Madeline Miller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Madeline Miller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2023 Pazartesi

AKHİLLEUS'UN ŞARKISI


 

AKHİLLEUS’UN ŞARKISI

(The Song of Achilles)

Madeline Miller

2011

Çeviren: Seda Çıngay Mellor

İthaki Yayınları

1.Baskı - Mart 2020

370 sayfa

Mitoloji ilgimi çekmiyor. Ama böyle romansı anlatılınca keyif alıyorum.

 *

Yazarın daha önce “Ben Kirke” adlı kitabını okumuştum, anlamamış ve o yüzden sevmemiştim. Ama bunu sevdim.

Kısaca Akhilleus ve Patroklos aşkı diyeceğim. Çok hoşlar.

*

Patroklos, Menoitos’un oğlu. Sevecen bir baba değil Menoitos. Anne de biraz safmış, Patroklos öyle düşünüyor. 

*

Tyndareos, Sparta kralı.

Kuğu kılığına giren tanrı Zeus, Tyndareos’un karısı Leda’nın ırzına geçmiş, kadın iki çift ikiz doğurmuş. Ölümlü kocanın çocukları Klytaimestra ile Kastor. Tanrıdan olma kuğu yavruları Helene ile Polydeukes.

Helene, kız kardeşi Klytaimestra, kuzenleri Penelope bir arada oturuyorlar.

Helene evlenecek. Talipler kuyrukta. Patroklos ve babası da gidiyor, Patroklos daha dokuz yaşında ama babası onu da götürüyor. 

Laertes’in oğlu Odysseus gözlemci oluyor ve şöyle bir öneride bulunuyor: Helene talibini kendi seçsin.  

Helene, Atreus’un oğlu Menelaos’u seçiyor. Menelaos Sparta kralı oluyor. (Klytaimestra da Atreus’un başka oğlu ile evlenmişti. Üçüncü kız Polydeukes’i de Odysseus alıyor.) 

*

Patroklos, bir gün kendisine zorbalık eden (elindeki zarları zorla almaya çalışan) bir çocuğu itiyor. Çocuk kafasını taşa çarpıp ölüyor. Ölen, soylu çocuğu olduğu için Patroklos sürgünle cezalandırılıyor. Phthia krallığına gönderiliyor.

Phthia kralı Peleus. Deniz tanrıçası Thetis ile evli. Thetis’i yakalayıp tecavüz etmiş, ondan sonra evlenmişler. Bir oğulları oluyor. Akhilleus. Thetis kaçıyor ve sadece oğlunu görmek için denizden çıkıp geliyor zaman zaman.

Akhilleus, Patroklos’u yanına yoldaş seçiyor. Thetis memnun değil bu durumdan, Patroklos’tan hoşlanmıyor. Yarı Tanrı oğlunun bir ölümlüyle arkadaşlığından rahatsız. Akhilleus ise bunu önemsemiyor, Patroklos’u seviyor. Hatta öpüşüyorlar ve daha fazlası.

Akhilleus eğitim için at adam Khriron’a gönderiliyor. Patroklos da kaçıp onun peşinden gidiyor. Akhilleus onu buluyor ve birlikte eğitim alıyorlar. Sevişiyorlar.

Daha sonra Akhilleus’un babası çağırıyor, dönüyorlar.

Helene kaçırılmış. Kocası Menelaos, tüm krallıklardan yardım istiyor. Kaçıran Truva prensi Paris. Paris, Tanrıça Afrodit’in gözdesi. Peleus, oğlu Akhilleus’un da bu savaşa katılmasını, Truva’nın zenginliklerinden ve şöhretten yararlanmasını istiyor. Ama annesi Thetis, Akhilleus’un savaşa gitmesini istemiyor. Oğlunu kaçırıp başka bir kralın, Lykomedes, himayesine veriyor ve kralın kızıyla, Deidameia, evlendiriyor.

Deidameia hamile kalıyor. Ama Akhilleus onunla hiç ilgilenmiyor, hep Patroklos ile birlikte. Deidameia, Akhilleus’un dışarıda olduğu bir an Patroklos’u kandırıp onunla birlikte oluyor. Sonra da evlenmeden hamile kaldığı için babasının emriyle uzağa gönderiliyor.

Akhilleus burada kadın kılığına girerek gizleniyor.

Bir gün bir gemi geliyor. Akhilleus saklanıyor. Gelen İthaka prensi Odysseus. Yanında yoldaşı Argos beyi Diomedes. Savaşa gidecek erkek arıyorlar, Patroklos’u da savaşa davet ediyorlar. Akhilleus’u da kadın kılığında olmasına rağmen tanıyorlar. Onu da savaşa katılmak üzere yanlarına alıyorlar. Çünkü savaşa katılmazsa sefil bir hayat yaşayacak. Savaşa katılırsa şöhret kazanacak ama ölecek. Ölümüne dair kehanet o ki önce Hektor ölecek. Hektor, Troya kralı Priamos’un en büyük oğlu ve varisi. Tanrı Apollon’un gözdesi.

*

Agamemnon, Miken kralı. Büyük büyük babası Tantalos, Zeus’un oğullarından biri. Tanrılara meydan okumak için oğlu Pelops’u öldürüp etini Tanrılara ziyafet çekmek isterken Zeus anlıyor ve onu yer altındaki Tartaros’a savuruyor. Zeus, Pelops’u bir araya getiriyor ve Miken Kralı oluyor Pelops. İyi bir kral ama bedbaht. Oğulları Atreus ve Thyestes kötüymüş. Agamemnon ve Menelaos zamanında iyi bir dönem geçiriyor krallık.

 Agammemnon, kızı İphigeneia ile Akhilleus’un evlenmesini istiyor. Sadece bir gece geçirecekler, sonra savaşa gidilecek. Akhilleus, bu sayede mevki ve nüfuz kazanacak. Patroklos’un da oluruyla kabul ediyor Akhilleus. Düğün günü ise Agammemnon, kızını öldürüyor. Herkes şok. Tanrılara kurban etmek için öldürmüş. Böylece tanrılardan iyilik görüp orduyu Troya’ya götürecek rüzgara kavuşuyorlar. Akhilleus, kandırıldığını düşünüyor, kızı kurtaramadığına üzülüyor.

*

Savaş başlıyor. Troya’ya ulaşıyorlar. Esir alınan kızları Akhilleus kendisine alıyor Patroklos’un tavsiyesiyle. Amaç kızları kurtarmak. İlk kızın adı Briseis.

 Agamemnon bir gün Briseis’i alıyor. Akhilleus’un şerefine leke sürmek için. Bunun üzerine Akhilleus, Agamemnon özür dileyene kadar savaşmaktan vazgeçiyor.

Akhilleus’u kaybeden ordunun can kaybı çok oluyor. Akhilleus geri adım atmıyor, savaşmıyor. Patroklos, o zaman ben senin kılığında savaş meydanına gideyim, senin ismin yeter diyor. Gerçekten de Akhilleus’un savaşa katıldığı zannedilince düşman ordusu korkuyor. Fakat Patroklos’un zırhı düşüyor ve kimliği açığa çıkıyor. Hektor onu öldürüyor. Akhilleus çok sinirleniyor ve Hektor’u öldürüyor. Paris de Akhilleus’u öldürüyor.

*

Akhilleus’un oğlu Neoptolemos Pyrrhus çıkageliyor. Savaşı kazanıyor. 

Briseis, Akhilleus ile Patroklos arasındaki ilişkiyi anlatınca Pyrrhus ,yalan söylüyorsun deyip Briseis’i öldürüyor.

Hektor’un oğlu Pyrrhus’u öldürüyor.

Hem oğlunu hem torununu kaybeden Thetis, Patroklos ile Akhilleus’un mezarını birleştiriyor. İki aşık yine kavuşuyorlar.

*

Aşk romanı olarak okudum. Çok güzeldi. 

22 Mayıs 2021 Cumartesi

BEN KİRKE

 


BEN, KİRKE

(Circe)

Madeline Miller

2019

Çeviren: Seda Çıngay Mellor

İthaki Yayınları

16.Baskı - Ocak 2021

404 sayfa


Ne güzel herkes beğenmiş bu kitabı.

Ben hariç.

Çıkıntılık olsun diye değil, sarmadı beni bir türlü. Halbuki herkes beğenmiş, kesin ben de beğenirim diye düşünerek alıp okumaya başlamıştım. Çünkü benim beğenilerim de genelin beğenileriyle uyumludur çoğu zaman. Ama ı-ıh bu defa olmadı.

*

Güzel başlamıştı halbuki. Ama devamını getirmekte çok zorlandım. Zerre ilgimi çekmedi. 

Mitoloji ve tanrılar konusunda bilgim yok. Belki birazcık bilgim olsaydı kitaptan keyif alırdım. Ya da bilgim olmasa bile en azından azıcık ilgim olsaydı yine zevk alırdım. Ama ikisi de yok bende. 

*

Kitaba adını veren Kirke, doğduğundan beri ailesinin zorbalığına maruz kalmış bir tanrıça. Tanrıçasın diye mutlusun zannediyorlar.

Annesi Perseis, babası Helios.

Kardeşleri Perses ile Pasiphae, Külkedisi’nin üvey kardeşleri gibiler. 

Bir kardeşi daha oluyor Kirke'nin, adı Aietes (Kartal demek) Kirke bakıyor ona.

Pasiphae evlendiriliyor. Yarı tanrı Girit Kralı Minos ile.

Aietes büyüyüp gidiyor, kendi krallığını kuracakmış. Kirke’de gitmek istiyor ama Aietes almıyor onu yanına, Kirke'ye kendi krallığını bulması gerektiğini söylüyor. 

Kirke yavrum yalnızlıktan ve mutsuzluktan o kadar muzdarip ki bir düğünde gördüğü ölümlülerden birine kocası olması için yalvarması gerektiğini düşünüyor, “Ne olsa bundan iyiydi.” diye düşünerek. 

*

Kirke, bir ölümlüye aşık oluyor. Adı Glaukos. Kirke onu Tanrı yapıyor ama adam kendi kendine Tanrı olmayı becerdiğini sanıyor. Kirke onunla evlenme düşleri kurarken Glaukos, Kirke’nin arkadaşı Skylla’ya aşık olup ona evlenme teklif ediyor.

Kirke cadılık maharetini keşfedip Skylla’yı canavara çeviriyor.

Bu sebeple cezalandırılıp bir adaya sürgün ediliyor, yalnız yaşamaya başlıyor.

*

Bir gün bir gemi dolusu adam geliyor adaya. Yardım istiyorlar Kirke’den. Kirke onları doyuruyor. Adamlar Kirke’nin erkeksiz olduğunu öğrenince tecavüze kalkışıyor. 

Ah Kirkem...

Adamlar Kirke'ye önce kocasını soruyor, Kirke "yok" diyor. Babasını soruyorlar, "uzakta" diyor, ağabeyisini soruyorlar... Kirke de hepsine dürüst dürüst cevaplar veriyor. Halbuki öyle denir mi? Kadınların -özellikle Türkiye'de yaşayanların- çok iyi bildiği üzere örneğin eve bir şey sipariş ettiniz, kurye geldi, evde yalnız olduğunuz halde sanki evde biri varmış gibi içeriye seslenirsiniz, "Baba yemek geldi!", "Abi sipariş geldi!" gibi. Ya da örneğin taksiye bindiniz, bir arkadaşınızı arayıp fake bir konuşma yaparak şoföre yalnız olmadığınızı gösterirsiniz. Kitapta da bu kısmı okuyunca bu konuşmanın sonunun nereye varacağını tahmin etmek zor olmadı. 

Kirke büyüyle adamlardan kurtuluyor ama... Garibanın yüzü gülür mü?

“Birinin gözünde bir kıymetim olsaydı, yalnız yaşamama izin verilmezdi zaten.” diye içleniyor.

*

Zeus’un oğlu Hermes geliyor ara sıra adaya. Kirke’yi kontrol etmek, Zeus’a karşı zehirli iksir yapıyor mu diye araştırmak için. 

Hermes’in yaşlı bir kadından duyduğu kehanete göre bir gün Odysseus adlı bir adam gelecekmiş adaya.

Kehanet gerçekleşiyor ve Odysseus geliyor adaya. Odysseus gittikten sonra Kirke onun çocuğunu doğuruyor. Adı Telegonos

Çocuk büyüyünce adadan gitmek, başka yerler görmek istiyor. Kirke izin vermiyor. Korkuyor çocuğunun başına bir şey gelecek diye. “Korku ve tanrılar, korku ve tanrılar! Ağzından başka laf çıkmaz.” diye sitem ediyor Telegonos annesine. Annesi de izin veriyor sonra. Yanına sihirli, zehirli mızrak vermeyi de ihmal etmiyor. 

Telegonos, babasını bulmaya gidiyor. Buluyor da ama babası onu tanımıyor ve Telegonos yanlışlıkla mızrakla babasını öldürüyor.

Telegonos ile beraber Odysseus'un karısı Penelope ve oğlu Telemakhos da adaya geliyor.

...

Ay daha da devam ediyor ama sıkıldıııııııım!