.

Sonra karşılarına Ay yaratıkları Seleneliler çıkıyor. Bir buçuk metre boylarında yeryüzündeki hiçbir canlıya benzemeyen yaratıklar. Pek uygar sayılmazlar. Seleneliler, bizimkilere kaba saba davranıyorlar, onları zincirliyorlar. Bizimkiler kaçıyor. Küreyi bulup gitmek ve giderken Ay’da buldukları altınları götürmek istiyorlar. Çeşitli fikir ayrılıkları yaşayıp yollarını ayırıyorlar.

Bedford küreyi buluyor. Dünya’ya geri dönüyor. Yanında külçe külçe altın.

Dünya’da vardığı yerde bir otele yerleşiyor, insanlar merakla soruyor nereden geldiğini. Ay’dan diyor ama kimse inanmıyor tabii.

Küreyi incelemek isteyen bir delikanlı, kürenin içine giriyor ve bummm küre çalışıyor, oğlan gidiyor gökyüzüne, belki Ay’a.

Bedford Ay macerasını kitaplaştırıyor.

Bir zaman sonra Ay’dan mesaj geldiği haberini alıyor. Cavor, Dünya’ya mesaj yolluyormuş. İçinde yaşadığı Selenelilerle anlaşmaya başlamış. Onları anlatıyor Dünya’ya. Seleneliler küçüklüklerinden itibaren becerileri doğrultusunda yetiştirilirlermiş. Toplumlarında entelektüeller ve hamallar olarak sınıf ayrımı varmış. Kimisi zihinsel güç, kimisi fiziksel güç üzerine yoğunlaşmış. Başlarında Ulu Aylı adlı lider varmış. Kitap, kayıt, yazı yokmuş. Tüm bilgi beyinlerinde depolanıyormuş. Cavor da onlara Dünya’yı anlatıyormuş. Ama Cavor Dünya’nın tamamının bilinmediğini söyleyince Seleniler hayret etmiş,  daha kendi gezegenlerinin içlerine girmemişler, neden Ay’ı görmeye geldiniz, diye.

Bu arada ben de böyle düşünüyorum. Daha Dünya tam keşfedilmemişken, özellikle deniz altı, Mars’ta ne işimiz var mesela?

Cavor’un Dünya’ya gönderdiği mesajlar Selenelilerin soruları ve cevaplarını içeriyor. Demokrasi, savaşlar, demiryolu, gemilerle ulaşım… vb anlatıyor Cavor onlara ama Seleneliler anlayamıyor. Bir daha da mesaj gelmeyince kitap da bitiyor.

*

Kitabın yazarı H.G.Wells hakkında “Bilimkurgunun Skakespeare’i” deniyor.

Jules Verne ile aynı dönemin yazarı. Eserleri kıyaslanıyormuş zaten. Jules Verne daha soft macera serüven anlatıcısı. Wells ise daha sert. Bir de Jules Verne kitaplarında gerçek olabilecek buluşlar var. Wells’in kitabında ise buluş heyecanı yok, başka ve bir parça ürkütücü bir hayal gücü var.

*

Ay macerası için elbette Bkz: Aya Yolculuk

Bu kitaptaki gibi delice bir uzay yolculuğu için Bkz: Aelita

Yazarın başka bir kitabı için Bkz: Görünmez Adam 

 


24 Şubat 2023 Cuma

GÖRÜNMEZ ADAM

 

GÖRÜNMEZ ADAM 

(The Invisible Man)

Herbert George Wells

1897

Çeviren: Ali Kaftan

İthaki Yayınları

5.Baskı - Ekim 2019

225 sayfa

 

Aslında ünlü yani gayet de görünür olmak isteyen bir adamın görünmez olma hikayesi. 

Görünmez olma buluşuyla şöhret olmayı hayal ediyor ama görünemediği için arzu ettiği üne de kavuşamıyor.

Süper gücün olsa ne olmasını istersin, sorusuna verilen klişe bir yanıttır görünmez olmak. Kitapta bunun o kadar da istenesi bir şey olmadığı anlatılıyor. Enine boyuna düşününce görünmez olmak çok da iyi bir şey değilmiş.

Şöyle bir ayrımı anlamak gerekiyor belki de. Görünmez olunca vücut bütünlüğümüz fiziki tamlığını korumaya devam edecek mi etmeyecek mi? Yani görünmezim, ama başkaları beni görmediği için koluma bacağıma dokunabilirler. Dolayısıyla beni görmedikleri için ben dikkatli olmazsam bana çarpabilirler. Görünmezlik denince aklına kapılardan duvarlardan geçebilmek gelenler için hatırlatıyorum bu ayrımı. Kitaptaki adam da bu yüzden sıkıntılar yaşıyor.

*

Küçük bir kasabadaki hana gelen yabancı, herkesin dikkatini çekiyor. Adamın başı sarılı, üstünde palto, gözünde gözlük… Kendisini deneysel araştırmacı diye tanıtıyor. Odasında rahatsız edilmeden çalışmak istiyor. Kimseyle konuşmuyor.

Bir gün kasabanın doktoru onu ziyarete gidiyor, bağış istemek için. O sırada doktor, adamın kolu olmadığını fark ediyor. Kolu yok ama sanki varmışçasına paltosunun kolu hareket ediyor. Doktor bu duruma anlam veremeyip oradan kaçıyor.

Han sahibi kadın ödeme gecikti diye adama çıkışıyor. Adam da sinirlenip yüzündeki sargıları açıyor… Ama kimse bir şey göremiyor, yok. Yüzü yok.

Birkaç gün önce papazın evindeki hırsızlığı da bu adama yüklüyorlar ve adam hakkında tutuklama kararı çıkıyor. Adam kaçıyor.

Gazetelerde haberleri çıkıyor Görünmez Adam diye.

Okuldan arkadaşı Doktor Kemp’in evine gidiyor. Adını da ilk ona söylerken öğreniyoruz: Griffin.

Griffin, albinoymuş. Deneyler yaparmış. Deneylerinde insanın görünmez olabileceğini keşfetmiş. Bu keşfini dünyaya açıklayıp ünlü olmayı düşlermiş. Bu sırada para lazım olmuş, babasını soymuş, ama para babasının değilmiş ve babası intihar etmiş. Kaldığı evin sahibi kira istemek için geldiğinde evdeki deney malzemelerinin kedi kesmek için kullanıldığından şüphelenmiş ve Griffin'i polise haber vermiş. Griffin korkmuş ve deneyini kendi üzerinde hemen gerçekleştirmiş. Görünmez olmuş, evi yakmış, delilleri ele geçmesin diye.

Görünmez olmuş olmasına ama bunun sıkıntılarını öngörememiş. Örneğin ayaklarını göremediği için yürümekte zorlanmış, giysiler gözükeceği için üzerine giysi giyemediğinden üşümüş, yağmur ve kar yağdığında yağmur ve kar tanelerinin üzerinden aşağı damlaması nedeniyle yerini belli etmesi ve görünmezliğinin tehlikeye girmesi söz konusu olmuş… gibi.

Arkadaşı Kemp, Griffin’i dinliyor ama gizlice de polise haber veriyor. Griffin kaçıyor.

Çok öfkelenen görünmez adam Griffin, Kemp’ten ve herkesten intikam almaya karar veriyor.  Kemp bunu tahmin ettiği için herkese onun tehlikesini duyuruyor ve herkes evlerini, kapılarını, pencerelerini kilitleyerek önlem alıyor.

Griffin, Kemp’in evine girmeyi başarıyor ve onu yakalamaya çalışıyor. Kemp dışarı kaçıyor. İşçiler Kemp’i görüyor. Kemp, görünmez adam tarafından kovalandığını haykırıyor ve işçiler görünmez adamı ele geçiriyor. Sopalarla vuruyorlar, görünmez adam ölüyor. Ölünce vücudu görünür hale geliyor. 

*

Görünmezlik teknik olarak da anlatıyor kitapta.

“Bir cisim ışığı ya emer ya yansıtır ya da kırar ya da bunların hepsini birden yapar. Ne emer ne yansıtır ne de kırarsa, kendisi görünür olmaz.” Sf.135

“Camı kendisininkine yakın bir kırılma katsayısına sahip bir sıvının içine koyarak görünmez hale getiriyorsun.” Sf.136

İsteyen buyursun yapsın.

*

Kitabın yazarı H.G.Wells hakkında “Bilimkurgunun Skakespeare’i” deniyor.

Jules Verne ile aynı dönemin yazarı. Eserleri kıyaslanıyormuş zaten. Jules Verne daha soft macera serüven anlatıcısı. Wells ise daha sert. Bir de Jules Verne kitaplarında gerçek olabilecek buluşlar var. Wells’in kitabında ise buluş heyecanı yok, başka ve bir parça ürkütücü bir hayal gücü var.