Barış Terkoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barış Terkoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2023 Pazartesi

SS

 

SS

Barış Pehlivan

Barış Terkoğlu

2023

Kırmızı Kedi Yayınevi

1.Basım - Nisan 2023

256 sayfa

Leş.

Ülkenin nasıl bir leş ağ tarafından sarıldığını anlatıyor kitap.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya da yer veriliyor her olayda.

*

Emniyet Müdürünün Sarallar Raporu

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın eşini ve çocuklarını müteahhit E.U koruyormuş.

Bu müteahhit E.U, alacak verecek meselesi ile ilgili olarak ortağıyla ters düşmüş. Ortağı da Sarallar olarak bilinen suç örgütünü devreye sokmuş. Hayatî tehlikesi olduğunu düşünüp korkan müteahhit E.U, Bakırköy Emniyet müdürü Murat Çetiner’den yardım istemiş. Sonra şikayetinden vazgeçmiş. Çünkü kendisini emniyetin koruyamayacağını düşünmüş. Bakırköy Sonra Bakırköy Emniyet Müdürü, İstanbul Emniyet Müdürünü aramış ve demiş ki  çekil, bakan olaya dahil oldu.

Bakan dediği Süleyman Soylu

Konuyla ilgili rapor düzenliyor Bakırköy Emniyet Müdürü. Ama bir gün emekli bir emniyet müdürü gelip raporu geri çekmesini istiyor, çünkü Sarallar bu eski emniyet müdürünün akrabasıymış, yeğenleriymiş. Süleyman’ın da haberi var, diyor.

Kabul etmiyor Bakırköy Emniyet Müdürü

Bunun üzerine;

Meclis başkanvekili HDP milletvekili Pervin Buldan, bir gün suçu ve suçluyu övme ve terör örgütü propagandası suçundan Iğdır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Bakırköy 6.Ağır Ceza Mahkemesince talimatla ifadesinin alınması istemiyor. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, Bakırköy emniyetine yazı yazıp zorla getirilmesini istiyor. Ancak Pervin Buldan milletvekili ve dokunulmazlığı var. Soylu, nasıl olur da Meclis başkanvekilini gözaltına alır diyerek Bakırköy Emniyet Müdürünün açığa alınmasını istiyor.

Soylu, Pervin Buldan’ı niye korusun?

*

Soylu'nun pek çok şüpheli kişi ile fotoğrafı mevcut. Yazarlar bunu şöyle açıklıyor:

“Devlette gücü olan biriyle fotoğrafı olmak, AKP döneminde birçok kapıyı açan ya da imtiyazlı hale getiren anahtar rolünü üstlendi. Özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu konuda çok büyük bir fotoğraf albümüne sahip. Suça bulaşmış birçok şüphelinin suçla mücadele etme görevi olan Bakan Soylu ile fotoğrafı çıktı.” Sf.19

*

Tecavüzcü İş İnsanı

İş insanı Sadullah Alagöz. Yabancı uyruklu bir anne ve kızıyla bir kafede ortak oluyor. Ortak kız 17 yaşında ve bir gün kafenin cirosunu kontrol edip sıkıntı olduğunu görüyor. Sadullah Alagöz bu durumdan rahatsız olup kızı yanına çağırıyor, tecavüz ediyor.

Kız ve annesi önce susuyor. "Babamız ve amcalarımız bu durumu öğrenirse namus için kızı öldürme ihtimalini düşündük, ayrıca şahsın devlet büyükleri ile olan fotoğraflarını göstermesi üzerine tehditlerden korktuk ve yabancı olduğumuz için sınır dışı eder diye sustuk." diyorlar. Ama sonra bir aile dostlarının da desteğiyle şikayetçi oluyorlar.

18 yaşından küçük olduğu için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da olaydan haberdar ediliyor.

Gelgelelim Sadullah Alagöz, aile bakanı Derya Yanık’ı ziyaret edip onunla da fotoğraf çektirip paylaşıyor. Misafirperverliği ve hoş sohbeti için bakana teşekkür ediyor. Yani tecavüz mağduru bir çocuğu korumakla görevli bakanlık, tecavüz şüphelisi ile hoş sohbet ediyor.

