Yakup Kadri Karaosmanoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yakup Kadri Karaosmanoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2017 Salı

YABAN


YABAN

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

1932

İletişim Yayınları

78. Baskı – 2017

214 sayfa


Ahmet Celal, savaşta kolunu kaybetmiş, bir köyde inzivaya çekilmiş.

İnzivaya çekildiği köy son derece sevimsiz.

İnsanlar cahil, çıkarcı, hep güçlüden yana- güçlü haksız olsa bile-

*

Ahmet Celal, köylülerle kaynaşmak istiyor ama ne mümkün.

Yaveri Mehmet Ali, Ahmet Celal’e köylülerle kaynaşması için şu tavsiyelerde bulunuyor:

“-Beyin her gün tıraş olmayıver.

-Beyim, bu dağın başında sabah aşkam dişlerini fırçalamak neyine gerek.

-Beyim, bizde saçlarını kadınlar tarar.

-Beyim, geceleri, sabahlara dek mırıl mırıl ne okuyup duruyorsun? Seni büyü yapar sanırlar.”

Sf.21

O yüzden de köylüler Ahmet Celal'e "yaban" diyorlar.

Ahmet Celal de bu köylüler için ”yontulmamış taş devrindeki insanlar gibi yaşıyorlar” diyor. Sf.72

*

“Köylüde mülkiyet duygusu her şeyin üstündedir.” diyor. Sf.72

Mesela Mehmet Ali askere çağırılıyor. Anası oğlunun askere gitmesine pek üzülmüyor da arazi ile ilgili bir sorun çıkınca gözyaşı döküyor. Oğlu için üzülmemişti o kadar.

*

Köyün üstünden düşman uçakları geçiyor. Ahmet Celal üzülüyor bu duruma. Köylü ise seviniyor.

“Bunların bize faydası oldu. Görmüyon mu, hiçbir yanda kargalardan iz kalmadı. Harman yerinde, tahılı hep yirlerdi.” Sf.150

*

Ahmet Celal, düşüncelere dalıyor tabii sonra. Bu savaş kimin için veriliyor diye. Hangi millet için?

Özellikle köylüyle arasında şu diyalog geçince:
-      
- İnsan Türk olur da, nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz?

- Biz Türk değiliz ki, beyim.

- Ya nesiniz?

- Biz İslamız, elhamdülillah.

*

“Eğer, bize zafer nasip olsa bile kurtaracağımız şey, yalnız bu ıssız toprakla, bu yalçın tepelerdir. Millet nerede?” sf.153

*

Sonunda köyü düşman basıyor ve tüm köyü ateşe veriyor. Ahmet Celal, sevdiği –ama başkasıyla evlenen- Emine ile kaçmaya çalışıyor. Emine yaralandığı için devam edemiyor. Ahmet Celal kaçıyor.

*


Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na bu kitapla ilgili epey eleştiri gelmiş, köylüleri aşağılıyor diye.

Kitapta bu eleştirilere cevap niteliğinde satırlar da var. Köylünün bu durumundan aydınlar sorumlu diyor. 

"Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın?(...) Onu cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın."

27 Nisan 2014 Pazar

KİRALIK KONAK




KİRALIK KONAK

Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yayınevi: İletişim Yayınları

Basım Yılı: 1. Baskı - 1983,
37. Baskı - 2006

Sayfa Sayısı: 232


Yakup Kadri'nin ilk romanı.

Bir konak yaşamı.

Anne, baba, çocuklar, büyükanne, büyükbaba, hizmetçiler...

Evin kontrolü esasen büyükannede iken o ölünce evdeki düzen de dağılıyor.


Büyükbaba Naim Efendi, naif kişiliği ile kızına, damadına ve torunlarına söz geçirebilecek kudrette değil.

Kızı zaten çok pasif. Anlatmaya değmez.

Damadı modern geçinenlerden. Ama modernliği biraz yanlış anlamış. Gerçek modernlik bu değil.

Torunları Seniha ve Cemil.

Seniha, fazlaca serbest. Baba, dede, büyük tanımıyor. O dönemin şartlarına göre çok aykırı haller içinde. 

Faik var, Seniha'nın sevgilisi. Kumarbaz. 

Herkes bu ikisi evlenecek diye düşünüyor fakat Seniha ile Faik'in evlenmek gibi bir düşüncesi yok. Birbirlerini sevdiklerini kabul ediyorlar ama evliliğe yanaşmıyorlar. İkisi de evliliği bir çeşit ticari anlaşma olarak gördüğünden zengin bir eş peşindeler.

Naim Efendi, en sevdiği torunu Seniha ile ilgili kulağına gelenlerden ötürü çok üzülüyor. O kadar üzülüyor ki hasta oluyor, yataklara düşüyor, odasına kapanıyor, utancından insan içine çıkamıyor.

Hakkı Celis var. Seniha'nın kuzeni. Seniha'ya aşık şair bir genç, ama Seniha ona bakmıyor.

Naim Efendi'nin kendisini hayattan soyutladığı bu dönemde Hakkı Celis ona arkadaşlık ediyor. Ortak noktaları Seniha. Adı geçmiyor sohbetlerinde ama bir şekilde ondan bahsediyor oluyorlar.

Seniha'nın aşırılıkları ve ailesinin vurdumduymazlığı ile elde avuçta ne varsa satıyorlar. Konaktan da taşınıp o dönem moda olan bir apartman dairesine taşınıyorlar. Zenginmiş gibi yaşamaya ise ara vermiyorlar.

Konakta sadece Naim Efendi kalıyor. Koca konakta bir başına ölümü bekliyor.