28 Temmuz 2011 Perşembe

PERLMUTTER AİLESİ


PERLMUTTER AİLESİ

Yazarı: Panait Istrati


Çeviren: Yaşar Nabi Nayır


Yayınevi:Varlık Yayınları


Basım Yılı: 5. Basım - 2004


Sayfa Sayısı:135



Romanyalı bir Yahudi ailesinin parçalanıp dağılışını anlatan kitap.

Ailenin çocuklarının hepsi Yaprak Dökümü. İzak desen sersefil bir hayat sürüyor. Şimke desen maddi anlamda yolunu buluyor ama manen çökük. Ester desen , yaşlı ve zengin biriyle evlendiriliyor ama bu hiç de iyi olmuyor.


En güzeli çocuk mocuk yapmayacaksın. Çocuğun mu var ,derdin var. :)

ÇIPLAK AYAKLIYDI GECE


ÇIPLAK AYAKLIYDI GECE

Yazarı: Ahmet Ümit


Yayınevi: Everest Yayınları


Basım Yılı: 1. Basım 1992 Cem Yayınevi - 11.Basım Temmuz 2010 Everest Yayınları


Sayfa Sayısı: 104



12 Eylül ne lanet bir dönemmiş. O yıllara ait bütün kitaplar acıyla, işkenceyle, hüzünle dolu arkadaş. Al bu da onlardan biri. Ülkenin pırıl pırıl gençliği, koskoca bir nesli tükenmiş bu yıllarda. Yazık olmuş. Çok yazık olmuş.

İşte bu darbe dönemine direnen insanların gerçek hayatlarından yola çıkılarak yazılmış bu kitap.

Ahmet Ümit uzmanı değilim, bu da zaten İstanbul Hatırası'ndan sonra okuduğum ikinci Ahmet Ümit romanı. Ama zannedersem bu kitap pek Ahmet Ümit tarzıyla bağdaşmıyor. Çizgisinin dışında. Ama güzel.

NAMAZIMI KILIYORUM



NAMAZIMI KILIYORUM


Çünkü Kendime Saygım Var


Yazarı: Mehmet Akbulut


Yayınevi: Akis Kitap


Basım Yılı: 1. Baskı - Eylül 2010


Sayfa Sayısı: 157



Bir Ankara-İstanbul otobüs yolculuğu esnasında mola yerinde satılan kitapları incelerken gözüme çarptı bu kitap. ( Kamil Koç Taytem Dinlenme Tesisleri - İsmail'in Yeri)

Kitabın içeriği zaten adından belli. Farklı kılan mizahi dili. Gerçi mizahi diyorum ama, eh işte yani. Kendine yetecek kadar mizahi.

Namazsız Hava Sahası, Fazla Namaz Göz Çıkarmaz, İnanıyorum O Halde Allah'ın Kuluyum gibi konu başlıkları altında namazın faydaları, çeşitli anektodlarla ve hadislerle desteklenerek anlatılmış.

Çok etkileyici olduğunu söyleyemem ama yine de Sübhanallah, ibretlik bir eser kardeşler.

24 Temmuz 2011 Pazar

KÜÇÜK ŞEYLER


KÜÇÜK ŞEYLER

Yazarı: Samipaşazade Sezai


Yayınevi: Bordo Siyah Klasik Yayınlar


Basım Yılı: 1892 , 2006


Sayfa Sayısı: 154


İçinde trajikomik hikayecikler barındıran bir öykü kitabı.

Giyiminden kuşamından gözüne çok büyük bir adam gibi gözüken ama aslında okuma yazma dahi bilmeyen adamın anlatıldığı '' Bu Büyük Adam Kimdir?'',


Büyükada'da, kocasından daha çok kedilerini seven kadınla kocasının anlatıldığı ''Kediler'',


Çok küçük bir pahaya, dev bir geçmişin silindiği ''İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır'',

Aşırı derecede yürek parçalayıcı ''Düğün'' gibi, küçük küçük şeyler var.

BÖĞÜRTLEN


BÖĞÜRTLEN

Yazarı: Mehmet Rauf


Yayınevi: Akvaryum Yayınevi


Basım Yılı: 1926 , 2011


Sayfa Sayısı: 96



Pek naif, pek narin bir aşk hikayesi.


Pertev Bey, arkadaşı Nihat ile gezinirken üç tane hoppa kız kardeşin yanında adeta sığıntı gibi yaşayan Müjgan'ı görür. Görür görmez de vurulur.
Müjgan'a ufak ufak yazmaya başlar ama Müjgan ''Ben senin bildiğin kızlardan değilim'' demeye getirince Pertev bir bozulur.Müjgan'a ciddi düşündüğünü kanıtlamak için evlenme teklif eder. Ama bu defa da Müjgan, ''Daha birbirimizi tanımıyoruz ki'' deyince Pertev çok üzülür ve terki diyar eyler.

Halbuki kız doğru söylüyor. Hele bir otur solkuklan yeğenim.


Pertev, Müjgan'ın aşkına daha fazla dayanamayıp geri döner. Müjgan da zaten, Pertev gidince biraz pişman olmuştuR.Tekrar biraraya gelince kavuşurlar.


Ulan ne ayaksınız. İlla böyle bir heyecan, bir atraksiyon.


Böğürtlen az bulunan yabani ama bir o kadar da lezzetli bir meyve ya. Esas oğlan Pertev Bey, aşık olduğu esas kızı Müjgan'ı böğürtlene benzetiyor. Kitabın adı da buradan geliyor.


Mehmet Rauf, ''Eylül'' adlı romanıyla büyük çıkış yapmış ama sonra aynı başarıyı bir daha yakalayamamış. Para kazanmak için gazetelerde bunun gibi öyküler yazmaya başlamış. Ama bu da güzel bence. Gideri var yani.

22 Temmuz 2011 Cuma

ÇAĞLAYANLAR


ÇAĞLAYANLAR

Yazarı: Ahmet Hikmet Müftüoğlu


Yayınevi: Akvaryum Yayınevi


Basım Yılı: 1930 , 2010


Sayfa Sayısı: 144



Vatan millet İstanbul (evet, İstanbul) aşkı aşılama misyonu güden kitap.

Yazar, 1911- 1930 yılları arasında memleketin haleti ruhiyesini yansıtan kısa hikayelerle ''Burası güzel bir ülke. Biz güzel bir milletiz. Sevin ülkemizi. Sevin birbirinizi.'' şeklinde kabaca özetleyebileceğim ana konulara yer vermiş.

Aslında bakınca, bugünkünden çok da farklı sayılmaz. Sokaklarda yabancı dillerin etkisi altında kalmış mağaza isimlerinden yakınmış mesela. Kendi müzik türünü, dansını, yerel motiflerini küçümseyen Türkleri kınamış.Bunların yanlışlığından bahsetmiş.

Ah benim güzel ve yalnız ülkem.

ZEHRA


ZEHRA

Yazarı: Nabizade Nazım


Yayınevi: Akvaryum Yayınevi


Basım Yılı: 1896 - 2010


Sayfa Sayısı: 150



Bu nasıl br intikam ateşidir, bu nasıl şiddetli bir öc alma duygusudur.

Zehra ile Suphi Bey, mutlu mesut yaşayan bir evli çift iken herşey Suphi'nin annesinin, ev işlerine yardımcı olsun diye aldığı hizmetçi Sırrıcemal'in gelmesiyle başlar.

Suphi ve Sırrıcemal mercimeği fırına verir ve ayrı bir eve çıkıp ayrı bir dünya kurarlar kendilerine.
Bunu öğrenen Zehra hasetinden çatlar. Ve Suphi'den intikam almaya karar verir. Hem de ne intikam.

Merak edenler kitabını okusun, okumak isteyenler için özeti ve sonu aşağıda:


Zehra, Ürani adlı bir fahişeyi Suphi'ye musallat eder. Ürani'ye aşık olan Suphi bu uğurda varını yoğunu harcar. Sırrıcemal bu duruma dayanamayıp intihar eder.

Bu arada Zehra, Suphi'nin muhasebecisi ile evlenir ve Suphi'yi iyice çulsuz bırakırlar. Ürani de Suphi'den sıkılıp onu terkedince bir başına kalan Suphi sokaklarda sersefil olur. O da Ürani'yi öldürerek ondan intikamını alır. Bunun cezası olarak sürgün edilir.


İntikam alan ama bu intikamın sonucunda Suphi'nin kendisine döneceğini zanneden Zehra çok yanılır. Suphi'nin annesinin de sefil bir şekilde bir başına öldüğünü görünce ,yaşadığı acılara daha fazla dayanamayıp hastalanır ve ölür.


Sonuç; intikam soğuk yenen bir yemektir.