Eckhart Tolle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eckhart Tolle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2019 Salı

VAR OLMANIN GÜCÜ




VAROLMANIN GÜCÜ


Hayatının Amacını Uyandır

(A New Earth / Awakening to Your Life’s Purpose)

Eckhart Tolle

2005

Çeviren: Selim Yeniçeri

Koridor Yayıncılık

1. Baskı - 2006

171 sayfa


Yazarın “Şimdi’nin Gücü” kitabından daha zor geldi bu kitabı kavramak.

Kavrayamadım da zaten.

Bitkisel hayattan hallice bir yaşam formu canlandı gözüme bu iki kitabın ardından. Tabii yazar kesinlikle bunu kastetmemiştir, dengeden bahsediyordur muhakkak, ama ben pek anlayamadım.

*

Kitabın orijinal adı “New Earth”

New age’i çağrıştırdı bana. New age, yeni dünya düzeni falan biraz tekinsiz geliyor bana, bildiğimden değil de, sezgisel bir şey.

*

"Şimdi’nin Gücü" adlı kitapta acıları zihnimizde yarattığımız anlatılıyor ve“Siz zihniniz değilsiniz” deniyordu.

Bu kitapta da bu husus tekrarlanıyor:

“Hayat zihnimin sandığı kadar ciddi bir şey değil.” demiş Buda. Bu sözü hatırlatıyor kitap.

Sonra da uzun uzun, sayfalarca, kusturana kadar egodan bahsediyor. Ego nedir nasıl doğar, nasıl büyür nasıl öldürülür, ego aşağı, ego yukarı.

*

Önce kendimizi bir nesneyle tanımlarmışız. Çocukların bir oyuncağa çok bağlı olması gibi. Oyuncağı kırılırsa çocuk büyük acı duyar. Bu çocuk zengin ya da yoksul olsun, oyuncak pahalı ya da ucuz olsun, acı aynıdır. 

“Böylesine büyük bir acının oluşmasının nedeni ‘benim’ kelimesinde gizlidir ve bu da yapısaldır. Kişinin kendi kimliğini bir eşyaya bağlamak yönündeki bilinçaltı eğilimi, ego zihin yapısıdır.” Sf.24

Yani kendimizi nesnelerle tanımlamamalıymışız. Örneğin sahip olduğunuz nesnelere bağlı bir özdeğer duygunuz mu var, belli nesneler size bir üstünlük ya da önem duygusu mu veriyor, onlardan mahrum kalmak kendinizi daha fazlasına sahip olanlardan daha aşağıda olduğunuzu mu hissettiriyor? O zaman geçmiş olsun.

Ego, sahiplik olarak kendini gösteriyor. “Sahibim, o zaman varım.” Sf.30

*

Egoyu güçlendiren bir husus şikayet etmekmiş. “Her şikayet, zihnin ürettiği ve sizin tamamen inandığınız bir hikayedir.” Sf.39

Engin Geçtan da “Zamane” adlı kitabında şikayetten bahsediyor. Ülkemizde bir “şikayet kültürü”nün oluştuğunu anlatıyor.

“Şikayet ettiğinizde mantık olarak siz haklısınızdır ve şikayet ettiğiniz ya da tepki verdiğiniz durum veya kişi haksızdır.” Sf.42

“Kendinizi herhangi birinden üstün ya da aşağı hissettiğinizde, bu egodur.” Sf.53

*
Egonun altında yatan duygunun korku olduğunu anlatıyor yazar. “Önemli bir olamama korkusu, var olmama korkusu, ölüm korkusu gibi.” Sf.50

*
Yani anladığım kadarıyla yazar diyor ki; egoyu madem biz yaratıyoruz, onu öldürmek de elimizde. 



4 Mart 2019 Pazartesi

ŞİMDİ'NİN GÜCÜ




ŞİMDİ’NİN GÜCÜ

(The Power of Now)

Eckhart Tolle

1999

Çeviren: Semra Ayanbaşı

Akaşa Yayınları

8.Basım – 2009

165 sayfa

Kişisel gelişim denince akla gelen ilk kitaplardan biri “Şimdi’nin Gücü”

Hatta bu sektörün kutsal kitabı gibi bir şey galiba.

Bu açıdan “Düşünce Gücüyle Tedavi” kitabıyla yarışıyorlar sanırım.

Buradan bakınca öyle gözüktü gözüme

*

Kitap diyor ki; geçmişe dair yapabileceğiniz bir şey yoktur çünkü olan olmuştur. Geleceği de bugünden bilmeniz mümkün değildir, dolayısıyla gelecek için kaygılanmak yersizdir. Elde olan sadece şimdidir, şu an içinde bulunulan andır.

Kabaca bunu anlatıyor kitap.

Yani;

“Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür.”

*
Acıları zihnimizde yarattığımızı anlatıyor kitap  ve “Siz zihniniz değilsiniz” diyor.

“Istırapsız, endişesiz ve nevrozsuz yaşamak mümkündür. Bunu yapabilmek için, acımızın yaratıcısı olduğumuzu anlamamız gerekir; sorunlarımızı yaratan diğer insanlar ya da dış dünya değil, kendi zihnimizdir.” Sf 7

İnsanın çektiği acının büyük bölümünü gereksiz buluyor yazar. Bunu kendimizin yarattığını vurguluyor.

“Şimdi yarattığınız acı daima olanı kabullenmemekten, olana bilinçsiz bir biçimde direnmekten kaynaklanır.” Sf.38

Soru-cevaptan oluşuyor kitap.

Soruları soran kişi, yazarın cevaplarını yadırgıyor bazen. Tıpkısı ben.

Mesela yukarıda kabullenmek ve direnmek hususu teslimiyeti gösteriyor. Bu da ilk etapta kulağa pek hoş gelmiyor. Yazar, kast ettiği teslimiyetin mücadeleyi pasif bir şekilde bırakmak anlamına gelmediğini anlatmaya çalışıyor. Anladığımdan pek emin değilim.

*

Şimdide yani anda kalmak için, o esnada yaptığımız eylem dışında bir şeye odaklanmamayı öğütlüyor:

“Örneğin, evinizde ya da iş yerinizde merdivenleri inip çıktığınız her seferinde, her adımınıza, her hareketinize, hatta soluk alıp verişinize bile çok dikkat edin. Tümüyle orada olun. Ya da, ellerinizi yıkarken, bu faaliyetle ilişkili tüm duyusal algılara, suyun sesine ve verdiği hisse ellerinizin hareketine sabunun kokusuna vs dikkat edin.” Sf.29

Kendimize “Şu anda içimde ne olup bitiyor?” diye sormamızı alışkanlık haline getirmemizi tavsiye ediyor yazar. Ama bu sorunun cevabını analiz etmeyeceğiz, sadece izleyecekmişiz. 

“Dikkatinizi içinizde odaklayın. Duygunun enerjisini hissedin. Eğer bir duygu mevcut değilse, dikkatinizi daha derinlere, bedeninizin içsel enerji alanına yöneltin. O, Var’lığa açılan kapıdır.” Sf.34

*

Okuması ve anlaması pek kolay ve keyifli gelmedi bana. 

*

Şu iç açıcı sözle kapatayım:

“Gökyüzü bulutlarla kaplanıp karardığında bile güneş aslında yok olmamıştır. O hala orada bulutların ardında parlamaktadır.” Sf.36