17 Ağustos 2026 Pazartesi

UTANÇ DUYUYORUM

 


UTANÇ DUYUYORUM

Hrant Dink Cinayetinin Yargısı

Fethiye Çetin

Metis Yayınları 

2013

1. Basım - Eylül 2013 

367 sayfa 

Hrant Dink’in avukatı o dönemi ve yargılama sürecini anlatmış. O dönem yaşananları basından takip ettik basına yansıdığı kadarıyla. Ancak bizzat avukatından okumak çok kıymetli. İfade ve duruşma tutanakları ile iddianameleri de paylaşıyor tabii. En doğru kaynak oluyor bu şekilde.

*

Hrant Dink, Agos gazetesinde bir yazı dizisine başlıyor. Yıl 2004.

Sekiz makaleden oluşan bu yazı dizisinin “Türk’ten Kurtulmak” başlıklı yedinci makalesinde 1915’te yaşananların Türkler tarafından soykırım olarak tanınması yönündeki “saplantılı” çabanın Ermenilerin yaşamını zehirlediğini ve Ermeni kimliğinin sağlıklı bir biçimde inşasını engellediğini savunuyor. Ermenilerin Türklere soykırımı tanımaları için baskı yapmak yerine Ermenistan’ın refahı için çaba göstermeleri gerektiğini savunuyor.

“Ermenistan’la Tanışmak” başlıklı sekizinci makalede önceki makaleden devamla “Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur, yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun.” yazıyor.

Yani Ermeni kimliğini Türk düşmanlığı üzerinden kuran yaklaşımı eleştiriyor.

Yazı bağlamından koparılıp cımbızlanıyor.

İhbarcılar ve şikayetçiler:

1)Türk Ortodoks Kilisesi

2)Mehmet Soykan

3)Recep Taner: Duruşmalara gelmediğinden kim olduğu bilinmiyor. İsim benzerliği değilse 23.dönem MHP milletvekili

4)Tek tip dilekçelerle M.Bahri Oral, M.Akif Baransel (ayrıca Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Federasyonu (ASEF) adına), Sema Aksu, Ramazan Aksu, Mehmet Akif Hut, Gökmen Kılıçoğlu,

Bitlis’te 1.Dünya Harbinde Ermeni Çetelerin Katliamına Uğramış Mağdurlar Derneği adına M. Törehan Serdar

5)İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü Avni Usta

*

Dönemin Şişli Basın Savcısı Turgay Evsen işlemlere başlıyor.

05.03.2004’te tebliğ edilen ifade daveti üzerine Hrant Dink ve Agos yazı işleri müdürü Karin Karakaşlı yanlarında avukat olmadan, aynı gün gidiyorlar savcılığa.

Avukatsız gittiği ifadede Hrant Dink, Ermenilerin Türklere duyduğu öfkenin yersiz olduğunu, Ermeni kanında bulunan Türk korkusunun silinip atılması, bunun yerine Ermenistan’la ilişki kurmak gerektiğini belirtmek için Türk’ten boşalacak zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan diye yazdığını ifade ediyor.

Savcı aynı gün “Sanıkların (Hrant/Fırat Dink ve  Agos yazı işleri müdürü Karin Karakaşlı) “TÜRKLÜĞÜ neşren TAHKİR ve TEZYİF ettikleri anlaşılmaktadır” diyor. “Şüphelenilmektedir” demesi beklenir ama o direkt “anlaşılmıştır” diyor.

Adalet Bakanlığından izin isteniyor 16 Nisan 2004’te.

Bakanlıktan izin geliyor, dava açılıyor.

Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek.

İddianame: Hazırlık No: 2004/15667 Esas no: 2004/4524 İddianame no: 2004/3035

Suç tarihi: 13.02.2004

Mahkeme: Basın davalarına bakan Şişli 2.Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya No: 2004/184 Esas

7 duruşma yapılıyor:

1.duruşma: 06.10.2004

2.duruşma: 14.12.2004

3. duruşma: 27.05.2005

4. duruşma: 08.07.2005

5. duruşma: 27.07.2005

6. duruşma: 13.09.2005

7. duruşma: 07.10.2005

*

Avukat, suça konu edilen yazıları hakimin okumasını istiyor tabii ki. Hakim okusa bir suç unsuru olmadığını göreceğini düşünüyor. Sanki mesele hukuka uygunlukmuş gibi.

Yazının okunup anlaşılması için bilirkişi incelemesi talep ediyor avukat. Savunmasını suçun tipiklik unsuru ve kast olmadığı üzerine yapmaya çalışıyor.

Bu arada Basın Kanunu değişiyor. Yeni kanunda yazı işleri müdürünün cezai sorumluluğu kalkıyor. Yani Agos yazı işleri müdürü Karin Karakaşlı beraat edecek. O anlaşılıyor.

1.duruşma: 06.10.2004

Şikayetçilerden sadece Mehmet Soykan geliyor. Hrant ve Karin gelip savunmalarını veriyor. Hrant’ın sabıka kaydı ve dosyanın bilirkişiye gitmesinin düşünülmesi için duruşma 14.12.2004’e erteleniyor.

Olaysız geçiyor ilk duruşma.


2.duruşma: 14.12.2004

Şikayetçilerden Ramazan Aksu, Gökmen Kılıçoğlu, Mehmet Akif Baransel ve Mehmet Bahri Oran ile avukatları Av. Barış Karaoğlu, Mehmet Soykan ve vekili Av. Başbuğ Pınarbaşı geliyor. Davaya katılma talepleri kabul ediliyor ve dosyayı bilirkişiye gönderme kararı veriliyor. Duruşma 27.05.2005’e erteleniyor.

Duruşma çıkışı avukatın arkasından sloganlar atılıyor. “Ya sev ya terk et, Kahrolsun Ermeniler.”

Avukat cevap vermeyip gidiyor.

Ertesi gün gazetelerde (Yeniçağ) avukatın ortalığı karıştırdığı haberleri çıkıyor.

Bu arada bilirkişi heyetini belirliyor mahkeme. Bilirkişi heyeti:

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Serdar Talas, Araştırma Görevlisi Hasan Sınar, Araştırma Görevlisi Selman Dursun

Bilirkişi raporunda Türklüğü tahkir ve tezyif yoktur, tipik eylem unsuru ve özel kast yoktur, diye değerlendirme yapıyor heyet. Hukuki gerekçeleri ile iyi bir rapor sunuluyor.


3.duruşma: 27.05.2005

Avukat hanımın yanına birkaç avukat arkadaşı daha eşlik ediyor. İsabet. Tek gitmemeli.

Katılan vekillerine rapora beyan için süre veriliyor. Duruşma 08.07.2005’e erteleniyor..

 

4.duruşma: 08.07.2005

Avukat baro odasında duruşmayı bekliyor. Mübaşir seslenmiyor. Az kalsın duruşmayı kaçıracakmış. Orada hissediyor bir şeylerin ters gideceğini.

Duruşmaya Kemal Kerinçsiz ve ekibi geliyor. Hem kendi adına hem Mehmet Soykan’ın vekili olarak katılmak istiyor. Yeni müdahale talepleri oluyor başka gelenlerin.

Yeni gelenler bilirkişilerin yaşları ve kariyerlerinin yetersiz olduğunu, bilirkişilerden şikayetçi olduklarını söylüyor.

Savcı Muhittin Ayata mütalaa veriyor ceza yönünde.

Avukat mütalaaya katılmıyor tabii ki.

Kemal Kerinçsiz: “Mütalaaya katılıyoruz. Türk milletinin yüzünü ağartan bir mütalaadır” diyor. Savunma için duruşma 27.07.2005’e erteleniyor.

Bu arada Hrant Dink, bilirkişi raporu ve savcı mütalaasını Agos’ta yayımlamak istiyor. Yorumsuz yayınlayabileceğini söylüyor avukat. Bence kötü bir fikir. Zaten atmaca gibi av kovalayanlar varken onlara malzeme vermek bu.

15.07.2005’te bilirkişi raporu ve savcı mütalaası yorumsuz yayımlanıyor gazetede. Ve beklenen oluyor, dava açılıyor. Savcı Turgay Evsen. Suç: Basın Kanununa muhalefet, yargıyı etkileme suçu. Ön ödemeye tabi. Avukat ödemeyin, dava açsınlar, ellerinde malzeme yok diyor. Ah ah! Yine yanlış karar. Öde gitsin, bunların yargılamasına güvenilir mi?

Hakim Meral Tokat. Bu dava beraatle sonuçlanıyor sonuçlanmasına ama Hrant’ın ilk davadaki mahkumiyetinden sonra ve üç celsede bitiyor.


5.duruşma: 27.07.2005

Dosyanın incelemeye alınmasına karar veriliyor ve duruşma 13.09.2005’e erteleniyor.

Karar aşamasına gelmiş bir dosya ama bir şekilde karar verilemiyor. Çünkü hukuk baz alınarak yapılan bir yargılama değil.

Avukat da artık bunu anlıyor ve davayı duyurmasını söylüyor Hrant’a. Çünkü işlerin yolunda gitmediğini seziyor. Ama Hrant’ı desteklemeye gelen olmuyor yeni duruşma gününde.


6.duruşma: 13.09.2005

Dosya incelemeye alınmış olsa da araya adli tatil girmesi ve iş yükü nedeniyle incelenemediğinden erteleniyor.


7.duruşma: 07.10.2005

Karar: 6 ay hapis, sabıkasızlığı nedeniyle cezanın ertelenmesine.

Gerekçeli karar hukukî bir karardan ziyade hakimin duygu ve düşünce dünyasını anlatan bir metin gibi görünüyor.  Bir hakimden, hukuk bildiğini varsaydığımız bir insandan beklenmeyecek niteliksizlikte bir gerekçeli karar. O zamanlar için “Bu kararı o hakim yazmamıştır, yazıp önüne koymuşlardır.” diye düşünüyor avukat ve meslektaşları. Bugün ise benzer karar için yuooo gayet hakim de yazmış olabilir diyoruz biz.

*

Temyiz ediyorlar tabii.

Bu arada Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk’tan da görüş alıyorlar: “Sanığın temel vurgusu ve amacı, Türk’ün zehirli kanı değil, Ermenilerde zehirli kana dönüşen saplantıdır” diye görüş bildiriyor Sami Selçuk.

Yargıtay savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu tebliğnamede kararın bozulmasını istiyor.

Yargıtay kararı onuyor. Yargıtay 9.Ceza Dairesi başkanı Hasan Gerçeker. Diğer hakimler: Şerif Erol, Abdürrahim Özer, Ekrem Ertuğrul, Ayşe Doğan.

(Hasan Gerçeker daha sonra Yargıtay başkanı oluyor. Ekrem Ertuğrul da daire başkanı.)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz ediyor. Dosya bu kez Ceza Genel Kuruluna gidiyor. Ceza Genel Kurulu oy çokluğuyla itirazın reddine karar veriyor. (24 hakimin 18’i red kararı veriyor)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidiyor dosya. AİHM  İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar veriyor.

*

Hrant Dink mahkumiyet kararını eleştiriyor çeşitli basın yayın organlarında. Bu defa da hakkında adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan dava açılıyor, TCK m.288. Kemal Kerinçsiz tayfa bu davanın duruşmalarında şov yapıyor, avukatlığa yakışmayan hareketler sergiliyorlar. 

Reuters Haber Ajansı'na verdiği bir röportajda  “Elbette bu bir soykırımdır diyorum.“ demesi sebebiyle bir soruşturma daha açılıyor, TCK 301.madde Türklüğü aşağılama suçu. Hrant Dink bu arada soykırım kelimesini kullanmıyor. Bunun tarafları ayrıştırdığını düşünüyor. Ama sorarlarsa da söylerim, diyor. Burada savunması Türk sözcüğü kullanmamış olması, Türkler tarafından gerçekleştirildi dememesi. "Örgütler tarafından işlenen bir suçtur ve sorumluluğu topyekün bir millete yöneltilemez. Nasıl ki Holokaust’tan Alman Milleti değil Naziler sorumlu tutuluyorsa..."

Bu üç dava sürerken 19 Ocak 2007’de öldürüldü Hrant Dink. 

TCK 288'den açılan davadan beraat etti. 

Esas dava Yargıtay’dayken TCK 301’de değişiklik yapıldı ve Adalet Bakanından izin şartı getirildi. Bu nedenle dosya Adalet Bakanlığına gönderildi, Adalet Bakanlığı izin vermediği için dava düşürüldü.

*

Sonra Ergenekon iddianamesi yayımlanıyor. Orada da Hrant Dink’in adı geçiyor. Yani yazdığı yazıdan bağımsız operasyonel bir süreç işliyor.

Kitapta hakim, savcı, gazeteci… vb  herkesin adının geçmesini tarihi bir vesika olarak değerlendiriyorum. O kararlara imza atan hakim savcılar ne oldular, kitabı kaleme alan avukat gibi ben de merak ediyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder