13 Nisan 2026 Pazartesi

VATAN YAHUT SİLİSTRE

 


VATAN YAHUT SİLİSTRE

Namık Kemal

1872

İthaki Yayınları

4.Baskı – Eylül 2025

99 sayfa

 

Dört perdelik bir tiyatro oyunu.

Savaş zamanı halkta yurtseverlik uyandırmak için yazılmış.

Zaten Namık Kemal diye yazılır, vatan şairi diye okunur.

*

İslam Bey ve Zekiye Hanım birbirlerine aşıklar.

Ama savaş var ve İslam Bey orduya katılır, savaşa gider.

Zekiye de peşinden.

Erkek kılığına giren Zekiye, bu kısımları bilmiyoruz ama bir şekilde, İslam ile aynı bölükte, onun yanı başında olur.

Aynı bölükte yıllar evvel ailesini kaybetmiş bir miralay vardır. Yıllar evvel bu miralayın arkadaşı Ali evlenmiş. Kaymakam, evlerine ziyarete gelmiş. Ali’nin karısına tecavüze kalkışmış. Ali kaymakamı öldürmüş. Divan-i Harp’te yargılanmış ve Ali’nin kurşuna dizilmesine karar vermişler. Onu kurşuna dizecek bölüğün başına da en yakın arkadaşını getirmişler. Arkadaşı bu görevi yerine getirmeyi reddedince onu da keçe külah etmişler, yani askerlikten atmışlar, üniformasını almışlar.

Arkadaşı o sırada evli ve üç yaşında bir oğlu ve on dört aylık bir kızı var. Ama arkadaş, asker ocağında gördüğü bu rezillikler ve hakaretler karşısında utanıyor, evine gidemiyor. Hicaz’a gidiyor. İsim değiştirerek yeniden asker oluyor. İyi halt ediyor. O arada karısı veremden ölüyor. Oğlu vefat ediyor. Kızı kayboluyor.

Ne olmuşsa olmuş, var git be adam ailenin yanına. Kadıncağız iki çocukla bir başına ne yaptı kim bilir? Bir şey de yapamamış işte, verem olup ölmüş.

İşte bu hikayenin sahibi Sıtkı Bey de İslam ve Zekiye ile aynı bölükte.

*

İslam bir çatışmada yaralanıyor. Zekiye ona gerçek kimliğini açıklıyor. İslam şok!

Savundukları Silistre Kalesi’ni düşmandan temizleyince İslam ve Zekiye, Zekiye’nin gerçek kimliğini komutanları Sıtkı Bey’e itiraf ediyorlar.

Sıtkı Bey diyor ki, “Aaa! Benim kızımın adı da Zekiye idi. Yoksa yoksa…” “Kızım” diyor, “Sen Manastırlı mısın? Annenin adı, babanın adı nedir?

“Manastırlıyım. Annem öldüğü zaman ben çocuktum. Evde herkes hanım derdi, adını işitmedim. Babamı görmedim, adını bilmem.”

“Bir erkek kardeşin vardı, rahmetli adı Sadık mıdır?”

Zekiye hemen anlıyor leb demeden leblebiyi. “Buldum, babamı buldum.”

*

Çok ani gelişiyor olaylar.

İslam ve Zekiye aşkı, ki birbirlerini sadece bir bilemedin iki defa görmüşler ve bum, büyük aşk!

Zekiye güzel bir konakta iyi bir dadıyla büyümüş. Nasıl olmuş bu hayat hikayesi bilmiyoruz.

Zekiye’nin erkek kılığına girip askere gitmesi ve İslam’la aynı yere gidebilmesi de ilginç.

Orada bir de babasına denk gelmesi.

Tesadüfler zinciri.

Üstüne savaşı da kazanmaları iyi.

Oyun, "Padişahım çok yaşa! Yaşasın vatan! Yaşasın Osmanlılar!" nidalarıyla bitiyor.

*

Namık Kemal, bu eser sahnelendikten sonra sürgün edilmiş, Mağusa'ya. Gazetesi İbret de kapatılmış. 

Niye ki? Padişahım çok yaşa, diyor halbuki karakterler, padişahımız buna niye kızmış?

Divan-i Harp yani askeri mahkemeyi eleştiriyor, ondan mı ki? Mahkeme üyelerinin ona buna yaltaklanarak o makama geldiklerini ve sadece güçlüyü gözettiklerini anlatıyor. Tipik!

Vatan aşkı dedin mi birileri hep rahatsız oluyor demek ki. 


 

 

 


1 yorum:

  1. Krallar Vadisi ni de okumanızı öneririm yazarı Taylan Adsay oldukça dikkat çekici bir konusu var

    YanıtlaSil