ALMANLAR NEDEN DAHA İYİ YAPIYOR
Gelişmiş Bir Ülkeden Notlar
(Why the Germans Do It Better: Notes from a
Grown-Up
Country)
John Kampfner
2020
Çeviren: Nermin Mollaoğlu
İthaki Yayınları
2.Baskı – Kasım 2022
276 sayfa
Dünya savaşı yaşamış ve kaybetmiş, üstüne bölünmüş bir
ülke olan Almanya’nın hızla gelişmesi merak uyandırıcı. Yazar da bu merakının
peşinden gitmiş.
Yazar önce üniversite zamanında tanıştığı Almanlardan
ve yaşadığı Almanya’dan bahsediyor. Bir anda radyoyu kapatan bir arkadaşı
varmış. Neden bunu yaptığını soruyor. “Sessiz saat” denilen bir kural varmış
Almanya’da. Yaşlılar düşünülerek müzik kısılırmış. Yazar bunun için bir kurala
gerek yok diyor ama nafile. Ya da bomboş yolda yayalara kırmızı yanarken nasıl
olsa araba yok diye geçen yazara polis ceza kesiyor. Arabasının camına zarf
bırakılıyor, sevgili komşu, sokağın itibarını düşürdüğü için arabanızı lütfen
temizler misiniz, diye. Bunlar garip geliyor İngiliz yazara.
İngiliz demişken Almanya; İspanya, Fransa ve
İngiltere’den sonra Avrupa’daki dördüncü en yüksek İngiliz nüfusuna sahip
ülkeymiş. İngilizler de Alman vatandaşlığı alıyormuş ve birçok genç İngiliz
için Almanya bir umut ve fırsat kaynağı olarak görülüyormuş.
Ulusal gün törenleri yokmuş Almanya’nın. Nazi döneminden kalma bir sebebi var.
O dönemde saf Almanlık politikası olduğu için Almanlar milliyetçiliği dile getirmeye
çekiniyorlarmış. O günlerle ilgili yüzleşmeleri de çok kolay olmamış. Önceleri Nazi
dönemini anlatırken Nazi’ye destek verdiklerini reddediyorlar, kendilerini
kurban ya da bilinçsiz katılımcı olarak tanımlamayı seçiyorlarmış. Nazi
şüphelileri Nazilikten arındırma sertifikaları temin edip eski işlerine geri dönmüşler.
Yani yaptıkları yanlarına kar kalmış.
Almanlar Nazi dönemi bitince bu konuyu adeta örtbas etmişler. O dönemi
düşünmeyi tartışmayı reddetmişler. Zamanla bu eski defterleri açıp yüzleşmeye
ve hesaplaşmaya başlıyorlar. Bunun ardından ülkede bir gelişme eğilimi meydana
geliyor.
Çalışma hayatında özellikle niş bir alanda uzmanlaşma ve bu işe adanmış
şirketler ortaya çıkıyor. Bu şirket kurucuları şirketlerini satmayı hele de
yabancıya satmayı akıllarına bile getirmiyorlar.
Ekonomik kalkınma yalnızca başkentte ya da birkaç
büyük şehirde değil ülkenin neredeyse tüm şehirlerinde oluyor. Hatta en az
başkentte oluyor.
“Almanya, kişi başına düşen GSYH’nin başkentte ülkenin geneline göre daha düşük
olduğu tek ülkedir. Berlin’siz Almanya yüzden 0,02 daha zengin olurdu. Başka
bir deyişle, Berlin ülkenin geri kalanı üzerinde bir yük görevi görüyor.”
Sf.221
Konut sahibi olma konusunda takıntılı değillermiş. Hatta bunu anlamsız
buluyorlarmış, çünkü kiralar genellikle karşılanabilir seviyede ve evler
bakımlıymış.
Halk, Alman medyasına büyük ölçüde güveniyormuş.
Yarattığı otomobil markalarından zaten bahsetmeye
gerek yok.
Ondan sonra bu ülke niye gelişmiş?