25 Temmuz 2025 Cuma
SARI YÜZ
23 Temmuz 2025 Çarşamba
ZAMAN KAYBOLMAZ
22 Temmuz 2025 Salı
KYA'NIN ŞARKI SÖYLEDİĞİ YER
(Where the Crawdads Sing)
Delia Owens
2018
Çeviren: Filiz Çiçek
Salon Yayınları
18.Baskı - Ocak 2024
402 sayfa
Anasız babasız küçük bir çocukcağızın bir başına büyüme hikayesi. Bu çocuk kız çocukcağızı ise akla ilk gelen korku, evet tecavüz. Bu yüzden akıcılık anlamında bir sorun olmasa da duygusal anlamda yoran ve üzen bir roman.
*
Kya, gözlerden uzak bir bataklıktaki kulübede yaşayan beş çocuklu bir ailenin en küçüğü.
Daha beş yaşındayken önce annesi, sonra ağabeyleri ve ablaları evi terk ediyor. Sebep şiddet uygulayan sarhoş baba.
Kya çocuk haliyle hayatta kalmaya çalışıyor. Baba evde bir var bir yok. Çoğunlukla yok.
Okul yaşına geldiğinde Kya'yı okula götürmek üzere yetkililer alıyor. Kya okulda zorbalık ve alayla karşılaşıyor. Bir daha okula gitmiyor. Yetkililerden kaçıyor. Sonunda peşini bırakıyorlar.
Öyle böyle on yaşına geliyor Kya. Tekne kullanmayı öğreniyor. Tek başına bakkala gidiyor. Kasabanın Zıpzıp adlı bakkalına midye ve balık satarak para kazanmaya çalışıyor. Adamcağız halden anlayan biri, o ve karısı Kya'ya kıyafet yardımı yapıyor.
Öyle böyle kız on dört yaşında geliyor. Bataklıktaki kulübede artık tek başına yaşıyor. Baba yıllardır eve gelmiyor. Belki de öldü bir yerlerde.
Tate var, Kya'nın tek arkadaşı. Çocukken bir kere görmüştü. Biraz büyüyünce ara sıra gelmeye başlıyor Tate, Kya'ya okuma yazma öğretiyor. Gerçekten bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olunur. Kya'nın hayatı için mükemmel bir şey oluyor okuma yazma öğrenmesi. Çılgınlar gibi okuyor ve yazıyor. Yaşadığı bataklıktaki her bir canlıyı cansızı kayıt altına alıyor.
Tate, Kya'yı seviyor. Düzgün, terbiyeli, iyi kalpli bir çocuk. Kya'nın saflığını ve çaresizliğini kullanmıyor. Öpüşüyorlar. Daha ileri gitmiyorlar.
Tate üniversite için gidiyor. Vedalaşıyorlar.
Bundan sonra ayıp ediyor Tate. Geleceğim dediği halde gitmiyor Kya'nın yanına. Kendince açıklaması var, utandım gibisine ama kızcağızın durumu belli. Daha cesur olmasını beklerdim Tate'in.
*
Kitabı okurken korktuğum şey oluyor, kötü adamla karşılaşıyor Kya.
Chase, kasabanın popüler çocuğu. Kya'yı pikniğe davet ediyor. Kya kabul ediyor. Böylece yakınlaşıyorlar. Chase Kya'yı evlenme vaadiyle kandırıyor, sevişiyor, oyalıyor. Chase'in başkasıyla nişanlandığı haberini Kya gazeteden öğreniyor. Bir daha onu görmek istemiyor. Bir süre gerçekten de görmüyor.
*
Tate, Kya’nın topladığı bataklık kuş tüyleri ve taş örneklerinden Kya adına kitap bastırıyor. Kya’nın eline bol para geçiyor.
Bir gün Kya'nın ağabeyi Jodie geliyor. Üzgün, pişman, af diliyor. Asker olmuş. Annesinden haber almış, iki yıl önce ölmüş anneleri. Anneleri evi terk edip kendi anne babasının evine gitmiş ama delirmiş, hasta olmuş, ölmüş.
Kya, hayatını ve Tate’i anlatıyor Jodie'ye. Jodie gitmeden önce Tate’in iyi bir olduğunu söylüyor Kya'ya.
*
Chase, aylar belki yıllar sonra tekrar Kya’ya geliyor. Tecavüze yelteniyor, dövüyor. Kya tekmeleyerek kaçıyor ondan. Kaçarken iki adam görüyor Kya’yı. Kya için artık tetikte beklediği günler başlıyor. Çünkü Chase'in mutlaka geleceğini ve kendisine kötülük edeceğini biliyor.
*
Bu olaydan kısa bir süre sonra Chase'in cesedi bulunuyor. Yangın kulesinden düşmüş. Kaza gibi görünüyor ama şerif cinayetten şüpheleniyor ve evet, Kya şüpheli.
Şerifin şüphelenme sebebi Chase'in düştüğü yerde hiç ayak izi olmaması. Chase oraya nasıl gelmiş? (Sonradan öğreniyoruz, gelgit sebebiyle izler silinmiş.) Ayrıca Chase'in yıllardır taktığı bir deniz kabuklu kolye varmış. Hep takarmış. Annesi biliyormuş bu kolyeyi Kya'nın verdiğini. Ancak cesedinde bu kolye yokmuş. Artı olarak o gece Kya'yı ve teknesini gördüğünü söyleyenler var. Buna karşılık Kya Chase'in öldüğü gün, kitabı için editörü ile görüşmek üzere şehir dışındaymış. Buna ilişkin de tanıklar var.
Neticede Kya tutuklanıyor.
Savcı ve Kya'nın avukatı arasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Kya'ya mahkeme bir avukat atıyor başta ama kasabanın yaşlı avukatı gönüllü oluyor. İyi de oluyor. İyi adam ve iyi bir avukat.
Kya aleyhindeki deliller somut değil ama jüri yine de suçlu bulabilir.
Jüri kararını açıklıyor. Kya'yı suçsuz buluyorlar. Oh be! Kitabın bu kısmı heyecanlıydı. Gerçekten jürinin ne karar vereceği merak uyandırıyordu.
*
Tate artık Kya’yı sevdiğini söylüyor. Kya da onu. Birlikte yaşamaya başlıyorlar bataklıkta.
Kya kitaplar yazıyor, ödüller alıyor. Ama insan içine çıkmıyor yine. Birlikte yaşlanıyorlar. Çocukları olmuyor.
Kya altmışlı yaşlarda vefat ediyor. Tate evi incelerken bir kutuda Kya’nın takma adla yazdığı şiirleri buluyor. Bu şiirlerin birinde dişi bir ateş böceğinin erkeği çağırıp öldürdüğünü yazmış. Bir de yıllar önce Chase’e verdiği ve Chase’in hep taktığı ama öldüğü gece boynunda olmayan deniz kabuklu kolye çıkıyor kutudan. Yani evet…
*
Bunu beklemiyordum.
Kya suçsuz bulunduktan sonra Chase'in ölümü gerçekten kaza olarak kalıyor. Arada savcı ve şerif yeniden kurcalasa da yeni bir şey bulamıyorlar. Ama romanın atmosferi icabı bunun kötü adamın tesadüfen ölümü ve iyi baş karakterin kurtulması olarak kalması çok yavan olurdu gerçekten.
Ben cinayeti Tate'in işlediğinden şüphelenmiştim bir süre. Ama o bu suçu Kya'ya atacak ve onun idamla yargılandığı seyredecek biri de değil.
Yani Kya'nın bataklığın havasına, suyuna, doğasına ve hayvanlarına dair on yıllardır yaptığı müthiş gözlemler neticesinde yaptığı leziz bir planmış. Sevdim.
*
Filmi de varmış.
İzledim. Kitaba sadık kalınmış. Ama tabii ki her zaman olduğu gibi
GÖLGE
İsmail Güzelsoy
2016
İthaki Yayınları
1.Baskı - Şubat 2025
304 sayfa
Kitabı önce bir çocuk ve bir maymunun dostluğu diye okudum. Bu minvalde ilerleyecek sanırken beklemediğim bir şeye evrildi: Geleceği bilmek ve ölümsüzlük.
*
Sultan II. Abdülhamid zamanı İstanbul’u.
İsmail adlı bir çocukcağız. Bu çocuğu Kahkah adlı bir adam sokakta bulmuş ve büyütmüş. İsmail'in bildiği bu.
Kahkah camilere mahya yapıyor. İsmail de bu işe girişiyor onun yanında.
Bir gün bir maymunla karşılaşıyor İsmail ve dost oluyorlar. Kahkah'ın babası yaşlı Ab’ab, maymuna Leylifer ismini veriyor.
Maymunlar gemiciler tarafından İstanbul’a getirilmiş. Çok uzağı görebildikleri için her gemide maymun bulunurmuş. Bu yüzden maymun dükkanları bile oluşmuş. Zamanla İstanbul’da maymun besleme modası başlamış. Erkek maymunlar sünnet edilmiş. Bir zaman sonra da maymunların kadınlarla cinsel ilişkiye girme ihtimali akla gelince maymunlar itlaf edilmiş. İşte böyle bir zamanda annesini kaybetmiş yavru Leylifer.
Kahkar, İsmail ve maymuna cambazlık gösterileri yaptırıyor. Mahyaların asılı olduğu halatlarda gösteri yapıyor bu ikili.
Kör Aşil diye biri var, gölge oyunu, tuluat, tiyatro ortaya karışık bir gösteri yapıyor sahnesinde. Çırağı var, yetenekli bir gölge sanatçısı, adı Değil. İsmail ve Leylifer de orada çalışmaya başlıyor çırak olarak.
Sonra Kahkah, cerrah Akif Bey’e satıyor İsmail ile Leylifer’i. İlginç biri Akif Bey.
“Yalnızca yüreğini kemiren huzursuzluğa alışmış biriydi o.” Sf.140 deniyor Akif Bey için.
Akif, geleceği bilmeye ve ölümsüzlüğe meraklı. Bu merakı çok ciddi ve bununla ilgili bir cemiyete üye. Vakıf denilen bu cemiyetin amacı ölümsüzlüğü bulmak. Ölümsüzlükle ilgili diyorlar ki:
“Hiç ölmediğin zaman nasıl bir hikmete ulaşırsın biliyor musun? Maymun bile olsan, binlerce yıl yaşarsan Latince şiir yazabilir, insanlık tarihinin en güzel şarkılarını besteleyebilir, bakanların gözyaşları içinde kalacağı ya da sevinçten aklını oynatacağı resimler yapabilirsin. Bizim hayatımızı böyle güdük bırakan tek şey ölümdür.” Sf.205
Katılmıyorum. İnsanın ölümsüz olduğunda sanatla uğraşacağını sanmak çok romantik. Ben olacağı söyleyeyim. Aksine, nasıl olsa ölümsüzüm yarın başlarım, sonra yaparım diye erteleye erteleye hiçbir cacık yapmaz.
*
Vakıf, ölümsüzlükle ilgili çok önemli bilgiler içeren bir kitabın peşinde ve bu kitap Topkapı Sarayında.
Sarayın müneccimbaşısı bir yardımcı arıyor. Soruyor soruşturuyor, Akif'i öneriyorlar. Önerenler Akif’in dahil olduğu vakfın üyeleri. Amaçları Arif sayesinde Topkapı Sarayında bulunan kitabı ele geçirmek.
Akif, müneccimbaşını etkilemek için planlar yapıyor. Söyleyeceği kehanetleri yerine getirmesi için İsmail'den yararlanıyor. İsmail bu uğurda neler yapmıyor ki! Ama yaptığı en sarsıcı şey hastalıktan ölen Şeyda adlı kızın cesedini parçalamak. Akif parçalıyor, İsmail de seyirci kalıyor. İsmail sık sık kendisinden hesap sorar şekilde Şeyda'yı rüyasında görüyor.
Arif, Sonunda kitabı alıyor.
Bu arada İsmail, Arif’in çocukken alıp eve kapattığı Zühre adlı kıza aşık. Zühre de ona. Seviyorlar, sevişiyorlar. Zühre hamile kalıyor.
Şeyda yine İsmail'in rüyasına giriyor ve diyor ki; Akif senin anneni öldürdü, Akif senin baban.
Akif, Yıldız adlı bir kıza aşıkmış. Ama Yıldız'la sevişmeye sıcak bakmıyormuş. Hatta genel olarak sevişmekten iğreniyormuş. Çünkü sevişmeyi vücut pislikleriyle pislenmek olarak değerlendiriyor. Sevişmeyi ayıp, günah değil pislik olarak görüyor. Ama Yıldız çok ısrar edince sevişmişler. Akif iğrenmiş. Yıldız hamile kalıp doğurmuş. Ve tekrar istemiş sevişmeyi. O zaman Akif, Yıldız’ın salt bir et olduğunu düşünmüş ve öldürmüş onu. Çocuğu da Kahkah’a bırakmış. Ama hep takip etmiş. Çocuk da kirlenince (sevişince) artık onu da ortadan kaldırmak istemiş.
Akif, İsmail'i öldürüyor ama ruhu ya da bilinci, adı her neyse, onu bir kavanoza hapsediyor. Yani bir çeşit gölge oluyor.
Bu işlemlerin hemen ardından Leylifer geliyor ve Akif’i öldürüyor. Sonra kendisi de ölüyor.
İsmail ve Şeyda rüyalar alemi ya da öte alem, adı her neyse, orada konuşuyorlar. Yanlarına gelen bize, okuyucuya, olanları anlatıyorlar.
*
İstanbul betimlemesi ve fantastik öğeleriyle İhsan Oktay Anar havası aldım kitaptan.
*
Yazarın okuduğum başka bir kitabı için bkz: Değmez
16 Temmuz 2025 Çarşamba
KIZIL
(Scharlach)
Stefan Zweig
Almanca aslından çeviren: Regaip Minareci
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
16.Basım - Ocak 2025
67 sayfa
O dönemde adı yok galiba ama kitap anksiyeteyi anlatıyor aslında.
*
Viyana'ya tıp okumaya gelmiş bir delikanlı, Berger. Kaldığı evde yan oda arkadaşı hukuk öğrencisi Schramek.
Berger, Schramek’e dostluğun ötesinde bir hayranlık besliyor. Schramek ortamın popüler çocuğu diyebiliriz. Berger ise konuşmaktan çekiniyor, kalabalıklardan korkuyor, biri ona yaklaştığı zaman da kaçıyor. Bu huylarının da farkında ve kendinden nefret ediyor. Kendisini çok ezik görüyor. Bu karakterinin yanı sıra bir de hem yaş hem tip olarak çocuk gibi göründüğünden insanlar onu pek ciddiye alamıyor.
Çok yalnızlık çeken Berger sonunda okula da devam etmez hale geliyor. Handiyse intihar edecek. Evet, anksiyete ve depresyon.
*
Bir gün ev sahibinin on üç yaşındaki kızının hasta olduğunu görüyor. O esnada tıp okuduğu aklına geliyor ve kıza yardım ediyor. Okula devam etmek için büyük bir motivasyon buluyor kendinde o an. Bu esnada kızla kurduğu yakınlık da onu hayata bağlıyor. Yalnız bu yakınlık pek makbul değil. Bu kısmı okurken yaşanmamasını umduğum bir şey oluyor. Berger, kızı dudağından öpüyor. Kızdan izin alıyor bunun için ama neticede kız reşit değil ve dolayısıyla rızası olamaz, bunu artık biliyoruz, değil mi?
Kız iyileşiyor. Fakat bu defa Berger hastalanıyor. Kızdan kızıl hastalığı bulaşıyor Berger'e. Çocuklar bu hastalığı nispeten kolay atlatabilirlerken yetişkinlerin atlatamadığı biliniyor. Nitekim Berger de tam hayata devam etmek için güç bulmuşken hayata veda ediyor.
*
İşte bu son sarstı. Aman mutlu sonla bitmesin Zweig, sakın.
*
Stefan Zweig'in diğer kitapları için bkz:
- Yakan Sır & Alacakaranlık Öyküsü
- Bir Kalbin Ölümü & Mürebbiye
- Korku
- Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
- Satranç
10 Temmuz 2025 Perşembe
ŞIK
Hüseyin Rahmi Gürpınar
1889
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
6.Basım - Ocak 2025
89 sayfa
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kitaplarını okumak çok eğlenceli. Dili, üslubu, kurgusu çok keyifli geliyor bana.
Şık adlı bu romanı yazarın ilk romanıymış. Utana sıkıla dönemin edebiyat erbabına göndermiş bu hikayesini. Olumlu bir cevap alacağını düşünmüyormuş ama övgüyle karşılanmış eseri.
Romanda Şatırzade Şöhret Bey namı diğer Şık adlı bir Batı özentisinin başına gelen gülünçlükler anlatılıyor. Bu minvalde Osmanlı toplumunun Batılılaşma sürecine, bu süreçten bireysel olarak kişilerin ne anladığına değinilmiş oluyor.
Şöhret Bey, Batı modası meraklısı ama Batıya dair bir bilgisi yok. Bildikleri yüzeysel şeyler. Kendisi tamamen gösteriş odaklı.
8 Temmuz 2025 Salı
KİRLİ ÇARK
YanıtlaYönlendir Tepki ekle |







