20 Mart 2020 Cuma

GECENİN UCUNDA

GECENİN UCUNDA

Peride Celal

1996

Can Yayınları

463 sayfa


Dev bir konak içinde geçen yasak aşklı hikaye.

*

Macide 30 yaşında bir avukat. Ankara'da annesiyle yaşıyor. Babası yıllar önce ölmüş. 

Annesi paşa kızı. Çocukken yaşadığı köşkü, zenginliği, kocasıyla nasıl aşk yaşadığını, mutlu evliliklerini anlatıp duruyor Macide'ye.

Geçmişte kalan anılar bunlar, çünkü fakirler. Bayağa fakirler.

*

Macide'nin avukatlığını yaptığı bankadan tanıdığı Hüsnü Bey var, efendi bir adamcağız. O da avukat. 

Hüsnü Bey hakkında bazı dedikodular var, evlat edindiği kıza aşıkmış da, kızın hoşlandığı bir marangoz delikanlı var, onunla evlenmesine bu yüzden izin vermiyormuş da... 

Macide bunlara aldırmıyor, Hüsnü Bey'e saygı duyuyor.

*

Zurnanın zırt dediği yere geliyorum.

Macide Ankara'da darlanıp tatil için İstanbul'a gidiyor. Bunun için lazım olan parayı da annesinin antikalarından birini satarak elde ediyor. 

Trende Ahmet Işık adlı ünlü zenginlerden Işık ailesinin bir ferdiyle tanışıyor.

Aslında Macide'nin çok gönlü yok ama oğlan ısrarcı, sevimli de, karşı koymuyor Macide ve iş evlenme kararına kadar gidiyor.

Ahmet Işık'ın ailesi ile tanışıyor Macide.

Ahmet'in ağabeyi Kazım Işık, kardeşi Cihangir, Kazım'ın karısı Nermin, Ahmetlerin teyze kızı Serra.

*
Kazım Işık, aileyi zengin eden kişi. Başarılı bir iş adamı.

Macide'ye görür görmez aşık oluyor. Ve hiç kardeşimin evleneceği kadın falan dinlemiyor, Macide'ye de hislerini açıyor. Macide buna da karşı koyamıyor. 

Macide biraz alık mısın acaba?

30 yaşında avukat kadın, ama gönül işlerinde liseli kız gibi. 

Bu ikisi başta kaçak göçek buluşuyorlar, görüşüyorlar. Macide kendini yiyor tabii, huzursuz bu durumdan.

Kazım da pek rahat sayılmaz, kardeşine gerçeği anlatma ve karısından boşanma planları yapıyor. 

Kısa zamanda da bu planları gerçeğe dönüştürüyor.

Ahmet'i şehirden uzaklaştırıp çok sevdiği Amerika'sında tutacak işler veriyor ona. Ahmet Amerika'dayken bir mektupla ona durumu açıklıyorlar.

Nermin'e de durumu anlatıyor Kazım ve boşanma kararı alıyorlar.

*

Nermin Hanım'dan bahsetmek lazım biraz. Çok güzel kadın ama uyuşturucu müptelası olmuş.

Konağı kendi görgüsüyle çekip çevirmiş bugüne kadar. Sonra ne olmuşsa ilaçlara başlamış ve bırakamamış.

Kazım ve Nermin'in boşanma sürecine girecekken Nermin'in bir deniz kazasında öldüğü haberi geliyor. Motorla denize açılmış ve ölmüş.

Macide kendisini bu ölümden sorumlu tutmaktan kurtaramıyor. Konaktaki herkes Nermin'i kısa sürede unutmuşken Macide sık sık hatırlıyor.

*

Konak hayatına gelelim.

Yaygın dizilerimizden de bu zengin konak hayatlarını görüyoruz. Hah işte aynısı romandaki de.

Teyze kızı Serra, evli ama kocasıyla ayrı ayrı hayatlar yaşıyorlar. Serra'nın sık sık başka erkeklerle ilişkisi oluyor. Bunları anlatmaktan da çekinmiyor. 

Cihangir'in rahmetli yengesi Nermin'le ilişkisi olduğu söyleniyor. Cihangir'in komşu kadınlarla da ilişkisi olduğu söyleniyor. 

Bunun gibi kepazelikler var.

*

Macide, Kazım ile birlikte olduğu süre boyunca hiç anın tadını çıkaramıyor. Kazım, Macide'nin gönlünü hediyelerle, güzel sözlerle... hoş tutmaya çalışıyor ama Macide hep ya artık beni sevmezse, ya benden sıkılırsa, ya ona yetmezsem, ya şöyle ya böyle... diye diye kendini yiyip bitiriyor. Ay o kısımlar çok iç bayıcı idi. Başlangıçtaki uygunsuz hallerinin günahını bir türlü affetmiyor. Yahu yediniz bir halt, tamam, oldu bitti, herkes de kabullendi. Ama Macide insanların ilişkilerini kabullendiğine inanmıyor, arkasından laflar edildiğini düşünüyor. Ediliyordur da belki ama ne yapacaksın, milletin ağzı torba değil ki büzesin şekerim. 

Neticede Macide, korkularını hayata geçirmeyi başarıyor, aferin.

*

Başta Kazım Işık'la ilişkilerini yadırgamamıştım ben. Evet, pek şık olmayan bir başlangıç yaptılar ama fazla uzatmadan işleri yoluna koymuşlardı.

Fakat düşününce, gerçekten de böyle kötü bir başlangıç, devamı için de ümit kırıcı olabilir. Kazım Işık evliydi ve evliyken Macide ile işi pişirdi. Karısına el birliğiyle yalan söylediler. Macide ile evlendiğinde de onun arkasından başka kadınla neden olmasın ve Macide'ye neden yalan söylemesin?

Nitekim yapıyor bunu da.

Kaızm Işık, sekreteriyle birlikte oluyor. Bunu Macide'ye Cihangir söylüyor. Kazım hala inkar ediyor. Yalan söylüyor. Macide'yi gereksiz kıskançlıkla suçluyor. Kızı suçluyor da suçluyor şerefsiz adi pislik. Ama Macide, kendi gözleriyle onları uzaktan gördü. Kazım Işık bunu öğrenince artık inkar edemiyor. Bu defa da bir kerelikti, böyle şeyler olabilir, bir daha olmayacak falan filan.

Bu arada bunun öncesinde Cihangir bu yengesine de yürüyor. Macide'ye asılıyor açıkça. Macide reddediyor. Şaşırdım, buna da karşı koyamaz sanmıştım bir an.

Macide, Cihangir'in bu davranışını niye kocasına anlatmadı, anlamadım. Niye kimse birbirine bir şey anlatmıyor? Anlattıkları hep başkalarının hayatları, dedikodu. Kendi hayatınıza ve hislerinize dair neden açık açık konuşmuyorsunuz?

*

Macide, aldatma olayı üzerine iyice soğuyor Kazım'dan. Yine ipleri tam koparmıyor ama. Ruh gibi dolaşıyor. Bu açıdan Nermin'e benziyor. Nermin de böyle ruh gibi dolaşıyordu. Demek ki o kadıncağızın da ruhunu emmiş adiler. 

*

Cihangir, Macide'ye Nermin'in ölümünün ağabeyinin suçu olduğunu, ağabeyinin çekmecesine bakmasını söylüyor.

Macide, başta buna inanmak istemese de sonunda çekmeceleri karıştırıyor ve Nermin'in Kazım'a yazdığı mektubu buluyor. Mektupta Nermin, tekrar birlikte olmak için şans istediğini, Kazım kabul etmezse motorla denize açılıp kendini öldüreceğini yazmış. 

Bunu görünce artık Macide tası tarağı toplayıp gidiyor.

Ankara'ya, annesinin evine dönüyor. Ve hamile.

*

Gebe gebe geçmişe dönüp bu anıları anlatıyor bize Macide.

Nasıl sevdim, nasıl inandım, ben kimim... diye sorguluyor.

Çok da bir şey değilmiş ki aslında.

İşini sevmiyormuş ve doğal olarak da pek başarılı olamamış. Atatürk genci olma yolunda ilerlemeyi arzuluyormuş ama ben pek de idealist bir kişilik olduğu izlenimi edinemedim kendisinden. Genel olarak kitap okuyarak kendini geliştirmeye çalışan, ama bunda çok da başarılı olamamış, hayat enerjisi olmayan bir kadın izlenimi edindim. Kitabın başlarında ise histerik bir kadın gibi bile geldi. Bir gönül ilişkisi içinde iken huzursuz olmayı çok anlayamıyorum. Huzursuzsan uzaklaşırsın, ayrılırsın, biter gider. Ayrılmayı götü yemiyor, kendi kendini yiyor, etrafını da huzursuz ediyor. Manasız manasız şeyler. 

*

Kitabın sonunda doğuruyor oğlunu.

Kazım Işık da hastaneye gelmiş ama kendisini görmesine izin vermiyor Macide.

Korkarım çocuğu da babasına göstermeyecek. Kendisi büyütecekmiş, Kazım'ın parasını istemezmiş, kendi parasıyla büyütecekmiş çocuğunu. Çok parası var da. 

Bu bencilliği de kızıyorum. Sen kocandan boşandın, çocuğun boşanmadı. Sen adamla yine görüşme, ama çocuğun görüşmesini engellemek...

Öf ne haliniz varsa görün be, bana ne.

*

Kitapta bir araya gelmeleri konusunda bir açık kapı var. Boşanma ilamını tebliğ almıyorlar. Yani kararı kesinleştirmiyorlar.

Eskiden taraflar talep etmeden karar tebliğe çıkmıyordu ama artık -çoğu mahkemede- tarafların talep etmesini beklemeden kararı tebliğ ediyorlar. 

1 yorum: