24 Eylül 2021 Cuma

ÇALIŞ(MA)MAK

 


ÇALIŞ(MA)MAK

Daha Ciddi Bir Mesai


(Not Working: Why We Have to Stop)


Josh Cohen


2021

Türkçesi: Burcu Halaç

Sel Yayınları

Birinci Baskı: Haziran 2021

264 sayfa

 

Kitabın adı ve tipi bende çalışmamaya övgü şeklinde bir kitap olduğu izlenimi yaratmıştı ama değil. Çalışmaya övgü de değil. Çalışmak ve çalışmamak arasındaki dengenin tutturulmasına övgü.

 Bunu bazı ünlü isimlerin hayatlarını anlatarak ve bazı hikayeleri irdeleyerek örneklendiriyor. Örneğin Andy Warhol, David Foster Wallace, Emily Dickinson, Orson Welles, Katip Bartleby, Oblomov… gibi.

*

Çok çalışmıyor ya da çok boş zamanı var gibi gözüken insanların aslında ne kadar üretken olduğunu anlatıyor yer yer. Üretkenlikleri sanat üzerine. Sanat ile meşgul olmak çalışkanlık mıdır değil midir gibi bir akıl yürütme var kitapta.

*

 Öğretilerin çalışmayı ne kadar yücelttiğini anlatıyor kitap başta. Özellikle dinler çalışın çalışın çalışın diye öğütlüyor. Kapitalist sistemde de durmaksızın çalışmaya odaklı hayatlar dikte ediliyor.

“Kapitalizm, kültürümüzde çalışmanın egemen statüsünü yerleşik kılmakta o kadar başarılı olmuştur ki söz konusu etik artık dini temellerinin desteğine ihtiyaç duymaz.” Sf.30

Motivasyon konuşmalarında da çalışmak iyidir temalı içerikler yer alıyor. Böyle böyle çalışmanın aksini düşünemez hale geliyor insanlar. Çalışmak belki o kadar da övgüye değer olmayabilir ama bir soru işaretinin bile akla gelmesi mümkün olmuyor. Çünkü insanlar içselleştiriyor artık çalışmanın gerekliliğini. Aksi bir hale düştüklerinde kendilerini kötü hissediyorlar.

“Çalışma bir kez dışarıdan dayatılan bir gereklilik yerine içeriden işitilen bir çağrı haline gelmeye görsün, artık bu sesi yetersiz ya da suçlu hissetmeden durdurmak daha da zorlaşır.” Sf.29

* 

Çalışmak bu kadar zorunlu görülünce zaman da değerli hale geliyor. Boş zaman, tatil zamanı, hafta sonu... Hep kaliteli vakit geçirme histerisi başlıyor.

“Çalışmayı kutsallaştırarak gündelik yaşama yeni bir yöntem ve amaç zorunluluğu getirmiştir ki bunun en önemli sonuçlarından biri zamana en büyük değerin verilmesi olmuştur.” Sf.29

*

İdeal uyku saati konusunda bir fikir birliği yok. Kimisi az uyku iyidir, kimisi çok iyidir derken yazar kulağıma su kaçırdı:

“Bugünün yaşam tarzı sayfalarının uyku bozukluklarına takmış olması tesadüf değildir. (…) Uyku çalıştırılamadığımız tek durumdur; şirketlerin ve askeriyenin uyku ihtiyacını asgariye indirmenin yollarını aramaya bu kadar ilgi duyması ve maddi olarak buna yatırım yapması hiç de şaşırtıcı değildir.” Sf.32

Az uyuyun, çok çalışın diyenden ben bir kıllanırım artık.

*

Meryem Uzerli sayesinde ilk defa duyduğum “tükenmişlik sendromu”ndaki tükenme  ilk kez 1974’te Alman-Amerikalı bir psikolog tarafından “giderek artmakta olan aşırı çalışma ya da stresin neden olduğu fiziksel ya da zihinsel çöküş” anlamında kullanılmış.” Sf.44

*

Korona zamanında karantina günlerini nasıl geçirdiğini paylaştı bazı insanlar. Kimisi dil öğrenmiş, kimisi bol bol kitap okumuş. Yazarın sürekli bir şey yapmak, bir şey öğrenmek gerek hissi ile ilgili de diyeceği var:

“Gerçekte ne istediğimizi keşfetmemizi öneren çok sayıda popüler kitap, makale ve TED konuşması ortaya çıktı. Bunlardan hiçbiri aslında istediğimiz şeyin hiçbir şey seçmememize izin verilmesi olduğu olasılığını akla getirmiyor.” Sf.51

Hiçbir şey yapmasak olmaz mı? Bunu düşündürüyor yazar. İlla bir şey yapmak zorunda mıyız?

Bir şey yapmayı seçiyorsak başka bir şey yapmaktan/yapmamaktan feragat ediyoruz demektir.

“Bir şey yapmak ya da bir şey olmak için diğer pek çok şeyi yapma ya da pek çok şey olma özgürlüğünden feragat etmek gerekir.” Sf.63

Yazar diyor ki bu kadar çok şey yapıp yapıp hala hiçbir şey yapmamış hissi taşıyabilirsiniz.

“Bu kadar çok şey yapmaktaki tuhaf şey, bir noktada hiçbir şey yapmıyor gibi hissetmeniz. İşi sevmeyi ya da işten nefret etmeyi bırakıyorsunuz, işi yaptığınızı pek fark etmiyorsunuz bile.” Sf.65

Ayy bu hissi çok iyi biliyorum. Bir dönem çalıştığım işle alakalı adeta ruhum çekilmişti, gözümün feri gitmişti, üzerime toprak atılası bir hale gelmiştim. Töbetanrıma.

*

Kitabı okudum bitti ama bir sorun, nasıl bitti. Kolay değildi, zevkli de değildi. Sarmadı beni. Beklediğim gibi değildi. Beklediğim, çalışmamak candır abi yaaaa’yı sağlam argümanlar üzerine oturtacağım bilgiler vermesi idi. Gerçi belki de kitapta o bilgiler var ben anlayamadım. O da mümkün.

*

Kitabın adının aklıma getirdiği bir şarkı: "Trik trak trik trak olur mu hiç çalışmamak?.." Olabilir belki, ne zorluyorsunuz? 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder