27 Ekim 2024 Pazar

KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ

 

KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ

Hüseyin Rahmi Gürpınar

İthaki Yayınları

3.Baskı – Aralık 2022

205 sayfa

 

1910’lu yıllar. Dünyaya Halley kuyruklu yıldızının çarpacağı söyleniyor. Bunun dünyayı yok edeceğini söyleyenler de var.

Haber İstanbul’da da yankı uyandırıyor.

*

İrfan adlı genç bu konuyla yakından ilgili. Okumuş, eğitimli bir bey. Yalnız bir kusuru var, kadın düşmanı. Kadınlardan yüz bulamamış ve kadınlardan yüz bulamayan her erkek gibi kadın düşmanı olmuş.

İrfan kuyruklu yıldızın dünyaya çarpacağı haberini kadınlardan öç almak için kullanmaya karar veriyor.

Kadınlara kuyruklu yıldız hakkında konferans veriyor. Onları korkutuyor.

Bu arada gazetelere yazı yazıyor. Onu bu yazılardan tanıyan bir genç kız, kuyruklu yıldız hakkında daha fazla bilgi rica ettiğine dair bir mektup gönderiyor. Kız tatlı tatlı bilgi istiyor. Ama İrfan Efendi bu mektuptan kıza aşık oluyor.

Kız cevabında:
“Selamün aleyküm der demez sevda konusuna saptınız. Çünkü gözünüzde kadın ancak o itibarla konuşmaya değerdir.” Sf.124

yazıyor. Çok da haklı. İrfan bu cevabı da aşka yoruyor. Naz yapıyora getiriyor konuyu.

Kız tam anlamıyla feminist bir pencereden anlatmaya çalışıyor derdini ama İrfan hayır ben size aşık oldum, tanışalım, evlenelim diye diretiyor. Hatta evlenme teklifi şöyle öküzce:

“Yakında çökmeye mahkum o nefis Tanrı yapısını, bir tapınak olan vücudunuzu, sizin için çırpınan bu inleyen ruha adamış olsanız dünyadan giderayak sonsuz sevaplar kazanacak büyük bir hayır işlemiş bulunursunuz.” Sf. 179

Feriha,  iyi eğitim almış, iyi bir ailede büyümüş. Ama ne de olsa dönemin koşulları itibariyle eninde sonunda biriyle evlendirecekler. İyi bari bu olsun madem deyip evlenmeyi kabul ediyor.

Yalnız Feriha’nın bir şartı var. Evlendikleri gece kuyruklu yıldızın çarpacağı gece. Feriha, o gece gerdeğe girmek istemiyor. Yıldız çarpar ve dünya yok olursa tertemiz ölmek istediğini söylüyor. İrfan kabul ediyor.

Evleniyorlar.

Evin çatısından kuyruklu yıldıza bakıyorlar. Dünya yok olmuyor. İrfan, Feriha’yı öpüyor ve son.

*

Kitapta bazı eski dilde kelimeler ilgimi çekti. Örneğin:

Kanun-ı tekamül: evrim yasası

Cümle-i şemsiyye: güneş sistemi

*

Bugünkü bazı semtlerin eski İstanbul'da nasıl olduğuyla ilgili şu kısımlar da ilgimi çekti:

“Hiç Erenköy taraflarına gitmediniz mi? Koskoca ovalar, kırlar, göz alabildiği kadar denizler." Sf.50

“Makriköyü’ne (Bakırköy’ün eski adı) gidip gelme birer bilet alalım. Azıcık kırları dolaşalım.” Sf89

Kırlar, ovalar... Hem de Erenköy'de, Bakırköy'de. İnsan inanamıyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder