12 Ağustos 2011 Cuma

İLLUMİNATİ


İLLUMİNATİ

Entrika Çemberi


Yazarı: Texe Marrs


Yayınevi: Timaş Yayınları





Süper zenginlerin yönettiği bir dünya komplosu demekmiş İlluminati.


Kitaba göre '' ...İlluminati'nin asıl hedefi sadece tüm siyasi iktidarı birleştirip bir dünya hükümeti kurmak değil. Bu aşağılık adamların asıl hedefi, evrenin tahtında oturan benzersiz, muhteşem varlığı : İsa hazretleri, rablerin rabbini ve kralların kralını devirmek. Cennetin en yüksek makamını yenmek, şeytanı zümrüt tahta oturtmak için girişilmiş tiksindirici, pis ve tamamıyla iğrenç bir girişim...''


''...İlluminati'nin güç şebekesini, dünyanın en ünlü kişilerinden, yatırımcılarından, şirket başkanlarından ve siyasilerden oluşan bir mozaik oluşturuyor. Medyanın da önemli bir bölümünü elinde bulunduran bu güçlerin Newsweek, Time, Vanity Fair, The New Yorker gibi çok satan dergiler de kontrolleri altında. ''


''...İlluminati'nin iç çemberinde yani illuminati komplosunu tasarlayan merkez grupta on güçlü adam bulunuyor. Bu adamlar düzenli olarak yaptıkları toplantılarda savaşlar, devrimler, bilimsel keşifler, hastalıklar, kıtlıklar, ekonomik krizler gibi sıradan vatandaşlar için çok büyük zararlara yol açacak konular hakkında kararlar veriyorlar. ''

''...Görünürdeki şu gerçekler İlluminati' ye korkunç bir güç veriyor: isimleri, aristokratik ve aşiretvari davranışları, küresel bir düzen içinde örgütlenmiş olmaları, ahlak(!)yasaları ve inanılmaz ayinleri.''


Kitaptaki bir ilginç nokta da :'' Siyasette bir adayın , sahne arkasındaki efendilerinin onayını almadan , seçimi kazanma şansı yoktur. Yöneticiler seçim sonuçlarını, kendi favori adaylarının kampanyalarına milyonlarca dolar akıtarak, medya ve siyasi partiler üzerindeki kontrollerini kullanarak, kontrol ettikleri örgütlerin adayları onaylamasını sağlayarak ve gerektiğinde fazla oylarla ve seçimlerde yapılan hilelerle garanti ederler. Ve sonra bu devlet adamlarını kendi devrimci amaçları için top gibi kullanıp, geçici yıldızlar haline getirir, daha sonra da
çıkarlarına uygun şekilde karanlığa gömerler.''

''...Ayrıca İlluminati, tüm dünyaya polislik yapması ve milli egemenlikleri yıkması için Birleşmiş Milletleri etkin etkin hale getirmeye çalışıyor.''


''...İlluminati eski düşmanla işi bittiğinde yeni bir düşman seçmeli. Bu yeni düşman da milliyetçilik oldu. Vatanseverler canavarlaştırılmalı ve taş devri'nin uyumsuz mağara adamı gibi anlatılmalıydı. Diğer taraftansa küresel vatandaşlık örnek gösterilmeliydi...''


Bu ve bunun gibi ilginç ve (şahsen beni) şaşırtıcı konulara değinen, ara sıra İncil'e atıfta bulunan, Amerika'nın Amerikan olmayan güçler tarafından yönetildiğini iddia edip Amerikan milliyetçiliği de yapan, zaman zaman aşırı komplocu bulduğum ifadeleri bulunsa da okumak da fayda var.
Bu konularla ilgili şöyle bir blog var takip ettiğim. Biraz küfürbaz ama:
http://www.michaelsikkofield.blogspot.com/2011/08/rothschild-illuminati-satanizm-ve-yeni.html



ARMAGEDON


ARMAGEDON

Türkiye-İsrail Gizli Savaşı


Yazarı: Aydoğan Vatandaş


Yayınevi: Timaş Yayınları




Armagedon yahudilerin dünya hakimiyetine ulaşmak için yapacaklarını düşündükleri son kutsal savaşın adı.
Kitapta Türkiye ile İsrail, Pkk, Abd konularına değinilmiş, Türkiye'nin en yakın müttefiki olarak bildiği ülkelerin Pkk'ya en büyük desteği verdiği belirtilmiş. Buna göre Genelkurmay Başkanlığı tarafından farklı tarihlerde hazırlanan raporlar, Abd'nin apaçık bir kürt devletinin kurulması için yoğun çaba sarfettiğini gözler önüne seriyor. Ayrıca yine Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan '' Güneydoğu Anadolu'da devam etmekte olan bölücü hareketin gelecekteki muhtemel seyri ve Türkiye'nin bütünlüğüne etkileri '' adlı dökümanda İsrail, Pkk'yı ulusal çıkarları dolayısıyla destekleyen ülkelerin başında geliyor.
Ayrıca bölgede bir kürt devleti kurulmasınının İsrail açısından kaçınılmaz bir stratejik hedef olduğu açıklanmış, gerekçe olarak da şunları göstermiş:

1- Kurulması planlanan bu kürt devleti, iİrail'in vaadedilmiş topraklarına giriyordu. İsrail, kürtler vasıtasıyla bu emellerine ulaşabilirdi. Çünkü kürtlerin bir devlet geleneği bulunmadığı için bölgede bir garantör devlete ihtiyaçları olacaktı ki o kuşkusuz İsrail'di.


2-Kurulması planlanan bu kürt devleti, bölgenin en stratejik yeraltı ve yer üstü zenginliklerine sahipti. Su ( Fırat ve Dicle) ve petrol.


3-Kurulması planlanan bu kürt devleti, Abd'nin baş düşmanı, İsrail'in güvenliğini tehdit eden İran, Suriye, Irak gibi ülkelerin bölünmesiyle sonuçlanıyordu.


Ve yine kitaba göre bir ilginç husus da şu: Londra'da yayınlanan '' Impact International '' adlı aylık siyasi derginin Mart 1997 sayısında geçen ifadeler: ''... Maalesef Türkiye'nin cuntacıları kendi ülkelerinin tarihini pek iyi bilmiyorlar. Onlar Refah Partisini kapatarak veya Erbakan'ı iktidardan uzaklaştırarak Türkiye'nin İslami kimiliğini değiştirebileceklerini sanıyorlar. Anlamıyorlar ki Türkiye'de İslam, Erbakan veya Refah Partisi ile başlamadı. İslam'ın gücü, Erbakan'ı ve Refah Partisini meydana getirdi.''


Bunların yanısıra kitapta
Susurluk, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis cinayeti gibi konulara da değinilmiş, kolay anlaşılır bir üslupla ve belgeleriyle ele alınmış.

Komplo teorislerini okumayı sevenler bu kitaba bayılır muhtemelen.

KULLAR VE SULTANLAR


KULLAR VE SULTANLAR

Yazarı: Çetin Altan


Yayınevi: İnkılap Yayınevi




Çetin Altan'ın Osmanlı İmparatorluğu'ndaki padişahlar hakkında tee 1979'dan beri yazdığı yazılardan oluşan kitabı.


Padişahların gerek kişiliği, gerek dönemin şartları ile ilgili bir takım anektodlar yer alıyor.


''...Bizim padişahlar, sadrazam öldürürken

1590'da Hollanda'da mikroskop icat ediliyordu.

1609'da İtalya'da Galile teleskopu buluyordu.

Aynı yıl Almanya'da Kepler, gezegenlerdeki hareketlerin belirli bir yasaya uyduğunu kanıtlıyordu.

İngiltere'de ise kurşun kalem çoktan icat edilmiş, sıra matematikte logaritmanın bulunmasına gelmişti.

Descartes de Fransa'da analitik geometriyi yaratıyordu.''


''...Padişahların evlenmemeleri ve erkek doğuran cariyeyi valide sultan yapmaları da boşuna değildi. Düğün dernekle doğru dürüst evlendikleri takdirde, karılarının soyunu da iktidarlarına ortak etme sakıncası beliriyordu.''


''..Kanuni Sultan Süleyman Han'ın ne elektriği vardı sarayında, ne telefonu, ne radyosu, ne de kaloriferi.
Kapıcı dostum Muzaffer'in , padişahımız efendimiz Kanuni Sultan Süleyman'dan çok daha konforlu bir ortamda yaşadığı kesin.''

AKŞAMDAN ŞAFAĞA DEMOKRASİYİ BEKLERKEN


Akşamdan Şafağa

DEMOKRASİYİ BEKLERKEN


Yazarı: Nazlı Ilıcak


Yayınevi: Liberte Yayınları


Basım Yılı: 2001


Nazlı Ilıcak'ın 1997 - 1998 yıllarında önce Akşam sonra da Yenişafak gazetelerindeki köşe yazılarından derlenen kitabı.

Kitap, Ilıcak ın Batı Çalışma Grubu, askerin siyasete karışması, 8 yıllık kesintisiz eğitim, türban, kartel medyası...gibi konular hakkında yazdıklarından oluşuyor.

''...Laiklik ilkesini giyim kuşamı, din eğitimini vs...sınırlamak için kulanırsanız, şeriatı en geniş anlamıyla uygulamak isteyenlere laik devleti hiç ama hiç sevdiremezsiniz.''


''...Demokrasi, halkın egemen olması, bireyin devlete ezdirilmemesi demekse, demokratik bir ülkede şahsi aksesuarlar ( bıyık, sakal, başörtüsü) tartışma konusu yapılmamalı.''


''...Çağdaş giyim denilince , başı açık olma şartı akla gelmemeli. üniversitede okumak isteyen genç kızlarımız, başörtüsü yüzünden engellenmemeli.''

falan diyor. Dönemin güncel konularından bahsediyor.

ARABA SEVDASI


ARABA SEVDASI

Yazarı: Recaizade Mahmut Ekrem


Sayfa Sayısı: 262



Yemin ediyorum, çok komik bir kitap bu. Bak şimdi:


Sonradan görme ve özenti Bihruz Bey, Çamlıca tepelerinde gezerken Periveş adlı sarışın hanımı görür ve görür görmez ona vurulur. Periveş, vurdumduymaz, erkeklere kuyruk sallayan, kısacası kötü bir kızdır. Muhallebi çocuğu, hanım evladı Bihruz Bey, bu hanımın yanına giderek onun adını öğrenir, sonra da onu aklından çıkaramaz.


Eve gidince bir mektup yazar ona. Yazdığı aşk mektubunda yabancı kelimeler de kullanır etkili olsun diye. Hatta anlamını bile bilmediği kelimeler. Öyle ki onun gibi sarışın bir kadına ''siyehçerde'' der mektubunda. Anlamının sarışın demek olduğunu sanır, fakat daha sonra bunun esmer demek olduğunu öğrenir.


Periveş Hanım'ı mesire yerinde görür görmez mektubunu ona verir. Bunun cevabını bekler günlerce. Ama Periveş Hanım ortalarda gözükmez.


Bihruz Bey'in yalancının önde gideni arkadaşı Keşfi Bey, Bihruz Bey'e Periveş'in öldüğünü söyler. Bihruz Bey yıkılır, üzüntüden kahrolur, çöker.


Birgün vapurda Periveş'i gördüğünü sanır. Keşfi Beye'e anlatır bunu. Keşfi bey bir yalan daha söyler: ''O gördüğün onun kız kardeşi.''


Bihruz Bey, Periveş'in mezarını öğrenmek ister. Mezarında ağlamak, mektubunda ona esmer dediği için af dilemek ister.


Günler günleri, aylar ayları kovalar. Bihruz Bey, Periveş'in acısını kalbine gömmüştür yavaş yavaş.
Birgün yolda giderken Periveş'i, ama tabi ona göre onun kız kardeşini görür. Utana sıkıla onun yanına giderek, kızkardeşinin mezarını sorar. Periveş tabi kıs kıs güler: ''Benim kız kardeşim yok, bahsettiğin ve öldüğünü sandığın kız benim.''

Bihruz hafif kafayı yer. Gelen arabayla oradan uzaklaşır.

OKUYORUM O HALDE VARIM


OKUYORUM O HALDE VARIM

Yazarı: Sait Çamlıca


Yayınevi: Akis Kitap


Basım Yılı: 12. Baskı- Mayıs 2010


Sayfa Sayısı: 141




Kitap okumanın faydalarını anlatan kitap.


Halihazırda kitap okumayı seven ve az çok da okuyan bir insan olarak neden böyle bir kitap aldığımın hiçbir mantıklı izahatı yok.


Bir gün Ankara-İstanbul arası otobüs yolculuğu yapıyordum. Mola yerine gelir gelmez her zaman yaptığım şeyi yapıp önce tuvalete gittim, oradan da kitap reyonuna. Bu reyonlarda ucuz bulduğum kitabı almadan duramıyorum. Bu kitabın da üzerinde 3,50 TL fiyat etiketi vardı. Tutamadım kendimi. Aldım. E hadi tutamadın kendini aldın, da niye okuyorsun? Kitap okumanın daha bilmediğin ne faydaları var onu mu öğrenmek istedin? Ben anlamıyorum ki bazen kendimi.

HAYAT YOLLARINDA


HAYAT YOLLARINDA

Yazarı: Panait Istrati


Çeviren: Yaşar Nabi Nayır


Yayınevi: Varlık Yayınları


Basım Yılı: 9. Basım 2007


Sayfa Sayısı: 111


Çilekeş Panait Istrati'nin kendi hayatını, daha doğrusu ilk gençlik yıllarını anlattığı kitabı. Kitapta yazar kendisinden bahsettiğini belirtmese otobiyografi demeye bin şahit gerek. Zira tam bir roman havası var. Hayalgücünün ürünü olsa bu kadar olur. O ne zahmetli, o ne yorucu, o ne acı bir yaşam. Açlık, yoksulluk, sefillik. İsmail Abi deyişi ile olaylar olaylarr.