İNGİLİZCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNGİLİZCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2021 Salı

THE YOUNG VISITERS

 


THE YOUNG VISITERS 

Or, Mr. Salteena's Plan

Daisy Ashford

1919

52 sayfa


Bu kitabı dokuz yaşında bir çocuk yazmış. Evet, dokuz. Kitabın başında bu bilgi verilmeseydi bir çocuğun yazdığını düşünmezdim, ki aslında ön sözü de okumamıştım. Kitapta bir sürü dil bilgisi hatası vardı, kelimeler yanlış yazılmış, bir değil, iki değil. Bu kadar çok hata olmaz, özel olarak mı böyle yazılmış diye merak edip ön sözü okudum, orada kesin bunun bir açıklaması olmalı çünkü. O zaman öğrendim, yazar bu kitabı dokuz yaşında yazmış ve onun yazdığı şekilde hatalar da korunmuş. Ahah, çok tatlı!

*

Hikaye şöyle;

Alfred Salteena, 42 yaşında bir adamcağız. 17 yaşındaki Ethel Monticue ile tanışıyor. Ethel'in gözü yüksek sosyetede. 

Bay Salteena'nın arkadaşı Bernard Clark bir gün arkadaşını davet ediyor. Salteena ve Ethel, Bernard'ın evine gidiyorlar. Bernard yakışıklı, zengin bir beyefendi.

Salteena, Ethel'i etkileyebilmek için centilmenlik eğitimi almaya gidiyor. Bu arada Ethel'i de Bernard'a emanet ediyor. 

Salteena, işe yaramaz bir eğitim aladursun, Bernard ve Ethel çok güzel vakit geçiriyorlar.

Salteena, eğitiminin sonunda Ethel'i baloya davet edip evlenme teklif ediyor. Ethel reddediyor.

Bernard da Ethel'e evlenme teklif ediyor. Ethel bunu kabul ediyor. 

Salteena üzülüyor başta ama o da sonunda başkasıyla evlenip çoluk çocuğa karışıyor. 

*

İngiliz yüksek sosyetesine yer veriliyor kitapta. Tavırlar, hareketler, kibarlıklar aman aman. Yavrum Salteena çok emanet duruyor onların arasında. Ait olmadığı bir yerde, belli. 



İngiliz yüksek sosyetesi deyince "Patrick Melrose" geldi aklıma. Kitap serisi, dizisi de var, dizisini izledim ben. Şahaneydi. Dokunaklı, ağır duygulu bir şahanelik ama. 





*



The Young Visiters'ın da filmi var. Ama internette hdfilmizleindirmedenizle720phemenizle sitelerinde bulamadım, Youtube'da parça parça izledim. Ciciydi. 


*




Kitabın Türkçesi yok. Olsa fena olmazdı bence. 

17 Mart 2021 Çarşamba

THE ART OF MONEY GETTING

 



THE ART OF MONEY GETTING

or Golden Rules for Making Money

P. T. Barnum

1880

39 sayfa


Phineas Taylor Barnum Amerikalı bir iş adamı. Ya da şovmen. Saygıdeğer ya da soytarı. Spekülatif bir isim. 

Zengin olduğu biliniyor. Kitabında da para kazanmaya dair tavsiyelerde bulunuyor.

*

Önemli olanın kazandığından daha az harcamak olduğunu, gelirinin harcamalarından fazla olması gerektiğini anlatarak başlıyor. 

Tasarruf etmeyi öğütlüyor. Gereksiz harcamalardansa gerekli tasarrufların daha tatmin edici olduğunu söylüyor. Zengin olmadığın halde zengin insanlarla kendini kıyaslayıp pahalı arabalara özenme diyor.

Amerika’da herkes özgür ve eşittir dendiğini ama bunun sadece sözde olduğunu, gerçekte eşit zenginlikte doğmadığımızı anlatıyor. 

Paranın çalışarak elde edilmesinin önemini vurguluyor. Ona göre zenginlik eğer talih eseri, birdenbire geldiyse aynı hızda da gider. “Easy come easy go” Yani "Haydan gelen huya gider." Böyle bir  durum için verdiği örneğe göre; karın yeni bir koltuk takımı ister, alırsın. Sonra perdenin ona uymadığını fark eder, yeni perde alırsın. Sonra uyumlu olsun diye yeni halı. Sonra da evin mobilyalar için küçük kaldığını görüp yeni bir ev alırsın. Ve işte böylece iflasın eşiğine gelirsin. 

*

Para kazanmak için sağlık çok önemli diyor. Sağlıklıysan zengin olabilirsin. Örneğin temiz hava. Atalarımız bunun öneminin farkında değildi, küçük evler yapıyorlardı diye yakınıyor. 

Sigaranın zararlarından bahsediyor. Şehrinize bir yabancı geldiğinde ona meyve dükkanını gösterin, olgun meyveden daha lezzetli ve sağlıklı bir şey olmadığını anlatın diyor. Kendisi de sigara içiyormuş,, sonra hekimine danışmış, bırakmasını söyleyince bırakmış ve ondan sonra kendisini daha iyi hissetmiş. Para kazanmak için de zinde bir beyne ihtiyaç var diyerek kötü alışkanlıklardan kurtulmak gerektiğini anlatıyor. “To make money, requires a clear brain.”

Alkol için de aynısı geçerli. Alkol, sigara bağımlılığınız varsa iş hayatında başarılı olamayacağınızı söylüyor.

*

Kişiye uygun meslek seçiminin öneminden bahsediyor. Çünkü sevmediğin bir işte başarılı olamazsın.

Mesleğini doğru seçtikten sonra mesleğini icra edeceğin ve yaşayacağın yeri de iyi seçmelisin. 

*

Borçtan kaçınmayı tavsiye ediyor. Ama borç alıp arazi sahibi olacak ve evleneceksen, tamam, o zaman borç o kadar kötü değil, bunlar adamı dinç tutar. Ama yeme, içmeye, giyinmeye borç alıyorsan yanlış, diye anlatıyor.

*

Klasik tavsiyelerde bulunuyor:

Sabret.

Her ne yapıyorsan elinden gelenin en iyisini yap.

Cesur ol.

Başarısız ve şanssız insanlarla takılma.

Gücünü dağıtma. Bir işe sıkıca sarıl ve başarılı olana kadar bırakma.

Reklamını yap.

Müşterilerine karşı nazik ol.

Yardımsever ol.

Boş konuşma.

Dürüstlüğünü koru...vb

*

İlginç bulduğum önerisi "Çok da vizyoner olmayın" demesi. "Pek çok vizyoner insan fakirdir çünkü her proje onlara kesin başarılı olacak gibi gözükür. Böylece bir işten diğerine atlarlar." diyor. Bunu tek bir işe sıkıca sarılma tavsiyesiyle birlikte okuyabiliriz. 

*

P.T.Barnum'un hayatından esinlenilerek yapılmış bir film var: "The Greatest Showmen" Barnum, değişik görünümde ve yetenekte insanları toplayıp bir sirkte halka sunuyor. Bu şekilde zenginlik ve şöhret elde ediyor.

Dediğim gibi, spekülatif bir isim. Çok da aman aman araştırmadım kimmiş neymiş diye. Şimdilik bende güvenilmez ve soytarı olduğu izlenimi daha ağır basıyor ama bilemeyeceğim.



*

Literatürde "Barnum etkisi" diye de bir şey varmış. Özellikle burç yorumlarında, fallarda kendisini gösteren bir durummuş. "Aaaa bu durum aynı ben, "Bu özellikler bana uyuyor!" demenizi sağlayan şeye verilen isim. Fal ve burç yorumlarında aslında size özel, kişisel bir şey değil genel, yuvarlak tanımlar yapılır ve ilgilenenler buradan kendine pay çıkarır. Burç ve fallarda herkesin kendisine pay çıkarmasını sağlayacak ortak değerlendirmelerde bulunulur. Herkesin suyuna gitmek gibi bir şey diye anladım ben.

Ayrıntılı bilgi için bkz: 

https://evrimagaci.org/forer-barnum-etkisi-astroloji-ve-fallar-neden-bize-uyuyor-astrolog-ve-falcilar-kisiliginizi-nasil-tahmin-ediyorlar-2898

https://eksisozluk.com/barnum-etkisi--366353

*

Kitabın Türkçesi yok. Zaten niye de olsun? Yeni ve/veya anlamlı bir şey söylemiyor. Ama adı "Para Kazanma Sanatı" diye çevrilse ismini ilgi çekici bulup alacaklar olabilirdi. Benim ilgimi çeken bu olmuştu zira. :) 

10 Mart 2021 Çarşamba

MY POINT...AND I DO HAVE ONE

 


MY POINT... AND I DO HAVE ONE

Ellen Degeneres

1995

Bantam Books

211 sayfa

 

Akmar’da buldum bu kitabı. Neredeyse otuz yıllık kitap. Ellen Degeneres o zamanlardan beri ünlüymüş, bilmiyordum.

Kitabın girişinde umarım kitap sizi güldürür, düşündürür, eğlendirir, daha iyi hissettirir, kardeşlerinizi sevmenizi sağlar, daha başarılı, daha sağlıklı, daha uzun, daha ince... yapar ya da en azından satın aldığınıza pişman olmazsınız, yazmış.

Genel olarak da böyle komiklikler şakalar içeren bir kitap beklendiği üzere.

*

Çocukluk hatıralarını hatırlamaya çalışıyor kitabın başında. Çocukluk fotoğraflarını arıyor ama bulamıyor çünkü ailesi Ellen’dan  dört yaş büyük abisinin bir sürü fotoğrafını çekerken Ellen’ın çok fotoğrafını çekmemiş. Ellen’ın yorumuna göre yorulmuşlar, gerek yok hatırlarız diye düşünmüşler.

*

Olumlama kelimeleri söylüyormuş Ellen Degeneres her gün. İyiyim, kendimi seviyorum yerine daha küçük şeyler söylemeyi tercih ediyormuş, kalkacağım, dişlerimi fırçalayacağım… gibi.

İnsanın kendisini iyi hissetmesi için başkalarını gömmesinde de sakınca görmüyormuş. Onun kadar şişman değilim, onun kadar fakir değilim… gibi.

*

İlk stand up şovlarını anlatıyor. Park, bahçe, market her yerde stand up yapmış.

Bir tane şakasını paylaşmak istiyorum:

 “Knock knock. Who’s there? God. God who? Godzilla.”

Ben buna güldüm çok.

*

Hayatının bomboş olduğunu düşünüp hobi edinmeye çalıştığı bir serüveni anlatıyor. Bulduğu hobi de köpekleriyle kızak kaymaca.

O değil de Ellen Degeneres bile hayatın sıkıcılığından yakınıp bomboş olduğunu düşünüyorsa…

*

Kitabının tutup tutmayacağını öğrenmek için medyuma gitmiş. Ama bir şey öğrenememiş, çünkü stajyer medyummuş gittiği.

Neyse, neticede kitabı bestseller olmuş zamanında.

*

 Uçak korkusu varmış. Karanlıktan ve hayaletlerden de korkuyormuş.

*

Asansörde kaldığınızda zamanın geçmesi için tavsiyeleri yer alıyor kitapta. İlk tavsiyesi “Panik yapma” Çok sağ ol ya. Sonra da şarkı mırıldan, aileni düşün, zürafaların nasıl doğurduğunu düşün, yavru zürafa o kadar yüksekten nasıl düşüyor ve ölmüyor.. diyip son tavsiye olarak da “Çığlık at!” diyor.

Asansörü çağırmak için çağrı butonuna birden fazla kes basanlarla ilgili de şakası var. Asansör böyle bir durumda ooo çok insan bekliyor, acele edeyim diyecek çünkü, diyor.

Evet, komiklikler şakalar.

*

Avcılık karşıtı bir insan. Her normal insan gibi. Normal insanlar avcılığın spor olmadığını bilir.

Avladıkları geyiklerin başlarını salonlarında sergileyenlere bunun sebebini sorduğunda “Çünkü güzel bir hayvan” diyorlarmış. Ellen da diyor ki “Benim annem de güzel ama başını salonda sergilemiyorum, fotoğrafları var.”

*

Ünlü (celebrity) olmanın nasıl bir his olduğunu soruyorlarmış Ellen’a. Cevap veriyor. “Ünlü iseniz ve batmak üzere olan bir gemideyseniz önce kadınlar ve çocuklar kuralı önce ünlüler, sonra kadınlar ve çocuklara dönüşür.”

(“If a celebrity is on a boat that is sinking - the rule becomes celebrities first, then women and children.” Sf.174)

*

Kendinden daha güçlü insanlardan korkuyormuş, hayır Herkül’den değil, polisten. Örneğin bir gün arabayla hız yaparken polis kenara çekmiş. Polis “Sizi neden durduğumuzu biliyor musunuz?” diye sormuş. Ellen da şaka yapmış:” Bagajdaki cesetler yüzünden” demiş. Ahah kimse gülmemiş ama

*

Bu kitabı elle yazmış, otellerde, kafelerde, havaalanlarında, mutfakta, yatakta... Bilgisayar kullanmamış, çünkü masa başında oturmak ona okulu ve öğrenciliği hatırlatıyormuş ve bundan hoşlanmıyormuş. Bu noktada öğrencilere siz böyle olmayın, tadını çıkarın, bilgi iyidir, bilgi güçtür diye tavsiye vermeyi ihmal etmiyor.

*

Kitabın sonunda avukatlara selam gönderiyor. Yaptıkları sözleşmeye göre kitabın 60.000 kelime olması gerekiyormuş. Avukatların kitabı okumayıp sadece kelimeleri sayacağını düşündüğünden onlara şaka olsun diye kitabın sonunu bağlamdan kopuk rastgele kelimelerle kapatmış. Resim, lamba, vaso, yatak, köpek, sandalye, şapka, ayakkabı... Kitabın son paragrafı böyle ahahaha

 *

Kitabın Türkçesi yok sanırım. Eğlenceli bir kitap halbuki, çevirselerdi insanlar okuyup eğlenebilirdi.