Ayrıca Sadullah Alagöz, Ankara il emniyet müdürü ile de fotoğraf çekilip onun da misafirperverliğini överek fotoğraf paylaşıyor.

Bu arada kızın pantolonunda iş insanının sperm örneği bulunuyor. Delil de var yani.

Ama buna rağmen hâlâ hakkında işlemler yapılmıyor. Savcılarımız bir tivit atan gençleri anında evlerinden aldırıp haklarında işlem yaparken tecavüz şüphelisi bir kişiye karşı böyle bekliyorlar. 

* 

İmamoğlu-Soylu

2019’da pandemide İBB’nin topladığı bağışlara İçişleri bakanlığı tarafından el konduğu bilgisini aktarıyor kitap. Paralar İstanbul Defterdarlığına aktarılmış.

*

Saray’a Gizli Çekim

Süleyman Soylu, cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ı takip ettiriyormuş.

*

Süleyman Soylu’nun Trolleri 

Soylu'nun Twitter’da istediği kişiyi hedef gösteren trolleri olduğu iddiası var. Vergilerimizden onlar için maaş veriliyor.

* 

Soylu-Menderes

Soylu DP’de başlıyor siyasete. Genel başkanlık için Hüsamettin Cindoruk ile karşı karşıya kalıyor ve yeniliyor.

Sonra 2010 referandumunda partisi hayır derken evet için propaganda yapıyor. Bunun için gerekli parayı nasıl temin ettiği bilinmiyor. Fetö iddiası var. Parti kasasından yaptığı harcamalar da rahatsızlık uyandırıyor. Partiden atılıyor. Sonra da Erdoğan’ın yanında yer alıyor.

*

Soylu-Erdoğan

Soylu, 2008-2009’da Erdoğan aleyhine konuşurken sonra Erdoğan tarafında yer alıyor. Tipiktir, “Dönenler, döndükleri fikrin en radikali olurlar.” Yalçın Küçük Sf.63

Yine eskiden Fetullah Gülen’e övgüler düzen ve onun ateşli bir taraftarı iken sonra o fikirlerini de terk ediyor. 

*

Soylu-İntihara Sürüklenen Emniyet Müdürü

Hakkında adlî bir olaydan ötürü yakalama kararı olan bir genç, rutin bir kontrol sırasında yakalanıp gözaltına alınıyor. O genç, arkadaşını arıyor. Arkadaşı, Engin Levent Soylu. Süleyman Soylu’nun oğlu. Böylece şahıs, usulsüz biçimde serbest bırakılıyor. Ama kişinin yakalandığı ve gözaltına alındığı bölge olan Silivri’nin emniyet müdürü Hakan Çalışkan, bir yandan Soylu bir yandan onun aleyhtarları arasında kalıp bunalıyor ve intihar ediyor.

Dosyası kapatılmış.

*

Soylu - Sigorta Şirketi

Soylu, sigorta şirketi sahibiymiş. İçişleri bakanı olduktan sonra şirketi muazzam büyümüş. Bakanlık makamını bu iş için mi kullandı, diye soruyor kitap.

* 

Soylu-Şarkıcı

İçişleri Bakanı Soylu’nun ablasının oğlu Hasan Berk Işık şarkıcı olmak istiyormuş. Soylu’dan yardım istemişler. Şarkıcı olmak için de içişleri bakanından ricada bulunmazsın artık be amaaan!

* 

Soylu -  Müge Anlı

3 Haziran 2020’de Aleyna Çakır tavana asılı olarak bulunuyor. Erkek arkadaşı Ümitcan Uygun’un bu ölümden sorumlu olduğuna dair deliller var. Daha sonra 17 Eylül 2020’de Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun boş bir arazide ölü olarak bulunuyor. Müge Anlı da bu cinayeti programına konu ediniyor. Sonra baba Durak Uygun ve oğul Ümitcan Uygun’un Soylu ile fotoğrafları sosyal medyaya düşüyor. Bir çeşit uyarı gibi kullanılıyor Soylu ile olan fotoğraflar.

*

Soylu - Adnan Oktar 

Adnan Oktar Grubuna 11 Temmuz 2018’de operasyon düzenlendi. Grup, İlk olarak Soylu’yu arayıp yardım istemiş. Neden? 

Soylu, bu operasyonun haberini İstanbul Emniyetinden değil Oktarcılardan öğrenmiş. “Çünkü, Soylu’nun haberi olursa, operasyonun sızacağı düşünülüyordu.” Sf.193

Sanıklar da verdikleri ifadelerde Soylu ile yakın ilişkide olduklarını, onun ricasıyla çeşitli ziyaretler ve işler yaptıklarını anlatıyorlar. 

*

Soylu-Hukuk

Soylu'nun hukukla arası iyi değil.

3 Ocak 2018 Genel Güvenlik ve Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı-MEB Şura Salonunda Soylu diyor ki: “Uyuşturucu satıcısının ayağını kırmaya polis görevlidir.” Sf.219

26 Ekim 2021 Kadın Muhtarlar Derneğinde diyor ki: "Metruk binayı sen gece yık, mahkeme kararı bizim arkamızdan gelsin." Sf.219

Dönemin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de cevaben şunu diyor: "Bizim rehberimiz hukuktur, biz yapalım hukuk arkadan gelsin değil, hukuk önden yürüdün, biz ona göre kendimizi ayarlayalım anlayışıdır hukuk devleti.”

Bu sözün kendisine olduğunu anlayan Soylu, 11 Ocak 2022 A Haber’de: "Fırsat bulursan hukuk fakültesine gireceğim ve hukuk okuyacağım.” diyor.

Abdulhamit Gül de 13 Ocak 2022 Hukuk Eğitimi Sempozyumunda "Hukuk fakültelerine ihtiyaca göre öğrenci alınmalı, aksi halde gençlerin hayalleri yıkılır. Nitelikli hukuk, nitelikli hukukçuyla ancak mümkün olur.” Sf.220 diyor.

Ay yiyin birbirinizi.  

*

Yazarların Soylu hakkındaki tabirleri:

“Kameraların önüne çıkıp ‘ben dünyanın en kötü adamıyım’ diyecek kadar asabı bozuk bir insan portresi çizen Soylu…” Sf.180

“Evlat olsa sevilir mi bilinmez, ancak Soylu’yu kendi evladı gibi görmeyen AKP…” Sf.182

Evlerden ırak bir insan diye düşünüyorum ben de.

Kitabın sonunda Soylu'nun pek çok kriminal kişilikle fotoğraflarının olduğu bir albüm mevcut.

Üzücü, sinirlendirici ama haklı ve değerli bir kitap. 

23 Aralık 2020 Çarşamba

CENDERE

 


CENDERE

Metastaz 2

Barış Terkoğlu – Barış Pehlivan

Kırmızı Kedi Yayınevi

2020

1.Basım – Aralık 2020

292 sayfa

 

Yazarlar, Metastaz adlı kitapta FETÖ yargılamalarındaki rüşvet çarkını, adam kayırmacılığı, hakim ve savcıların hukuku ayaklar altına alışını, siyasilerin olaya yanlı bakışını anlatmıştı. Okudukça insanın midesi bulanıyordu. Biraz daha bulansın istiyorsanız buyurun.

*

Pelikancılara geniş yer ayrılmış kitapta.

1 Mayıs 2016’da bir blogda “Pelikan Dosyası” adlı bir yazı paylaşıldı. Yazıda başbakan Ahmet Davutoğlu için “Hoca,” Recep Tayyip Erdoğan için “Reis” ifadeleri kullanılarak Davutoğlu’nun Erdoğan’a sadık olmadığı, Erdoğan karşısında kendi hizbini örgütlediği, Erdoğan’ı devirmek istediği vb yazıyordu.

Kitapta bu yazı için “Ergen bir genç kızın annesine isyanını hatırlatan çıkış” deniyor. Sf.29

Yazı Kuzguncuk’ta bir yalıdan yazılmış. Bu yalıda Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi (Bosphorus Global) adlı bir sivil toplum kuruluşu varmış.

Bu kuruluş için “AKP içinde bir hizbin düşünce merkezi gibiydi. (…) AKP’ye nizam veriyordu.” Sf.37 deniyor.

Grubun ortak özelliklerinden birinin FETÖ ile içli dışlı geçmişi olduğunu belirten yazarlar, bu geçmişleri de ortaya seriyor.

*

Pelikanları burada bırakıp yargıdaki bir olaya geçiyor kitap.

“Yargıdaki İşleyişi Gösteren Ses Kaydı” başlıklı bölümdeki olaya göre;

Türkiye’de mutfak eşyası satan bir şirketİ, Fransız bir şirket devralıyor. Dolasıyla devraldığı şirketin borçlarını da devralmış oluyor. Ancak Fransız şirket bu borçları ödemek istemiyor. Bundan kaçınmanın yolu olarak da avukatlar, CEO ve hakim arasında pazarlık yapılıyor.

Kitapta olaydaki isimler baş harfleri ile verilmiş ve konuşma ayrıntıları yazılmamış. Ahmet Şık’ın Twitter’daki paylaşımlarında bu olayın ayrıntıları yer alıyor.

Bkz: https://twitter.com/sahmetsahmet/status/1339222339041583105

Anlamadığım; madem devralmayı düşündüğün şirketin çok borcu var ve bu borçları ödemek istemiyorsun, o zaman devralma. Şu rezillik, iğrençlik daha mı iyi oldu?

*

Bunun gibi rüşvetle dava sonucunu etkilemeye çalışma, rüşvet ile ceza davalarında şüpheli ekleme-çıkarma, sanık beraat ettirme-cezalandırma, tutuklama-tahliye etme, bir günde iddianame hazırlatma…iddiaları var kitapta. Hakim, savcı, avukat, şüpheli, sanık isimleri de ayan beyan yazılı.

Bu hukuksuzluklardan yakınan bir grup hakim ve savcı kitabın yazarlarına mektup yazmış. Kendilerini “…ülkenin namuslu, onurlu hakimleri ve savcıları” olarak niteleyen grup “Bu ülkenin en kahpe, en yalancı, şizofren, manyaklarının HSK dahil ülkenin kurumlarının içinde olduğunun çok iyi farkındayız.” Sf.76 diyerek FETÖ’nün hakim ve savcılar nezdinde yeniden örgütlendiğine dair isimler ve olaylar yazmışlar.

*

FETÖ demişken ilk kitaptaki gibi bu kitapta da FETÖ borsasına ilişkin olaylara yer verilmiş yine. Bir FETÖ şüphelisi, davası için bir dolandırıcı ile anlaşıyor. “O dolandırıcı, dosyaya bakan FETÖ savcısına ulaşıyor. O savcı, kendisine gelen dolandırıcının talebini asıl çalıştığı başka bir dolandırıcıya aktarıyor.” Sf.101

Ahahahahshshah ay valla sinirden gülüyorum. Kusmuk artık gerçekten. Yazarlar “dava kağıtlarından lağım aktığını hissetmek” Sf.101 diyerek güzel ifade etmişler.

*

Yine ilk kitapta bahsedilen FETÖ ardılı farklı cemaatlere burada da yer verilmiş. Hakyolcusu (İskenderpaşa Cemaati) Menzilcisi, Haznevisi, Meşvereti, Norşini bitmiyor öfffff.

Bunlar kendilerini bizim FETÖ ile ilgimiz yok diye savunuyormuş. Yazarlarsa hepiniz aynı lacivertin tonusunuz diyor. E bence de.

*

Avukat Meltem Banko ve Umur Yıldırım ile ilgili de iddialar var kitapta.

Çağatay Aksu hakkında Şule Çet’e cinsel saldırıda bulunup 20.kattan aşağı attığı suçlaması vardı. Umur Yıldırım Şule Çet’in, Meltem Banko Çağatay Aksu’nun avukatı.

Yargılama sonunda Çağatay Aksu hakkında öldürme suçundan müebbet, nitelikli cinsel saldırı ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Kararın ardından bir gün Umur Yıldırım, Meltem Banko’nun ofisine gitmiş.

Yazarlar da neden gitti, ne görüştüler diye soruyor.

Umur Yıldırım “Başka dosya hakkında konuştuk,” Meltem Banko “Tanışmak için gelmiş” diyor.

Ben burada anormal bir şey göremedim. Taraf vekilleri görüşebilir, konuşabilir.

Anormal bulduğum Meltem Banko’nun bu dosyada vekaleti yokmuş. Yani dosyada vekil (müdafi) değil. Çağatay Aksu ile okul arkadaşıymışlar. O zaman niye bu kadar ön planda, niye sanki vekiliymiş gibi bir görüntü oldu, anlamadım.

Çağatay Aksu, cezaevinden diğer sanık Berk Akand’a bir mektup yazmış. Mektupta “Meltem olayını düşünüyorum, Meltem ne yapacak, ne yapabilecek…” gibi ifadeler var. Meltem Banko kendisine bu mektup sorulduğunda internetteki hakaret içeriklerine yönelik hukuki yardım ile ilgili demiş.

Yazarlar buradan yola çıkıp bir de şu olayı ekleyerek Banko’nun birtakım bağlantıları olduğu ya da olduğu izlenimi uyandırarak kendisine fayda sağladığı iddiasında bulunuyorlar.

Türkiye’de faaliyet gösteren Suriye uyruklu bir işadamı TC vatandaşı olmak istemiş, bunun için avukat Meltem Banko’ya ulaşmış. İddiaya göre Banko bu iş için 30 bin dolar almış ama işi yapmamış. Adam da Banko’dan şikayetçi olmuş fakat Banko hakkında soruşturma izni verilmemiş.

Kitapta yazana göre iddia o ki:

“Meltem Banko ile ortağının  telefonları sürekli çalıyor ve ne zaman açsalar şu şekilde konuşuyorlardı:

-Sayın Bakanım, sizi sonra arayayım.

- Sayın Savcı, şu an müsait değilim.

- Sayın Adalet Bakanım, emrettiğiniz dosyayı henüz hazırlamadık, sizinle öğleden sonra görüşürüz.

- Sayın Emniyet Müdürüm, ben hazırım, Külliye’ye geçelim, Reis bizi bekliyor.”

Sf.136

Bunları okurken güldüm açıkçası, komik değil mi?

Yazarlara göre Meltem Banko “siz bizim kim olduğumuzu biliyor musunuz” kurgusu oynamış.

Ben bu avukatları sosyal medyadan biliyorum. Kitapta tanıdık isimler görünce heyecanlandım ama bu bölümde dağ fare doğurdu olmuş. En azından şimdilik.

*

Kitapta uyuşturucu baronları, 15 Temmuz Dayanışma Kampanyası adı altında toplanan yüzlerce milyon bağışın akıbeti, kayyum atamalarındaki usulsüzlükler, Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi ekolü, Merve Kavakçı, Fatih Tezcan… ve bunun gibi isimler, olaylar var. Bu serinin üçüncüsü de gelir. "Metastaz 3" de çıkar yakında. 

 

 


4 Mart 2019 Pazartesi

METASTAZ




METASTAZ

Barış Pehlivan – Barış Terkoğlu

2019

Kırmızı Kedi Yaynevi

6. Basım – Şubat 2019

254 sayfa


FETÖ yargılamalarındaki rüşvet çarkını, adam kayırmacılığı, hakim ve savcıların hukuku ayaklar altına alışını, siyasilerin olaya yanlı bakışını anlatıyor kitap.

*
Kitapta sık sık iddilara göre, iddia edilen o ki… gibi iddialar üzerinden yorumlar var. Bu konular iddia olarak kalmış, çünkü haklarında dava açılmamış.

*

Gerçekten bu cemaat yapılanmasının bitirilmek istenip istenmediğini sorguluyor yazarlar.

Yargılananların serbest kalması için pazarlıklar yapıldığını, böylece sanki bir sermaye aktarımı gibi gözüktüğü şüphesini düşürüyorlar akla.

*

Soruşturmaların ucu, bazı “büyük(!)” adamlara dokununca olayların nasıl örtbas edildiğini görünce mideniz bulanır.

FETÖ ile bağlantısını ortaya çıkaran çok açık pek çok delil olmasına rağmen bu “büyük(!)” adamların nasıl beraat ettiğini görüp bu delillerin onda biri sade vatandaşta olsa başına neler gelebileceğini düşününce kusmak isteyeceksiniz.

Bu açıdan kitabın adı anlamlı:

“FETÖ’yü en çok kansere benzetiyorlar. Organda kontrolsüz çoğalıyor. Bünyeyi esir alıyor. Tedavi için ise hastalıklı doku kuşatılıp büyümesi durduruluyor ve ortadan kaldırılıyor.

Ya kurtuluş beklenen el, hastalığın kaynağıysa?

Metastaz diyoruz, kanserli hücrenin sıçramasını anlatıyor. Durdurulamayan hastalıklı yapı kendisine yeni bir organ buluyor. Vücudu apansızca yakalıyor.” Sf.14

*

Ülkede FETÖ soruşturmaları yapılarak FETÖ ile mücadele ediliyor diye biliyoruz.

Öte yandan ise başka cemaatlerin peyda olduğunu anlatıyor kitap: Menzil, Kurdoğlu, Yazıcı, Okuyucu, Süleymancı, İskenderpaşa tarikatları…

Hepsinin de FETÖ’den doğduğunu ve FETÖ ile bağlantılı olduğunu söylüyor.

Polis teşkilatı, Sağlık Bakanlığı ve yargı sistemi içerisinde çeşitli tarikatların ağırlığının olduğunu anlatıyor.

*

Avukat olduğum için işin hakim-savcı boyutu daha çok ilgimi çekti kitapta.

“Her Taşın Altından Çıkan Menzilci Hakim” başlığı altında anlatılanların rezilliğinden utandım.

Bir de bu olaylar en çok işimin olduğu İstanbul Anadolu Adliyesinde geçtiği için iyice ilgimi çekti.

2016’da Fi Yapı patronu Fikret İnan’ın FETÖ’nün finans ayağı olduğu iddiasıyla yargılamasına başlanmıştı. Kitapta anlatılana göre; Sulh Ceza Hakimi Hasan Akdemir, Fikret İnan’ı tutuklatmayacağı sözü vererek rüşvet pazarlığına girişmiş. İnan önce tutuklanıyor, sonra çıkıyor. Hakim 1 milyon lira istiyormuş. İkili arasında aracılık yapan avukat Serap Bindal, Fikret İnan’a “Hakim 2 milyon lira istiyor.” demiş. Fikret İnan, avukatı Halil Canbolat’a, hakime vermesi için 100.000 dolar vermiş. Avukat, hakime 45.000 dolar vermiş. Fikret İnan, bunalıp hakimi HSK’ya şikayet etmiş. Ses kayıt cihazı ve seri numaraları bilinen paralarla operasyon yapılmış. Hakim Hasan Akdemir ve avukat Serap Bindal gözaltına alınmış.

Hakim, ifadesinde şunları söylüyor:

“…Haksız yere tutukladığım ve vicdanen rahatsız olduğum işadamı Fikret İnan’a durumu anlatmaya gittim. Kendileri bana 1 milyon TL teklif etti. Ben duymamış olayım, dedim…”

Olayı komploya bağlıyor hakim ve avukat.

Hakim tutuklanıyor. Hakimin tutuklanmasını sağlayan savcı Fehmi Tosun tayin ediliyor. Tutuklayan hakim Mehmet Özakar FETÖ’den tutuklanıyor ve hakimlikten ihraç ediliyor.

*
Bunun gibi o kadar çok mide bulandırıcı olay var ki…

Örneğin yıllar evvel, Fethullah Gülen’e hoca efendi hazretleri diyip yerlere göklere koyamayanlar dışarıda iken o zamanlar bunun tehlikesinden söz edenler linç edilmişti.

*

Bank Asya meselesine de değinmiş kitap.

17-25 Aralıktan sonra FETÖ lideri Bank Asya’ya para yatırma çağrısı yapmıştı, hatırlarsınız. O yüzden bankaya para yatıranların FETÖcü olduğu karinesi var sayıldı. Ancak yine tabii herkese işlemeyen bir karine oldu bu. Örneğin Fettah Tamince’nin eşi Duygu Tamince için. (Fettah Tamince de ayrı bir mesele tabi.)

Duygu Tamince 31 Ocak 2014’te Bank Asya’ya para yatırdı ama savcılık dedi ki; yatırılan meblağ, şüphelinin sosyo-ekonomik durumuna göre küçük meblağlıdır, o yüzden örgüt liderinin talimatıyla yapılmış bir eylem olarak değerlendirilmesi için yeterli delil yoktur.

Bu bankada sadece maaş hesabı olanlar hapsedilmişken…

*

Delirir insan.

Bu adaletsizlikleri görüp bir şey yapamıyor olduğunu hissetmek delirtici değil de ne?

Hele olayın adalet mekanizmasını yerle bir edişini görmek...


17 Aralık 2015 Perşembe

GİZLİ BELGELERDE TÜRKİYE'NİN SIRLARI MAHREM



GİZLİ BELGELERDE TÜRKİYE'NİN SIRLARI

MAHREM

Barış Terkoğlu

Barış Pehlivan

2015

Kırmızı Kedi Yayınevi

1. Basım - Nisan 2015

459 sayfa


2007'de 15 yaşında bir kıza 84 kişinin tecavüz etmesi davasıyla başlıyor kitap. 

Fethullah Gülen'in kardeşi de şüpheli. 

O dönem, AKP ile cemaat can ciğer kuzu sarması olduğu için bu dava sümen altı edilmiş.

*

ABD kriptolarında geçen cemaati anlatıyor kitap ağırlıklı olarak. Kriptoların kimisi tam bir mahalle dedikodusu havasında. 

Amerikalı elçilere ne çok dert yanan varmış. Çok acayip bağlantıları var. AKP'liler, kendi içlerindeki problemleri bile Amerikalı yetkililere anlatmış. Bildiğin ispiyonculuk yapmış adamlar.

Özel hayatlar da yansımış bu kriptolara. Örneğin AKP bir ara zina yasasını gündeme getirmişti hatırlayacaksınız. Sonra olmadı. İşte zina suç olsaydı, başta AKP'li vekillerin başı ağrıyacaktı. Zira kitapta isim isim imam nikahlı beraberlikleri olan, genç kızlara ilgi duyan, sekreterine yavşayan, metresleri olan vekillerden bahsedilmiş.

*

Fethullah Gülen'in ABD'de oturma izni alması süreci anlatılmış. Bir de onu ziyaret etmek isteyen Türklerin vize başvurusunda dolaplar çevrimesinden. Hep bir şüpheli haller, bir gizlilik.

*

Yurtdışındaki Türk okullarının CIA ile bağlantısı ve bu yüzden kimi ülkelerde bu okulların kapatılmaya çalışılması... vs

*

En güldüğüm kısmı da Mustafa Sarıgül bölümü. Onun cenazelere katılımı Amerikalı yetkililerin de ilgisini çekmiş. Oyunuzu ona vermezsiniz ama cenazenize Sarıgül gelir. Ahaha. Onun da karanlık işleri varmış yalnız. 

*

Öff hepsinden iğreniyorum.