YOL AYRIMI
Esir Şehir Üçlemesi
3.Kitap
Kemal Tahir
İthaki Yayınları
7.Baskı - Şubat 2016
354 sayfa
Esir Şehir serisinin
3.kitabı.
1.kitap için bkz: ESİR ŞEHRİN İNSANLARI
2.kitap için bkz: ESİR ŞEHRİN MAHPUSU
Serinin ana karakteri
Kamil Bey’e bu kitabın ortalarında rastlıyoruz. Kitabın başlarında sanki bu
bir devam kitabı değil gibi, bir yanlışlık mı var acaba derken konu bağlanıyor
ilerleyen sayfalarda.
*
1930 yılında başlıyor
kitap. Tek parti dönemi. Ama yeni bir partinin kurulacağı haberi ile ortalık
sarsılıyor. Kimisi bu habere temkinli yaklaşıyor, Gazi Mustafa Kemal’in
muhaliflerini ortaya çıkarıp onları ortadan kaldıracağına dair şüpheler var,
kimisi demokrasi adına seviniyor. Paris elçisi Fethi Bey’in açacağı bu
muhalefet partisinin adı Serbest Parti. Gazi Paşa tek fırkanın
denetsizliğinden, idaresizliğinden bıkmış, mecliste birbirini denetleyecek iki
fırkanın varlığı, ülkede hürriyet havası estirmesi bakımından önemli diye düşünüyor. Fakat kargaşaya
meydan vermemek için fırkalar arasında temelde ayrılık olmasın, ikisi yüksek
bir elden idare olunsun, düşünceleri var. Halk Serbest Fırka’yı olumlu karşılıyor çünkü halkta Halk Partisi
ve İsmet İnönü karşıtlığı var.
Particilik milleti bölüyor. Halk Partili olanlar yani eski Kuvay-ı Milliyeciler halkın neden kurtarıcılarına karşı olduğunu anlamıyor. Tipik seçim hikayemiz burada başlıyor. Serbest Parti kurulalı iki ay olmuş. Seçim süreci kavgalarla geçiyor. “Serbestçilerin yaydığı yalanlara göre, Milliciler bu seçimi kazanırlarsa camiler kapanacak, Kuran ortadan kalkacak…” Eskimeyen klişemiz.
Çok partili siyasi
hayatın değerlendirildiği, eleştirildiği ilk bölümün ardından önceki iki
kitaptan tanıdığımız isimler geliyor. Serinin önceki kitaplarından bildiğimiz
Ramiz Bey (aslında öğretmen olup mahkemede hakim karşısında cahil kabadayı gibi
rol kesen ağabeyimiz) bu kitapta ayrıntılı resmediliyor ve hali harap. Karısı Fatma
Hanım kanserden vefat etmiş, Ramiz Efendi de derbeder olmuş.
Oğulları Kadir
stajyer, avukat olacak.
Manevi oğulları Murat,
Vakit gazetesi yazarı.
*
Kamil Bey eşinden boşandıktan
bir yıl kadar sonra hapisten çıkmış. Arif Bey’in Amasya’daki çiftliğine gitmiş.
Davalarını kazanıp sınır dışında kalan çiftliklerini ve petrol hisselerini
almış. Kızıyla görüşmemiş on yıl boyunca. Kızı öldü biliyormuş onu. Kızın
karşısına fakir kılıkla çıkacakmış, bakalım kendisini sevecek mi sevmeyecek mi diye, beni param için sevmesin tripleri. On yıl boyunca kafasında bunu kurmuş manyak.
Kmail Bey, ,eski karısının
yeni kocası olan doktorun muayenehanesine gidiyor. Kendisini tanıtıp eski karısıyla
görüşüyor. Kadına, kızını görmek istediğini söylüyor ama oyunla. Önce bir
arkadaşı görüşecek. Kızı tartacak. Kız ne düşünür, şımarık mıdır değil midir,
ona göre görüşecek Kamil Bey. Rollere, hareketlere bak koca adam.
Kamil Bey’in arkadaşı
kızla görüşüyor. Babasının arkadaşı diye tanıtıyor kendisini kıza. Ayşe, babasının
kendisini ve annesini başka bir kadın için terk edip Avrupa’ya gittiğini ve
orada öldüğünü sanıyor. Yavrucak on yıl boyunca böyle bilmiş.
Konuşurlarken Ayşe’nin
vatansever olduğu, eskinin Kuvayı Milliyesini desteklediği, Kurtuluş savaşına
katılmamış insanları korkak bulduğu gibi bilgileri edinen Kamil Bey’in
arkadaşı, kıza söylüyor babasının yaşadığını.
Nermin Hanım çok
güzel tespit ediyor Kamil’in avanaklığını:
“Aslında kimi
insanlar için tehlikeli boğuşmalara atılmak, evinin gündelik geçimini
sağlamaktan daha kolay oluyor.” İsabet buyurdunuz Nermin Hanımcığım. Kamil Bey,
o üstün beyefendi görüntüsünün içinde kendi kızını ve karısını umursamayan,
daha büyük bir ideal olduğunu düşündüğü vatan için kendi kızını ve karısını yok
sayan beceriksiz, düşüncesiz, zayıf bir adam.
*
Kitapta benim en
merak ettiğim Kamil Bey ve ailesi idi. Ama başka karakterler de var. Bir Şükran
Hanım ki müthiş bir insan. Zengin bir dul kadın. Hayatı ve insanları çözmüş
harika bir karakter. Murat’la birbirlerini seviyorlar.
Ayşe ile de kim
birbirini seviyor? Kadir. Kadir pek iyi bir karakter değil ama majör bir
kötülüğü de yok. Gözü yükseklerde egolu bir tip diyelim.
Bir de Selim karakteri
var, stajyer aynı zamanda gazetede çalışıyor. Saraylar öğrencilere yurt olsun,
diye yazdığı için karanlık güçlerce dövülüp öldürülüyor.
Selim’e takılırlarmış
“Kaçıncı Selimliğin üstünde bugün?” diye. “Birinci Selim öfkeliyim demek, tabii Yavuz
Selim. İkinci Selim, ‘Bir kadeh atalım!’ Yani Sarhoş Sarı Selim.” Üçüncü Selim’i
ilk defa ölümünden az zaman önce söylemiş Selim. “Üçüncü Selim... Yenildik
Kabakçı Mustafalara”
*
Murat ülkenin ve
insanın durumunu düşünürken bir laf ediyor, altını çizdim:
“Kanuni lakabı aslında, Süleyman’a,
kanunsuzluk dönemi açtığı için alay olsun, hakaret olsun diye takılmıştır.
Kanuni, bütün saltanat dönemini, kanunsuzluklardan kanunsuzluklara
yuvarlanarak, hiç faydasız olduğundan, istememesi gerektiği halde evlatlarının
etini yiyerek, yaşlanıp güçten düştüğü çağda ise en fakir reayasına bile
kolayca nasip olan bir rahat döşeği bulamayarak, bir eşya gibi yüklenip zorla
sürüklendiği bir seferde, yaralı bir hayvan gövdesi gibi oradan oraya atılarak,
sonunda ise devletin selameti adına ölümü bile diri gösterilmek için insafsızca
tartaklanmıştır.”
*
Kitap Serbest Parti’nin
kuruluşuyla başlamıştı. Kapanmasıyla da son buluyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder