23 Haziran 2013 Pazar

CÜPPELİ ADALET


CÜPPELİ ADALET

Hükümet - Cemaat Kuşatması

Yazarı: İlhan Taşçı

Yayınevi: Cumhuriyet Kitapları

Basım Yılı: 8. Baskı - Nisan 2011

Sayfa Sayısı: 208

2009 yılında Erzincan ve Erzurum savcılıkları arasında gelişen olayları basından takip etmiştim ama bir türlü yerine oturtamadığım konular vardı. Millet de bana soruyordu, avukat insanım, ben bilirim diye. Benim bildiğim de gazetelerden okuduğum kadardı halbuki.

O gazetelerin ne mal olduğu ise özellikle Taksim Gezi Parkı olayları ile birlikte iyice gün yüzüne çıktı.

Sorun bende değilmiş meğersem. Yanlı, yanlış, haberler barındıran basın organlarındaymış.

Şimdi aradan zaman da geçip, ortalık en azından bu konuda durulduğu için olayın kitapları çıkmaya başladı. Gerçi çıkmaya başladı diyorum, 2010'da başlamış zaten bu konuda kitaplar çıkmaya da, benim elime yeni geçiyor diyeyim.

Demin Taksim Gezi Parkı dedim ya, aklıma geldi şimdi, birkaç yıl sonra bu olayların da kitapları çıkar. Ve o kitaplarda bugün kim ne demiş, kim nasıl yorumlamış, bir bir okuruz. Kimin ne dediği noktasında bol bol da güleriz herhalde. Çadırda atom bombası planları çıktığı iddiası, müdahale olmayacağının söylenmesinin ardından polisin sert müdahalesinin olması, biz her şeyi sizden daha iyi biliriz'ler, sizden öğrenecek değiliz'ler, oy oy oyy.

Neyse, kitaba dönelim.

2007 yılında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, Erzincan'da küçük çocuklara yasadışı dini eğitim verilmesi, usulsüz yardım paraları toplanması, toplanan bu paraların nereye gittiğinin belli olmaması, kız çocuklarının okula gönderilmemesi yönünde ailelere baskı yapılması... gibi iddialarla İsmailağa Cemaati hakkında soruşturma başlatıyor.

Bu soruşturma kapsamında cemaatin etkin isimlerinin de bulunduğu pek çok kişi gözaltına alınıyor.

Bunun üzerine Başbakan yardımcısı Cemil Çiçek, başsavcı İlhan Cihaner'i arıyor. Cezaevlerinin doluluğu ve genel seçimler öncesi kendilerini siyaseten zor durumda bırakacağını söyleyerek şüphelileri salıvermesini istiyor.

Gerekçeye gel. Hadi siyaseten zor durumda kalınabileceğini anlarım da, cezaevlerinin doluluğu nedir Allasen? Cezaevlerinin doluluğunu çok düşünürlermiş gibi.

İlhan Cihaner kelimenin tam anlamıyla buna pabuç bırakmıyor ve işinin gereği neyse yapmaya devam ediyor.

Devam etmesine müsaade edildiği ölçüde tabi.

Fakat müsaade ediliyor mu?

Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal, Erzincan'dan bu soruşturma dosyasını istiyor.

Çünkü Erzurum Başsavcılığına gelen kimliği ve adresi belirsiz bir ihbar mektubuna göre bu cemaat cebir ve şiddet kullanıyor, yani silahlı bir örgüt. 

Cemaate yönelik soruşturma yalnızca örgüt kurma suçuyla sınırlı tutulursa Erzincan'da soruşturulması gerekir.

Ama eğer örgüt silahlıysa o zaman özel yetkili savcılığın görev alanına girer.

Erzincan Başsavcısı örgütün silahlı olmadığı, dolayısıyla kendi yetki alanına girdiği konusunda ısrarlı. 

Erzincan ile Erzurum arasında dosyayı verirsin, vermezsin tartışması uzun zaman alıyor.

Bu konudaki yazışmalar kitapta var. Bu yazışmaları okuyunca Osman Şanal'ın amiyane üslubuna karşılık, İlhan Cihaner'in hukuki dili hemen dikkat çekiyor.

En sonunda Osman Şanal, bu yazışmalardan sıkılıp Emniyet ve Jandarma'ya cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir yazı yazıyor ve özetle bu soruşturmada Erzincan Başsavcılığı yetkili değildir, onun emirlerini yerine getirmeyin, diyor. Yani bir özel yetkili savcı kendisini, yetki alanı içindeki il savcılarının amiri zannediyor.

Fecaat.

Bir özel yetkili savcının, bir başsavcının yetkisini ortadan kaldırma, kolluğa onun emirlerine uymama talimatı verme hakkı var mı? Yok. Elbette yok.

Ama daha ne "yok"lar, ne hukuk fecaatleri yaşanıyor bu süreçte, bu ne ki?

Bu noktadan sonra Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner için "Erzincan"

Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal'a ad "Erzurum" diyeceğim. 

Ünvanlarıyla, isimleriyle yazmak uzun oluyor çünkü.

Erzincan, meslek nezaket kurallarını zorlayıcı söz konusu yazıya hukuken katılmadığını belirtmekle birlikte uzayacak sürecin tutukluların adil yargılanma hakkını ihlal edebileceği kaygısıyla dosyayı görevsizlik kararıyla Erzurum'a gönderiyor.

Bu arada Erzincan'ın bir de Fethullah Gülen cemaati ile ilgili yürüttüğü bir soruşturma var. E bu kadarı da fazla değil mi? Bu konulara "dokunan yanar"

Görevsizlikle Erzurum'a gelen dosyaya dönelim. Bu dosyayı almak için Erzurum ne öne sürmüştü? 

Bu örgütün silahlı olduğunu. Peki Erzurum'un hazırladığı iddianamede örgütün silahlı olduğundan bahsediliyor mu? Yok. Bu süreçte bir sürü "yok" olduğunu az evvel söylemiştim.

Erzincan, Erzurum savcısıyla ilgili olarak HSYK'ya ve Adalet Bakanlığı'na görüş soruyor. 

HSYK'da henüz değişiklik yapılmamış o dönem. HSYK, Erzincan'ın yanında yer alıyor. Yargıtay da, Danıştay da, Yarsav da Erzincan Başsavcısının yanında yer alırken, Adalet Bakanlığı ise Erzurum'un doğru yaptığını belirtiyor. Bu arada da yargıdaki bu yetki karmaşası nedeniyle acil bir yargı reformuna ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Hobaaa.

Erzurum'a yine ismi, cismi belirsiz bir ihbar mektubu geliyor. Bu ihbar mektubunda İlhan Cihaner görevi kötüye kullanmakla, resmi belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Bu suçlama dönüyor dolaşıyor Ergenekon'a da uzanıyor.

Sonra Erzincan Cumhuriyet Başsavcısının makam odası aranıyor, evi aranıyor. Hatta tutuklanıyor.

Kitap işte bu süreci net, yalın bir şekilde anlatmış. 

Merak edenler için tavsiye ederim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder