Mehmet Baydur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Baydur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2012 Cumartesi

TENSİNG


TENSİNG

Yazarı: Memet Baydur

Yayınevi: Mitos Boyut Yayınları

Basım Yılı: 1. Basım- Ocak 1994

Sayfa Sayısı: 80


Everest'in tepesine tırmanan ve bu başarısı nedeniyle ''Sir'' ünvanı alan Edmund Hillary'nin, bu tırmanış sırasında kendisine rehberlik eden Nepal'in yerlisi Tensing ile iç çekişmesini anlatan oyun.

Edmund burada batıyı temsil ediyor. Güçlü,hırslı, savaşçı.

Tensing de doğuyu. Sakin, dingin, ununu elemiş eleğini asmış.

Edmund, Everest'e tırmanan ilk insan olarak tarihe geçiyor. Halbuki Tensing oraya daha önce tırmanmış, hatta onun babası, hatta onun da babası daha önce zaten tırmanmış. Onlar için bu gayet sıradan bir şeyken, batılı insanlar için olağanüstü bir olay.

İşte Edmund da, Tensing ile ama aslında kendi içinde bu durumu tartışıyor.

Kitabın başında Prof. Sevda Şener'in oyun hakkında daha derin bir yorumu var. Benden bu kadar çıkıyor.

KUTU KUTU


KUTU KUTU

Yazarı: Memet Baydur

Yayınevi: Mitos Boyut Yayınları

Basım Yılı: 1. Basım- Haziran 1995

Sayfa Sayısı: 59


Memet Baydur'un 1994'te yazdığı 2 perdelik bir oyun.

1990'lı yıllar Türkiye'de irtica ve şeriat korkularının doğduğu yıllardı malum. Ondan etklenmiş olsa gerek Baydur, yönetim ve zihniyet değişikiliğine değiniyor bu oyunda.

Kutular, şehrin çeşitli yerlerine konulmuş ,içlerinde insanların yaşadığı sanatsal figürler. Belediyenin bu kutu ve heykellerinden sorumlu kişisi Ayşe bunun çok çağdaş, çok modern olduğunu savunuyor ilkin.

Onun kadar savunmasa da karşı da çıkmayan Murat, iktidara geldiğinde bunların ortadan kaldırılmasını istiyor. Ayşe de yönetimdeki yerini korumak için Murat'a yaranmaya çalışıyor ve o da başta çok savunduğu bu şeylerin kaldırılmasını istiyor.

Basit ve hatta biraz çocukça bir iktidar eleştirisi ama hiç yoktan da iyidir. Bir gün bir sahnede oynarsa izlemek isterim mesela. Hani okuduğun bir kitabın sonra filmi çıkar da, aslında senin kitabı okurken zihninde canlandırdığından epey farklı olduğunu görürsün ya sinemada. İşte merak ediyorum, okuduğum bir tiyatro oyununu sonra sahnede görsem nasıl olur? Oynasa da izlesek.

10 Mart 2012 Cumartesi

SİNEMA YAZILARI


SİNEMA YAZILARI

Yazarı: Memet Baydur

Yayınevi: İletişim Yayınları

Basım Yılı: 1. Baskı -2004

Sayfa Sayısı: 181


Memet Baydur, tiyatro ile olduğu kadar sinema ile de yakından ilgilenmiş. Hatta o kadar ilgilenmiş ki, bu konuda dersler bile vermiş, hocalık etmiş.

Bu kitap da zaten ders notu niteliğinde. Bildiğin sinema tarihi dersi.

Sinemanın doğuşu ve geçmişten bugüne nasıl bir yön izleyerek geldiğini, öyle teknik bilgiler değil de herkesin anlayabileceği yalınlıkta anlatan şahane eğitici bir kitap bence.

İlk filmlerden başlıyor kitap. Tarihin ilk filmlerinden. Sinema perdesinde sadece dalgaların kıyıya vuruşu, trenin istasyona yanaşması gibi çok kısa görüntüler oynatılmış ilkin. İnsanlar için bu görüntülerin hareketli olması bile yetmiş ilgi çekmeye.

İşte te oradan, şimdinin bilgisayar efektli görsel harikalıklar içeren filmlerine. Nereden nereye hocam.

Yönetmenleri ve filmleri de tek tek ele alarak kronolojik bir kısa tarihini yazmış sinemanın Memet Baydur bu kitapta. Ders kitabı gibi resmen.

SESSİZ GÜVERCİNLER ÜLKESİNDE


SESSİZ GÜVERCİNLER ÜLKESİNDE

Cumhuriyet Yazıları


Yazarı: Memet Baydur


Yayınevi: İletişim Yayınları

Basım Yılı: 1. Baskı, 2006

Sayfa Sayısı: 331


Tiyatrodan hocamız hepimize hakkında araştırma yapmamız için bir yazar ismi vermişti. Benim ödevim de Memet Baydur'du.

Bugüne kadar ismini hiç duymamıştım. Kim olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu. Bir fikrim olduğundaysa kendisi çoktan rahmetli olmuş. Epey geç kalmışım kendisini tanımakta. Bu da benim ayıbım.

1951-2001 yılları arasında yaşamış. Kısa öyküleri, denemeleri, sinema ve tiyatro hakkındaki muazzam bilgi birikimi ile kendisine hayran kaldığımı belirtmeliyim.

1999-2001 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde haftalık köşeyazıları yazmış. O yazıların biraraya getirilmesiyle ortaya çıkmış bu kitap.

''Kuşbakışı'' adını verdiği köşesinde kültürden, sanattan, bilimden bahsetmiş hep. Okuduğu kitapları anlatmış mesela. Okumadığı kitap kalmış mı merak ettim. Hele hele bilime duyduğu ilgi beni çok şaşırttı. Yerçekimi ile, Kuantum ile, Newton ile yakından ilgilenmiş. Hatta bilim hakkında oturup tartışmalar yaptığı küçük bir arkadaş grubu bile varmış.

Kitabın adı, Güner Sümer'in şiirinden geliyor. Şiirde bir tiyatro yönetmeni bir oyunun provasında oyuncuyla konuşuyor:

Tanır mısın
Tanıtmak isterdim
Koşmadan yorulmadan
Sessizce
Oraya doğru yürü
Dur
Bir adım at! Çok uzun oldu.
Uzaklara gittin
Geri gel
Geri gel
O kadar değil
Yarım adım daha
Of
Olmadı uzaklaştın
Ülkeleri aştın
Bilir misin
Neleri ezdin
Yeniden başlayalım
Bak
Dikkatli ol
Bütün bir dünya
Ayaklarının altında
Bir adım
Bir adım daha