4 Eylül 2011 Pazar

CÜBBELİ AHMET HOCA GERÇEĞİ


CÜBBELİ AHMET HOCA GERÇEĞİ

Yazarı: Mustafa Şekeroğlu

Yayınevi: Destek Yayınevi

Basım Yılı: 1. Baskı - Mart 2010

Sayfa Sayısı: 196



İddia ettiği gibi ''gerçek'' namına birşey söylemeyen kitap sadece Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir takım ''şüphe''ler yaratıyor.


Cübbeli Ahmet Hoca'nın kasede alınan bazı vaazlarının dökümünü içeriyor kitap. Bu dökümü yaparken konuşmaları direkt olarak, aynen aktardığı için akıcı okumak çok mümkün olmuyor. Zira noktalama, imla vb yok, devrik cümle çok. Ama olsun en nihayetinde mal değiliz, anlıyoruz, sorun yok.

Özellikle 17 Ağustos 1999 depremi ile ilgili Hoca'nın söyledikleri üzerinde çok durulmuş. Hoca'nın, depremin merkez üssü olan Gölcük, Adapazarı gibi yerlerin fuhuş, zina, faiz gibi günahların kol kezdiği yerler olması nedeniyle bu afetle karşılaştığını söylemesi elbette şimşekleri üzerine çekti. Allah'ın kullarının günahlarından ötürü bazı cezaları ahirete bırakmayıp bu dünyada verdiğine ben de inanıyorum ama külliyen bir şehri, bir bölgeyi zan altında bırakmak, yekten onları günahkar olarak niteleyip adeta ''haketmişlerdi zaten''e getirmek gerçekten de maksadını aşan sözler olmuştu. Bunun yıllar sonra farkına varan Hoca, '' Her doğru her zaman söylenmez'' diyerek kendince özür dilemişti.

Depreme ilişkin bu kaset, o dönemki Arena programında da gündeme gelmiş, Uğur Dündar kasetten bazı kısımları, kendi yorumlarını da katarak '' Vurun Cübbeli'ye'', '' İrtica geliyor.'', ''Şeriat geliyor'' çığırtkanlığı yapmıştı.

Kitapta en çok üzerinde durulan diğer konu yılbaşı ile Ramazan'ın ilk gününün aynı zamana denk geldiği dönemde hocanın söyledikleri. Müslümanların o mübarek gecede yılbaşı kutlamamalarını, bol bol dua etmelerini salık veren konuşmaları yazar tarafından laiklik karşıtı olarak değerlendirilmiş.

Aslında yılbaşı kutlamalarını ben de çok anlamlı bulduğumu söyleyemem. Tamam bizim kutladığımız Noel değil, eski yıl bitti, hoşgeldi yeni yıl gibi naif bir bakış açımız var ama yine de yılbaşı kutlamanın bizim geleneklerimizde yeri olmadığı, tamamen Batı kaynaklı, hatta özentice olduğunu düşünüyorum. Ama Cübbeli Hoca gibi de sert ve keskin bir tutumum yok. Kutlayan kutlasın, banane.

Aslında Hoca'nın kızdığı da tam olarak bu bananeci tutum. Bir Müslüman olarak, diğer Müslümanları da uyarmamız, onlara da telkinlerde bulunmamız gerektiğini söylüyor.

Medya, Cübbeli Ahmet Hoca'yı 1997 yılında, kaçak külliye haberi ile tanımış. İçinde Hoca'nın da bulunduğu Fath Hak ve Hizmet Vakfı tarafından Beykoz Çavuşbaşı köyünde bir külliye yapımına başlanır. Ama inşaat alanının Hazine'ye ait olduğu ortaya çıkınca soruşturmalar, tutuklamalar söz konusu olur. En nihayetinde büyük ölçüde inşaatı tamamlanan binanın devlete bırakılmasına karar verilir. Fakat külliye civarındaki villalar yıkılır.

Benim Cübbeli Ahmet Hoca'yı tanımam Fatih Altaylı'nın sunduğu Teke Tek programına katılmasıyla olmuştu. Kitapta hocanın bu programa çıkması, sorulara verdiği cevaplar da yer alıyor. İsmailağa cemaatinin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun icazetiyle programa çıktığını belirten Hoca, gayet başarılı bir performans sergilemişti. Hatta daha sonra aynı programa ikinci kez de katılmıştı.
Ondan sonra da özellikle de Ramazan ayında aranan bir yüz oldu. Ben şahsen bu Ramazan sırf Cübbeli Ahmet Hoca'nın söylediklerini dinlemek için normalde hiç bakmadığım bir kanal olan flash tv'yi izlemiştim.

Bu arada Hoca'nın Cübbeli lakabı da birden fazla Ahmet'ten kendisini ayırtetmek için küçükken takılmış. Küçüklüğünden beri cübbe giyermiş kendisi.


7 yorum:

  1. kardesim siz hic allahtan korkmazmisin kuran da da dedigi gibi size bir fasik haber getirdigi zaman iyice arastirin boyle ehkli sunnet adamina yaptiginiz bu iftiralar allah c.c. tarafindan elbette bir gun cezalandirilacak allah hepinizi islah eder insallah

    YanıtlaSil
  2. Ben Cübbeli Ahmet Hoca'yı tanımam. Kendisini yalnızca Fatih Altaylı'nın sunduğu Teketek'te ve Flash tv'deki Ramazan programlarından biliyorum. Hakkında yazılmış kitapları ilgiyle okurum. Ki henüz bir tanesine denk geldim. O da bu.
    Bu kitap, Hoca'yı tenkit etmek, onu ''laiklik karşıtı, dini kullanarak haksız kazanç elde etmeye çalışan'' biri olarak göstermeye çalışmış ama elinde bunu kanıtlayacak ciddi argümanlar yok.Belki iftira, belki doğru. Bilmiyorum.Ben sadece kitabı anlattım. Ben Hoca'ya karşı gayet nötr bir insanım.Onunla ilgili önerdiğin bir kitap varsa da tavsiye etmeni rica ederim. İlgiyle okur, burada da bahsederim.

    YanıtlaSil
  3. cübbeli ahmet hoca çok değerli bir hocamızdır. Ve islami tebliğde yapmış olduğu hizmetler çoktur. allah razı olsun hocamızdan inşaallah. Benim anlamadığım birşey var burada insanlar neden birbirlerini sürekli kötülüyor ve neden insanı bilmeden yargılıyor buda işin bir başka kısmı tabi.
    ama diyeceğim şudur ki: kim olursa olsun dilinden allah kelimesi çıkıyorsa kimsenin haddine değildir ki onun hakkında saçma sapan şeyler söylesin, allah muhafaza bunun ahiretteki cezası çetin olur. Bana göre cübbeli ahmet hoca çok iyi biri ve ehli sünnet alimi....
    Birde gelelim diğer bir hususa : allah mealen buyuruyor ki: onları yüzü nurludur: Ben hocamıza bakınca bir aydınlık , şefkat, merhamet ve hizmetine dair çok şey görüyorum....
    ALLAH YOLUNUZU AÇIK ETSİN HOCAM:::

    YanıtlaSil
  4. Siz kitabı okumuşsunuz ama farklı gözle okumuşsunuz...Yazarın Cübbeli Hoca'yı "Laiklik karşıtı, dini kullanarak haksız kazanç elde etmeye çalışan" biri olarak gösterdiğinizi anlatıyorsunuz..Bence olay öyle değil. Kitap Cübbeli'nin çocukluğundan, başlanarak , sıkıntılara nasıl girdiğini ve kendisine nasıl tuzaklar hazırlandığını gözler önüne seriyor. Kitap da yer alan vaazlar tamamen polis soruşturmasında "suçlu" ilan edilen vaazlarıdır..Kitap da bu vaazları o dönem suçlu gözüyle bakarak, Cübbeli Hoca'nın tutuklanması için komik çalışmalar ve soruşturmalar yaptığını farketmeniz gerekirdi. Beykoz'daki Külliye ve Gölcükteki vaazlar yüzünden, emniyet güçlerinin (Polis, Jandarma vb) yaptığı ilginç soruşturmayı görüyoruz. Polis, Cübbeli hocayı suçlu bulmak için, bir camide , müftinin ifadesini alıyor . Polis müftiye "Hocanın ,Mahmut Ustaosmanoğlu'yu övüyormu. Bahsediyormu " diye bu kadar gülünç sorular soruyor. Sanki Mahmut Hoca, aranan azılı bir suçlu..Cübbeli Hoca'nın tutuklanmasında basının önemli rol aldığını farketmemişsiniz..
    Polis basını çok güzel kullandığını kitapda farkettim.. Polis, Cübbeli Hocayı gözaltına almadan önce kasetleri Ûğur Dündar"a ulaştırıyor. Uğur Dündar haber yaparak Hürriyet Gazetesinde manşet ve Arena'da "Vurun Cübbeli'ye'', '' İrtica geliyor.'', ''Şeriat geliyor'' çığırtkanlık yaparak hocanın gözaltına alınmasında büyük etken olmuştur. Öyle dediğiniz gibi hocanın "Laiklik" düşmanı gibi gösterilmiyor. Hocaya düzenlenen operasyonların perde arkasını anlatmış yazar...
    ı

    YanıtlaSil
  5. Adnan Oktar, yani Cübbeli Ahmet Hoca'yı sevmeyen ve onu yerden yere vuran bu kişide bir röportajında yazarın kitabında Cübbeli Hocayı övdüğünü söylemiş..Sende yazar hocayı "Laik" düşmanı olarak gördüğünü belirtiyorsun....
    Adnan Hoca;
    "Mustafa Şekeroğlu, Cübbeli Ahmet ile ilgili bir kitap yazmış, Ahmet Hoca gerçeği diye. Evet, benim bildiğim Habertürk’ün muhabiri bu çocuk, bu genç. Onu öven bir eser hazırlamış. İyi, eline sağlık, güzel. Bizim kimseye karşı bir öfkemiz yok. Fakat anormal olan İslam’a, dine zarar verirse bir insan, fikren mücadele ederim, anlatırım. Yoksa şahsı ile benim bir şeyim yok." ...
    ....Sende farklı diyorsun Adnan Hoca'da farklı..Bende farklıgörmüşüm kitabı..

    YanıtlaSil
  6. Kitapta yazarın kendi yorumu çok az. Var olan o yorumlarda da ben Hoca'yı yeren bir hava sezinlemiştim.

    Onun dışında yazarın yorum katmadığı, Hoca'nın hayatı, başından geçen soruşturma, konuşmaları gibi kısımlar Hoca'nın aleyhinde değil ama o dönem itibariyle bunlar aleyhe kullanılmak istenmiş. Yazar da bu görüşteymiş gibi algılamıştım ben.

    YanıtlaSil
  7. http://www.movshare.net/video/3c9ythe7mjsvk

    YanıtlaSil