Nabizade Nazım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nabizade Nazım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2025 Pazar

KARABİBİK

 


KARABİBİK 

Nabizade Nazım 

1890

Kızıl Panda Yayınları 

1.Basım - Ekim 2021 

44 sayfa 


İlk Türkçe köy romanımıza merhaba deyin.

*

Karabibik kendi halinde bir köylü adamcağız. Bir kızcağızı var, adı Huri, başka kimsesi yok. Hanımı doğum esnasında ölmüş. Huri'ye köylülerden bir kadın bakmış. Bakan kadın ve kocasının başka çocukları yokmuş, kendi kızları gibi sevmişler Huri'yi. O kadar ki belki miraslarını Huri'ye bırakırlar. Karabibik bunu umup seviniyor kızı adına. 

Huri evlilik çağına gelince Karabibik kızını evlendirmek istiyor. Sonunda kıza iyi bir talip çıkıyor, evlendiriyor.

*

Öküz almak istiyor Karabibik. Borç harç alıyor. 

*

Karabibik’in bir hastalığı var, zaman zaman nüksediyor. Doktora gidiyor. Doktorun karısının "serbest"(!)  hareketlerinden cesaret alarak kadını taciz ediyor. Kadın kaçmayı başarıyor, sonra da gülüyor Karabibik’in haline.

*

Bu kadar. Köylülük ve sıradanlık. 

*

Kitabın başında Nabizade Nazım’ın "Okuyucularıma" başlıklı bir açıklaması var. “Gerçekçilik ekolünde yazılmış bir roman” diyor kitabı için.

Doğru ve bu gerçekliği çok sıkıcı buluyorum. Köy hayatı beni boğuyor. Var bir köyüm, biliyorum. 

*

Bu kitabı oturduğum kafenin kitaplığında gördüm. Yanımda kitap yoktu, kafede otururken okuyabileceğim az sayfalı bir kitap baktım raflarda, bunu seçtim. Bloğuma yazarken fark ettim ki tee on iki yıl önce zaten okumuşum. 

Bkz: Karabibik/Nabizade Nazım

Hiç hatırlayamadım.

25 Ağustos 2013 Pazar

KARABİBİK


KARABİBİK

Yazarı: Nabizade Nazım

Yayınevi: Turna Yayınları

Sayfa Sayısı: 86


Karabibik, 1891'de yazılmış bir köy romanı. 

Aslında roman demek ne kadar doğru bilemiyorum. Kısa roman ya da uzun hikaye denebilir belki.

Karabibik, köylü bir amcamız. Muhtemelen bu onun lakabı.

Karısını kaybetmiş. Bir gelinlik kızı var. Kız biraz tembel, ahlaken ve zihnen de pek parlak sayılmaz.

Kıt kanaat bir geçimleri var baba kızın.

Karabibik'in en büyük hayali iki öküz sahibi olmak. Böylece tarla işleri kolaylaşmış olacak. 

Ama buna yetecek kadar parası yok.

Yine de borç harç bu öküzleri almak istiyor.

Borç alacağı kişi, acaba borç verecek mi?

Acaba öküzleri alabilecek mi?

Böyle minik bir heyecan bir de sanki işler ters gidecekmiş gibi bir his oluyor okurken. Ama heyecana mahal bırakmadan hoppadanak geçiyor bu faslı yazar.

Öküzler alınmış, işe koyulmuş bile.


Sonra Karabibik'in kızına bir kısmet çıkıyor.

Sanki delikanlı kıza kötü davranacakmış, aslında Karabibik delikanlıyı yanlış anlamış, işler kötü gidecekmiş hissi yine doğuyor bende.

Ama sonra hoppadanak kız istenmiş, düğün de olmuş bile.

Böyle hiçbir heyecana yer bırakmayan bir hikaye.

Mesaj da zaten bu. Köylülerin tekdüze hayatı. Aşağı yukarı birbirinin aynısı olan yaşamlar. Doğumdan ölüme kadar giden bir rutin.


Yazarın duygularını katmadığı, karakterlerin konuşmalarını olduğu gibi, gerçek şiveyle yazdığı bu roman, edebiyatımızın ilk realist romanlarındanmış. Nabizade Nazım da bu realizm ve natüralizmin edebiyatımızdaki ilk temsilcilerindenmiş. Sorarlar bunu sınavda. Kıpss ;)


Kitabın benim okuduğum baskısında (1. Baskı - Ağustos 2009) bunun dışında iki hikaye daha var.

SEVDA

Birkaç arkadaşın aşk ve sevgi hakkındaki beyin fırtınası. "Sevgi neydi? Sevgi emekti" muhabbeti.


HASPA

40 yaşındaki Behzat amcamızın, 12 yaşındaki Şahinde'ye aşık olması. 
Behzat'ın bu durumun çirkinliğinin bilincinde olması fakat bu aşktan kendini alıkoyamaması.

Sonunda Şahinde başkasıyla evleniyor. 
Behzat, kendi karısı ve çocuğuna dönüyor ama aklında Şahinde. Bir ara unutuyor, ancak evleneceği haberini alınca yine aşkı depreşiyor. Yapacak birşey yok. Unutmak zorunda.

Çirkin be.


***

Selam!
2025'ten geliyorum. 
Karabibik'i yanlışlıkla yeniden okudum: Bkz: Karabibik

22 Temmuz 2011 Cuma

ZEHRA


ZEHRA

Yazarı: Nabizade Nazım


Yayınevi: Akvaryum Yayınevi


Basım Yılı: 1896 - 2010


Sayfa Sayısı: 150



Bu nasıl br intikam ateşidir, bu nasıl şiddetli bir öc alma duygusudur.

Zehra ile Suphi Bey, mutlu mesut yaşayan bir evli çift iken herşey Suphi'nin annesinin, ev işlerine yardımcı olsun diye aldığı hizmetçi Sırrıcemal'in gelmesiyle başlar.

Suphi ve Sırrıcemal mercimeği fırına verir ve ayrı bir eve çıkıp ayrı bir dünya kurarlar kendilerine.
Bunu öğrenen Zehra hasetinden çatlar. Ve Suphi'den intikam almaya karar verir. Hem de ne intikam.

Merak edenler kitabını okusun, okumak isteyenler için özeti ve sonu aşağıda:


Zehra, Ürani adlı bir fahişeyi Suphi'ye musallat eder. Ürani'ye aşık olan Suphi bu uğurda varını yoğunu harcar. Sırrıcemal bu duruma dayanamayıp intihar eder.

Bu arada Zehra, Suphi'nin muhasebecisi ile evlenir ve Suphi'yi iyice çulsuz bırakırlar. Ürani de Suphi'den sıkılıp onu terkedince bir başına kalan Suphi sokaklarda sersefil olur. O da Ürani'yi öldürerek ondan intikamını alır. Bunun cezası olarak sürgün edilir.


İntikam alan ama bu intikamın sonucunda Suphi'nin kendisine döneceğini zanneden Zehra çok yanılır. Suphi'nin annesinin de sefil bir şekilde bir başına öldüğünü görünce ,yaşadığı acılara daha fazla dayanamayıp hastalanır ve ölür.


Sonuç; intikam soğuk yenen bir yemektir.