GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK
(Im Westen Nichts Neues)
Erich Maria Remarque
1929
Almanca aslından çeviren: Behçet Necatigil
Everest Yayınları
3.Basım - Haziran 2020
224 sayfa
I.Dünya Savaşı’nda Alman cephesinde askerlik yapan Paul’un saf, duru, yalın anlatımıyla savaşı okuyoruz. Asker çocukların hayatlarının kıymetsizliği, sadece birer sayı olarak varlık göstermeleri çok net hissediliyor.
Kitabın girişinde yazar kitabından şu şekilde bahsediyor:
"Bu kitap; ne bir şikayettir, ne de bir itiraf. Harbin yumruğunu yemiş, mermilerinden kurtulmuş olsa bile, tahriplerinden kurtulamamış bir nesli anlatmak isteyen bir deneme, sadece.”
Paul ve arkadaşları on sekiz yaşındayken okulda bir hocaları onları vatan millet nutuklarıyla savaşa yollamış. Gençler vatanlarını seviyor ama bu nutuk çekenleri sevmiyor.
İnsanlar savaşta ölüyor. Atlar da ölüyor. “Hayvanları harbe sokmak, alçaklığın daniskası.”
Barış yapılacağı söylentileri çıkıyor. Barış olsa ne yaparız, dönünce nasıl geçiniriz diye gelecek endişeleri baş gösteriyor. Çünkü meslekleri yok. Öğrenciliğe devam etmek içinse para lazım. Hiçbirinin durumu iyi değil.
Ölenleri gömemiyorlar. Hangi birisine yetişeceklerini
bilmedikleri için.
“Onları mermiler gömüyor.”
“Mermi çukurlarındaki ölülerin kloroform ve çürümeyle karışık sıcak buharları, bize öğürtü ve fenalık veriyor.” Sf.109
İzninde eve dönüyor Paul ama evine ve ailesine yabancılaşıyor. İnsanlar hayatlarına devam ediyor çünkü.
Evladını savaşta kaybeden bir annenin acı yakarışları
karşısında Paul:
“İnsan pek çok ölü gördükten sonra tek ölü için bu derece dövünmenin manasını artık kavrayamaz oluyor.” diye düşünüyor. Sf.147
Dünyamızın ve tüm insanlığın ortak acısı fakirlik var bir de. Paul’un annesi kanser. Ameliyat olacak. Ameliyatın ne kadara mal olacağını bilmiyorlar. Babası ameliyat ücretini doktora sormaya çekiniyor:
“Sorulmaz ki! Bakarsın doktor kızar, ameliyatı o
yapacak çünkü.”
“İşte bizim halimiz, işte fakirlerin hali. Onlar
ameliyat ücretini bile sormaya cesaret edemezler, tasasını çekerek kahrolmak
onlar için daha kolay.” Sf.158
Bacağına mermi yiyor Paul, hasta treniyle eve
gönderiliyor. Trendeki yatağın tertemiz çarşafına yatmaya kıyamıyor üstü başı
çamur, saçları bitli olduğu için.
Bir askerin karısı ziyarete geliyor. İki yıldır görüşmemişler. Diğer askerler onlara özel alan hazırlıyor.
1.Dünya Savaşı’nda zehirli gaz kullanılması kitapta
şöyle geçiyor:
“Bana iki hafta istirahat verdiler, çünkü biraz gaz yuttum.” Sf.222
Kendi
durumlarıyla İngilizleri kıyaslıyor Paul:
“Bir Alman uçağına karşılık beş İngiliz, Amerikan uçağı. Siperlerdeki aç, bitap Alman askerine karşı sağlam, zinde beş düşman askeri. Bir Alman tayınına karşı, düşmanda elli kuru et konservesi.” Sf.217
Falih Rıfkı Atay’ın Zeytindağı adlı eserinde de benzer
bir kıyas var:
“İngilizler çok kuvvetli idiler. Fakat en çok
beni meyus eden nedir, biliyor musunuz? İngilizler refah içinde, biz değiliz.
Onlar sağlam, iklime göre yapılmış esvaplarıyla, her gün tam yem alan güzel
atlarıyla, lüzumsuz ölümler için ön saflara atılmış müstemlekât askerleriyle
geliyorlar. Biz bazen kış, bazen yaz esvabı giyiyoruz. Atlarımız zayıf,
adedimiz az ve her ölen neferi yüreğimizden veriyoruz. Ölen, eskiyen, yırtılan
her şey, canımızdan, memleketimizden bir şey… İngilizler öyle mi? Hiçbir ziyan
yok ki biz kolayca yerine koyabilelim ve onlar koymasınlar.”
Tevekkeli değil I.Dünya Savaşı’nda biz de Almanlar yenilince yenilmiş sayıldık.
*
Cephedeki askerin anıları olarak Paul’un ağzından dinliyorduk olayları. Son sayfada başka biri haber veriyor ki Paul ölmüş:
“1918 Ekim’inde vurulup öldü.” Sf.223
“Vurulduğu gün bütün cephe sessiz sakindi gayet; öyle ki, resmi tebliğler, batı cephesinde kayda değer yeni bir hadise olmadığı cümlesiyle yetindiler.” Sf.223
Yani Paul’ün ölümünün bir haber değeri yoktu, diğer milyonlarcası gibi.
*
Kitap, Nazi Almanyasının yasaklı kitaplarından. Alman değerlerine karşı olduğu gerekçesiyle yasaklanmış. Savaşın anlamsızlığını, Almanya’nın yetersizliğini anlattığı için.
Kitap ilk
gittiği yayınevinde reddedilmiş. Kimse 1.Dünya Savaşına ilişkin bir kitap
okumaz diyerekten.
1930’da bir milyon baskı yapmış. Savaşta görme yeteneğini kaybedenler için kör alfabesiyle basılan özel baskılar ücretsiz dağıtılmış.
*
Filmi de var. Belki izlerim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder