26 Temmuz 2010 Pazartesi

ÜMİT BURCU




ÜMİT BURCU


Yazarı: M.Fethullah Gülen


Yayınevi: Gazeteciler Ve Yazarlar Vakfı Yayınları


Basım Yılı:2. Baskı - Eylül 2005


Sayfa Sayısı: 384



Okuduğum ilk Fethullah Gülen kitabı.


Kitabın sağ alt köşesinde ''Kırık Testi 4'' yazıyor. Anladığım kadarıyla böyle Kırık Testi adında bir seri var. Bu da bu serinin 4.kitabı.


Kitabın içeriğine gelirsek,bir kere samimi değil. Dünya nimetleri değil, Allah rızasını isteyin. Her işi allah için yapın, gibi telkinler var. Ama bunu söyleyenin dünyalığını yapmış bir insan olmasını samimi bulmuyorum. E herhalde sen Allah rızası için yapacaksın. İnsan neye ihtiyacı varsa onu diler duasında.


İslamiyet iyi, hoş din de bir ümmet anlayışı, bir sorgusuz sualsiz buyruklara uyma anlayışı var ki sevmiyorum bunu. ''Hep Allah Resulünü mülahazaya alma, sürekli onu düşünme, yapılan her işte onun sevgisini, kabulünü ve şefaatini kazanma gayreti içinde olma çok önemlidir.Mesela o misvak kullanmayı tavsiye buyurmuşsa, bana düşen,onun faydasına ve sıhhat açısından yararlarına bile bakmadan, sırf o kullandı ve tavsiye buyurdu diye müsvak kullanmaktır...''sf 87.


Neden sorgusuz sualsiz? Tamam, misvak kullanmanın belki bilimsel açıdan da faydaları vardır. Neden bunları öğrenmeyelim? Ya da belki yoktur. Korkulan bu mu? Tamam, peygamber sevgisini anlıyor ve saygı duyuyorum. onun yaptıklarını ve tavsiye ettiklerinin yapılmasını da anlıyorum. Ama neden sorgusuz sualsiz diye vurgulanıyor. Soru sorulmasından neden bu kadar çekiniliyor?


Ümmet anlayışına bir diğer örnek de şu satırlarda kendini gösteriyor. Bir hadise göre ''Allah ferman buyurdu: ...Hükümdarların, idarecilerin kalpleri benim elimdedir.Eğer kullarım bana itaat ederler, dinin gereğini yerine getirirlerse idarecilerinin kalplerini onlara karşı şefkat ve merhamet duygularıyla doldururum. Fakat eğer kullar bana isyan eder, dinden yüz çevirirlerse hükümdarlarının kalplerinionlar hakkında öfke, hiddet ve kine sevkederim de onlara azabın en acılarını tattırırlar.Öyleyse, idarecilerinize beddualar ederek kendinizi oyalamayın; zikir, dua ve yakarışlarla mamur ettiğiniz gönüllerinizle bana yönelin ki ben de zalim idarecilerinizin hakkından geleyim.'' sf 55-56


Kabul edilemez ya da hadi o kadar sert girmeyeyim ama anlaşılması çok güç olan şu ifade mesela ''Vacib bir vazife yoksa, sokakta niye dolaşıyorsunuz?'' sf 128


Cevap veriyorum: Hava almak için, evde canım sıkıldığı için, biraz yürüyüş yapmak için...Bunlar vacib bir vazife sayılıyor mu acaba?


Fethullah gülen, yine anlaşılmaz bulduğum bir şekilde, fakirliği özendiriyor. ''...Hatta insan, bazı harikulade ihsanlara mazhar olduğu zaman, ahirete ait nimetler dünyada, fani bir surette verildiğinden dolayı üzüntü duymalıdır.'' sf 304


İslamiyet fakirliği yüceltiyor mu? Halbuki Hz. Süleyman'ın çok zengin olduğunu ve de daha da zengin olmak için dua etitğini okumuştum bir yerde. Hem dünya nimeti, hem ahiret güzellikleri birarada istenemez mi yani?


Fethullah Gülen, Fatih Sultan Mehmet 'in mehdi olduğunu düşünüyor. ''Dünyanın bizans cebri ve zulmüyle inlediği bir dönemde bir sulh, sükun ve huzur devleti tesis etmiş...Bu tam mehdi'ye göre bir iş.Fakat biri dese ki ,ben Fatih'in mehdi olduğunu katiyen kabul etmiyorum,bunu söyleyen insan yine mümindir,dinden çıkmış olmaz; zira onun mehdiliği yoruma açıktır.'' sf 44-45.


Sonuç olarak, hoşgörü ve diyalog temelli bir dünya görüşü olduğunu savunan, İslamiyet'in güzelliklerini yayma çabasında olan bir akımın başkahramanı için kendisinden beklenen hoşgörüye çok da yakışmayan, hatta sert bile demekten çekinmeyeceğim bir kitap.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder