Jean-Christophe Grange etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jean-Christophe Grange etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2025 Cuma

MERMER ADAM

 


MERMER ADAM

(Les Promises)

Jean-Christophie Grange

2021

Çeviren: Tankut Gökçe

Doğan Kitap

1.Baskı - Ağustos 2022

603 sayfa



1939 Nazi Almanya'sında geçen bir seri cinayetler hikayesi.

Üst düzey Alman Nazilerin karıları öldürülüyor. 

*

Simon Kraus psikiyatr. Sadece kadın hastaları kabul ediyor. Kadınların Nazi karşıtı görüşlerini dinliyor, sonra da bunları şantaj olarak kullanıyor.

Bir gün bir gestapo subayı Franz Beewen geliyor muayenehanesine. Ona eski bir hastasını soruyor. Margarete Pohl. Ne zaman gelmişti size, diye soruyor. Kadın öldürülmüş. Kocasına Mermer Adam diye çok korktuğu birinden bahsediyormuş. Subay bunu soruyor Simon'a, bilmiyorum diyor Simon. Halbuki biliyor. Margarete’nin rüyalarında gördüğü taştan bir figürmüş. Rüyasında bunu gören başka kadın hastaları da varmış. Simon bunu Nazi gücünün, Adolf Hitler’in bir simgesi olarak tahlil ediyor ama neden mermerden olduğunu bilmiyor.

Margarete Pohl ilk kurban değilmiş. Daha önce de yirmi yedi yaşında bir kadın, Susanne, karnı yarılarak, üreme organları çalınarak, ayakkabıları kayıp şekilde bulunmuş. Daha sonra da Leni diye bir kadın. Ortak özellikleri Nazi yüksek çevresinden kişilerin karıları olmaları. Ve yüksek sosyete topluluğu olan bir kulübe üye olmaları.

Otopside yaraların bir SS hançeri ile yapıldığı ortaya çıkıyor. Yani katil bir SS mi?

*

Beewen’in babası savaşta yaralanmış, akıl hastanesinde. Hastanenin yöneticisi Minna von Hassel. Beewen’in ona ilgisi var.

Naziler Yahudilerin yanı sıra akıl hastalarını da yok etmek istiyorlar. Bu yüzden bu hastaneyi de taşıyoruz diyerek hastaları öldürmeye götürecekler. Minna, buna engel olması için Beewen’den yardım istemeye karar veriyor.

*

Bir gün Minna’nın arkadaşı Ruth, Minna'yı çağırıyor. Ruth, Dünya Savaşında suratından yaralananlara yüz protezleri yapan bir doktor/sanatçı. Minna'ya şeytandan bir sipariş aldığını ve yaptığı için çok pişman olduğunu söylüyor. 

Mina, Ruth’un yanından çıktığında takip edildiğini fark ediyor. Kaçıyor. Kendisini yakalayıp sonra bırakan adamın yüzü mermer. Minna o gün Ruth ile aynı giyinmişti. Tahminine göre katil aslında Ruth’u öldürecekti, Mina’yı Ruth sandı, o olmadığını görünce bıraktı. Mina hem bu olayı hem de babasının başka hastaneye nakil adı altında öldürüleceğini anlatıyor Beewen’e. Ruth’un evine gidiyorlar. Ruth’un cesedini buluyorlar evde.

Akıl hastanesi konusunda da Beewen bir şey yapamıyor. Akıl hastanesini ve Beewwn'in babası da dahil tüm hastaları yakıyor Naziler. 

*

Simon’un hastalarından Greta ona rüyasında mermer maskeli bir adam gördüğünü anlatınca Simon Beewen’i bulup ona bunu anlatıyor.

Üçü beraber çalışıyorlar.

*

Mina daha önce Alman seri katiller üzerine tez yazmış. Tezi için yaptığı araştırmaları inceliyor. Kurbanlarının karnını deşip iç organlarını çıkaran ve ayakkabılarını alan bir katili fark ediyor. Albert Hoffmann. Hapis cezası yeni bitmiş. Hapishaneye gidiyor Minna. öğreniyor ki adam Dünya Savaşına katılmış. O yıl mahkumları da askere almışlar. Öldü diye bilgi verilmiş. Minna’nın düşüncesine göre savaş meydanında yüzünden yaralandı. Ölen bir askerin künyesiyle kendisininkini değiştirdi. Temiz bir isimle Ruth’a gidip yüz maskesi yaptırdı. 

Hoffmann’ın taburundaki askerlerin listesi ile Ruth’un işlem yaptığı askerlerin listesini karşılaştırıyorlar. Aynı isim çıkarsa adamı bulmuş olacaklar. Buluyorlar ismi. Josef Krapp. 

Adamın evini basıyorlar. basıyorlar. Evde kadın ayakkabıları buluyorlar.

*

Simon bir dükkanın vitrininde bir film afişi görüyor. Bilimkurgu filmi. Afişte maskeli bir adam var. Katilin görünümü gibi. Katil muhtemelen bu görüntüden esinlendi.

*

Mina, Ruth’un birlikte çalıştığı cerraha gidip durumu anlatıyor ve Ruth’un pişman olarak yaptığını söylediği maskeyi yapmasını rica ediyor. Cerrah yapıyor.

*

Gaziler Geçit töreninin olduğu gün Beewen, Mina ve Simon da töreni izlemeye gidiyor. Çünkü katilin de orada olacağını biliyorlar. Gerçekten de orada. Onu kovalıyorlar. Bir trende yakalıyorlar. Beewen adamla boğuşurlen adamın kafasını camdan sarkıtıyor, diğer yönden gelen tren adamın kafasını koparıyor.

Ardından bir cinayet daha oluyor ve dördüncü bir kadının daha öldürüldüğünü haber alıyorlar. 

Greta da öldürülüyor. Halbuki katili yakalayıp öldürmüşlerdi ama yanılmışlar demek ki. 

Greta hamileymiş. Diğer öldürülen üç kadın da. Cinayet sebebinin bu gebelikler olabileceğini ve katilin fetüsleri çaldığını düşünüyorlar. 

Simon, Greta’nın bir arkadaşı olan Magda'ya Greta’nın hamileliğini soruyor. Arkadaşı Greta’nın o dönem popüler olan Hitler için bir çocuk kampanyasına inandığını, bununla ilgisi olabileceğini söylüyor.

*

Beewen, Simon ve Minna’yı alıp bir gece eşcinseller kulübüne götürüyor. Travestilerden biri Greta’nın kocasıymış. Günter. Günter’i sırguluyorlar. Günter, karısını her yere şoförün götürdüğünü söylüyor. Şoförü sorguluyorlar. "Lebensborn" diyor şoför.

Lebersborn diye bir sistem oluşmuş 30’lar Almanya’sında . Nüfus azaldığı için Hitler'e ve Almanya’ya çocuk dünyaya getirmek isteyen kadınlar kendilerini dölletecek SS subayların olduğu ofislere gidiyorlarmışmış. 

Minna da buraya gidip neler olduğunu öğrenmek istiyor. Çalıştığı akıl hastanesini yakan tehlikeli adam Mengerhausen çıkıyor karşısına. Onun projesiymiş Lebersborn. 

Minna'yı  içecekle bayıltıyorlar, Minna'ya tecavüz edecek adam geliyor. Adam bir film aktörü. Kurt Steinhoff. Minna adamdan kurtulmayı başarıyor. 

*

Simon ve Beewen aktör Kurt Steinhoff evde yokken evini araştırıyorlar. Sevişen insanların gizlice çekilmiş fotoğraflarını görüyorlar. Röntgenciymiş aktör. Sevişen insanların olduğu bir ormana gidip aktörü arıyorlar, buluyorlar. Diğer gestapolar geliyor. Çıkan karmaşada aktör ölüyor.

Katilin o olduğuna inanılıp dava kapatılıyor. Ama bir gün bi SS askeri, Beewen’e öldürülen kadınların ayakkabılarının bulunduğunu, ayakkabıların ölülerin yakınına gömülmüş olarak bulduklarını söylüyor. O sırada Beewen çingenelerin olduğu koğuşta görevde. Çingenelerden biri olan Toni bunu duyup cevap veriyor.  Kendi inançlarında ölünün ayakkabılarının her zaman alındığını söylüyor. Böylece ölüler rüyalara giremezmiş.. Yani katil bir çingene mi?

Çingeneler Nazi döneminde kısırlaştırıldı. İntikam almak için bir çingene bunları yapmış olabilir mi?

Çingene Toni, toplama kampından çıkarılması karşılığında katilin kim olduğunu söylüyor Beewen'e. Katil bir kadınmış. Adı Lena Vana. Kutsal bir kişiymiş. İntikam için Nazilerin arasına karışmış. 

Çingenelerin kayıtlarının yer aldığı arşiv belgelerinden Lena Vana'yı buluyorlar. Simon, fotoğraftaki kızı tanıyor. Magda. 

Magda’nın evine gidiyorlar. Her şeyi itiraf ediyor. Magda, albino bir çingene olarak doğmuş. 12 yaşındayken zengin bir adam onu görüp tecavüz etmiş, evlenmişler, adam onu eğitmiş, asil bir kadın yapmış. Magda, Nazilerin Lebernsborn projesini duyunca kendi ırkının kısırlaştırılmasının  intikamı olarak bu projeye dahil olan kadınları öldürtmüş, o kadınların da çeşitli acımasızlıklar yaptığını biliyormuş. Onların rüyalarına girmeyi de Simon'un rüyalarla ilgili yazılarından öğrenmiş. Maskeyi de izlediği bir filmden esinlenerek Ruth'a yaptırmış. 

Magda her şeyi anlattıktan sonra da kendini öldürüyor, çünkü kendisi de bu projeden hamile bırakılmış. Ölmeden önce son sözleri olarak diyor ki: “Hiçbir şey anlamıyorsunuz… Önemli olan sadece Avrupa Operasyonu.

*

Soruşturma böylece kapanıyor. Ama Beewen, Minna ve Simon'un aklına yer ediyor bu Avrupa Operasyonu.

Nazilerin korkunç operasyonlarının başında bulunan adam Mengerhausen'i bulup ona soruyorlar Avrupa Operasyonu nedir diye.

Avrupa Operasyonu mitolojiden yola çıkılarak verilmiş bir admış. Fenike kralı Agenor'un kızı Jüpiter, Avrupa'ya aşık olur. Bir Tanrı ile ölümlünün bu aşkından Girit'in ünlü kralı Minos doğar.  

Naziler, liderlerini Tanrı gibi görüyorlarmış. Bu liderlerin kurduğu rejimin devam etmesi için üstün çocuklarla soylarını sürdürmeyi planlamışlar. Üst düzey Nazi liderlerinin güzel Alman kadınları döllemesi ve rejimin bu çocuklarla devam etmesi amaçlanmış. Öldürülen kadınlar üst düzel liderlerden çocuklar taşıyormuş. Aktör sadece görünen yüzmüş. Magda’nın karnında da bizzat Hitler'in çocuğu varmış. Öldürülen kadınların fetüslerini alan Magda değil, Mengerhausen imiş. 

Mengerhausen’i öldürüyorlar. Kamptan çıkarken bir kamyon dolusu çocuğu da kurtarıp kaçıyorlar.

*

Zorlama geliyor bana biraz bu adamın romanları. İyi okutuyor kendisini meraktan ötürü. Ama bir yerden sonra gereksiz uzatıyor hissi alıyorum, sıkılıyorum, daralıyorum, bitsin diye okuyorum. 

*

Kitapta Nazilerin aptallığı ve vahşiliği güzel anlatılmış. Bu adamların tanıdık gelmesi ise çok üzücü. 

*
Nazi döneminde geçen başka bir hikaye için

30 Nisan 2024 Salı

KIZIL KARMA

 

KIZIL KARMA

(Rouge Karma)

Jean-Christophe Grange

2024

Çeviren: Tankut Gökçe

Doğan Kitap

1.Baskı- Şubat 2024

583 sayfa


Biraz zorlama bir hikaye gibi geldi bana.

* 

Sene 1968. Öğrenci olayları var. Polis ve öğrenciler arasında çatışmalar yaşanıyor.

Herve Jouhandeau da bu öğrencilerden biri.

Herve bir gün kız arkadaşı Suzanne’nın evine gidiyor, bir bakıyor ki Suzanne öldürülmüş. Çıplak şekilde baş aşağı asılmış, iç organları çıkartılmış.

Herve’in ağabeyi müfettiş, adı Jean-Louis Mersch(Anne bir, baba farklı kardeşler.) Ağabeyine anlatıyor durumu, ondan yardım istiyor.

Suzanne’ın arkadaşlarını soruşturuyor müfettiş Mersch. Nicole ve Cecile’i buluyor.

Beri yandan da Suzanne’in takıldığı erkekleri araştırıyor.

Bir de tarot falcısına gidiyor. Çünkü kızın asılış ve duruş şekli bir tarot kartını andırıyormuş. Asılmış Adam kartı. Bu kartta adam bekliyor, olayların kendisine gelmesine izin veriyor, müdahale etmiyor, sabrın ve sessizliğin kartı diye açıklıyorlar. Falcı kadın bir de kehanette bulunuyor, diyor ki sen katili arıyorsun, katil de seni ve kardeşini.

Nicole polise söylemiyor ama Susanne’nin erkek arkadaşını biliyor. Denis Massart. İşçi önderi Citroen firmasında. Nicole, polisten ayrı olarak kendisi aramaya karar veriyor katili, polisin bulamayacağını düşünüyor. Massart ile konuşan Nicole, Suzanne’nın son zamanlarda bazı mistik güçlere kapıldığını öğreniyor. O sırada polis Mersch ve Herve ile karşılaşıyor. Onlara Massart’ın söylediklerini anlatıyor. Suzanne’nın ölü resmini ters çevirmeyi akıl ediyorlar ve öğreniyorlar ki bu bir yoga pozisyonu. Tantracılıkla ilgiliymiş. Tantracılar sevişerek güçlü bir enerjinin uyandığına inanıyorlarmış.

Suzanne’nın evinde uyuşturucu asit bulmuşlardı. Onu sağlayan çocuğu öğreniyor polis. Onun dediğine göre Suzanne okul kurmak istiyormuş, “LSD emdirilmiş kağıtlar sayesinde öğrencilerin Tanrıyı görebilecekleri bir okul.” Sf.181

Oradan Suzanne’ın yogacısı guru Gupta’ya ulaşıyorlar. Suzanne’nın ölü pozisyonu yogadaki ağaç pozuymuş. “Yer ile gök arasındaki bağlantıyı temsil eder. (…) Bu bilincin, benliğin ve Öz’ün duruşudur.” Sf.191 diye açıklıyor guru.

Sol gösterilerin yapılacağı bir stada gidiyorlar. Orada bir sadhu, gezici keşiş, görüp ondan şüpheleniyorlar. Burada olması tesadüf olamaz diye. Adamı kovalıyorlar ama adamı gözden kaybediyorlar. Ardından bir cinayet haberi daha geliyor. Bu defa öldürülen Suzanne’nin arkadaşı Cecile. Bir ağaca bağlanmış, yine yoga pozisyonu, durgasana, tanrıça pozisyonu, ”yer ile gök arasında bağlantı kuran bir pozisyon.” Sf.207

Tekrar yoga hocasına gidiyorlar. Onun evinde stattan kaçan adamı görüyor Mersch. Ama adam kendini yakarak öldürüyor. Yoga hocasından öğreniyor ki o adam katili biliyormuş, Kızlar kapıymış, o yüzden öldürülüyormuş.

Üçüncü kurban Nicole olabilir. Nicole bir akşam evde birini görüyor ama kim çıkaramıyor. Akrobatik, dansçı bir tip. Adamın elinden kurtuluyor.

*

Herve’e büyükannesi ilaç veriyor ve bayıltıyor. Kapıda iki Hintli beliriyor. Herve’i Bengal’in başkenti Kalküta’ya götürüyorlar. Uçak listesinde onun adını gören polis ağabeyi Mersch, büyükanneye soruyor. Büyükanne diyor ki cinayetler Herve ile bağlantılı, bu cinayetlerle hedef alınan o. O kızlar başka bir dünya adına kurban edildi. Annene sor.

Annesine gidiyor. Herve’in babası zengin, gay, Hint Müziği uzmanı imiş. Tek gecelik ilişki sonucu doğmuş Herve. Annesi de diyor ki Herve orada güvende. Bir mezhepten bahsediyor.

Herve ile ilgilenen Hintli kız Abha. O da öldürülüyor sonra. 

Diyorlar ki Hindistan’daki Ronde dedikleri büyük bir tarikatın Anne dedikleri kurucusunun mührü varmış Herve’de. Herve onu doğum lekesi sanıyormuş. Anne, reenkarnasyon için Herve’i seçmiş. Suzanne ile yogaya bir gün Herve de gitmiş. Orada yoga hocası Gupta onun kolundaki doğum lekesini görmüş. Oradan yayılmış haber.

Mersch ve Nicole, Herve’i bulmak üzere Hindistan’a gidiyorlar. Orada mezheple ilgili bir kişiye danışıyorlar:

“Bir mezhep, her zaman bir gurunun patalojisinin ilerlemesidir. Artan, yayılan zihinsel bir enfeksiyon. Bilinçsizce, mezhebin yandaşları bir tür kanser hücresidir, anlıyor musunuz?” Sf.329

*

Katil, Herve’in tutsak edildiği eve gelip onu öldürecekken Mersch ve Nicole gelip onu kurtarıyor.

Üçü Anne’nin Krallık denilen tarikat merkezine gidiyorlar. Anne’yi 1948’de müritleri öldürmüş. Böylece Anne, onu öldürenlerin bedenlerinde yaşayacakmış. Cinayet değil ritüel olarak görüyorlar bu yaptıklarını. Tarikat merkezindeki havuzda da Bufa balıkları var. Isırıkları ölümcül. Kurbanlarda da ısırıklar vardı.

Herve rüyasında görüyor ve katilin babası olduğunu düşünüyor. Rüyasında babası onu bebekken kaçırmaya çalışıyor. Halbuki babası dört yıl önce ölmüş. Belki de farklı isimle yaşıyordur.

Babası, Anne’nin oğluymuş. Anne lakaplı Jeanne de Texier’in iki çocuğu olmuş. İlk evliliğinden Antoine 1913, ikinci evliliği Paul Dorati’den Georges 1923 doğumlu. Georges Dorati ve Pierre Roussel (Herve’in babası) aynı kişi. Adını değiştirmiş. Çünkü Anne’den nefret ediyormuş. Gaymiş. Anne ona kötü davranmış. Balıklara ısıttırmış. Sonra çocuk kaçmış. Kendi mezhebini kurmuş. Kötülük ediyormuş, spritüel yolu buymuş. Antoine Vatikan’da din adamıymış.

Anne’nin soyunu devam ettirmek istemiyormuş. Öldürmeye gelmiş ama kolundaki izi görünce Anne’nin ruhu onun içinde diye ona dokunamamış. Halbuki Herve’in annesi bıçakla kazımış o şekli, oğlunu koruyacağını bildiği için.

Üç ölü kadından oluşan bir çemberle Herve’i öldürebilirmiş babası.

Herve babasını kendi öldürmeye karar veriyor. Onun izini sürüyorlar, o da mezhep kurmuş. Onun tarikat merkezine gidiyorlar. Herve babasını buluyor, dövüşüyorlar. Mersch öldürüyor babayı. Adam zaten kağıt üzerinde ölü olduğu ve elinde bıçak olduğundan meşru müdafaadan salıyorlar Mersch, Herve ve Nicole’ü. Ama Hintli polis diyor ki bu işin başka ayağı, arkada başka biri olabilir diyor.

Diğer kardeş Antoine ile görüşüyorlar onun ilgisi var mı diye. Büyükanne diyor ki Antoine, Mersch’in babasıymış. Şiddet ve tecavüzle hamile bırakmış Mersch’in annesini. Annesi kaçırmış çocuğu. İki kardeş şeytani plan yapıp aynı kadını hamile bırakarak, tanrıya karşı çıkmayı amaçlamış.

Mersch’in babası Vatikan’da kardinal. Mersch ona günah çıkarmaya diye geliyor. Baba şaşırmıyor, bekliyormuş zaten. Kardinale göre tüm dinlerde ortak olan şey şeytan ve kötülükmüş. Simone, Herve ile Mersch’in annesi, çok masum, çok iyi ve safmış. Kötülük gücünü kullanarak onu hamile bırakmış ve küfrün meyvesini dünyaya getirmiş.

Oradan çıkıyor Mersch ama kardinal yok.

Sonra üçü tekrar kardinalin peşine düşüyorlar. Kardinal Nicole’ü yakalıyor, onu öldürecekken Nicole kardinali öldürüyor.

*

Zorlama işte.