15 Mayıs 2026 Cuma

CÜRET

 

CÜRET

Neslihan Önderoğlu

2023

Everest Yayınları

1.Basım – Eylül 2023

171 sayfa

 

Üzücü bir hikaye.

*

Gül, çok çocuklu fakir bir ailenin kızı. Aile evden bir boğaz eksilsin diyerek Gül’ü başka bir ailenin yanına veriyor.

Travmaya bak. Neden ben, diye sorar insan. Gül de soruyor tabii. Ah kuzum!

Gül’ün besleme olarak gittiği aile Aliye Hanım ve Reşat Bey’in evi. Aliye ile Reşat’ın engelli bir oğulları var, Oğuz. Gül, Oğuz’a bakmakla görevli. Oğuz yürüyemiyor, konuşamıyor. Gül, onunla konuşuyor, onun altını değiştiriyor, ilaçlarını veriyor, onu tıraş ediyor… ve daha bir sürü şey.

Aliye Hanım’ın ismi Yeşilçam’da kötü karakterleri canlandıran Aliye Rona’dan mı geliyor nedir, tam o cinsten bir karakter. Gül’ü sevmesi beklenir değil mi, oğluna bakıyor mis gibi sonuçta, ama yok Gül’e kötü davranıyor. Kadının içi kötü ondan olsa gerek.

Gül on iki yaşında geldiği bu evden kim bilir ne zaman, nasıl çıkacak ya da hiç çıkabilecek mi? Buna dair pek umut vermiyor okuyucuya yazar.

Bir gün Reşat Bey ölüyor. Aliye Hanım da onun ardından elden ayaktan düşüyor. O da artık Gül’ün bakımına muhtaç kalıyor ama Gül’e kötü davranmaktan bir gıdım uzaklaşmıyor.

*

Aynı apartmanda üst komşu Resul var, annesiyle yaşıyor. Antikacılık yapıyor, Kadıköy’de dükkanı var. Bir gün dükkana gidecekken annesi diyor ki, Aliye Hanım’a bir bak ne zamandır sesi çıkmıyor.

Resul annesini kırmıyor, Aliye Hanım’ın evine uğruyor. Kapıyı Gül açıyor. Gül, lappadanak söylüyor Aliye Hanım öldü diye.

Resul giriyor içeri, Aliye Hanım ölmüş evet. Ama boğazında izler var. Gül yine söylüyor açıkça kendisinin yaptığını.

Aliye Hanım son günlerinde Oğuz’u öldürmeyi planlıyormuş. Aliye Hanım artık yaşlandı ve öleceğinin farkında, öldüğünde Oğuz’u öylece bırakmamak için onu zehirlemeyi düşünüyor. Bunun için bir karışım yaparken Gül görüyor. Gül onu engellemek için Aliye Hanım’ı öldürüyor.

Resul’den direkt polisi arayıp kenara çekilmesi beklenir değil mi? Ama yok, öyle yaparsa roman olmaz. Öyle yapmayacak ki roman olsun.

*

Gül, Oğuz’u çok seviyor. Adeta onunla o lanet evde hayata tutundu. Hapse girmek umurunda değil ama Oğuz’a bakacak kimse yok, aklı onda. Yıllar önce bir tanıdığı adresini vermiş, Tarlabaşı’nda, bir şey olursa gelirsin, diyerek. Oraya gideceğim, diyor, Oğuz’u da alıp.

Resul de onlara yardım etmeye karar veriyor. Aliye’nin ölü bedenini buzdolabına koyup yola çıkıyorlar.

*

O gün yola çıkmak için hiç iyi bir gün değil. Şehirdeki mülteciler ve Türkler arasında çatışmalar başlamış. Yer yer patlamalar, yangınlar oluyor. Gül, Oğuz, Resul güç bela kendilerini Kadıköy’den vapura atıyorlar. Vapurda da arbede çıkıyor. Silahlar patlıyor. Oğuz ölüyor.

Gül’ün hali perişan tabii.

Oğuz’u denize atıyorlar.

Gül için artık nereye gittiğinin de bir önemi yok. Sadece hiç kimsenin bilmediği, tamamen unutulacağı bir yer istiyor.

O esnada Resul’un aklına Marmaris’teki yazlığı geliyor. Resul’ün ikizi varmış. Yıllar önce ikizi denizde ölünce anne babası o yazlığa uğramaz olmuş. Resul ve Gül oraya gitmek üzere otobüse biniyor. 

Resul bu süreçte Gül’e aşık oldu tabii. Tam sırasıydı yani, koyun can derdinde kasap et derdinde.

Gül bu arada hamile, Oğuz’dan. Aslında Gül Oğuz’a tecavüz etti teknik olarak. 

Gül, Oğuz'dan hamile olduğunu söylüyor Resul'e. Resul önce mırın kırın bir şeyler söyleniyor. Sana ne oluyor be, sen kimsin?

Bu ikisini otobüste bırakıyoruz kitabın sonunda. Yol uzun, yol boyu konuşup birbirlerini tanırlar artık. 

*

Kitap bana Türkan Şoray’ın bir filmini anımsattı. Türkan Şoray’ın oynadığı karakter gelin olmuş, evlenecek, ama damat ölüyor mu ne oluyor, bir şey oluyor, evlenemiyor onunla, onun kardeşiyle evlendirmeye karar veriyorlar. Ama kardeşi daha bebek. Türkan Şoray o bebeğe bakacak, büyütecek, sonra onunla evlenecek.  Ruh hastası ruh hastası hikayeler/hayatlar  tövbe estağfurullah.

Filmi buldum. Bkz: SULTAN GELİN. İzlemeyin, korkunçlu.