Yaşar Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşar Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2018 Çarşamba

İNCE MEMED 4



İNCE MEMED 4

Yaşar Kemal

1987

Yapı Kredi Yayınları

516 sayfa


Veeee işte 4 cildi de bitirdim.

Diğerleri için bkz:




Depdev bir eser.

Bapbayıldım.

Bir 4 cilt daha olsa yine aynı zevkle okurdum.

Gram sıkılmadım.

Ama üzüldüm.

Köyümüz köylümüzün haline çok üzüldüm. Gelen dövüyor, giden dövüyor. Jandarmalar döve döve “kan işetiyor” insancıklara.

Niçin?

İnce Memed’i bulmak için.

*

İnce Memed artık dağda değil.

Ferhat Hoca’nın yardımıyla kasabada güvenilir birinin yanına gidiyor. Abdülselam bu güvenilir kişinin adı. Onun yeğeni olarak tanıtıyor kendisini.

Seyran ve Hürü Ana’yı da alıyor yanına ve güzel bir evde yaşamaya başlıyorlar.

Kasabadakiler onun İnce Memed olduğunu bilmiyorlar tabii.

Her ne kadar İnce Memed artık düze inmiş olsa da dağlarda hala onun namı yürüyor.

Ferhat Hoca eşkıyalık yapıyor, kendisini İnce Memed’in çetesi olarak tanıtarak. Yanındaki gençler de adını Memed yapıyor kendi istekleriyle. Hatta tüm köylüler, kadını erkeği Memed yapıyor adını.

*

Murtaza Ağa, Memed’den korktuğu için yine Topal Ali’den yardım istiyor.

Topal Ali kabul ediyor bu defa.

Murtaza Ağa Topal Ali’ye canım kardeşim diyor, kral gibi muamele ediyor.

Topal Ali, Murtaza Ağa ve karısının İnce Memed’den bu kadar korkmasına üzülüyor ve Kuran’a el bastırarak onlara kimseye söylemeyeceklerine dair yemin ettiriyor ve İnce Memed’in artık dağda olmadığını, eşkıyalığı bıraktığını itiraf ediyor.

Yalnız bunu öğrenen Murtaza Ağa, yine Topal Ali’ye sırtını dönüyor, onunla çıkarı bittiği için yine onu kovuyor.

Çok rezil kepaze bir adam, çok.

*

İnce Memed’den yılan kasabanın ileri gelenleri milletvekili Arif Saim Bey’den yardım istiyor.

Jandarmalar İnce Memed’i yakalamak için tüm dağları, köyleri araştırıyorlar. Köylerdeki insanları sopadan geçiriyorlar konuşturmak için ama kimse bir şey söylemiyor.

İnsanlar çılgınlar gibi seviyor İnce Memed’i.

*

Kasabada İnce Memed, Muallim Zeki Nejat ile dostluk kuruyor, ondan okuma yazma da öğreniyor.

Muallim Zeki Nejad iyi bir insan. Mazlumların haklarını müdafaa ediyor.

Bu nedenle Şakir Ağa ile bozuşuyor.

Şakir Ağa, çeltik ekmek için köyleri su altında bırakıyor. Köyleri sular altında kalan köylülerin hakkını arıyor Muallim.

Bu nedenle de öldürülüyor.

İnce Memed de daha fazla dayanamayıp Şakir Ağa’yı öldürüyor ve yine dağlara çıkıyor.

*

Bu arada İnce Memed’in atı köylüler arasında kutsallaştırılıyor. Sanki o at yakalanırsa İnce Memed de yakalanırmış gibi.

Bunu anlayan Murtaza Ağa, Yüzbaşı, Kaymakam ve diğerleri İnce Memed’in atını getirene para ödülü vereceklerini ilan ediyor. Maksatları atı kurşuna dizip insanların İnce Memed sevdasını kırmak.

Bir sürü başvuran oluyor bu ödül için. Yaşlı, çelimsiz atları getiren insanlar “İnce Memed’in atı bu” deyip parayı almaya çalışıyorlar.

Sonunda yılan kötügiller, bir tane atı “Evet İnce Memed’in atı bu, ağzında Allah mührü de var.” diye uydurup öldürüyorlar.

Sonra da bundan pişman oluyorlar. Sonuçta kendileri Allah mührü diye bir şey uydurdular ama halk Allah mühürlü bir atın öldürülmesini doğru bulmadı.

Öldürülen at için de efsaneler anlatıyor halk. Cinler periler atı aldılar, gökyüzünde uçuyorlar falan.

*

Memed de kutsal artık.

Yaralandığında Memed’i Kırkgöz Ocağı’na götürmüşlerdi, orada iyileşmişti.

Ocağın evliyası Anacık Sultan, Memed’e kutsal yüzük ve tılsımlı gömlek veriyor, onu kötülüklerden korusun diye.

Bu da halkta çeşitli efsanelerin dolaşmasını, İnce Memed’in asla yakalanamaz, öldürülemez olduğunun yayılmasını sağlıyor.

*

İyice kuduran Arif Saim Bey ve diğerleri köylerde terör estiriyor.

Neyse en sonunu söyleyeyim, İnce Memed, Arif Saim Bey’i de öldürüyor.

Ve yine dağlara çıkıyor. “İmi timi bellisiz” oluyor.

*

Memed’in Hatçe’den olan çocuğu ile karşılaşmasını bekledim hep ama olmadı.

Seyran’dan da çocuğu oldu Memed’in bu arada. Adını İbrahim koydu Seyran, Memed'in babasının adı. 

Memed bu çocuğunu da göremedi.


*

Bu ciltte Hürü Ana çok baskındı.

Memed, kaldıkları eve çeşitli resimler asıyor. Adem-Havva, Hz.Ali gibi resimler. Hürü Ana, bu resimler gerçekmiş gibi konuşuyor onlarla. Kızıyor bazen.

*

İnce Memed zaman zaman düşüncelere dalıyor.

Bu ciltteki düşüncesi Allah’ın kötülüğe nasıl müsaade ettiği.

“Allah’ın işine hiç aklım ermiyor, bu kadar zalim bir adamı nasıl ediyor da yaratıyor? (…) Böyle bir zalim adam nasıl olur, insanoğluna onun kıydığı gibi, insanoğlunu onun aşağıladığı gibi insanlık nasıl aşağılanır? Allah da kendi yarattığı kullarına yapılan bunca işkenceye, aşağılamaya nasıl razı gelir, aklım ermiyor.” Sf.457

Benim de.

*

Bir de şuna aklım ermedi, romandaki dönemin piyasasına.

Ağanın biri cebinden bir deste para çıkarıp veriyor fakire mesela. O parayla bir sürü öküz ve koyun alınabiliyor diye seviniyor fakir kişi. Nasıl bir para o ve nasıl fiyatlar bunlar?

*

Ayrıca kitapta ağzımın suyunu akıtan kısımlar oldu.

Örneğin köylüler yoksulluk içinde ama hepsinde süt, yoğurt, tereyağı, bal bulunuyor, üstelik dopdoğal, taptaze. Bugün en zenginlerin bile kolay kolay ulaşamayacağı bir organiklikte.

*

Genel olarak bu romanın bende bıraktığı izlenim adaletin ne kadar hayati derecede önemli olduğu.

Haksız ama güçlü (zengin) olduğu için her zorbalığı, kanunsuzluğu yapabilenlerin sebep olduğu yıkımlar.

Beri yanda da bu kötülüklere karşı koymayan, hatta daha kötüsü karşı koymak aklına bile gelmeyen, bunu olağan sayan, kabullenen köylülerin sefaleti.

Çok acı bir tablo bu.

Halbuki birlik olduklarında o kadar güçleniyorlar ve o kadar korkutuyorlar ki kötüleri. Bütün mesele tek yürek, tek vücut olabilmekte. 

Kötü insanları öldüre öldüre bu tabloyu düzeltmek mümkün değil.

Nitekim her ciltte İnce Memed bir kötüyü öldürüyor, sonra onun yerine bir tane daha geliyor.

Kökleri kurumuyor bir türlü.

Çünkü köklü çözüm ölmek/öldürmek değil.

Köklü çözüm sadece ve sadece adaletin temini. Zengininden fakirine herkesin devletin adalet sistemine kolayca ulaşabilmesi, devletin adalet sisteminin herkes için eşit ve adil olması, ayrıca kamu görevlilerinin dürüst olması. Çözüm bu.

21 Eylül 2018 Cuma

İNCE MEMED 3



İNCE MEMED 3

Yaşar Kemal

1984

Yapı Kredi Yayınları

511 sayfa


2.ciltte İnce Memed, Ali Safa Bey ve Kel Hamza’yı öldürmüştü.

Hamza ölmeden önce çok yalvarmış, çok alçalmıştı.

Bu cilt İnce Memed’in işte bu sorgulamasıyla başlıyor:

“İnsan canı bu kadar alçalmaya değer miydi? Ne pahasına olursa olsun insan yaşamını sürdürmeli miydi? Sıtmalar, hastalıklar, zulümler, buyruklar, açlıklar, yoksulluklar insan soyunun yaşama direncini kıramamış, insanoğlu kıyımlardan, aşağılamalardan, sakatlıklardan, kırımlardan sonra bile yaşamını sürdürmüştü. Bu korkunç güç, bu sonsuz direnç, bu yaşamak için katlanılan en aşağılık durumlar neydi, ne içindi? (…) Bu kadar alçalmaya değer miydi bir can? Can bu kadar, her şeyden değerli miydi?” sf15

Bence değil. Ben açıkçası ölmeye sıcak bakıyorum.

*

İnce Memed, bu ciltte yaklaşık ilk 200-250 sayfa boyunca ortada yok. Ama efsanesi ortada dolanıyor.

Sıradaki ölümü bekleyen zalim ağa Murtaza.

Murtaza Ağa, Memed’in gelip kendisini öldüreceğinden çok korkuyor. Topal Ali’den yardım istiyor. Topal Ali, görünüşte İnce Memed’in düşmanı ama aslında Topal Ali ve İnce Memed birbirlerini seviyorlar, kolluyorlar.

Murtaza Ağa, Topal Ali’nin gönlünü hoş tutmak için ona paralar, pahalı giysiler, neler neler alıyor. 

Çok iyi ve sıcak davranıyor ona.

Sonra bir gün İnce Memed’in öldürüldüğü haberi ulaşıyor.

Yüzbaşı Faruk ve adamları bir eşkıya çetesini öldürüyorlar. Aralarında İnce Memed’in de olduğunu sanıyorlar. Yüzbaşı ve adamları İnce Memed’i hiç görmedikleri için tanımıyorlar. Ama İnce Memed’i tanıyan köylü kadınlar ölenler arasında İnce Memed’i teşhis edip ağıt yakmaya başlıyorlar.

Yüzbaşı da Tazı Tahsin lakaplı hızlı koşmasıyla ünlü adamdan en hızlı şekilde kasabaya gidip İnce Memed’in öldürüldüğü haberini vermesini istiyor.

Tazı Tahsin, kasabada Murtaza Ağa’yı bulup müjdeyi ona veriyor. Murtaza Ağa da Tazı Tahsin’e bu müjdeli haber karşılığında bolca para veriyor.

Ve Murtaza Ağa’nın çirkin şerefsiz yüzü ortaya çıkıyor.

Topal Ali’yi yerlere göklere koyamazken birden onunla işi bittiği için Topal Ali’ye aldığı her şeyi geri istiyor. Adamı çırılçıplak bırakıp, hakaretler ederek gönderiyor.

Topal Ali bu durumdan daha çok İnce Memed’in öldürülmüş olmasına üzülüyor. Ama Tazı Tahsin ile konuşunca öldürülen eşkıyanın İnce Memed olmadığını anlıyor.

Kasabalılar Yüzbaşı’nı büyük gösterişle karşılıyorlar. Kasabada düğün bayram oluyor.

Memed’in sevgilisi Seyran da bu haber üzerine kasabaya gelip ölülere bakıyor ki İnce Memed yok aralarında.

Güle oynaya dönüyor evine.

*

Ölen eşkıyaların cesetlerini almak üzere yakınları geliyor. İnce Memed’in sanılan ceset için gelen yakınları bu kişinin kendi kardeşleri olduğunu, İnce Memed olmadığını söylüyorlar.

Orada Yüzbaşı, kaymakam, savcı, Murtaza ve diğerleri ilk kuşkuya kapılıyor.

Bu noktadan sonra Aziz Nesin hikayesi gibi olaylar yaşanıyor.

Ölenin yakınları “Bu Bizim kardeşimiz.” diyor, yüzbaşı “  Hayır bu İnce Memed”, “Hayır değil” “Hayır o”

Derken ikna oluyorlar İnce Memed olmadığına.

Ama bunu nasıl itiraf etsinler, büyük rezillik.

Sonra İnce Memed’i cinlerin, perilerin kaçırdığı, canlandırdığı gibi hurafeler yayılıyor.

*

Bu arada Talip Ağa namlı biri öldürülüyor. Ağanın çocukları katili gördüklerini söylüyorlar, ama Yüzbaşı ve diğerleri katil İnce Memed diye diretiyorlar. Hop bir Aziz Nesinlik hikaye daha.

*

İnce Memed’in ölmediğini anlayan Murtaza Ağa, tekrar Topal Ali’den yardım istiyor utanmadan. “Ben sana şaka yapmıştım.” diyor bir de koca adam. Yalvarıyor, yakarıyor ama Topal Ali kabul etmiyor.

*

İnce Memed bu esnada ağır yaralı olarak bir köyde bakılıyor.

Hürü Ana, Memed’i arayıp buluyor ve ona köylülerce kutsal sayılan bir yerden şifalı ilaçlar getirtip iyileştiriyor. Bu kutsal yerin sahibi Anacık Sultan, Memed’e bir de kutsal yüzük veriyor, onu korusun diye.

*

Memed iyileşince Seyran’ın yanına gidip onunla evleniyor.

Ama onun geldiğini duyan jandarmalar köyü basıyor.

Jandarmalar köydeyken Memed, hapishanedeki Ferhat Hoca ve Yobazoğlu’nu kaçırıyor.

Yobazoğlu kendi yoluna gidiyor.

Memed ve Ferhat Hoca dağlara çıkıyor.

*

Memed artık eşkıyalık yapmak istemiyor. Ama başka türlü bir hayata uygun şartları da sağlayamıyor.

*

Memed’i öldürmek üzere bu defa Mahmut adlı bir eşkıya dağa çıkıyor. Bu adamı kimse sevmiyor. Çünkü en zalimleri bu. Köylüleri yerinden yurdundan eden, insanları atına ezdiren...vb

Mahmut Ağa, Memed’i ve Ferhat’ı yakalıyor.

Mahmut’un Memed’i yakaladığı haberi geliyor kasabaya. Ama bu haberden Yüzbaşı ve diğerleri memnun kalmıyor, çünkü Mahmut’un böyle bir şerefe nail olması hepsinin çıkarlarına aykırı. Bu defa başlıyorlar Memed aslında kötü bir adam değil, hatta çocuk o, hem Ali Safa Bey’i onun öldürdüğü ne malum, kimse görmedi ki onu öldürürken, kasabaya gelirse Memed beraat eder, canımız Mehmet.

Ay çok şerefsiz bunlar.

*

Köylüler Mehmed ve Ferhat’ın kaçmasını sağlıyorlar.

Memed, Murtaza Ağa’nın evine gidip oradaki Mahmut Ağa'yı öldürüyor. Murtaza'ya dokunmuyor. 

Ve yine kayıplara karışıyor.

*

Üç cilt de hep aynı şekilde bitiyor. Memed, kötü adamı öldürüyor hep en sonunda.

*

2.ciltte Memed “Abdi gitti, Hamza geldi” deyip kötü insanların öldür öldür bitmediğini düşünüp yakınıyordu.

Ben de ona diyordum ki; kötü ağanın biri gidiyor yerine yenisi geliyorsa, İnce Memed’in de biri giderse yerine yenisi gelecek.

Ben tabii sesimi duyuramadım kendisine.

Ama bir büyüğü de (yaralıyken Memed’e bakan Battal Ağa) ona aynı şeyi söylüyor:

“Bir İnce Memed giderse bin, on bin, yüz bin İnce Memed gelir. Ağalar biter de İnce Memedler bitmez. Ağalar az, fıkaralar çok.”

Bu sözler Memed’e iyi geliyor.

Ben de dedim aynısını ama sakalım yok ki sözüm dinlensin.

*

Öncesi ve sonrası için bkz:

18 Eylül 2018 Salı

İNCE MEMED 2



İNCE MEMED 2

Yaşar Kemal

1969

Yapı Kredi Yayınları

339 sayfa


1.ciltte İnce Memed kötü adamı (Abdi Ağa) öldürdü.

Peki böylece her şey yoluna girdi mi?

Hayır!

Ve işte bu çok sinir bozucu.

*

Abdi Ağa gitti, yerine ondan daha da kötüsü olan Kel Hamza geldi.

Kel Hamza, Abdi Ağa’nın kardeşi. Abdi Ağa ile araları iyi değilmiş Hamza’nın, uzakta bir yerde ırgatlık yapıyormuş. Abdi Ağa’nın öldüğünü söylediklerinde bu da Abdi Ağa’nın yerine geçiyor. Ve köylüye etmedik zulüm bırakmıyor.

İşin bu sinir bozucu kısmı bir yana, öte yandan da kör ölür badem gözlü olur misali Abdi Ağa’nın aslında ne kadar iyi, ne kadar evliya bir insan olduğu dilden dile anlatılıyor.

*

İnce Memed o yüzden depresyona giriyor.

“Dağlara düştüm, herkesi perişan koydum. Benden önce herkes kendi halinde yaşayıp gidiyordu. Ben olmaz olayım. Ben batayım.” diyor.

Bir de kötü adamı öldürmenin iyi bir fikir olup olmadığını sorguluyor:

"
Abdi gidecek, Hamza gelecek, Hamze gidecek, Süleyman gelecek, Ali gidecek, Veli…

Koca Süleyman:

Hep öyle oldu, dedi. Ali gitti, Veli geldi. Deden gitti, baban geldi. Baban gitti, sen geldin. Sen gideceksin, oğlun gelecek…

Öyleyse niye uğraşıyoruz, canımızı dişimize takmışız, sen, ben, Ali, Yel Musa?

Uğraşıyoruz, dedi güvenli. Uğraşmak haktır.

İşte bu git-geller İnce Memed’i hareketsiz bırakıyor.

Köylüler onu saklıyor, ona iyi bakıyor.

Bakanlardan biri de Seyran adında çok güzel ama talihsiz bir kadın.

Memed’e aşık oluyor, Memed ona. Ama Memed başta ona pek bakmıyor. Daha doğrusu bakamıyor. Seyran da üzülüyor bu duruma ama sonra mercimeği fırına veriyorlar.

*

Köylülere zulüm etmede Kel Hamza tek başına değil.

Bir de Ali Safa Bey ve Arif Saim Bey var.

*

Ali Safa Bey, köylülerin topraklarını çeşitli yollarla alıyor ellerinden. Ancak Yobazoğlu, toğrağını vermek karşılığında Ali Safa Bey’den at istiyor. Ali Safa Bey’in en sevdiği, en güzel at.

Yobazoğlu bu atla bir süre havasını atıyor ama Ali Safa Bey, onu köyden uzaklaştıracak işkenceler ediyor ona.

*

İnce Memed’in saklandığı yeri Koca Osman, Koca Osman’ın karısı, imam Ferhat ve Seyran biliyor.

Memed uzun bir süre dışarı çıkmıyor. Ama efsanesi dilden dile anlatılıyor.

Onun efsanesinin büyüklüğü karşısında ağalar beyler çok öfkeleniyor. Jandarmalar seferber ediliyor, köylüler dayaktan geçiriliyor, ama kimse yerini söylemiyor.

En son Ali Safa Bey, köyün sularını çekiyor. Bir yanda susuz kalan köylüler, diğer yanda suyun çok akması nedeniyle köyü sel içinde kalanlar kasabaya yürümeye başlıyor.

Kasabalılar, köylüler ayaklandı zannedip telaşlanıyor.

(Bu kısım Yaşar Kemal’in Teneke adlı romanını hatırlattı bana.)

*

Ali Safa Bey, Yobazoğlu ve imam Ferhat’ı cinayetten hapse attırıyor. Ama elbette cinayeti bu kişiler işlemedi, iftira sonucu idam ile yargılanıyorlar.

*

“Abdi gitti, Hamza geldi” diye diye ne yapacağını bilemeyen Memed, en sonunda Hamza’yı da Ali Safa Bey’i de öldürüyor.

Ali Safa Bey’in konağına gidiyor. Nasıl olsa İnce Memed’i tanımıyorlar, dağlardan haber getiren bir adam diye tanıtıyor kendini ve evin içine girip Ali Safa Bey’i oracıkta öldürüyor.

Hamza’yı ise köyde kıstırıyor. Hiçbir köylü engel olmuyor. Hamza Azrail görmüş gibi kaçıyor, yalvarıyor, insana yakışmayacak bir küçülme içine giriyor ölüm korkusundan. Ama Memed onu da öldürüyor.

*

Öldüreceksin tabii ya.

Kötü ağanın biri gidiyor yerine yenisi geliyorsa, İnce Memed’in de biri giderse yerine yenisi gelecek.

En güzeli düzgün işleyen bir devlet mekanizması, insanların adalete erişimi, adil yargılanma, kamu görevlilerinin görevlerini layıkıyla, dürüstçe yapması ve denetim mekanizmasının kusursuz olması ama madem böyle olmuyor iyi eşkıyalar kötü ağalara karşı savaşacak, ta ki ağalık ortadan kalkana, kimse buna cüret edemeyene kadar.

*

Diğer ciltler için bkz:

9 Eylül 2018 Pazar

İNCE MEMED 1



İNCE MEMED 1

Yaşar Kemal

1955

Yapı Kredi Yayınları

310 sayfa


Çok üzülüyorum.

Köy romanlarımızda sık sık bahsi geçen fakirliğe, sefalete, ağalık düzenine, zorbalığa, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, korkaklığa… çok üzülüyorum.

*

İnce Memed ağa zulmü nedeniyle eşkıya oluyor.

Daha doğrusu eşkıya olmak zorunda kalıyor.

Hayat onu öyle sürüklüyor.

Çok planlı programlı hareket etmiyor aslında. Talihi yaver gidiyor. Kalbinin temizliği yolunu açıyor belki de.

*

Memed’in babası ölmüş. Annesi ile yaşıyor.

Köyün ağası köylülerin ektiklerinin biçtiklerinin çoğunu alıyor.

Memed de Abdi Ağa adındaki ağaya ırgatlık ediyor ve sık sık dayak yiyor ağadan.

Artık bu dayaklardan bunalıyor ve kaçıyor.

Başka bir köyde bir yardımsever amcaya denk geliyor, bir süre onunla kalıyor.

Ama Abdi Ağa sonra Memed’i buluyor ve yine dayak, yine zulüm.

*

Memed’in sevgilisi var, Hatçe. Gençler birbirini seviyorlar ama Hatçe’yi Abdi Ağa’nın yeğeni Veli ile nişanlıyorlar.

Memed buna kayıtsız kalamıyor ve Hatçe’yi kaçırıyor.

*

Topal Ali var, iz sürmekle meşhur.

Abdi Ağa, Topal Ali’den Memed ile Hatçe’nin izini bulmasını istiyor.

Topal Ali kötü bir adam değil. Köydeki herkes gibi o da Memed ile Hatçe’nin kaçmasına memnun oldu. Abdi Ağa’yı seven kimse yok zaten.

Ama Topal Ali, iz sürmeye karşı koyamıyor. Biri ondan iz sürmesini isteyince asla karşı koyamıyor. 

Ve istemeye istemeye  Memed ile Hatçe’yi buluyor.

Memed, ateş ediyor ve Veli’yi öldürüyor.

Hatçe’ye onlarla gitmesini, artık ona kimsenin bir şey yapamayacağını söylüyor.

*

Abdi Ağa, hem kaçtığı, hem kız kaçırdığı, hem yeğenini öldürdüğü için Memed’e çok öfkeli.

Hatçe’ye de tabii.

Yalancı şahitler ayarlayarak Veli’yi Hatçe’nin öldürdüğünü söyletiyor. Bu nedenle Hatçe hapse giriyor.

*

Memed, çocukken kaçtığı köydeki amcanın yanına gidiyor. Amca onu Deli namlı bir eşkıyanın yanına götürüyor. Memed’in eşkıyalık hayatı da böylece başlıyor.

Deli eşkıya, gerçekten deli manyak biri.

İnsanları donlarına kadar soyuyor. İnsanları donsuz bırakmak onun imzası.

*

Memed burada sevilen sayılan bir insan oluyor.

Ama bir gün Deli ile bir anlaşmazlığa düşüyorlar.
Deli, Memed’e  çok yardımı dokunan zengin bir ağayı soymaya kalkıyor. Memed buna izin vermiyor ve Deli’yi vuruyor.

Deli ölmüyor.

Deli daha sonra başkaları tarafından öldürülüyor. Zaten herkesin beklediği son buydu onun için, kimse şaşırmıyor.

Memed bu olay nedeniyle Deli’nin çetesinden ayrılıyor.

Artık kendi çetesi var. Yanında Recep Çavuş ve Cabbar ile.

*

Recep Çavuş esrarengiz bir adam. Çeşitli çetelerde yer alıyor, keyfine göre. Geçmişini, derdini kimseye anlatmıyor.

*

Memed’in amacı Abdi Ağa’yı öldürmek.

Abdi Ağa da bunu tahmin ettiği için kendi evinde kalmıyor, nüfuzlu bir tanıdığının evinde kalıyor. 

Bir akşam Memed, yanında Cabbar ve Recep Çavuş ile Abdi Ağa’nın kaldığı evi basıyor. Evi yakıyor ama rüzgar nedeniyle yangın diğer evlere de sıçrıyor, tüm köy yanıyor.

Bütün köyü yakmış olmak Memed’in ününe ün katıyor.

Abdi Ağa’nın yanan bu evde ölmüş olması lazım.

Ama emin olamıyorlar. Sonradan öğreniyorlar ki ölmemiş. Yanan evden eşya çıkarmaya giren bir teyze yorganlara sarıp Abdi Ağa’yı çıkarmış evden, kimse fark etmeden.

*

Aslında herkes Memed’in tarafını tutuyor ama ikili oynuyorlar. Abdi Ağa’nın yüzüne ağam paşam, arkasından ölse geberse.

*

Recep Çavuş, aldığı yaralar nedeniyle ölüyor. Köyü yakmış olmak nedense onu çok sevindirmişti, kimse anlamıyor nedenini.

*

Memed, hapisteki Hatçe’yi görmeye karar veriyor. Küçük bir çocuk gibi giyinip gidiyor tüm tehlikeleri göze alıp.

İkisi de şaşkınlıktan konuşamıyorlar karşı karşıya gelince.

*

Her ne kadar onları en başta yakalatan Topal Ali olsa da Memed daha sonra Topal Ali’yi öldürmüyor ve ondan yararlanıyor.

Hatçe’yi görmeye bu defa Topal Ali’yi gönderip öğreniyor ki Hatçe ve koğuş arkadaşı Iraz Teyze başka bir hapishaneye nakledilecek.

Nakil günü Memed, Hatçe’yi ve Iraz Teyze’yi jandarnaların elinden kaçırıyor ve dağlara çıkıyorlar.

*

Iraz Teyze’nin oğlunu öldürmüşler toprak meseleleri yüzünden. O da öfkelenip önüne geleni öldürmeye, yakmaya, yıkmaya kalkmış. O yüzden hapiste.

*

Cabbar, Memed’in Hatçe’yi kaçırma işinde olmak istemediği için Memed ile yolları ayırıyor.

*

Memed, Hatçe ve Iraz Teyze dağda bir mağarada yaşamaya başlıyorlar.

Artık Memed’in ardında bir jandarma ordusu var.

Abdi Ağa, korkudan ne yapacağını şaşırmış durumda. Kendisi gibi namussuz bir Ali Safa Bey’den yardım istiyor.

Memed epeyce bir zaman jandarmalardan kurtulmayı başarıyor.

Bir çatışma sırasında Hatçe mağarada doğuruyor. Bunun üzerine Memed teslim olmaya karar veriyor. Ama Memed’in yeni doğan bebeğini gören Asım Çavuş, Memed’i teslim almıyor ve Memed’i yakalayamadığını söylüyor herkese.

*

Başka bir gün bir çatışmada Hatçe ölüyor.

Iraz Teyze, Memed’den bebeği istiyor. Çünkü bu dağda bu koşullarda bebek ölür. Iraz Teyze bebeği alıp bir köye yerleşmeyi teklif ediyor. Memed de kabul edip bebeğini Iraz Teyze'ye veriyor. 

*

Hükümet af çıkarıyor ve dağdaki eşkıyalar köylerine dönüyor.

Memed de dönüyor.

Herkes artık Memed’in eşkıyalığı bırakıp köyde yaşayacağını düşünürken o gidip Abdi Ağa’yı yatağında öldürüyor ve yeniden dağlara çıkıyor.

*

SON

*

Gel de sinirlenme.

Onca insan bir olup ağa denen zırtapozu nasıl alt edemez? Siz daha kalabalıksınız, bir olsanız, birlik olsanız ağa mağa kalmaz.

*

4 ciltlik bir seri İnce Memed, devamında neler oluyor acaba? 

Aman neler olacak, bin yıllardır bitmiyor kötülükler, zulümler, haksızlıklar, adaletsizlikler, korkaklıklar, sefaletler...

*

Diğer ciltler için bkz:

30 Aralık 2017 Cumartesi

TENEKE


TENEKE

Yaşar Kemal

1959

Yapı Kredi Yayınları

13. Baskı - Ocak 2010

157 sayfa



Bir kaymakamın insanların hayatını hiçe sayan paragözlerle mücadelesini anlatan bir roman.

*

Fikret Irmaklı genç bir kaymakam olarak yeni görev yeri olan kasabaya gider.

Kasabanın eşrafı ile tanışır.

Kasaba eşrafı kaymakama iyi gözükür, bu samimiyetle kaymakamdan ruhsatnameler alırlar.

Kaymakamın yardımcısı Resul Bey ise her şeyin farkındadır. Kasaba eşrafının kaymakamın saflığından faydalandığını görür. Kaymakamı çocuğu gibi seven Resul Bey onu uyarır. Onun uyarısıyla kaymakam Çeltik Kanunu'nu okur ve eşrafa verdiği ruhsatnameleri, aslında vermemesi gerektiğini fark eder.

Çeltik ağaları kanunlara aykırı olarak çeltik yaparlar. Bu esnada köylere ve köylülere zarar verirler, köylerin sular altında kalmasına, çamura bulanmasına, sinek istilası nedeniyle de sıtmaya sebep olurlar.

Murtaza Ağa da bunlardan biridir ve köyün boşalmasına sebep olur.

Kaymakam da çeltik ağalarıyla mücadeleye girişir. 

*

Bu tarz romanlarda sıklıkla kaymakam gibi hükümet adamlarının kasaba zenginleriyle iş birliği yaptığı görülür ama bu romanda kaymakam dişli çıkıyor. Elinden geldiğince mücadele ediyor, yılmıyor, pes etmiyor. Fakat hakkındaki asılsız şikayetler ve ağaların çeşitli bağlantıları ile görev yeri değiştiriliyor.

Kars'ın Kağızman ilçesine tayini çıkan kaymakamcığın, Resul Bey'e:"Acaba orada da çeltik ekiyorlar mıdır?" diye sorması çok dokunaklıydı bence.

*

Böyle tatsız ayrılan kaymakamların ardından teneke çalınırmış, kitabın adı oradan geliyor.

28 Aralık 2017 Perşembe

YILANI ÖLDÜRSELER



YILANI ÖLDÜRSELER

Yaşar Kemal

1976

Yapı Kredi Yayınları

13. Baskı - Nisan 2010

102 sayfa


Hay töreniz, kan davanız batsın!

Hayatlarını cehenneme çeviren salak sulak insanlar.

*

Halil ve Esme. 

Esme Abbas'a, Abbas da Esme'ye aşıkken Halil Esme'yi kaçırmış. Tecavüz etmiş. Evlenmiş.

Çocukları olmuş, Hasan.

Abbas yıllar sonra Halil'i öldürmüş.

Halil'in annesi ve kardeşleri de bu ölümden Esme'yi sorumlu tutuyor. Esme orospuluk yapmış da aşığına öldürtmüş Halil'i.

Allah'ın cezası bok insanlar, kızı kaçırıp tecavüz etmek sizde. Sonra üstüne bir de kızı suçlamak da sizde. 

Halil'in annesi olacak mendebur karı, Esme'nin öldürülmesi için çocuklarını fişekliyor. Hatta Hasan'ın bile annesini öldürmesini istiyor.

Hasan daha on yaşında çocuk. 

Esme'yi öldürmeye kimsenin eli gitmiyor. Onun masum olduğunu düşündüklerinden değil. Esme çok güzel bir kadın diye kıyamıyorlar.

Tüm moron köy, Halil'in kanı yerde kaldı diye fısır fısır konuşuyor. 

Hasan yavrucağı da annesini ne kadar severse sevsin bu köyde insan manyak olur.

Öldürüyor anacığını. 

Hapse giriyor, cezasını çekiyor, çıkıyor. 

Sonra

"Evlenmiş, çok güzel bir karısı varmış. Altı da çocuğu olmuş, üçü erkek, üçü de kız." sf.102

*

Filmi de varmış, Türkan Şoray'ın yönetmenliğini yaptığı ve oynadığı.


TEK KANATLI BİR KUŞ


TEK KANATLI BİR KUŞ

Yaşar Kemal

2013

Yapı Kredi Yayınları

4. Baskı - Kasım 2013

72 sayfa


Manyak ay bu insanlar.

Birbirlerine anlata anlata bir olayı büyütüp kendi kendilerine korku yaratıyorlar sonra.

*

Remzi Bey postane müdürü olarak Yokuşlu adlı kasabaya atanır. Eşi Melek Hanım ile birlikte zorlu bir tren yolculuğunun ardından bu kasabaya yakın bir yerde durmak zorunda kalırlar. Çünkü Yokuşlu'ya hiçbir taşıt gitmemektedir. 

Remzi Bey ve Melek Hanım, kasabaya yakın bir noktada kamp yapıp kendilerini kasabaya götürecek bir taşıt geçmesini beklerler.

Otobüsler Yokuşlu'ya gitmek isteyenleri yolun ortasında bırakmakta, Yokuşlu'ya gidecek kadar akıllarını kaçırmadıklarını söylemektedir.

Ne var bu kasabada? Kimse aslında bilmiyor, ondan bundan duyarak kasabada korkunç bir şeyler olduğu sonucunda ulaşıyorlar ama tam ne olmuş, işin aslını bilen yok.

Almanya'dan kalkıp annesini görmek üzere gelmiş bir kadın yürüyerek kasabaya gitmeye karar veriyor. Döndüğünde kasabanın bomboş olduğunu, her yeri kuşların bastığını, kuşların tüm insanları yediğini anlatıyor. Ne kadar doğru ne kadar uydurma belli değil.

Remzi Bey ve Melek Hanım kamp kurdukları yerde kalmaya devam ediyorlar. Gitmeye cesaretleri yok.

Hikayenin sonunda kasabadaki birinden alacaklı olan bir adam da katılıyor onlara.

*

Korkunun romanı deniyor bu kitap hakkında. Bana korkudan ziyade aptallık gözüktü. 

21 Ağustos 2017 Pazartesi

KUŞLAR DA GİTTİ


KUŞLAR DA GİTTİ

Yaşar Kemal

1978

Yapı Kredi Yayınları

8. Baskı - Şubat 2008

79 sayfa


Eskiden İstanbul'da çocuklar kuşları yakalar, bir kafese koyar, "Azat, buzat, cennet kapısında gözet" diyerek satarlarmış.

Satın alanlar da bu kuşları salar, özgürlüğüne kavuştururlarmış. Adak adamak, sevap kazanmak için.

Zamanla İstanbullular bu kuşları almayı bırakmışlar.

Ellerinde kafes dolusu kuş kalan çocuklar, insanların kötülüğünden, zavallı kuşların öleceğinden dertlenmeye başlıyorlar sonra, o kuşları yakalayıp kafeslere tıkan kendileri değilmiş gibi.

Parasız ve aç biilaç kalan çocuklar küçücük kuşları yiyorlar sonunda.

22 Mart 2014 Cumartesi

ZULMÜN ARTSIN



ZULMÜN ARTSIN

Yazarı: Yaşar Kemal

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Basım Yılı: 1. Baskı - 1995 - Can Yayınları
YKY'de 1. Baskı - Ocak 2004
4. Baskı - Kasım 2012

Sayfa Sayısı: 279


"Zulmün artsın ki tez zeval bulasın."

Anadolu'da zalimler için kullanılan bir laf.

Yaşar Kemal de özgür düşünceye, farklı fikirlere, yazıya, sanata, insana, ormana, doğaya... zalim davrananlardan yakınıyor kitapta.

1950'lerin sonndan 1990'ların ortalarına kadar çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıları, yaptığı konuşmaları ve kendisi ile yapılan röportajlardan, çeşitli sanatçılar hakkında kaleme aldıklarından oluşuyor kitap.


Onyıllardır hala aynı dertlerden yakınıyor olmak çok yorucu.


"Seçimlerde milletvekili adaylarını dinleyenler var mı? Onların konuşmalarını dinleyenler kusar"
Yıl: 1962 (sf 13)




"İçmek, güzel yemekler yemek, derin uykular uyumak, güzel düşler görmek, ne bileyim iyi şeyler yapmak, bu çağda, bu korkunç yoksulluğun kıyıcığında gerçekten vicdan olan bir vicdanın harcı olmamalı."
sf 14



"Bizim memleketimizde sizin gibiler var diye ben yirminci yüzyıldan utanıyorum."
sf 15

"İnsan deli olacak. Şu bazı insanlara bakıyor, bakıyor da gözünüz kör, kulağınız sağır mı, diye bağırası geliyor."
sf 21




"Bu tembelliğin, varsa, sebebini bize bilim adamları niçin söylemiyorlar? Besin yetersizliğinden mi, kötü bir gelenekten mi, toprağın yetersizliğinden mi?"
sf 35

"Hitler'e karşı en büyük savaşı Alman ulusunu verdi. Hitler ortadan kalktığından bu yana Hitler'in alçaklıklarının, zulümlerinin, kötülüklerinin üstüne Alman ulusu yürüdü.
Eğer uluslar ayakta kalacaklarsa Almanların yaptıklarını yapmak zorundadırlar. Kendi kötülüklerinin üstüne bütün insanlıktan önce yürümek zorundadırlar."
sf 48


On yıllar sonra da hala böyle dertlerimiz olmasın artık lütfen. 


"İnsanlar Allah'a inanmazlarsa, onları kötülük yapmaktan insanlık duyguları alıkoyar. Ya insanlık duyguları da iflas etmişse..."
sf 139

Bir de özel olarak şu kısmı sevdim.

Yaşar Kemal, çok sevdiği bir şeyi anlatmak/yazmak ile ilgili demiş ki:

"Çok sevdiğim bir şeyi anlatamadım mıydı, yandım. Kemiklerim ağrır. Bütün bedenimde önüne geçilmez bir ağrı. Zamanla bu acı geçer, ama içimde bir boşluk kalır."
sf 121
Aynı ben.

Bir de erken bir tespiti var Yaşar Kemal'in:

"İstanbul artık bir beton çölüdür."
Yıl:1978
sf 139

1978'de beton çölü ise şimdiki manzara için nasıl bir tabir kullanmak lazım bilemedim.