31 Mayıs 2012 Perşembe

EKOTOPYA



EKOTOPYA

(Ecotopia)


Yazarı: Ernest Callenbach

Türkçesi: Osman Akınhay

Yayınevi: Agora Kitaplığı

Basım Yılı: 1.Baskı 1994 (Ayrıntı) – 2. Baskı Ekim 2010

Sayfa Sayısı: 231


Ekolojik bir denge üzerine kurulu (hayali) Ekotopya ülkesini anlatan kitap.

Bu çevreci ülke Amerika’dan ayrılıp bağımsızlığını ilan etmiştir. Amerikalı bir gazeteci de bu ülkeyi ziyaret eder ve gözlemlerini aktarır. Ekotopya’yı da bu gazetecinin gözünden okuruz.

Bu ülke doğaya saygı duyan, duygularını gizlemeden yaşayan, birbirinden farkı olmayan insanların ülkesidir. Bana sorarsanız kainatın en sıkıcı ülkesi. Tabiata duydukları saygı ve geri dönüşüm konusundaki titizliklerini takdir ediyorum ama yaşanmaz arkadaş o ülkede. 

30 Mayıs 2012 Çarşamba

TATARCIK


TATARCIK

Yazarı: Halide Edip Adıvar


Halide Edip Adıvar’ın 1939 yılında yazdığı bu romanı yıllar önce okumuştum.

Kaptan Osman var bir tane. Soğuk ve bulunduğu ortamların da neşesi kaçıran ama dürüstlüğünden, ahlakından, kaptanlıktaki yetkinliğinden kimsenin şüphe etmediği babayiğit bir insan. Köylüler ona kendi aralarında Tatar Osman derler. Ama onun yüzüne böyle söylemezler. (Neden anlamadım ama tatar lafı hakaretamis bir laf gibi algılanıyordu galiba)

Kızı lale 13 yaşındayken, babası Osman ölür. O güne kadar kaptan Osman'la da ailesiyle de hiç ilgilenmeyen ahali, Osman ölünce zavallı ana kıza yardımcı olmaya çalışır. Ancak Lale, babası gibi yaman biridir. Kimsenin yardımına muhtaç olmadan hem çalışır, evini geçindirir hem de okuyup tahsilini yapar. Yaşı 20'ye geldiğinde artık amacı, köyünü medenileştirmektir. Bu uğurda yaptığı davranışlar köylüye illallah getirtse de insanlar ondan çekindiği için birşey diyemezler. Erkek gibi büyümüştür ve gezmek, tozmak, süslenmek, beğenilmek gibi isteklerden yoksundur. Köylü, Lale için ''tatarcık'' lakabını kullanır. Ama onun yüzüne söylemezler bunu.

Bu arada köy dediğimde İstanbul'da boğaz kenarında Poyraz köyü. Savaşta yiğitlikleriyle nam salmış askerler, savaş sonrası zengin olmuş ya da önceki zenginliğini korumuş varlıklı aileler ve yoksul halk iç içedir burada.

Bir yaz, köyün ünlü ve zengin ailelerinden birinin oğlu Haşim ve üniversiteli arkadaşları, köyün korusunda kamp yapmak için gelirler. Üniversiteli bu delikanlılar, zengin koca arayan Zehra'nın yakın markajındadır.

Kendilerine yedi kişi olduklarından ''yediler'' adı verilen kampçıların, Zehra'nın süslü, boyalı güzelliğinden başları döner. Recep hariç.
Recep, Lale'nin doğal güzelliğine, güçlü yapısına vurulur.

Ancak Zehra'nın gözü de Recep'tedir.

Haşim'in gözü ise Zehra'da.

Balolar, dönemin komünizm, faşizm, din, dinsizlik tartışmaları, aşklar, idealler...Su gibi giden sade, basit, kısa bir roman.

ÖZGÜRLÜĞE KURŞUN



ÖZGÜRLÜĞE KURŞUN


Yazarı: Hıfzı Topuz

Yayınevi: Remzi Kitabevi

Basım Yılı: 1. Baskı - Ekim 2007

Sayfa Sayısı: 254


1890’ların sonunda gazeteciler Hasan Fehmi (Serbesti gazetesi), Ahmet Samim (Sada-yı Millet gazetesi) ve Zeki Bey’in (Şehrat gazetesi) öldürülmelerini ve sonrasında yaşananları anlatan belgesel-roman.

Abdülhamit’in istibdat rejimini yıkan İttihatçılar, bu kez o dönemi aratmayacak bir baskı politikası ile basını susturmaya çalışır. Fakat iktidardaki İttihatçıların yolsuzluklarını, usulsüz işlerini yazmaktan korkmayan gazeteciler bir bir susturulur.

Bazı şeylerin 100 yıl  geçse de değişmediğini görmek çok acı. İşlek bir caddede, güpegündüz, insanların gözü önünde, hatta karakol da çok yakındayken bir gazeteci, kendisine açılan ateş sonucu öldürülür. Katil veya katillerse bulunamaz. Bir yerlerden tanıdık geliyor değil mi?

Kitap roman gibi değil de , bir çeşit eğitici öğretici ders kitabıymış gibi. Kullanılan dil de öyle zaten. Karakterlerin diyalogları çok basit. Kim iyi adam, kim kötü adam kolay anlayabilelim diye herhalde.

Karakter tanıtımları da aynı şekilde. ‘’Çok cesurdu, gözünü budaktan sakınmazdı, kadınlar ona hayrandı.’’ Bu var bir de. “kadınlar ona hayrandı, herkes ona aşıktı” Kitaptaki kahraman erkekler hep çok yakışıklı ve bütün kadınlar onlara hayran. Bu anlamda erkeksi bir dil hakim kitaba.

O dönemi düzgün bir giriş-gelişme-sonuç denklemi içinde okuyup öğrenebilmek için iyi bir başlangıç olabilir bu kitap. Daha fazlası değil.

27 Mayıs 2012 Pazar

SİNAN'IN MİHRİMAH'I



SİNAN’IN MİHRİMAH’I


Yazarı: Gaye Yavuzcan Enveri, Metin Arıkan

Yayınevi: İlgi Kültür Sanat Yayıncılık

Basım Yılı: 1. Baskı Kasım 2011

Sayfa Sayısı: 208


Sinan demişsin, Mihrimah demişsin, Sinan’ın Mihrimah’ı demişsin ama ortada ne Sinan var ne Mihrimah. Kanuni aşağı, Kanuni yukarı. Ha haşa lafımız yok, eyvallah, o da güzel ama yanıltıcı isim koymuşsun kitabına.

Genel olarak Kanuni dönemini, biraz edebi bir dille aktaran roman mıdır, tarihi araştırma mıdır, ikisi de olamamış, ikilemde kalmış bir kitap. Kabaca bir dönem anlatısı.

Dişimin kovuğunu bile doldurmadı. 

HAMLET



HAMLET


Yazarı: William Shakespeare

Türkçesi: Esen Genç

Yayınevi: Ve Edebiyat Yayınları

Basım Yılı: 3. Baskı Eylül 2009

Sayfa Sayısı: 221


Ah Hamletçiğim, ne çileli başın varmış.

Kör olası amcan babanı öldürür, annenle evlenir, kral olur, sevgilin delirir, sen ölürsün, herkes ölür, perde kapanır.

Yalnız Hamlet çok karizmatik bir karakter. En sevdiğim insan tipi. Cool bir espriliği var.

Hamlet, kralın yancısı Polonius’u öldürür. Cesedi de ortadan kaldırır. Kral da sorar Hamlet’e: 
" Polonius nerede?’’ diye. Hamlet bu durur mu yapıştırır cevabı:

“ Cennette. Birini gönderin baksın.
Orada bulamazsa, öteki tarafta kendiniz ararsınız.’’

Uuuu beybi, fena laf soktu. Kavgada söylenmez. 

HAREMİN GÜLÜ VE GONCASI




Haremin Gülü ve Goncası

HÜRREM VE MİHRİMAH SULTAN


Yazarı: Muhterem Yüceyılmaz

Yayınevi: Nesil Yayınları

Basım Yılı: 1. Baskı Şubat 2008 ( Mihrimah Sultan ismiyle )
6. Baskı Eylül 2011

Sayfa Sayısı: 284


“ Bazen hayatın, insanları karşılaştırdığı bir kavşak vardır, bütün yollar oraya çıkar.’’

Hürrem Sultan, Mihrimah Sultan, Selime, Dimitri…

İlk ikisini zaten tanıyorsunuz, diğer ikisini de tanısanız çok seversiniz.

Selime, yaban ellerden alınıp İstanbul’a getirilmiş bir cariye. Kendisini alan konak sahiplerinin yanında işinde gücünde bir kadın.

Dimitri, sevdiği kızla evlenmek üzere olan genç bir madenci.

Selime ve Dimitri’yi hayat bir araya getiriyor, sonra Selime Mihrimah Sultan’la tanışıyor, sonra o onla o onla böyle bir kovalent bağ.

Güzel, naif bir romancık.

İKİ HANIM SULTAN



İKİ HANIM SULTAN

HÜRREM VE MİHRİMAH


Yazarı: Can Alpgüvenç

Yayınevi: Kaynak Yayınları

Basım Yılı: 2. Baskı Aralık 2011

Sayfa Sayısı: 152


“ Bugüne kadar Hürrem Sultan hakkında bildiğiniz her şeyi unutun.’’ isteyen bir kitap ama o iş o kadar kolay değil hacı.

Hürrem Sultan’ın bahsedildiği gibi iktidar hırsı ve öldürücü bir kurnazlığı olmadığını, aslında hayır ve hasenatta yarışan iyi bir insan olduğunu anlatma derdinde kitap. Hürrem Sultan ve onun ağzına bakan Sultan Süleyman tasvirlerini adeta lanetliyor ve ‘’batılı ve batı yanlısı tarihçiler’’ diye aşağılıyor böyle düşünenleri.

Doğrudur. Ben de her ne kadar Hürrem Sultan ve kızı Mihrimah’ın çok akıllı ve güçlü kadınlar olsalar da resmedildiği kadar etkili olduklarını sanmıyorum. Ya da en azından yazarın korktuğu gibi, Sultan Süleyman’ın gücünü gölgede bırakacak kadar değil. Hem olsa ne olur? Bir şey mi azalır Kanuni Sultan Süleyman’ın muhteşemliğinden.