(Le Fils de L'homme)
Jean - Baptiste Del Amo
2021
Fransızca aslından çeviren: Canan Özatalay
Can Yayınları
1.Basım - Kasım 2024
213 sayfa
Uzun ve yorucu betimlemelerin ardından sürükleyici ve kahredici bir hikaye geldi.
Zavallı bir çocukcağızın kafası gidik babası yüzünden ne travmalara maruz kaldığını okuyoruz.
*
Anne, baba, çocuk. İsimleri yok. Böyle bilmemiz yeterli demek ki.
Arabayla gidiyorlar. İlk elli sayfa, belki daha fazla, gidiyorlar. Nereye, neden gidiyorlar? Bilmiyoruz. Ama mutlu bir yolculuk olmadığını anlıyoruz.
Dağ başında bir eve varıyorlar. Pek sağlam görünmeyen, eski bir ev. Bir süre o evde yaşayacaklarmış.
Anne bu durumdan memnun değil. Bir gerilim var kitapta.
İlerleyen sayfalarda annenin bir gün ağzından kaçırmasıyla çocuğun istenmeyen bir çocuk olarak dünyaya gelmiş olduğunu okuyoruz. Çocuk doğmuş, baba gitmiş, altı yıl sonra çocuğun karşısına çıkmış, ben senin babanım diye.
Dağ başındaki evde baba evin tamiri ile uğraşıyor.
Bir gün baba oğlana soruyor, ben yokken annene yardım eden bir erkek oldu mu, diye. Tony Amca, diyor çocuk. Hah! Baba kesin kötü bir şey yapacak Tony'e. Bir akşam Tony’i eve çağırıyor baba. Eski arkadaşlarmış zaten bu ikisi. Yemekten sonra baba, Tony’e bir daha karşıma çıkma, beni görürsen yüzünü çevir, seni öldürmekten korkuyorum, diyor. İyi, bir şey yapmıyor, sevindim.
Anne hamile kalıyor, kardeşin olacak, diyor çocuğa.
Baba, annenin karnındaki bebeğin babasının kendisi olmadığını söylüyor çocuğa. Çocuğu da tembihliyor, “Sevmekten uzak dur, sana hiçbir fayda getirmez.” diyor.
Babanın manyaklığı kendi babasından gelmiş. Babanın babası bir arazi almış ve oraya ev yapmak istemiş. Görevli memur gelip idarî bazı yasaklardan, cezalardan bahsetmiş. Adam öfkelenmiş. O öfkeyle iş yerinde ihmalkarlık edip kaza geçirmiş, kolunu kaybetmiş. Artık tek amacı bu arazideki evi inşa etmekmiş. O arada karısı da ölmüş. Bu inşaat adamın hınçla bağlandığı ve çocuğuna da aktardığı bir saplantıya dönüşmüş. Çocuk kaçmış oradan. Sonra babasının ölüm haberini almış. Yalnız ve hayvanlar tarafından vücudunun bir kısmı yenmiş şekilde bulunmuş babasının cesedi.
Büyükbabanın bu eve olan takıntısı küçük babaya geçmiş.
Baba, karısını ve çocuğunu dağ başındaki bu eve getirip inşaat işlerine girişiyor. Fırtınada çatı uçup gidiyor. Adam hâlâ burada kalacağız diyor. Kadın hamile yedi aylık. Yok, diyor adam, buradayız.
Bir gece baba uyurken kadın oğlunu da alıp evden kaçıyor. Gidiyorlar ama bir müddet sonra hamile kadından kan geliyor. Kadın oğluna, eve dön, babanı bul, diyor. Baba anneyi bulup eve geri getiriyor. Doktora götürmüyor. Kadın doğum sırasında ölüyor. Kız bebek dünyaya geliyor. Baba uzun bir süre anneyi gömmüyor, odada öyle bırakıyor. Yavrum çocuk da annesi orada yatıyor diye bir ihtiyacı var mı diye bakıyor ara sıra. Ölüm mölüm bilmiyor ki yavrucak.
Ölü annenin kokusuna daha fazla dayanamayarak gömüyor nihayet baba. Yavrucak için nasıl travmalar bunlar!
Çocuk, bebek kardeşini de alarak kaçıyor bir gün. Hadi başar çocuk!
Çocuk ve bebecik ormanda koşuyor, kaçıyor, mağaralar, dereler. Derken baba onları buluyor. Çocuk, kucağında bebekle kaçıyor kaçıyor. Bebecik ağlıyor. Bebeği yere bırakıyor, kaçıp bir kuytuya saklanıyor. Baba bebeğin yanına gelince çocuk çıkıp babasına silah doğrultuyor. Vurdu mu? Bilmiyoruz. Burada bitiyor .
*
Ne gerdi be!
Bu gerilim hikayesi bana şu kitabı hatırlattı:
Bkz: Kya'nın Şarkı Söylediği Yer/ Delia Owens
Orada da erkek şiddetinden kendisini korumaya çalışan bir kız çocuğu vardı. Babası yüzünden annesi ve kardeşleri evden kaçmıştı.
*
Başlardaki kaçma hikayesi de başka bir kitabı anımsattı. Nereye neden kaçtıklarını anlamayan çocuk hikayesi olarak:
Bkz: Biz Kimden Kaçıyorduk Anne/Perihan Mağden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder