13 Haziran 2020 Cumartesi

KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI



KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI

Adolf Eichmann Kudüs'te

(Eichmann in Jerusalem

A Report on the Banality of Evi)

Hannah Arendt

1963

Türkçe Çeviri: Özge Çelik

Metis Yayınları

2.Basım - Şubat 2012

295 sayfa


Eski Başbakanlık Başmüşaviri/Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel bir tivit attı ABD'de bir polisin bir siyahi vatandaşı öldürmesi olayı ile ilgili.

https://twitter.com/YusufYerkel/status/1268960859415601154
Tabii hemen tepkiler yağdı, çünkü kendisi şu görüntüsüyle akıllara kazınmış biri:

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/somadaki-tekme-2014un-karelerine-girdi-27792949
*

Kitaba gelelim;

Kitapta Yahudi soykırımında Yahudilerin göç ettirilmesinde ve nakliyesinde görev almış olan Adolf Eichmann'ın yargılanma süreci anlatılıyor. 

Arjantin'den kaçırılarak Kudüs'e getirilmiş yargılanması için. 


Dönemin İsrail Başbakanı Ben-Gurion, duruşma başlamadan önce yaptığı açıklamada Dünyanın bu duruşmadan ders almasını istemiş:

"Dünyanın bütün uluslarına Nazilerin milyonlarca insanı sırf Yahudi oldukları için ve bir milyon bebeği de sırf Yahudi bebekler olarak dünyaya geldikleri için öldürdüklerini göstermek istiyoruz." sf.11

Kudüs'te görülen ve İbranice olan duruşmalarda simultane çeviriler yapılmış.

Eichmann, üvey kardeşinin önerdiği ve daha önce de bunun gibi davalara bakmış bir avukat olan Dr. Servatius tarafından savunulmuş. Avukatının ücretini İsrail hükümeti ödemiş. Çünkü daha önce Nürnberg'de yapılan yargılamalarda savunma avukatlarının ücretleri savaştan galip çıkan ülkelerin mahkemeleri tarafından ödendiği için Nürnberg duruşmaları bu konuda emsal teşkil ediyormuş.

İlginç bir nokta olarak; Nürnberg'deki duruşmalarda kimse Hitler'i suçlamamış. 

*

Yazarın söylediğine göre savcının "şovmenlik merakı" varmış, ama hakim duruşmaların şova dönüşmesini engellemeye çalışmış.

*

Eichmann aleyhine yazılı delil pek yokmuş. 

Yahudilere yönelik fiiller için yazışma dilinde başka tabirler kullanılıyormuş. Örneğin "Öldürme" için "Nihai Çözüm"veya "tahliye"deniyormuş. 

Aleyhine konuşan tanıklar esasen Eichmann'ı hiç görmemiş, sadece yaşadıkları zulmü anlatmışlar.

İddia makamı savaş suçlularından biri olarak asılan Hans Frank'in günlüklerini sunmuş. Eichmann'ın avukatı Dr. Servatius bu günlüklerde Eichmann'ın adının hiç geçmediğini söyleyerek "Başka sorum yok." demiş. 

Filmlerden bildiğimiz havalı sahne. 

Avukatı Eichmann'ın iskeletlerin toplanması, kısırlaştırma, gazla öldürme gibi tıbbi meselelerden sorumlu tutulamayacağını söylemiş. Hakim "Sanırım gazla öldürmenin tıbbi bir mesele olduğunu söylerken diliniz sürçtü" diyince sf.69 avukatın cevabı şu olmuş: "Aslında tıbbi bir konuydu, çünkü bu operasyonlar doktorlar tarafından gerçekleştiriliyordu; öldürmeyle ilgili bir meseleydi ve öldürme de tıbbi bir meseledir." sf.69

*

Tanıklara "Neden karşı çıkmadınız?" "Neden trenlere bindiniz?", "Siz orada tam on beş bin kişiyken, başınızda sadece birkaç yüz muhafız vardı, neden ayaklanmadınız ya da saldırmadınız?" diye sorulmuş. sf.13

Şaka mısınız?

Hem mağdur olmuşum, ölümden dönmüşüm, anamı babamı evladımı kaybetmişim, bir de üstüne bana hesap soruluyor niye karşı çıkmadın diye. 

Yazar buna cevap olarak karşı çıkan Yahudilerinin başına gelenleri örnek vermiş:

"Mahkeme bu gaddarca ve aptalca soruya yanıt alamadı ama, birkaç dakikasını ayırıp Hollanda Yahudilerinin başına gelenleri hatırlamaya çalışan herhangi biri sorunun yanıtını çok rahat bulabilirdi. Bu insanların 1941 yılında, Amsterdam'ın eski Yahudi mahallesinde, Alman güvenlik güçlerinden bir polis müfrezesine saldırmaya cüret etmelerine misilleme olarak 430 Yahudi tutuklandı ve önce Buchenwald daha sonra da Avusturya'daki Mauthausen toplama kampında kelimenin tam anlamıyla ölümüne işkence gördü. Tek tek hepsi aylar boyunca ölüp ölüp dirildi, Auschwitz ve hatta Riga ya da Minsk'teki kardeşlerine imrenecek duruma geldi." sf.13

*

Hitler döneminde Almanya'daki 11.500 hakimden 5000'inin Hitler rejiminin mahkemelerinde görev aldığı tahmin ediliyormuş. Sonra adli sistemde temizlik yapılmış.

Yine de temizliğe rağmen yazarın dediğine göre Alman mahkemeleri Nazi katliamcılarına "hoşgörülü" davranmış. sf.19

Çünkü devlet kademelerine getirilenlerin "karanlık bir Nazi geçmişi olmamasına" çok da özen gösterilmemiş. 

O dönem "Almanya'da kriminal faaliyetlere ve muamelelere karışmayan tek bir Örgüt veya kamu kuruluşu yoktu." sf.154 diye anlatıyor yazar.

Adli sistemin tarafsız olmasının ne kadar hayati derecede önemli olduğunu anlamak için kaç yıl, kaç devir, kaç nesil, kaç örnek geçmesi gerekiyor acaba?

*

Eichmann savunmasında Yahudilerin öldürülmesiyle ilgisi olmadığını, hayatı boyunca kimseyi öldürmediğini, öldürme emri de vermediğini,  dönemin Nazi hukuk sistemine göre yanlış bir şey yapmadığını, fiillerin devletçe işlendiğini, kendisinin üstlerine itaat ettiğini, itaat etmekle yükümlü olduğunu söylemiş. Emir kuluyum demiş yani kısaca. 

Bu onu kurtarmaya yetmiyor. İdam ediliyor.

Bizim kanunumuzda da vardır, "Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur." (Türk Ceza Kanunu m.24/3)

Eichmann görevini yapmasaydı üstleri tarafından öldürülür müydü? Bunu sorgulamış mahkeme. Cevap hayırmış. SS'ten ayrılanlara, istifa edenlere bir yaptırım yokmuş, belki disiplin cezası. 

Peki suçun sonuçlarını azaltmak için elinden geleni yapmış mı? Hafifletici neden olabilir diye bu soru da soruluyor. Bu da hayır. 

Etrafındaki insanlar mafya, gangster olmadığı, büyük büyük(!) insanlar olduğu için yaptıklarının yanlış olabileceğini düşünmemiş Eichmann.

*

Psikolojik durumu da değerlendirilmiş. Normal raporu verilmiş. 

"Genel itibariyle psikolojik durumunun, eşine ve çocuklarına, annesine ve babasına, kardeşlerine ve arkadaşlarına karşı tavrının normal olduğu,hatta insanların çok hoşuna gittiği" sf.27 
belirtilmiş psikiyatristler tarafından.

Gerçekten de Eichmann Yahudilerden nefret etmiyormuş, antisemitist değilmiş, beyni de yıkanmamış, kişisel olarak Yahudilerle bir alıp veremediği yokmuş.

Çalıştığı işlerde dikiş tutturamayan Eichmann'a bir gün "Neden SS'e katılmıyorsun?" diye sormuşlar. O da "Neden olmasın?" demiş. 

"İşte aynen böyle olmuştu, her şey bundan ibaretti." sf.35

*

Yazarın dediğine göre Eichmann empati yoksunu.

"Eichmann'ın karakterini belirleyen asıl kusur, herhangi bir meseleye başkasının gözünden bakma konusunda bu kadar beceriksiz olmasıydı." sf.49

Olayları kendince haklılaştırıyormuş. 

"Katiller, 'İnsanlara ne korkunç şeyler yaptım!' demek yerine 'Görevlerimi yerine getirirken ne korkunç şeyler görmek zorunda kaldım, bu görevin omuzlarıma yüklediği yük nasıl da ağır diyebiliyorlardı." sf.104

Gerçeklikten kopmuş Eichmann. Bu durumu gerçekten kötü olmaktan daha tehlikeli buluyor yazar:

"Gerçeklikten bu kadar uzak ve bu kadar fikirsiz olmak, belki de insanın bünyesinde bulunan bütün şeytani içgüdülerin vereceği zarardan daha büyük bir yıkıma yol açabilir." sf.273

Eichmann dönemin politik rüzgarına kendini kaptırmış gibi gözüküyor, o dönem Alman toplumunun çoğunluğunun olduğu gibi.

"Eichmann'ın zihniyetine artık iyice kök salmış olan aptallık"sf.54 diyor yazar bu duruma.

Doğrudur, politik rüzgar insanların iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayırt edemez hale gelmesine sebep olabilir.

Eichmann duruşmalarda hep klişe konuşuyor, hatta böbürleniyormuş. Yazar Eichmann'ın hali ve tavrına çok şaşırmış, bunu sık sık dile getiriyor.

"Eichmann'ı ciddiye almak gerekiyordu, ama bu adamı ciddiye almak çok zordu." sf.55

Gerçekleştirilen fiiller korkunç, ama bu fiilleri gerçekleştiren tip komik olduğu için aslında Eichmann çok akıllı, cin gibi diyenler olmuş ama "Eichmann'ın böyle biri olmadığı ortadaydı." sf.55 diyor yazar.

"Savcı ne kadar uğraşırsa uğraşsın, bu adamın 'canavar' olmadığı ortadaydı, ama soytarı olmadığından kuşkulanmamak elde değildi." sf.56

Savunmasında Kant'ın ahlak felsefesine de girmiş ama yazarın dediğine göre çok yanlış anlamış, "tam bir rezaletti,üstelik bu duruma akıl erdirmek neredeyse imkansızdı." sf.133

Hafızası da iyi değilmiş Eichmann'ın. Sadece kariyeri ile ilgili şeyleri hatırlıyormuş. 

"Eichmann'ın kötü hafızası, bütün nesnel gerçeklerden bile daha beterdi." sf.64

Yazar, Eichmann'ı baya gömüyor kitapta:

 "pek de parlak olmayan zihinsel yetisi"  sf.132

"Pek zeki sayılmasa da, sözünü etmeye değecek bir eğitimi olmasa da..." sf.146

Gerek hakimler, gerek izleyiciler, Eichmann'ın vicdanını sorguluyor, ama yazarın da vurguladığı şey, ortada vicdan meselesi olmadığı. Adam tam bir içtenlikle ben ne yapmışım ki kafasında. 

Aptal değildi de fikirsizdi diyor yazar.

Kitabın adı "Kötülüğün Sıradanlığı" da buradan geliyor.

"Terfi etmek için gösterdiği olağanüstü gayreti bir yana bırakırsak, onu harekete geçiren hemen hemen hiçbir şey yoktu. Bu gayret de kendi başına kriminal değildi elbette; bir üstünün yerine geçmek için asla onu öldürmeye kalkmazdı. Eichmann sadece, gündelik dilde söyleyecek olursak, ne yaptığını hiç fark etmemişti." sf.272


*

"Nazi Subayının Paradoksu Spinoza Problemi" kitabında Nazi Partisi’nin ideoloğu Alfred Rosenberg anlatılıyor.  O da Eichmann ile benzer şekilde davranıyor yargılanırken. Hatta seviniyor bile kendisini de önemli bulup yargıladıkları için.

Bkz: Nazi Subayının Paradoksu: https://birazkitap.blogspot.com/2019/01/nazi-subayinin-paradoksu-spinoza.html

*

Yusuf Yerkel ile başladım, onunla bitireyim. Yukarıdaki tivitine gelen tepkiler üzerine şu metni paylaştı Yerkel:

https://twitter.com/YusufYerkel/status/1269357112469131265

Özetle "bir anlık öfke" ile vatandaşa tekme atmış. 

Ve buna da tabii ki pek çok tepki geldi. Tepkiler genel olarak şunu söylüyordu:

https://twitter.com/Cemil_Marki/status/1269560561148334083
Yusuf Yerkel tam da kitapta anlatıldığı gibi, "Ben ne yapmışım ki? Ne kötülüğü? Kim kötülük?" diye düşünüyor sanırım. Kendi zihin dünyasında kendisini haklı çıkacak argümanları üretmiş. Bu argümanları, dış dünyada kabul görmeyince şaşırmış. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder