17 Aralık 2024 Salı

ÇILGIN VE ÖZGÜR

 

ÇILGIN VE ÖZGÜR

Neyzen Tevfik’in Romanı

Hıfzı Topuz

2014

Remzi Kitabevi

14.Basım - Haziran 2024

246 sayfa


Neyzen Tevfik gerçekten çok çılgın bir kişilik. Neyzenliği tartışmasız. Ünlü ünsüz pek çok insan onun neyini dinlemek için can atıyor. Hatta bir sürü insan ona evinin kapısını açıyor, gel burada kal diyorlar, gez dolaş, akşam yatmaya gel. Yok! Neyzen Tevfik duramıyor, barınamıyor. Sokakları, meyhaneleri kendisine ev belliyor. Son zamanlarında da Bakırköy Akıl Hastanesini. 

*


Gazi Mustafa Kemal Paşa ile oaln bir anısıyla başlıyor kitap. O sırada Balıkesir'de bulunan Atatürk, Neyzen Tevfik’in ününü duyuyor ve onu onu yanına çağırıyor. Dinliyor ve çok beğeniyor. Ne istersin diye soruyor Neyzen'e. Neyzen kimlik istiyor:
-Senin nüfus tezkeren yok mu?
-Yok paşam, bundan önce hükümet mi vardı ki nüfus tezkerem olsun?..

*

1879 Bodrum doğumlu Tevfik. Babası Hafız Hasan Fehmi Efendi, Bafralı, Bodrum Rüştiyesinde başöğretmen.

Dokuz yaşındayken babası kahvehaneye götürüyor Tevfik'i. Oraya neyzenler geliyor. Tevfik dinliyor ve çok etkileniyor. Kendisi kamışlardan ney yapıp çalıyor. Babası ondaki bu yeteneği görüp destekliyor.

Bir gün eşkıyaların kesik başlarının sopalarla sokaklarda dolaştırıldığını görüyor. Ve bu durum onun psikolojik dengesini bir parça sarsıyor.

Babasının Urla’ya tayini çıkıyor. Urla’ya gidiyorlar. Kaval çalıyor hep Tevfik. Bir berberde ney çalan birini görüyor. Ondan öğreniyor. Bu sırada sara nöbetleri tutuyor. İstanbul’a gönderiyorlar. Doktor, çocuğu sıkmayın, ne istiyorsa yapsın diyor. En çok ney sevdiği için neye başlıyor. Urla’ya dönüyor. Avcılık tutkusu başlıyor Tevfik'in. Kuş öldürüp duruyor. Babası bu durumdan korkunca İzmir’e taşınıyorlar. Orada Mevlevihane’ye giriyor. Babası oradan İstanbul’a gönderiyor Tevfik'i. Galata Mevlevihane’sine giren Tevfik, bir gün şair Akif ile tanışıyor bir kahvehanede. (Mehmet Akif Ersoy) Mevlevihane’de pek barınamıyor. Namazı, abdesti yok diye. Dost meclislerinde dolaşıyor. İçkiye alışıyor.

Plakları oluyor ama bundan para kazanamıyor. “Para için neyi dudaklarıma götürmeyi hakaret sayarım.” diyor. Sf.39

Padişah aleyhine sözler ettiği için tutuklanıyor. Hayırlı dostlar sayesinde çıkıyor ama artık hep polis takibinde. Bir gün yine sarhoş oluyor, ben sadrazamım diyor. Nezarete alınıyor. Sadrazamlık beş para etmiyormuş, ben istifa ettim diyor, salınıyor. Bu zapturapta dayanamıyor, Kahire’ye gidiyor. Orada kahvehanelerde çalıyor, geçimini sağlıyor. Yine iktidar aleyhine bu sefer kral hakkında yazı yazıyor ve İskenderiye’ye kaçıyor. Meşrûtiyet ilan edilince İstanbul’a dönüyor. Eski dostlarıyla bir araya geliyor. Akif de onlardan biri. Ama Akif artık içki içmiyor, sakal bırakmış, dindar olmuş. Neyzen’e yemin ettiriyor içkiyi bırakması için. Ama Neyzen tabii bu sözü tutamıyor. Fakir doyurmak anlamında köpeklere ekmek vererek kefareti budur diye yeminini bozuyor.

Bir gün ney çaldığı bir evde bir kıza aşık oluyor. Cemile. Kız da ona. Kızın babası da bu evliliğe razı. Ama kızın dindar babası Tevfik’i de öyle zannediyor. Evleniyorlar. Öyle olmadığını görünce kızını ondan almaya çalışıyor. Bu sırada bir kızları oluyor, Leman. Neyzen karısını boşamak istemiyor ama Cemile’nin babası bir şekilde onların boşanmasını sağlıyor.

Savaş çıkıyor. Neyzen’i Askeri Müzede mehteran takımında görevlendiriyorlar. Enver Paşa ve Sultan Reşat onu dinliyor, beğeniyor.

1920’de alkol komasından Haydarpaşa Tıp Fakültesi Hastanesine yatırılıyor. Orada çok üretken oluyor, 28 şiir yazıyor.

Mustafa Kemal’in mücadelesine destek oluyor. Ankara’ya daha yakın olmak için Bolu’ya gidiyor. Annesi de Bolulu. Oradan Ankara’ya geçiyor. Kurtuluş Savaşı kazanılmış, bunun coşkusuyla şiirler yazıyor. 1924’te İstanbul’a dönüyor.

Yine bunalımlar geçiriyor. Zeynep Kamil’de yatıyor. Oradan Toptaşı Bimarhanesi yani akıl hastanesine. Yıllar sonra Mina Urgan’ın demesine göre Neyzen aslında alkolik değil, dipsomaniak. Yani delice içme. Bazen haftalarca içmeyip sonra durup dururken içki nöbeti gelmesi ve ara vermeden çılgınca içmek.

Kendisini dinlemeyi seven Hidiv Abbas Hilmi Paşa’nın annesinin davetiyle yeniden Kahire’ye gidiyor. Burada eski dostu Mehmet Akif’le karşılaşıyor. Akif ile din konusunda tartışmalara düşüyorlar. Akif, Tevfik’e karşı yazdığı şiirleri Safahat adlı kitabına almıyor, ona saygı duyuyor. Mehmet Akif, Mustafa Kemal’in yanında yer alıyor ama Şapka Devriminde ona ters düşüyor. Prens Abbas Hilmi Paşa’nın davetiyle Mısır’da Hilvan’a yerleşiyor. Mısır Üniversitesinde Edebiyat bölümünde görev alıyor, Türk Edebiyatı dersi veriyor. Akif, Neyzen'i buradaki evinde konuk ediyor. 

Sonra yine İstanbul'a geliyor Neyzen. Atatürk için yazdığı bir şiir üzerine Atatürk onu yanına çağırıyor. Rakı konusu oluyor. Atatürk soruyor ne kadar içersin diye. Neyzen de geceden içmiş, böyle çok içtiğim zamanlar içmeye devam etmek için şöyle yaparım diyor. Tencereye rakı dolduruyor. İçine ekmek doğruyor. Kaşık kaşık yiyor. Atatürk bu görüntüden hoşlanmıyor. İğrenç buluyor. Bir daha da görüşmüyorlar. 1938’de Atatürk’ün ölümüne Neyzen çok üzülüp ağlıyor.

Zaman zaman Bakırköy Hastanesine gidiyor. Orada kendisine ayrılmış bir oda var. Bir gün kendisini Hitler sanan bir adan gelip beni öldürdüklerini sandılar ama ben kaçıp buraya geldim diyor. Neyzen de ben de Mussolini’yim, beni de öldürdüklerini sandılar, ama kaçtım buraya geldim diyor. Eğlenceli biri. Ressam Fikret Mualla da bir dönem burada kalıyor ve onunla da dostluk ediyor.

Bir gün Bakırköy Hastanesinin meşhur doktoru Mazhar Osman’la karşılaşıyorlar yolda. Neyzen’in elinde bir şişe rakı. Mazhar Osman, hani bırakmıştın diyor. Arkadaşımla içeceğiz, yarısı onun, diyor Neyzen. Dök, diyor doktor, senin payına düşen yarısını. Dökemem, benim payım altta kaldı diyor Neyzen.

Belediye konservatuarında iş veriyorlar Neyzen'e. Geçimi kolaylaşıyor bu sayede. Ancak Atatürk sonrası değişen yönetimle görevi elinden alınıyor.

Son yıllarında Beşiktaş’ta Nuri Demirağ ona bir ev tahsis ediyor ve aylık bağlıyor.

Meşhur “Behey Dürzü” şiiri ona ait mi değil mi bilinmiyor. Çünkü şiirlerini bir kenara yazıp dost meclislerinde okuduktan sonra atıyor. Biriktirme, tutma, kitapta toplama yok. Bazen kitapta topladıklarını söylüyorlar ama onun eline bir şey geçmiyor.

Bir kaç kere filmde oynuyor. 

Neyzen, Adnan Menderes’e sempati besliyor. Yazar Hıfzı Topuz, Menderes'in sonraki yıllarını göre yine de sever miydi acaba diye soruyor kitapta.

1953’te 74 yaşında ölüyor Neyzen Tevfik Kolaylı. Vasiyetine uyularak Kartal Mezarlığına gömülüyor.

*

Benim bu hikayede en merak ettiğim Neyzen'in kızı: Leman Kolaylı. 

Kitapta Neyzen'in evlendiği ve kızı olduğu bilgisi verildikten sonra bir daha hiç bahsi geçmiyor kızının Tahminimce Neyzen'in aklına bile gelmemiş olabilir. Çünkü onda koca ve baba materyali göremedim hiç. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder