21 Ocak 2012 Cumartesi

BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT


BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT

( Nineteen Eighty-Four)


Yazarı: George Orwell

İngilizce aslından çeviren: Celal Üster

Yayınevi: Can Yayınları

Basım Yılı: 1. Basım 1984- 30.Basım Şubat 2011

Sayfa Sayısı: 350


Allah'ım, dağlara taşlara. Ne biçim bir dünya bu. Ne korkunç, ne ürkünç. Kabus gibi.

George Orwell öyle bir toplum düzeni tasavvur etmiş ki, tüylerim diken diken oldu. Sürekli bir ''Big Brother is Watching You'' (Büyük Biraderin Gözü Üstünde)

Her yerde sizi gören, sizi izleyen, sizi duyan teleekranlar. O kadar ki surat ifadenizden suç işlemeye eğilimli olduğunuzu anlayan. Bahsettiğim suç da sek bir düşünce suçu. Büyük Birader olarak ifadesini bulan hükümeti eleştirmeyi aklından bile geçirmen suç. Nasıl anlaşılıyor peki bu? Bir ortamdasındır. Biri hükümetin icraatlarından bahsediyordur. Eğer ki bu icraatleri küçümser bir yüz ifadesi takınırsan buharlaştılıyorsun. Buharlaştırılmak, ölümden beter bir ceza. Ha ucu yine ölüm ama. Cismen ölmenin yanısıra ismen de ölmek. Sanki hiç var olmamışsın gibi.

Sadece insanlar için değil var olmamış gibi ölmek. Geçmiş için, tarih için de öyle. İstenmeyen tarih yok ediliyor. Gazeteler kimsenin anlayamayacağı şekilde yakılıyor. İstenmeyen bir haberle ilgili yazılan tüm yazılar ortadan yok ediliyor. Böylece öyle bir haberin gerçekten hiç olmadığını sanıyor insan. Örneğin hükümet enflasyon rakamının iki ay içinde yüzde 5 olacağını söylüyor. ama iki ay sonra bu hedefe ulaşılamayınca iki ay öncesinin bütün yazılanları ortadan kaldırılıyor. Böylece de kimse hesap soramıyor. Çünkü sorduğu hesabı kanıtlayacak argüman yok elinde.

Bu gazete ortadan kaldırma, haberleri yok etme mizansenini yazar, bir boru vasıtasıyla kurmuş. İlgili kurumda çalışanların odasına kurulmuş bir çeşit boru vasıtasıyla değiştirilmesi istenen haberin yazılı olduğu bir kağıt gönderiliyor. Sonra o kağıt da, sözkonusu eski haber de başka bir çeşit borudan atılarak kül ediliyor. Kitabın yazıldığı dönemde internet olmadığından boru moru ile o mizanseni oluşturmuş yazar. Şimdiye vursak, internet ile ilgili bir bakanlık olurdu. İnternet üzerinden değiştirilirdi herhalde.

Manzara çok vahim. O kadar ki mini mini çocuklar bile anne babalarını Büyük Birader aleyhinde konuştu diye şikayet ediyor. Anne babalar da çocukları ile gurur duyuyor, iyi bir iş yaptı diyerek.

Kimse bu durumdan rahatsız gözükmüyor. Onyıllar süren bir çalışmanın ardından bu şekle getiriliyor toplum. Sormayan, sorgulamayan, her şeyi kabullenen bir şekil. Kimse başkaldırmıyor. Baş karakter Winston'un günlüğüne yazdığı gibi '' Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar , ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler'' . Böyle bir iki ucu çoklu denklem. Böyle bir sindirilmişlik, susturulmuşluk hali. Ütopik ama çok da imkansız gelmiyor kulağa. Nedense.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder