7 Mart 2019 Perşembe

NEW YORK ÜÇLEMESİ



NEW YORK ÜÇLEMESİ


CAM KENT, HAYALETLER, KİLİTLİ ODA

Paul Auster

İngilizce aslından çeviren: İlknur Özdemir

Can Yayınları

284 sayfa


Üç hikayeden oluşuyor kitap. Bu üç hikayeyi ayrı ayrı zamanlarda okusaydım muhtemelen anlamazdım. Peş peşe okumuşken bile anladığımdan emin değilim.

*

CAM KENT

Peter Stilman’ın babası akıl hastanesinden çıkacak. Peter Stilman çocukken babasından kötü muamele görmüş o yüzden babasından korkuyor.

Peter ve karısı Virginia, babayı takip etmesi ve Peter’i koruması için dedektif olarak bildikleri Paul Auster’ı arıyorlar.

Ancak aradıkları numara Daniel Quinn adlı kendi halinde bir yazara ait.

Quinn bozmuyor bu yanlışlığı ve he he tamam ben dedektif Paul Auster’ım diyor ve baba Stilman’ın peşine düşüyor.

Baba Stilman’ı uzunca bir süre takip ediyor, hatta onunla muhabbet de ediyor. Ama sonra onu gözden kaybediyor.

Bir umut gerçek dedektif Paul Auster’a ulaşıp yardım istiyor. Ama Paul Auster dedektif falan olmadığını söylüyor.

Quinn her şeyi anlatıyor Auster’a.

İkisi de bu hikayeye neden bulaşmış olduklarını anlamıyorlar.

Bir süre sonra gazetede baba Stilman’ın öldüğü haberi çıkıyor. Peter Stilman ve karısı da kayıplara karışmış.

Auster da işin peşini bırakıyor.

Auster’ın arkadaşı içerliyor, niye işin peşini bıraktın diye.


HAYALETLER

Mavi, Beyaz’ın talimatıyla Siyah’ı takip ediyor.

Bu iş Mavi’ye çok sıkıcı geliyor, çünkü Siyah’ın günleri çok rutin. Siyah tüm gün evde yazı yazıyor ya da bir şey okuyor.

Mavi, takibin gelişmelerini düzenli olarak rapor ediyor Beyaz'a.

Mavi, bu uzaktan takipten sıkıldığı için kılık değiştirip Siyah ile konuşuyor. Çeşitli kılıklara bürünüyor.

Bir gün Siyah ile yaptığı muhabbette Siyah diyor ki, ben dedektifim, birini takip ediyorum, çok sıkıcı.

Nasıl yani?

Mavi dedektifti, Siyah’ı takip ediyordu. Siyah da dedektif miymiş de Mavi’yi mi takip ediyormuş?

Mavi, Siyah’ın evine giriyor ve Siyah’ın okuyup yazdığı kağıtlara bakıyor. Bu kağıtlar, Mavi’nin Beyaz’a yazdığı raporlar.

Ay ne oluyor?

Ben şok!

Mavi şehri terk ediyor ve hikaye bitiyor.


KİLİTLİ ODA

Fanshawe, yıllarca yazdıklarının hiçbirini yayımlatmıyor. “Başıma bir şey gelirse arkadaşımdan yardım iste.” diye tembihte bulunuyor karısı Sophie’ye ve ardından ortadan kayboluyor.

Karısı, kocasının öldüğünü düşünüyor. Kocasının söylediği arkadaştan yardım istiyor.

Arkadaşlar ama yıllarca görüşmemişler.

Arkadaş, Fanshawe’nin yazdıklarını okuyor ve bunları yayımlatmaya karar veriyor. Sophie de bunu uygun buluyor. Fanshawe’in yazıları kitap oluyor ve çok beğeniliyor.

Bu arada arkadaş ve Sophie aşık oluyorlar, evleniyorlar. Sophie ile Fanshawe’in çocukları Ben’i de kendi çocuğu gibi benimsiyor arkadaş. Sonra bu ikisinin de bir çocuğu oluyor, adı Paul.

Bir gün esrarengiz bir mektup geliyor adama. Fanshawe yazmış mektubu, ölmediğini ama yedi sene sonra öleceğini, bundan ve mektuptan kimseye bahsetmemesini, kitaptan ve Sophie ile ilişkisinden memnun olduğunu, bunun olacağını zaten bildiğini, karısı için en uygunun bu olduğunu yazmış mektupta. Yani ölmemiş, terk etmiş.

Adam bunu anlatmıyor kimseye ama eski tadı da yok artık.

Fanshawe’in yazıları birer birer kitap oluyor ve hepsi çok başarılı oluyor.

Sonunda Fanshawe’in hayatını anlatan bir kitap basmayı düşünüyorlar. Adam bu çerçevede Fanshawe’in hayatını araştırmak üzere çalışmalara başlıyor. Başka arkadaşlara gidiyor ama kimseden doğru düzgün şeyler öğrenemiyor.

Fanshawe’in annesine de gidiyor. Çocukken Fanshawe’in annesini çok güzel bulurmuş, kadın hala güzelmiş. Anne, adama fazla yakınlık gösteriyor ve sevişiyorlar. Adam bunu da anlatmıyor karısına.

Adam, bir gün bir mekanda Fanshawe’i gördüğünü düşünüyor. Yaklaşıp sen Fanshawe’sin diyor. Karşısındaki kişi “Benim adım Fanshawe değil. Adım Peter Stilman” diyor.

Haydaaaa.

Cam Kent’teki Stilman mı?

Dövüşüyorlar.

Sophie artık rahatsız oluyor, bu kitap işleri sanki Fanshawe’i hayata döndürüyor ve aralarına giriyormuş gibi hissediyor. Buna bir son vermeyi kararlaştırıyorlar. En azından kitabın gelirini kendileri için değil, çocukların hesabında tutmaya karar veriyorlar.

Gerçekten de  Fanshawe’i hayatlarından çıkarıyorlar.

Derken bir mektup daha geliyor adama Fanshawe’den. “Seninle konuşmalıyım” yazıyor, buluşma yeri söylüyor.

Buluşuyorlar.

Fanshawe bir kapının arkasından konuşuyor. Adam soruyor ona bunca zaman nerede ne yaptığını.

Fanshawe, kendisini takip eden dedektiften kaçtığını, kaçarkenki yolculuk hissinden keyif almaya başladığını söylüyor. Dedektifin adı Quinn’miş.

Haydaaaa

Sonra bu dedektiften kurtulmuş:

“Her şeyi tersine çevirdim. O beni izlediğini sanıyordu, ama aslında ben onu izliyordum.” Sf.278

Fanshawe, kayıp olduğu zaman Henry Dark ismini kullanıyormuş. Bu isim de önceki öykülerde geçiyordu

Bir defter veriyor Fanshawe. Ve ayrılıyorlar.

Adam defterde yazılanları anlamakta zorlanıyor, sonra da çöpe atıyor defteri.

*

İşte böyle.

Pek anladığımı söyleyemeyeceğim.

Kitapta geçiyor ki:

“...Cam Kent’ ve ‘Hayaletler’... Bu üçü aslında aynı hikaye, ama her biri bu olayın ne olduğunu anlamamın farklı bir evresini temsil ediyor.” Sf.267

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder