4 Ocak 2021 Pazartesi

KADERİN KODU

 


KADERİN KODU

Ünal Güner

2018

Destek Yayınları

34. Baskı - Kasım 2020

172 sayfa


Hayatta hiçbir şeyin rastlantı olmadığını, her şeyin bir sebebi ve açıklaması olduğunu anlatıyor yazar. Giyimimiz, evimiz, evimizin yeri, mahallemizin adı, ağrıyan yerlerimiz... hepsinin bir sebebi ve açıklaması var. 

"Kaderin kodu" dediği bu. Gerek kendini gerek başkasını bu göstergelerden yola çıkarak değerlendirebilirsin. 

Bu kodları anlar ve değiştirirsen devamında başka şeyler de değişir. "Bedeninin duruşu değiştiğinde bir organın iyileşir, sen gülümsersin, karşındakiyle yaşadığın çatışmalar uyuma dönüşür." sf.11

*

Kaderden giriyor konuya ama kader konusu netameli. "Seni bulunduğun noktaya getiren, elbette bağımsız seçimlerin değildi, sana sunulanların içinde en iyi olanlardı. Buna 'Değişmez kaderim!' diyebilirsin, ancak kaderin değişebilir parametreleri vardır." sf.10

Hangi kısım değişebilir, hangi kısım değişmez benim aklıma yatmıyor. İlahiyatçılar cüzi irade-külli irade ayrımı yaparak açıklamaya çalışıyor. Kaderimizin bir kısmını kendimiz seçiyormuşuz, ama bir kısmını Allah yaptırıyormuş. O kısım hangi noktada başlıyor, hangi noktada bitiyor, ona mantıklı bir açıklama getiremiyorlar. "İşine gelen şekilde yorum" diye adlandırdığım bir açıklama bu. Neyse.

*

Kitapta kullanılan bazı kelimeler benim tadımı kaçıran türden. Eşyanın hakikati, tefekkür, kalp perdesi, mana ile buluşma... Bu ifadelerde yüzümü ekşiten bir yan var, ciddiye almak zor geliyor.

*

Kullandığımız kelimelerin kendimizi anlattığını ifade ediyor yazar. Öncelikle her isteğimizin olacağından ancak ne istediğimizin farkında olmadığımızdan bahsediyor. "Ağzından çıkanın bir yemek siparişi gibi önüne konulacağının farkında değildi." sf.29

Burada yaratılış inancına değiniyor. Yaratıcı "Ol!" dedi olduk. Yaratıcı bizi kendi suretinde yarattı. O zaman biz de "Ol!" dersek olur. 

Çıkış noktası ve vardığı çıkarım tutarlı aslında ama...

Ayrıca Yaratıcının "Ol!" demesi yani sadece bir sözle başlamasını dikkat çekici bulup sözlerin önemini vurguluyor.

En sık kullandığın kelimeler, cümleler neler? Örneğin sık sık "Kesinlikle" diyorsan diz ve boyun tutulmaları yaşayabilirmişsin. Esner ve "Olabilir" demeye başlarsan olaylar da yumuşar ve bedenin iyileşme gösterirmiş.

Bu konuda daha ayrıntılı bir kitap olarak bkz: Düşünce Gücüyle Tedavi

Sıklıkla tekrar edilen;

"Neyse..." / İçeriden itirazlar olmasına rağmen zorla kabul edilen bir duruma işaret eder.

"Bakarız..." / Birçok olay olurken eyleme geçemeyip bakakalmaktır.

"Ne olur ne olmaz..." Tedirginliği işaret eder. 

sf.49

Aynen: Geçmişin tekrar etmesini istiyorsundur. 

sf.51

Böyle biiiiiiir sürü kelime için sık kullanılıyorsa ne anlama geldiğini anlatıyor. 

Tıbbi ve kesin bir bilgi gibi bakmıyorum bunlara ama yabana da atmıyorum. İnsanın bedeni, hayat tarzı, karşılaştığı olaylar ve kullandığı kelimeler arasında bir senkronizasyon vardır diye düşünüyorum.

Şikayet ettiğin şeyi de aslında hayatına davet ettiğini anlatıyor yazar. "Ortada kaza yokken kazadan, aldatma yokken aldatmadan bahsetmek o titreşimi hayata çeker." sf.50

"Aman hasta olmayayım. İşler ters gitmesin..." gibi söylediğin şeyler de tehlikeli, çünkü hasta, terslik...diyerek bunlar yokken bunları davet eden bir hava oluşturuyormuşsun aslında. 

Boş boş konuşmayın diyor işte yazar, benim anladığım. 

*

Hayatındaki her şeyin sebebinin bizzat sen kendin olduğunu anlatıyor yazar. Örneğin işten çıkarılman. Şöyle bir hikayeyle ne demek istediğini açıklıyor. İşinde mutlu olan bir arkadaşını gördün, "Benim de mutlu olacağım, kendime ait bir işim olsun" dedin. Bu andan itibaren işinden çıkarılabileceğin ya da ayrılacağın  şartları oluşturuyormuşsun farkında olmadan. İş yerinde terslikler, baskılar, kötü maddi koşullar oluşmaya başlıyormuş. 

Bir noktaya kadar akla yatıyor ama örneğin kişi bir suça maruz kaldığında kendini suçlayıcı bir bağlantı kurmasına sebep olabilir. X suçunun mağduru olan bir kişi mağduriyetinin sebebini kendinde ararsa bu ne kadar sağlıklı olabilir? Zaten şu an toplumumuzun sıklıkla yaptığı bu, suçun mağdurunu "bunu hak edecek bir şey yapmıştır." yargısıyla suçlamak. O yüzden kişisel gelişim kitaplarındaki bu örnekler başta mantıklı gibi gözükse de biraz deşince mantığa oturmayan şeyler çıkabiliyor.

İşimize geldiği kadarını alıp yola devam edelim o zaman.

*

Meslek seçiminin de bir anlamı olduğunu anlatıyor. "Hayatının hangi döneminde hangi işte çalışıyorsan, o alanda tamamlanman ve öğrenmen gereken konular için o mesleği seçmişsindir. Mesleğin de bir ihtiyacını karşılamak için yine tamamen senin siparişine göre sana gelmiştir." sf.94

Meslekler ve anlamlarına yer veriyor. Öğretmen, avukat, hakim, yazar, muhasebeci... Tahmin edilebilir şeyler.

"Avukat: Hak, adalet ve zarafet anlayışı yüksektir. (...) Başkalarını savunmak için verdiği haklılık mücadelesini hayatın tamamına taşıma potansiyeli olabilir. (...) Dinlemek, özellikle derin dinleme çalışmaları yapmak iyi gelebilir." sf.93

"Öğretmen: Öğrenme kapasitesi ve ikna yetenekleri gelişmiştir. Öğretme kabiliyeti hangi alanda geliştiyse o alanda kendini daha çok geliştirmeye ihtiyacı vardır. (...) Öğrenmeye ihtiyaç duyduğu için öğretmeye ihtiyaç duyar." sf.92

*

Mekanların da konuştuğunu anlatarak bir mekanda bulunan durmuş saatin zamanı yanlış kullanmak, kütüphanenin bilgiye güvenmek, aile fotoğraflarının ailenin bir arada olması isteğini yansıttığını belirtiyor. Ve daha bir sürü şey. 

*

Eril - dişil enerji ve organlardan da bahsediyor. 

Eril organlar: Mide, safrakesesi, bağırsaklar, mesane. Geleceği, babayla, otoriteyle ve erkeklerle olan ilişkiyi temsil ediyormuş. Konu bırakamamaksa eril prensiple ilgiliymiş. Örneğin bağırsaklarla ilgili sorun yaşayanın babayla ya da otorite ile ilgili çözülmesi gereken sorunları varmış. 

Dişil organlar: Kalp, böbrekler, akciğer, karaciğer. Geçmişi, anneyle ve kadınlarla olan ilişkiyi temsil ediyormuş. Konu alamamaksa dişi prensiple ilgiliymiş. Örneğin nefes almayla ilgili rahatsızlık yaşayanın anneyle ya da dünyayla ilgili çözülmesi gereken sorunları varmış.

*

Her şeyden bir şey çıkartıyor yazar. 

Örneğin ayakkabının tabanında en çok nerenin aşındığı da bir göstergeymiş. "Burun kısmı aşınmışsa, çok acele ediyorsun demektir. 'Hadi, çabuk, hızlı, daha ve en...' kelimelerini sıklıkla kullanıyor olabilirsin." sf.133

Yeme içmen de seni tanımlıyor tabii. Örneğin, unlu mamulleri çok tüketiyorsan yokluk kodlarının etkisi varmış. "Elindeki kaynakların yetmeyeceği endişesi" taşıyan kişi unlu mamul çok tüketirmiş. 

*

Kitapta daha aklınıza gelmeyecek nelerden ne anlamlar çıkarılıyor. Biraz abartı gibi, biraz da bilmece gibi, ama genel olarak eğlenceli geldi bana. Bu işlere iyice takık olsan gerçekten hem kendini hem de başka bir insanı şıp diye anlayabilirsin belki ama ne kadar doğru olabilir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder