UTANÇ DUYUYORUM
Hrant Dink Cinayetinin Yargısı
Fethiye Çetin
Metis Yayınları
2013
1. Basım - Eylül 2013
367 sayfa
Hrant Dink’in avukatı o dönemi ve yargılama
sürecini anlatmış. O dönem yaşananları basından takip ettik basına yansıdığı
kadarıyla. Ancak bizzat avukatından okumak çok kıymetli. İfade ve duruşma
tutanakları ile iddianameleri de paylaşıyor tabii. En doğru kaynak oluyor bu
şekilde.
*
Hrant Dink, Agos gazetesinde bir yazı dizisine
başlıyor. Yıl 2004.
Sekiz makaleden oluşan bu yazı dizisinin
“Türk’ten Kurtulmak” başlıklı yedinci makalesinde 1915’te yaşananların Türkler
tarafından soykırım olarak tanınması yönündeki “saplantılı” çabanın Ermenilerin
yaşamını zehirlediğini ve Ermeni kimliğinin sağlıklı bir biçimde inşasını
engellediğini savunuyor. Ermenilerin Türklere soykırımı tanımaları için baskı
yapmak yerine Ermenistan’ın refahı için çaba göstermeleri gerektiğini
savunuyor.
“Ermenistan’la Tanışmak” başlıklı sekizinci
makalede önceki makaleden devamla “Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini
dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında
mevcuttur, yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun.” yazıyor.
Yani Ermeni kimliğini Türk düşmanlığı üzerinden
kuran yaklaşımı eleştiriyor.
Yazı bağlamından koparılıp cımbızlanıyor.
İhbarcılar ve şikayetçiler:
1)Türk Ortodoks Kilisesi
2)Mehmet Soykan
3)Recep Taner: Duruşmalara gelmediğinden kim
olduğu bilinmiyor. İsim benzerliği değilse 23.dönem MHP milletvekili
4)Tek tip dilekçelerle M.Bahri Oral, M.Akif
Baransel (ayrıca Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Federasyonu (ASEF)
adına), Sema Aksu, Ramazan Aksu, Mehmet Akif Hut, Gökmen Kılıçoğlu,
Bitlis’te 1.Dünya Harbinde Ermeni Çetelerin
Katliamına Uğramış Mağdurlar Derneği adına M. Törehan Serdar
5)İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube
Müdürü Avni Usta
*
Dönemin Şişli Basın Savcısı Turgay Evsen
işlemlere başlıyor.
05.03.2004’te tebliğ edilen ifade daveti
üzerine Hrant Dink ve Agos yazı işleri müdürü Karin Karakaşlı yanlarında avukat
olmadan, aynı gün gidiyorlar savcılığa.
Avukatsız gittiği ifadede Hrant Dink, Ermenilerin
Türklere duyduğu öfkenin yersiz olduğunu, Ermeni kanında bulunan Türk
korkusunun silinip atılması, bunun yerine Ermenistan’la ilişki kurmak
gerektiğini belirtmek için Türk’ten boşalacak zehirli kanın yerini dolduracak
temiz kan diye yazdığını ifade ediyor.
Savcı aynı gün “Sanıkların (Hrant/Fırat Dink ve
Agos yazı işleri müdürü Karin Karakaşlı)
“TÜRKLÜĞÜ neşren TAHKİR ve TEZYİF ettikleri anlaşılmaktadır” diyor. “Şüphelenilmektedir”
demesi beklenir ama o direkt “anlaşılmıştır” diyor.
Adalet Bakanlığından izin isteniyor 16 Nisan
2004’te.
Bakanlıktan izin geliyor, dava açılıyor.
Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek.
İddianame: Hazırlık No: 2004/15667 Esas no:
2004/4524 İddianame no: 2004/3035
Suç tarihi: 13.02.2004
Mahkeme: Basın davalarına bakan Şişli 2.Asliye
Ceza Mahkemesi
Dosya No: 2004/184 Esas
7 duruşma yapılıyor:
1.duruşma: 06.10.2004
2.duruşma: 14.12.2004
3. duruşma: 27.05.2005
4. duruşma: 08.07.2005
5. duruşma: 27.07.2005
6. duruşma: 13.09.2005
7. duruşma: 07.10.2005
*
Avukat, suça konu edilen yazıları hakimin
okumasını istiyor tabii ki. Hakim okusa bir suç unsuru olmadığını göreceğini
düşünüyor. Sanki mesele hukuka uygunlukmuş gibi.
Yazının okunup anlaşılması için bilirkişi
incelemesi talep ediyor avukat. Savunmasını suçun tipiklik unsuru ve kast
olmadığı üzerine yapmaya çalışıyor.
Bu arada Basın Kanunu değişiyor. Yeni kanunda
yazı işleri müdürünün cezai sorumluluğu kalkıyor. Yani Agos yazı işleri müdürü
Karin Karakaşlı beraat edecek. O anlaşılıyor.
1.duruşma: 06.10.2004
Şikayetçilerden sadece Mehmet Soykan geliyor.
Hrant ve Karin gelip savunmalarını veriyor. Hrant’ın sabıka kaydı ve dosyanın
bilirkişiye gitmesinin düşünülmesi için duruşma 14.12.2004’e erteleniyor.
Olaysız geçiyor ilk duruşma.
2.duruşma: 14.12.2004
Şikayetçilerden Ramazan Aksu, Gökmen Kılıçoğlu,
Mehmet Akif Baransel ve Mehmet Bahri Oran ile avukatları Av. Barış Karaoğlu,
Mehmet Soykan ve vekili Av. Başbuğ Pınarbaşı geliyor. Davaya katılma talepleri
kabul ediliyor ve dosyayı bilirkişiye gönderme kararı veriliyor. Duruşma 27.05.2005’e
erteleniyor.
Duruşma çıkışı avukatın arkasından sloganlar
atılıyor. “Ya sev ya terk et, Kahrolsun Ermeniler.”
Avukat cevap vermeyip gidiyor.
Ertesi gün gazetelerde (Yeniçağ) avukatın
ortalığı karıştırdığı haberleri çıkıyor.
Bu arada bilirkişi heyetini belirliyor mahkeme.
Bilirkişi heyeti:
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve
Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Serdar Talas, Araştırma
Görevlisi Hasan Sınar, Araştırma Görevlisi Selman Dursun
Bilirkişi raporunda Türklüğü tahkir ve tezyif
yoktur, tipik eylem unsuru ve özel kast yoktur, diye değerlendirme yapıyor
heyet. Hukuki gerekçeleri ile iyi bir rapor sunuluyor.
3.duruşma: 27.05.2005
Avukat hanımın yanına birkaç avukat arkadaşı
daha eşlik ediyor. İsabet. Tek gitmemeli.
Katılan vekillerine rapora beyan için süre
veriliyor. Duruşma 08.07.2005’e erteleniyor..
4.duruşma: 08.07.2005
Avukat baro odasında duruşmayı bekliyor.
Mübaşir seslenmiyor. Az kalsın duruşmayı kaçıracakmış. Orada hissediyor bir
şeylerin ters gideceğini.
Duruşmaya Kemal Kerinçsiz ve ekibi geliyor. Hem
kendi adına hem Mehmet Soykan’ın vekili olarak katılmak istiyor. Yeni müdahale
talepleri oluyor başka gelenlerin.
Yeni gelenler bilirkişilerin yaşları ve
kariyerlerinin yetersiz olduğunu, bilirkişilerden şikayetçi olduklarını
söylüyor.
Savcı Muhittin Ayata mütalaa veriyor ceza
yönünde.
Avukat mütalaaya katılmıyor tabii ki.
Kemal Kerinçsiz: “Mütalaaya katılıyoruz. Türk
milletinin yüzünü ağartan bir mütalaadır” diyor. Savunma için duruşma 27.07.2005’e
erteleniyor.
Bu arada Hrant Dink, bilirkişi raporu ve savcı
mütalaasını Agos’ta yayımlamak istiyor. Yorumsuz yayınlayabileceğini söylüyor
avukat. Bence kötü bir fikir. Zaten atmaca gibi av kovalayanlar varken onlara
malzeme vermek bu.
15.07.2005’te bilirkişi raporu ve savcı
mütalaası yorumsuz yayımlanıyor gazetede. Ve beklenen oluyor, dava açılıyor.
Savcı Turgay Evsen. Suç: Basın Kanununa muhalefet, yargıyı etkileme suçu. Ön
ödemeye tabi. Avukat ödemeyin, dava açsınlar, ellerinde malzeme yok diyor. Ah
ah! Yine yanlış karar. Öde gitsin, bunların yargılamasına güvenilir mi?
Hakim Meral Tokat. Bu dava beraatle
sonuçlanıyor sonuçlanmasına ama Hrant’ın ilk davadaki mahkumiyetinden sonra ve
üç celsede bitiyor.
5.duruşma: 27.07.2005
Dosyanın incelemeye alınmasına karar veriliyor
ve duruşma 13.09.2005’e erteleniyor.
Karar aşamasına gelmiş bir dosya ama bir
şekilde karar verilemiyor. Çünkü hukuk baz alınarak yapılan bir yargılama
değil.
Avukat da artık bunu anlıyor ve davayı
duyurmasını söylüyor Hrant’a. Çünkü işlerin yolunda gitmediğini seziyor. Ama Hrant’ı
desteklemeye gelen olmuyor yeni duruşma gününde.
6.duruşma: 13.09.2005
Dosya incelemeye alınmış olsa da araya adli
tatil girmesi ve iş yükü nedeniyle incelenemediğinden erteleniyor.
7.duruşma: 07.10.2005
Karar: 6 ay hapis, sabıkasızlığı nedeniyle
cezanın ertelenmesine.
Gerekçeli karar hukukî bir karardan ziyade hakimin
duygu ve düşünce dünyasını anlatan bir metin gibi görünüyor. Bir hakimden, hukuk bildiğini varsaydığımız
bir insandan beklenmeyecek niteliksizlikte bir gerekçeli karar. O zamanlar için
“Bu kararı o hakim yazmamıştır, yazıp önüne koymuşlardır.” diye düşünüyor avukat
ve meslektaşları. Bugün ise benzer karar için yuooo gayet hakim de yazmış
olabilir diyoruz biz.
*
Temyiz ediyorlar tabii.
Bu arada Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk’tan
da görüş alıyorlar: “Sanığın temel vurgusu ve amacı, Türk’ün zehirli kanı
değil, Ermenilerde zehirli kana dönüşen saplantıdır” diye görüş bildiriyor Sami
Selçuk.
Yargıtay savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu
tebliğnamede kararın bozulmasını istiyor.
Yargıtay kararı onuyor. Yargıtay 9.Ceza Dairesi
başkanı Hasan Gerçeker. Diğer hakimler: Şerif Erol, Abdürrahim Özer, Ekrem
Ertuğrul, Ayşe Doğan.
(Hasan Gerçeker daha sonra Yargıtay başkanı
oluyor. Ekrem Ertuğrul da daire başkanı.)
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz
ediyor. Dosya bu kez Ceza Genel Kuruluna gidiyor. Ceza Genel Kurulu oy
çokluğuyla itirazın reddine karar veriyor. (24 hakimin 18’i red kararı veriyor)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidiyor dosya.
AİHM İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine
karar veriyor.
*
Hrant Dink mahkumiyet kararını eleştiriyor çeşitli basın yayın organlarında. Bu defa da hakkında adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan dava açılıyor, TCK m.288. Kemal Kerinçsiz tayfa bu davanın duruşmalarında şov yapıyor, avukatlığa yakışmayan hareketler sergiliyorlar.
Reuters Haber Ajansı'na verdiği bir röportajda “Elbette bu bir soykırımdır diyorum.“ demesi sebebiyle bir soruşturma daha açılıyor, TCK 301.madde Türklüğü aşağılama suçu. Hrant Dink bu arada soykırım kelimesini kullanmıyor. Bunun tarafları ayrıştırdığını düşünüyor. Ama sorarlarsa da söylerim, diyor. Burada savunması Türk sözcüğü kullanmamış olması, Türkler tarafından gerçekleştirildi dememesi. "Örgütler tarafından işlenen bir suçtur ve sorumluluğu topyekün bir millete yöneltilemez. Nasıl ki Holokaust’tan Alman Milleti değil Naziler sorumlu tutuluyorsa..."
Bu üç dava sürerken 19 Ocak 2007’de öldürüldü Hrant Dink.
TCK 288'den açılan davadan beraat etti.
Esas dava Yargıtay’dayken TCK 301’de değişiklik yapıldı ve Adalet Bakanından izin şartı getirildi. Bu nedenle dosya Adalet Bakanlığına gönderildi, Adalet Bakanlığı izin vermediği için dava düşürüldü.
*
Sonra Ergenekon iddianamesi yayımlanıyor. Orada
da Hrant Dink’in adı geçiyor. Yani yazdığı yazıdan bağımsız operasyonel bir
süreç işliyor.
Kitapta hakim, savcı, gazeteci… vb herkesin adının geçmesini tarihi bir vesika
olarak değerlendiriyorum. O kararlara imza atan hakim savcılar ne oldular,
kitabı kaleme alan avukat gibi ben de merak ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder