27 Ağustos 2016 Cumartesi

MEKTUP

MEKTUP

Peride Celal

1994

Can Yayınları

1. Basım - 1994

143 sayfa


Peride Celal'in dört öyküsü var bu kitapta:

1. Böcek

2. Mektup

3. Koşucu

4. Kaçak


BÖCEK

Sık sık, özellikle de kocası ile yatarken üzerinde bir böceğin gezdiğini gören kadın, bu durumdan kurtulmak için psikoloğa gider.

Psikolog, hastası olan kadınlarla zaman zaman adı aşk dedikodularına karışmış, çapkın bir adam.

Bu kadına da yalnızca bir hasta gözüyle bakmaz, güzelliğinden de etkilenir.

Neticede anlaşılır ki kadın aslında kocasını sevmiyormuş. Böcek gibi gördüğü oymuş.

Kocasından boşanır. 

Muhtemelen psikologla bir aşk yaşayacaklar. Bunu hikayenin son cümlesinden anlıyoruz:

"Yaşamına yeni bir böceğin girmek üzere olduğunun farkında değildi."

*

MEKTUP

Kitaptaki en beğendiğim hikaye.

İşine gönül vermiş, işinden başka bir şeyi düşünmeyen, çalışkan, başarılı, zengin bir maliyeci.

Karısı ölür.

İki oğlu vardır. İkisi de kendisinden uzakta bir hayat yaşamaktadır.

Bir gün küçük oğlundan bir mektup alır ve sarsılır. Oğlu babasını acımasızlıkla, gaddarlıkla, kimseyi sevmemekle, kendini herkesten üstün görmekle, herkesi aşağılamakla suçlar.

Adam oğlunun yazdıklarını düşünür. O aslında sadece işini gücünü düşünmüş, ailesi ferah içinde yaşasın istemiş...

Adamın da kendince açıklamaları var. 

Ben açıkçası babanın çok da fena bir adam olduğunu düşünmedim.

Oğlu duygusal ve çocukça davranıyor.

Gerçi adam çok para kazanmış ama güzel harcayamamış. Hep çalışmış ve yaşı ilerlemiş olmasına rağmen hâlâ aklı çalışmakta. Karısı gezmek, tatile çıkmak istemiş ama adam hep ertelemiş. Burada yanlış yapmış. Ama belli ki adam da çalışarak huzur buluyor. Bazı insanlar da böyle. Ama tabii o zaman karına müsaade et, hiç değilse o gitsin. Onu da yapmamış. Bir de kadının sevişme isteklerini reddediyormuş adam. Bak buna da kızarım. Karısı ölünce ohh yatakta artık rahat yatacağım diye seviniyor. 

Sevimsiz bir adam belki ama oğlunun mektupta yazdığı kadar canavar da değil bence. 

*

KOŞUCU

Fakir bir elektrikçi çocuğu evine çağırıp onunla konuşan, ona hem dostluk hem annelik eden kadın ölür.

Kadının kızı annesinin bu rolünü üstlenemez.

O da adı Abdullah olan bu çocuğu sever ama annesinin gösterdiği ilgiyi gösteremez.

Abdullah, kendisine annelik eden kadını hiç unutmaz. Onun sayesinde kitaplar okumuş, tarihle felsefeyle tanışmış.

Abdullah büyür, evlenir. Ama karısı ve çocukları ondan yaka silker. Çünkü Abdullah sürekli eleştirir, 
yanlışlarını söyler. Dışarıda da öyle davranır. Çöp atanları uyarır. Yere tükürenleri uyarır. 

Abdullah'ın bir hevesi de koşmak. Koşmak ona iyi geliyor, daha iyi düşünüyormuş.

Anne dediği kadının kızı, Abdullah'ı küçümser içten içe, onun ülke meseleleriyle ilgilenmesini, muhalif tavrını alay konusu eder.

Abdullah da o yüzden pek sevmez galiba onu.

*

KAÇAK

Pencerenin önünde oturup hayallere dalıyor kız.

Evden kaçmış. Bodrum'a gitmiş. Yolda yakışıklı bir adamla karşılaşmış...

Annesi onun pencere başında oturduğunu görünce anlıyor hayallere daldığını, başka alemlere kaçtığını.

"Senin yaşında hepimiz pencere önlerinde ağladık. Hepimiz kaçmak istedik."

*

Okuduğum ilk Peride Celal kitabı. 

Sevdim.

4 yorum:

  1. Kitap bloğuma sizi de bekliyorum :) elifinkutuphanesi.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Bloğunuza elbette gelirim.
      Sevgiler

      Sil
  2. öykü okumayı seven bir okur olarak kitabı merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben öykü okumayı sevmeyen bir insan olarak beğendim.
      :)

      Sil