Sadık Hidayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sadık Hidayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2022 Cumartesi

KÖR BAYKUŞ

 



KÖR BAYKUŞ

(Buf-i Kur)

Sadık Hidayet

1936

Farsça aslından çeviren: Behçet Necatigil

YKY Yapı Kredi Yayınları - 12.Baskı

95 sayfa


Bu kitabı yıllar önce okumuştum. Bkz: Kör Baykuş

Unutmuşum ne anlattığını. Kardeşimin kitaplığında görünce bir daha okumak istedim.

İlk okuduğumda beğenmişim, ancak bu defa ı-ıh. Daralganlık yarattı. Ölüm, karanlık, gam, keder... Hiç sevmiyorum. O zamanlar seviyor muydum acaba?

*

Hep aynı resmi yaptığını fark eden bir adamla başlıyor hikaye. Resimde ihtiyar bir adam servi ağacının altında oturuyor, bir kadın ona çiçek uzatıyor.

Bir gün bu adamın amcası geliyor. Amcasına şarap ikram edecekken şarabı aldığı duvarın ardında resimlerinde çizdiği manzarayı görüyor. Döndüğünde amcası gitmiş. 

Adam, evin etrafına bakınıyor, o manzarayı bir daha göremiyor.

Bir gün resimdeki kadın evine geliyor. Ölmüş ama kadın. Adam, kadına bakarak kadının resmini yapıyor. Sonra da ölü kadını parçalara ayırıp bavula koyuyor. 

Bavul ağır olduğu için dışarıda servi ağacının altında oturan bir ihtiyardan yardım istiyor. İhtiyar onu mezarlığa götürüyor. Mezarlıktan bir de tarihi testi buluyor.

Dönüş yolunda da ihtiyara denk geliyor. İhtiyar, testiyi adama veriyor.

Testinin üstünde adamın, başta anlattığım, hep yaptığı resim var.

Geçmişini anlatıyor sonra adam. Annesi Hintli bir dansçıymış. Babası ona aşık olmuş. Babasının ikizi varmış. İkiz de bu kadına aşık olmuş. Kadını kandırmış, kadın aşık olduğu adam zannederek ikizi ile birlikte olmuş. Gerçeği öğrenen kadın, ikizleri bir odaya koymuş, odaya kobra yılanı salmış. Kobra yılanı ikizlerden birini öldürecek, sağ kalanla kadın evlenecek. Sağ kalanla kadın evlenmiş ama sağ çıkan kardeş, yaşadığı bu deneyimden çok etkilenmiş ve hafızasını yitirmiş. Çocuğu olduğunu bile hatırlamamış. O yüzden adamımız, sağ kalanın babası mı amcası mı olduğunu hiç bilememiş.

Adamı halası büyütmüş. Halası ölünce halasının kızı zorla adamla birlikte olmuş. Adam, halasının cenazesinin önünde kendi halinde dururken halasının kızı gelip adama cinsel saldırı. 

Böylece adam kızla evlenmek zorunda kalmış. Aslında kız başkalarıyla birlikteymiş. Bunu örtbas etmek için kuzeniyle evlenmiş. Bir daha da hiç adamla birlikte olmamış. Bu yüzden "kahpe" diye bahsediyor adam bu kadından hep. 

Kadın hamile. Başkasından. Çocuk düşüyor ama sonra.

Adam hasta oluyor, ihtiyarlıyor, deliriyor. Sebep? Kadın onunla birlikte olmuyor diye.

Aklıma "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisinden şu sahne geliyor: "Aylin Uzak Durunca, Murat Kriz Geçirdi - Öyle Bir Geçer Zaman Ki 29. Bölüm"



Kendisini baykuşa benzetiyor adam. “Şayet baykuş da hasta olsa benim düşündüğüm şeyleri düşünür.” Sf.82 Evet, baykuş, gamlı baykuş.

Kendisini öldürmeyi düşünüyor adam. Karısını da kendisiyle beraber.

Karısı yataktayken onun yanına yatıyor. Kadın muhtemelen onu başkası sanıyor. Adam bıçaklıyor kadını.

Sonra aynaya bakıyor, adam o resimlerdeki ihtiyara dönüşmüş.

*

Sevmedim. Şiirsel diline, edebi gücüne saygı duymakla beraber ruhumu daraltan hikayeler sevmiyorum.

*

Kitapta rüya ve gerçek iç içe geçmiş, karakterler birbirine karışmış veya dönüşmüş. Belki de tek bir kişi var, diğer karakterler o kişinin iç dünyasındaki değişik benlikler.

*

Yazar 1951'de Paris’te kaldığı evde tüm delikleri kapatarak gaz musluğunu açıp intihar etmiş. 

Zengin ve nüfuzlu bir aileden geliyormuş. İyi eğitim almış. Tek derdi, ülkesi İran'da yaşanan sorunlar. Ülkesindeki durumun olumlu olmayacağına inanıyormuş. Kitap da böyle bir dönemde yazılmış. Acısını, ümitsizliğini, karamsarlığını, ölümü ve acıyı bu şekilde dile getirmiş. Gerçek düşüncelerini anlatsa rejim kurbanı olabilirdi çünkü. Gerçi böyle de bir şekilde olmadı mı?..


15 Mart 2015 Pazar

KÖR BAYKUŞ




KÖR BAYKUŞ

(BUF-İ KUR)

1936

Sadık Hidayet

Farsça Aslından Çeviren: Behçet Necatigil

Yapı Kredi Yayınları - 12. Baskı - Ağustos 2014

95 sayfa


Okuduğum ilk Sadık Hidayet eseri. Öyle beğendim ki yazarın diğer kitaplarını da bir an önce okumak istiyorum. Bütün kitaplarını okuyacağım yazarlar listesine kendisini de ekledim.

Kör Baykuş'ta, enteresan bir adamla tanışıyoruz.

Bu adam bütün hayatını yazmaya, yazarak rahatlamaya çalışıyor.

Anne babasından başlıyor. Onları görmemiş.

Duyduğu hikayeye göre annesi dansözmüş. Ticaretle uğraşan babası, bu dansöz kadına görür görmez aşık olmuş. 

Babasının bir de ikizi varmış. Sadece görünüş olarak değil, karakter olarak da birbirlerini andırıyorlarmış.

Bu kardeş de kadına aşıkmış.

Kardeşine benzerliğini kullanarak kandırmış kadını.

Kadın, bu ikisi arasında bir seçim yapabilmek adına bir yılan testi yapmış. İki adamı bir yılanla beraber bir odaya sokmuş. Dışarıya sağ çıkanla beraber olacakmış.

Romanın kahramanı olan adam, yılanlı odadan sağ çıkanın gerçek babası mı yoksa amcası mı olduğunu hiçbir zaman öğrenememiş. Bunu o zaman da kimse anlamamış.

Adamımıza küçüklüğünden itibaren halası bakmış. Halasını annesi sanmış. 

Halasının kızını da kendisini de aynı süt anne emzirmiş.

Sırf annesi gibi sevdiği halasına benziyor diye süt kardeşi (hala kızı) ile evlenmiş.

Gerçi bu evlilik biraz tuzak gibi olmuş ona. Adeta bir katakulliye getirilip evlenmiş.

Adam, karısını hep "kahpe" diye anıyor. Kadının başka aşıkları var. Kocasına hiç yüz vermiyor. Hesapta evliler ama daha bir kere adam, kadına dokunmuş değil.

Bu durum adamı hasta ediyor. O kadar derin hasta oluyor ki ölümü düşünüyor.

Bu süreçte sık sık hayal de görüyor. Bir kız var hayallerinde. Kendi resimlerinde çizdiği, ihtiyar mezarcının kendisine verdiği testinin deseninde de gördüğü bir kız.

Delirdiğini düşünüyor.

*

Kitabın sonundaki Sadık Hidayet Biyografyası'nda romanla ilgili olarak şu yorum var:

"Kör Baykuş'un eylemi, olayları zaman ve mekan dışında kalır. Olayları bölüşenler tipik kimselerdir, daha doğrusu bir tipin değişik kimselerdeki varyasyonlarıdır, bu kişiler mitik bir psikoloji kanunlarına göre birbirlerine dönüşürler. Baba, amca, arabacı, mezarcı, ihtiyar hurdacı ve nihayet romanın kahramanı aslında tek kişidir, esrarengiz genç kız, bayader ile kahramanın karısı kahpe de öyle...." (sf. 91)