SIRLARIN SIRRI
(The Secret of Secrets)
Dan Brown
2025
Türkçesi: Petek Demir İpek Demir
Altın Kitaplar Yayınevi
1.Basım - Temmuz 2025
655 sayfa
İnsan zihninin beynin -daha genel olarak bedenin- içinde yer almadığını, zihin için bir fiziksel sınır olmadığını, dolayısıyla beden dışı deneyimlerin mümkün olduğunu anlatan bir profesör var. Bu bilgilere dair yazdığı kitabı yayımlanmak üzere. Fakat CIA bu bilgilerin yayılmasını istemediği için kitabı ortadan kaldırmaya girişiyor. Bunun için de sik sik işler yapıyor. Hikaye bu.
Öncelikle “dünyayı sarsacak bilgi” diye lanse edilen
hiçbir şeyin dünyayı sarsacağını sanmıyorum. Bilgi bu kadar önemli bir şey
değil çünkü. Bilgi sayesinde insanların rasyonel davranacağını ummak çok saf,
çok romantik. Al bugün ABD Başkanı Trump’ın pedofili bir yamyam olduğunu
biliyoruz da ne oluyor? Örnekleri çoğaltın istediğiniz kadar. Ne işe yarıyor bu
bilgiler? Sosyal medyada tonla bilgi dolaşıyor. Doğru bilgiler o doğruları
sulandıran başka bilgilerle karışıyor ve hayatımıza bu bilgileri öğrenmeden
öncesi ve öğrendikten sonrası arasında hiçbir fark olmadan devam ediyoruz. O
yüzden kitapta bana CIA’nin bu bilgiler yayılmasın diye çabalaması zorlama
geldi. Niye bunun için uğraşsınlar? Birkaç internet trolü ile her gerçek ve
doğru bilgi çarpıtılabilir, sulandırılabilir ve ciddiyetsizleştirilebilir. Çok
daha kolay bir yöntem bu. Ancak kitapta CIA bunun yerine neler yapıyor bakın.
*
Robert Langdon. Dini simgebilim uzmanı. Dan Brown
romanlarının ana karakteri.
Dr. Katherine Solomon. Noetik Bilimci.( Noetik Bilim,
insan bilincini inceleyen bir bilim dalı.)
Bu ikisi sevgililer, Prag’da Four Seasons Otel’deler. Katherine,
Prag Karl Üniversitesinde konferans verecek. O yüzden oradalar.
Nörobilimci Dr. Brigita Gessner davet etmiş Katherine’i.
Bu Gessner’e dikkat! Kötü bir insan!
*
Robert ile Katherine sabah otelde yatakta ne güzel
ağnanacaklarken kurtlu Robert yerinde duramıyor. “Yirmağa gideyrum” diye
çıkıyor otelden. Sabahları yüzmezse kendine gelemiyormuş.
*
Havuzda yüzmesini yüzdükten sonra otele dönerken yolda
ne görse beğenirsiniz? Güneş taçlı, mızraklı, ölüm kokulu hayalet gibi bir
kadın. Tam da gece Katherine’nin rüyasında gördüğü gibi. Katherine gece bir
rüya görüyor, sonra Robert’a anlatıyor.
Rüyasında Katherine bu kadını (Güneş taçlı, mızraklı, ölüm kokulu
hayalet kadın ) görmüş ve sonra otel patlamış.
Robert, kadını görünce Katherine’nin bu rüyasını
hatırlıyor ve hemen otele koşup oteli boşaltın, acil durum, tehlike, diyor,
yangın alarmını çalıştırıyor. Odaya koşuyor ama Katherine’yi odada bulamıyor.
Odanın camından cumburlop Vltava Nehrine atlıyor. Buz gibi nehirde bir süre
yüzüyor, bakıyor otel patlamamış, sakinleşip otele geri gidiyor.
Odasına giriyor, Katherine not bırakmış, laboratuvara
gittiğine dair. Dr. Brigita Gessner, Katherine’yi laboratuarına davet etmiş.
*
Çekya istihbaratından (UZSI) biri geliyor Langdon’un
odasına. Adı Janacek. Sabah neden oteli boşalttırdığını sorguluyor. Langdon,
yanılmışım, bomba olacak sandım, diyor ama anlatamıyor. Janacek, gerçekten de
ekibim sabah bir bombayı etkisiz hale getirdi, diyor.
Bu arada Abd Büyükelçiliği hukuk ateşesi Michael
Harris geliyor. Abd vatandaşlarına yardım edermiş.
Langdon rüya hikayesini anlatmak zorunda kalıyor.
Janacek inanmıyor tabii. Janacek’in iddiasına göre Solomon geleceği görmekle
ilgili kitap yazıyor, bu da onun reklam çalışması için tasarlanan bir olay.
Langdon, Janacek ve Janacek’in şoförü aynı zamanda yeğeni
Pavel, Katherine’nin gittiği Gessner’in
laboratuvarına gidiyorlar. Kapıyı açan yok. Ses yok. İçeri giriyorlar. Bir
heykel yanlış yerleştirilmiş. Langdon fark ediyor, heykeli düzeltince bir geçit
açılıyor. Langdon çaktırmadan bu geçitten giriyor.
Büyük bir cam kapsül görüyor. İçinde bir kadın var.
Önce Katherine’yi gördüğünü sanıyor ama içerideki Brigita Gessner. Ölmüş.
Gessner’in yardımcısı Sasha Vesna’yı görüyor sonra. Sasha
epilepsi diye çocukken akıl hastanesine yatırılmış. Gessner onu oradan alıp
iyileştirmiş. Epilepsi hastalarını iyileştiren çalışmalar yapıyor Gessner. Sonra
Sasha’yı asistanı yapmış.
*
Şimdi burada Golem’den bahsetmeliyim.
Golem, kil canavarı. 16.yy efsanesi. Bir haham, halkını korusun diye kilden canavar yapıp başka alemden gelen bir ruhla aşılamış. Alnına da ibranice EMET yani GERÇEK yazmış. Adını İbranicede "ham materyal" anlamına gelen Golem koymuş. Ama sonra canavar, topluluğun güvenliğini sağlamak için öldürmeye başlayınca Haham, harflerden birini silmiş, anlam ÖLÜM’e dönüşmüş.
“Gerçek, Ölüm olmuştu.” Sf.57
Sasha akıl hastanesindeyken hemşirelerden çok dayak yemiş. Ailesi de ilgilenmemiş. Zavallı terk edilmiş kimsesiz bir yavrucak. O gün orada Golem ile Sasha’nın ruhları karşılaşmış. Golem onu hemşire dayağından kurtarmış. Ve artık Sasha’nın koruyucu meleği olmuş. Ona ihanet eden herkesi öldürecekmiş.
*
Golem de labaratuvara geliyor gizlice. Janacek’i uçurumdan itiyor, Janacek ölüyor. Az öncesinde Amerikan büyükelçisi Janacek’e telefon edip “Otele hiç bomba konulmadığını biliyoruz” diyor. Meğerse kodaman biri Janacek’i arayıp Katherine ve Langdon’u tutukla demiş.
Sasha Vesna ve Langdon çıkıyorlar labaratuvardan.
Sasha’nın evine gidiyorlar. Sasha ile Michael Harris daha öncesinden
tanışıyorlar. Harris de Sasha’nın evine gelecek, telefonda öyle konuşuyorlar.
Michael Harris ile Sasha’nın tanışıklığı görev icabı. Büyükelçi
Heide Nagel, üstlerinden gelen bir emirle Michael’e Sasha ile yakınlık kurması
görevi vermiş. Michael bu görevden etik olarak huzursuz ama emir demiri keser
diyerekten devam ediyor.
Sasha’nın evinde kapının altından bir not bırakılıyor.
Not Langdon’a. Notta yazıyor ki: “Katherine elimde. Petrin Kulesi’ne gel.” Yola
çıkıyor Langdon.
Dayısı Janacek’in Langdon tarafından öldürüldüğünü
düşünen Pavel, mavi alarm veriyor. Bir polisin öldürüldüğü haberi ve öldüren
olarak da Langdon’un resmi yayınlanıyor. O sırada Langdon takside, taksici
ihbar ediyor. Pavel oraya doğru yola çıkıyor.
Langdon Petrin Kulesinde bir çiftten telefon rica edip
maillerine bakıyor. Katherine’den mail gelmiş olabilir diye. Gelmiş gerçekten
de. Enokyan dilinde bir mail atmış Katherine.
“Genellikle Melek Dili olarak bilinen Enokyan
dili, Prag’da kendilerini gizemci ilan eden John Dee ve Edward Kelley adlarında
iki İngiliz tarafından 1583 yılında keşfedilmişti. Bu dil sayesinde medyumların
ruhlarla konuşup başka alemlerden bilgi alabildikleri iddia ediliyordu.”
Sf.224
Pavel de geliyor kuleye. Langdon onu görüp kaçıyor.
Katherine’nin
mailini çözmeye çalışıyor. Harfleri İngilizceye çevirince CODEX XL oluyormuş. “Şeytanın
İncili” diye bilinen esrarengiz bir kitapmış. Bir keşiş tarafından bir gecede
yazıldığı rivayet ediliyor ama yazması on yıllar sürecek nitelikte dev boyutta
bir kitap. Ona şeytanın yardım ettiği söyleniyor.
Langdon bu incilin olduğu Klementinum’daki kütüphaneye
gidiyor. Pavel de peşinden.
Pavel sahte
yangın alarmı verdirip kütüphaneyi boşalttırıyor. Langdon, kütüphanedeki
kitaplık görünümlü gizli kapıyı bildiği için gizli kapıyı açıp giriyor. İçeride
Katherine.
Katherine'nin kitabının basılacağı yayınevinin IT elemanı, Katherine’ni aramış ve
kitap kopyasının heck’lendiğini, kendisinin de güvenli bir yere geçmesini
söylemiş. Katherine hemen otelin bilgisayarından kitabın çıktısını alıp Robert’a gizli şifreli maili atıp kütüphaneye saklanmış.
Pavel, gizli kapının yerini öğreniyor müze
görevlisinden. Robert kaçmak için Katherine’nin kitabını yakıp küçük bir yangın çıkartıyor.
Böylece kurtuluyorlar.
Büyükelçilikten yetkililer karşılıyor onları dışarıda.
Büyükelçinin konutuna gitmek üzere arabaya biniyorlar.
Yolda Robert, Katherine’ne kitapta ne yazdığını soruyor, bu kadar önemli ne buldun?
Tekrarlanabilirlik krizi veya replikasyon krizi. Bilim insanları deneyler yapıyorlar, ilkinde tutuyor ama bir daha tutmuyor. Ganzfeld Deneyi adlı bu deneyde iki ayrı odadaki denek birtakım görselleri birbirlerine zihinsel olarak iletiyorlar. Zihinsel telepati mümkün yani. Ama tekrarlanamayınca eleştirilmiş bu deney. Katherine diyor ki, halbuki örneğin atletizmde bir atlet rekor kırdı diyelim. Aynı performansı iki kez tekrarlayamaması bunun gerçekleşmediği anlamına gelmez. Bilimde tekrarlanabilirlik bilimin ayrılmaz parçası. Ama makro düzeyde böyle. Kuantum dünyası öngörülemez. Bilinç de etten kemikten bir organ değil, kuantum dünyasında yer alıyor. Bu yüzden onun da öngörülebilirliğini gözlemlemek çok zor. Nasıl ki ayna olmadan gözünü kendi gözlerinle gözlemleyemezsin. Bilinci de kendi bilincinle gözlemleyemezsin.
GABA yani gama aminobütirik asit. Beynin gelen verileri filtrelediği biyolojik mekanizma. Örneğin yeni doğan bebeklerin yüksek GABA seviyeleri var. Bu, gözünün önündekiler dışında her şeyi filtrelemelerine sebep oluyormuş. Biz yetişkinler de kalabalık bir ortamda karşımızdakini ilgiyle dinlerken başka sesleri duymayız ama sıkıldığımızda dışarıdaki gürültüyü fark ederiz. Yani beyne girecek sinyallere karar vermek.
Bu konuya çalışırken Brigitte Gessner’in çalışmalarına ulaşmış. Epilepsi çipi yapmış Gessner. Çip, beynin GABA tepkisini tetikleyip başlayacak nöbeti engelliyormuş.
Etrafımızda algılayamadığımız bir gerçeklik var, GABA beynimizin
kaldıramayacağı şeyleri deneyimlemeyi engelleyen bir perde. Ölüm esnasında GABA
seviyesi düşüyor yani beynin tüm filtreleri kalkıyor. O yüzden ölümden dönenler
mutluluktan, ruhlarının bedenlerinden çıkmış gibi olduğundan, huzurdan
bahsediyor.
“Bana göre bilincimiz ölüm anında fiziksel alemi
bırakıyor ve tekrar bütünle birleşiyor. Artık sinyali almak için bir bedene
ihtiyaç kalmıyor. Sinyal sen oluyorsun.” Sf.335
Peygamberler ve Einstein, Galileo gibi bazı dehalar bu
filtreleri ölmeden kaldırabilmiş insanlar.
Tesla’nın dediği: “Beynim
sadece bir alıcı. Evrende, bilgiyi çektiğimiz bir merkez var.” Sf.336.
Uyuşturucu maddeler de bu filtreleri kaldırıyor diye
mutluluk veriyormuş. İnsanlar beyin filtrelerini kaldırır ve bütün halindeki bir
tür olduğuna inanırsa kapsayıcılık ve birliktelik duygusu olan bir gelecek
olabilir.
“Genişlemiş bilinç,
evrensel bağlantı, sınırsız sevgi, ruhsal uyanış, yaratıcı deha. (…) Hepimizde
bu kapasite var, bizler sadece bunu deneyimleyecek kimyasallardan yoksunuz.”
Sf.338
*
Büyükelçinin konağına geliyorlar, Petschek Villası.
Eskiden varlıklı bir sanayicinin eviymiş, sonra Naziler işgal etmiş. Sonra da
Abd hükümetinin olmuş.
(Yazar böyle her ev, kule, bina, otel, park, bahçe, kafe, tarihi turistik her yerin gelmişini geçmişini de anlatıyor. Elinde bu kitapla Prag gezen insanlar olabilir. Rehber gibisine. Öyle bir aktivite var. Okuduğu romandaki yerleri gezmek.)
Büyükelçi diyor ki, kitap basıldığında ulusal
güvenliğe tehdit oluşturacağına inanan güçlü kurumlar var. Bay Finch gelecek,
bu işle ilgilenen, ama önce gizlilik sözleşmesi imzalamalısınız.
Yani kitap hakkında konuşacaklar, böylece sözleşme
gereği Katherine bir daha kitabı yazamayacak.
Büyükelçiye bir telefon geliyor, büyükelçi odadan
çıkıyor. Robert, yayınevinin editörünü arıyor. Editör diyor ki sisteme girip kitabı çalanları
bulduk. İn-Q-Tel diye bir şirket. CIA’nin fonladığı bir şirket, kısaca Q. Büyükelçi
de eski CIA ajanı.
Büyükelçiye gelen telefonda Michael Harris’in Sasha’nın
evinde ölü bulunduğu, Sasha’nın ise evde olmadığı söyleniyor. Büyükelçi bir
çalışanını kaybetmeye ve kukla olmaya dayanamıyor ve Finch’ten kurtulmaya karar
veriyor.
Büyükelçi CIA’in bu kitaptan neden kurtulmak istediğini
bilmiyor. Şunu biliyor, CIA bu kitabın Q’nun en önemli yatırımına tehdit
oluşturacağını düşünüyormuş. Prag’da yapılan bu çok gizli tesisin adı Eşik
imiş. İnsan bilinciyle ilgili bilimsel araştırma tesisi bir çeşit. Tesis yeraltında.
1950’de Sovyet bombalarından sığınmak için Prag’da dev sığınaklar inşa edilmiş.
Eşik de oradaymış. Folimanka Parkın altında.
Robert, kendilerini kurtaracak bilginin orada olduğunu
düşünüyor ve Robert, Katherine, Nagel hep birlikte oraya gidiyorlar.
Eşik’in girişi Gessner’in Haç Burcu denilen yerdeki laboratuvarında.
Golem de oraya gidiyor.
Bu sırada büyükelçi Nagel’i bir çalışanı arıyor. Michael
Harris’in üzerinde Büyükelçiye yazılmış bir mektup varmış. O mektubu almak
üzere Nagel büyükelçilik binasına gidiyor. Mektupta yazıyor ki “Sasha’ya yardım
edin” Bir de YouTube adresi var. Golem’in Gessner’e işkence ederek söylettiği
itiraflar.
Eşik’e varan Robert ve Katherine cerrahi bir ortamla
karşılaşıyor. Anlıyorlar ki insan beyni ve bedeni üzerinde beden dışı
deneyimler yaşatacak deneyler yapıyorlar. Denek de zavallı Sasha.
Burada GABA seviyesini etkileyecek beyin çipi
yapıyorlar. Bilinç savaşları çıkacağını düşünen Abd ve CIA, psişik silahlanma
yarışına girişmiş.
Burada Katherine’in imkansız olarak gördüğü yapay nöron
yapmışlar. Nöron teknolojisi konusunu Katherine kitabında yazmış. Hem de
doktora tezinde, yirmi üç yıl önce bahsetmiş ilkin.
Katherine’nin araştırması ve kitabının konusu davranışsal
senkronizasyon. Kuşlar, balıklar birlikte hareket ediyor. Işık hızından daha
hızlı tepki süreleri var. Tek bir organizma gibiler. Aynı anda hareket
ediyorlar, çünkü birbirlerine bağlı bir sistemleri var.
“Tıpkı birleşerek bizi oluşturan vücudumuzdaki
hücreler gibi.” Sf.227
“Aynı şeyin biz
insanlar için de geçerli olduğuna inanıyorum. Kendimizi yalnız bireyler olarak
görüyoruz ama aslında çok daha büyük bir organizmanın parçalarıyız.
Hissettiğimiz yalnızlığın sebebi, gerçeği göremeyişimiz. Aslında, bütüne
entegre olmuşuz. Ayrı oluşumuz, bizim ortak yanılgımız.” Sf.227
Beyin bir alıcı. “Mevcut küresel bilinç bulutundan
almak istediği özel sinyalleri seçiyor.” Sf.256
Hafızamızdaki tüm veriler biz onlara ulaşıncaya kadar
başka bir yerde bekliyor.
*
Finch, Katherine ve Langdon’u buluyor Eşik’te. Öldüresi
var ama öldürmeden önce uzun uzun kendini ve sistemini anlatıyor, tipik. Anlatmayıp
yekten vursa hikaye biter. O yüzden anlatıyor. "Eşik, yaşamla ölüm arasındaki o
gizemli yerdir.” diyor. Sf.524
“Biz Ölürken GABA seviyesi düşer, beyin filtreleri
kalkar ve gerçekliği çok daha geniş bir bant aralığımda algılarız.” Sf.524
CIA bunu yapıyor Eşik’te alet edevatla. Bu anı
dışarıdan gözlemleyebiliyorlarmış. Böylece yerleşik olmayan bilinçle beden dışı
deneyim yaşanmasını sağlayabiliyorlarmış.
“Kapsüllerdeki deneklerden biri ölümün eşiğine
getirildiğinde bilinçleri bedenlerinden ayrılır. Güçlü zihin bağlarını koparmış
bir ruh haline gelir, fiziksel bedenin dışındaki bir bilinç de denebilir. Bu
durumdaki kişiye psikonot diyoruz. Ve bu olduğu da yani psikonot kapsülün
dışına çıktığında, kubbeden yukarı yükseldiğinde ve dışarıdaki dünyaya ulaştığında
neler gördüğünü tam manasıyla izleyebiliyoruz. Bu ekranlar bize bedeninden
ayrılmış zihnin gözünden… sözün kısası, yerleşik olmayan bilincin tüm
deneyimlerini gösterecek.” Sf.525
Matrix gibisine. İnsanların canlısını köle ettikleri
gibi ölüsünü de köle edecekler kendilerine. Ve onları dron gibi yöneten bir
pilot olacakmış. Böylece savaş alanlarını, toplantı odalarını hiç fark
edilmeden izleyecekler. Hıyarlar, bu olursa bunun savurucusuda olur. Bu
yapılırsa bunun sinyal kesici gibi olanı da yapılır. O mümkünse bu da neden
mümkün olmasın?
Eski Stargate projesinin devamıymış bu. O zaman
başarısız oldu diye tepki çekmiş proje. Beden dışı deneyim yaşayan eski
çalışanlar anılarını kitaplaştırmış. CIA bu kitaplara müdahale etmeyip
çalışanları üçkağıtçı eski çalışanların yanıltıcı bilgileri demiş.
*
O sırada Golem de Eşik’te. Patlatacak orayı, düzeneği
kuruyor. Sonra da Finch’in sesini duyup onların yanına gidiyor. Finch’i etkisiz
hale getirip Katherine ile Langdon’a kaçın, diyor, patlayacak burası. Katherine
ile Langdon kaçıyor. Golem Finch’i deney kapsüllerine sokuyor. Al şimdi sen ol
bakalım psikonotbok.
Robert ve Katherine Eşik’ten çıkıp Sasha’nın evine
gidiyorlar. Gizli bir odada Sasha'yı buluyorlar. Ama…
Golem meğer Sasha imiş. Sasha’nın bedeninde iki farklı
kişilik.
Michael Harris’i Sasha’nın evinde öldüren Golem.
Langdon’a Katherine’nin Petrin Tepesinde olduğu uyduruk notunu Golem göndermiş. Langdon evden gitsin de Harris geldiğinde Harris’i rahatça öldürebilsin diye. Çünkü Harris Sasha’ya ihanet etti. Onu seviyormuş gibi davrandı.
Gessner’i de Golem öldürdü. Sasha’nın bedenini ve zihnini istismar ediyor diye. Gessner’i öldürmeden önce ondan öğreniyor Prag’ın altında Eşik adlı kan dondurucu şeyler yaptıkları bir yapı inşa ettiklerini.
Ve Golem aslında Sasha imiş.
ŞOK!
Sasha, büyükelçi Nagel’e gidiyor. Kendisine ne olduğunu, neler yaptığını bilmiyor. Michael bir zaman demiş ki kendini tehlikede hissedersen Nagel'e git. Nagel, Sasha’yı korumaya karar veriyor. ABD’ye yolluyor iltica için. Önemli biri olduğundan ona iyi bakılacağını düşünüyor. Kendisi de bizzat ilgilenecekmiş.
*
Katherine’nin
kitabı yok olmamış bu arada. Langdon, kütüphanede Pavel'den kurtulmak için kitabı yakmıştı ama sadece biyografi kısmını yakmış.
Katherine Langdon’a seni seviyorum diyor, böyle bitiyor
hikaye.
Kitapta anlatılan metafizik, kuantum ve benzeri konulara sıcak bakıyorum. Bence de zihin ya da bilinç ya da ruh, adı her neyse, bedenle sınırlı olmak zorunda değil. O çıksın dolaşsın, fiziksel olarak onu tutan yok.
Yazarın derdi asıl bunu anlatmak. Bakın neler öğrendim, neler biliyorum, demek. Ama bunu anlatmak için yarattığı aksiyon ne beya? Attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmez bence. (Katherine'nin rüyasını odaya konulan dinleme cihazından duymuşlar. Sonra prodüksiyon yapmışlar, o kılıkta kadın geçecek de Langdon panikleyecek de... Amaaaaan!)
Bir de akıllı, başarılı, olgun, güzel profesör kadın ve bu kadının Langdon'a aşık olması, hikayenin sonunda da kadının Langdon'a "Seni seviyorum!" demesi... Tam altmış yaş erkek yazar fantezisi.
*
Dan Brown'dur, eğlencesine okuyoruz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder