31 Ağustos 2026 Pazartesi

ESİR ŞEHRİN MAHPUSU

 

ESİR ŞEHRİN MAHPUSU

Esir Şehir Üçlemesi -2.cilt-

Kemal Tahir

1961

İthaki Yayınları

10.Baskı - Mart 2010

378 sayfa

 

Esir Şehir Üçlemesi’nin 1.cildi olan ESİR ŞEHRİNİNSANLARI’nda Kamil Bey 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Kamil Bey, cezasını çekmek üzere dört aydır bulunduğu Bekirağa Bölüğü’nden Tevkifhane’ye götürülüyor. Orada suçunu soran diğer mahkumlara “iftira” diyor ama iftira meğer hırsızların kullandığı bir ifadeymiş. O yüzden onu da hırsız sanıyorlar.

Burada koğuş insanlarını tanıyoruz. Tanımaz olaydık. Hepsi birbirinden leş, ahlaksız, şeref yoksunu insanlar. Kamil Bey de bu vesileyle pek merak ettiği halk insanlarıyla tanışmış oluyor.

Burada bizim Kamil Bey’i bir güzel soyuyorlar. Kibarlığından fark etmiyor bile soyulduğunu.

Okurken ben de Kamil Bey gibi çok rahatsız oldum. Hiç oraya ait değil bu adamcağız, hiç!

Kamil Bey sakinliğini ve beyefendiliğini uzun süre koruyor. Ama ne zaman ki eski kaldığı koğuştan arkadaşı Ramiz’in karısı Fatma Hanım kendisini ziyarete gelip kurabiye paketi getiriyor ve o paket çalınıyor… Ve biri de Fatma Hanım için orospu deyince…Gözü dönüyor Kamil Bey’in. Hiç beklemezsin. Önüne geleni yumrukluyor.

Müdürle görüşeceğim, diye gardiyana yaklaştığında gardiyanın "Sen kimsin?" sorusuna birisi “Hırsızlıktan içeride o!” deyince iyice delleniyor Kamil Bey. “Ne hırsızlığı. Ben Selim Paşanın oğlu Kamil’im!” diye bağırıyor.

 Bunu duyan Arif Bey, gardiyana kızıyor, hani gelmemişti Kamil Bey diye.

 Arif Bey de içeride yatan ama sözü geçen biri.

 Meğer Kamil Bey iftira yani onların deyimiyle hırsızlıktan girdi diye önemsememişler. Sonra işin aslı ortaya çıkınca Kamil Bey nispeten daha iyi koşullarda kalmaya başlıyor.

İçeride kaldığı süre boyunca savaş haberlerini okuyor. Arif Bey ile ülkenin geleceğine dair konuşuyor. Resimler yapıyor. Karısı ve kızının yolunu gözlüyor. Ama karısı Nermin ve kızı Ayşe ziyarete gelmiyorlar. Kıza babasının hapiste olduğunu söylememişler. Babasını Avrupa’ya gitti diye biliyor. Nermin de balolara, gezmelere gidiyor. Bunu öğrenen Kamil Bey, Nermin’i neden sevdiğini düşünürken sevmediğini fark ediyor. Ona bir mektup yazıp seni boşuyorum, dükkanları Ayşe’ye bırakıyorum, babalık haklarımı tam olarak kullanmaya başladığım zaman Ayşe’yi bulurum, yazıyor.

Yine heyecanlı bitti.


*

Burada Kamil Bey’i biraz eleştirmezsem olmaz. Vatan aşkı çok güzel, razıyız.

Ama karısı ve kızına pek bir sevgi beslememiş gibi görünüyor. Hatta çoğu zaman kızı aklına gelmiyor bile. Bunu kendisi de fark ediyor ve şok oluyor fark edince. Karısı da bugüne kadar hiç zorluk görmemiş, hiç yalnız kalmamış, ne yapsın kadıncağız? Misafir olduğu evin (halasıgilin) kurallarına uyuyor mecburen. Karısına kızmakta haksız. Karısının da kendisi gibi birden vatan aşkıyla dolmasını bekliyor ama yok ki, kadında öyle bir alt yapı, öyle bir dünya, öyle bir vizyon yok. Olurdu belki karısını kendisine denk görüp onunla açık açık konuşsa, belki anlardı kadın ama onu da hiç yapmadı. O yüzden Kamil Bey’in boşanma kararını olumlu buldum. Kadını salsın. Herkes kendi yoluna baksın. 

*

Savaşa dair haberleri gazetelerden öğrenmeye çalışıyorlar. Ama gazeteler bugün nasılsa o günlerde de öyle. Kimisi doğru, kimisi yalan haber veriyor ve hangisinin doğru, hangisinin yalan olduğu anlaşılmıyor. Kim hangisine inanmak isterse.

*

Ülkemiz gerçekten yok olmaya çok yakınmış içindeki bu hainlerle. O yüzden inancı, azmi, kararlılığı, cesareti, yılmazlığı için Atatürk’e ve doğru kişinin yanında olmayı bilmiş, akıllı, şerefli insanlara teşekkürler.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder